Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçesi Yeniden Düzenlenmelidir

Posted: 23 Nov 2021 03:30 AM PST

Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçesi. Türk Tabipler Birliği, Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçesinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini açıkladı.

TTB konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı

Bütçe 1 Trilyon 449 Milyar TL

Haziran 2018 genel seçimleri sonrasında uygulamaya giren partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte, Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan bütçe önerilerinin dördüncüsü, "2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi", 15 Ekim 2021 tarihinde TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Bütçe teklifinde gelir olarak, 1 trilyon 449 milyar TL gösterilmesine karşın, giderlerin toplamı 1 trilyon 751 milyar TL. Cumhurbaşkanlığı'nın bütçe teklifinde giderler gelirden 302 milyar TL daha fazla. Başka bir ifadeyle, 2022 bütçe teklifinde açık, bütçe gelirinin %20'sinin üzerinde. Cumhurbaşkanlığı dördüncü defadır denk bütçe hazırlayamıyor. Yanlış anlaşılmasın, bütçe gelirleri hiçbir zaman giderlerden daha fazla olmuyor. Tam tersine giderler her zaman gelirlerden daha fazla oluyor. Çünkü alınması gerekenlerden alınmıyor.

Sağlık Bakanlığı 2022 Bütçesini Reddediyoruz

Holdinglerden, şirketlerden alınmakta olan kurumlar vergisinin oranı 90'lı yıllarda %46 iken AKP hükümetleri döneminde hızla azaltılarak, bugün için %22'ye çekilmiştir. Bunun bir sonucu olarak, Cumhurbaşkanlığı 2022 bütçe gelirlerinin 1 trilyon 430 milyar TL'sini (%98,7) vergi gelirlerinden bunun da yalnızca 183,1 milyar TL'sini (%12,8) kurumlar vergisi olarak sağlamayı teklif etmektedir. Yanı sıra, gelir vergisi başta olmak üzere doğrudan vergilerle ve dolaylı vergilerle bütçe gelirlerinin yaklaşık %85'i doğrudan asgari ücretlilerden, işçilerden, memurlardan, küçük esnaftan, köylüden, küçük çiftçiden vb. dar gelirlilerden, yoksulardan alınması planlanmaktadır. Başka bir ifadeyle, Cumhurbaşkanlığı 2022 bütçe gelirlerini çok kazanandan az, az kazanandan çok vergi alarak sağlamayı teklif etmektedir. Eşitsizlikleri, yoksulluğu daha da artıracak bu teklif kabul edilemez, adil değildir. Reddediyoruz. Bütçe gelirleri başta kârdan, ranttan, faizden olmak üzere gelirlerden sağlanmalı, KDV, ÖTV vb. dolaylı vergiler kaldırılmalıdır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak adil bir bütçe teklifi hazırlanmalıdır.

Kamu Hizmetlerinde Kısıtlama Daha Da Artacaktır

Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanmış olan 2022 yılı bütçe teklifi bir önceki yılın bütçesine göre, TL bazında %30,1'lik bir artış içeriyor görünse de Merkez Bankası'nın 19 Kasım 2021 tarihli dolar kuruna göre %1,2'lik bir eksilme içermektedir. Henüz teklif aşamasında yaşanan bu eksiltme 2022 yılı içinde başta sabit gelirliler, işsizle, esnaf ve yoksullar olmak üzere, geniş toplum kesimleri için önemli bir sorun kaynağı olacaktır. Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı için 160 milyar 184 milyon 44 bin dolarlık bir bütçe önermiş olmasına karşın, 2022 yılı için 158 milyar 27 milyon 44 bin dolarlık bir bütçe önermektedir. Son altı ay içinde cumhurbaşkanının hemen her faiz açıklaması sonrası yeni zirvelere ulaşan döviz kurundaki gelişmeler dikkate alındığında, azalma daha da belirginleşecektir. Bu durum, yoksullaşmayı ve kamu hizmetlerinde kısıtlanmaları daha da artıracaktır. Kabul etmiyoruz. Bütçe gelirleri kurumlar vergisinde sağlanacak artışla artırılmalıdır.

Sarf Malzemesi Dövize Dayalı !!!

Merkezi Yönetim Bütçesi içinde Sağlık Bakanlığı bütçesinin payı, yıllar içinde büyük bir değişiklik göstermemektedir. Son üç yılın merkezi yönetim bütçe teklifi incelendiğinde, genel bütçenin 2020 yılında %5,27'si, 2021 yılında %5,77'si ve 2022 yılında da %6,63'ü (116 milyar 37 milyon TL) Sağlık Bakanlığı bütçesinin başlangıç ödeneği olarak teklif edilmiştir. Sağlık Bakanlığı bütçesi başlangıç ödeneği, TL bazında bir önceki yıla göre 2020 yılında yaklaşık %22'lik, 2021 yılında yaklaşık %32'lik ve 2022 yılında da yaklaşık %50'lik artış içermektedir. Bununla birlikte, Sağlık Bakanlığı'nın teknoloji ve sarf malzemesi giderlerinin büyük bir bölümü ile şehir hastanelerinden hizmet satın alma ve kira bedeli tamamen dövize dayalı olduğundan, TL'de yaşanan değer kaybı (devalüasyon) dikkate alındığında, söz konusu artışın başka bir boyutu ortaya çıkmaktadır. Buna göre, 2022 yılında bir önceki yıla göre artış %50 değil, şimdilik kaydı ile dolar bazında %13,6, avro bazında da %16,8'dir.

Sağlık Bakanlığı bütçesinin yurttaşların tümüne "eşit" olarak bölüştürüldüğü kabulüyle ve göçmenler ile mülteciler de bunun dışında tutulduğunda bile 2022 yılı boyunca kişi başına TL bazında 1.352,4 TL, dolar bazında 122,2 dolar ve avro bazında da yalnızca 108 avro ayrıldığı görülmektedir. Bakanlık bütçesinden çalışan gideri ve sosyal güvenlik kurumlarına devlet pirimi gideri çıkartıldığında, kalan 66 milyar 780 milyon 913 TL üzerinden kişi başına bir yıl için 778 TL'lik, 70 dolarlık ya da 62 avroluk bir sağlık hizmeti sağlanacağının Cumhurbaşkanlığı tarafından planlandığı ve teklif edilmekte olduğu ortaya çıkmaktadır. Yetmez. Sağlık Bakanlığı bütçesi göçmenler ve mülteciler de dikkate alınarak artırılmalıdır. Sağlık Bakanlığı 2022 yılı bütçesi, cumhurbaşkanlığı teklifinin üç katına çıkartılmalı, 350 milyar TL olmalıdır. Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM'ye sunulan Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçe Teklifi programlar ve ekonomik sınıflandırma düzeyinde incelendiğinde, sağlık hizmeti sunumu kapsamında iki ana programın varlığı görülmektedir. Bunlardan biri "koruyucu sağlık", diğeri "tedavi edici sağlık" programıdır. Sağlık Bakanlığı, 2022 yılı bütçesinde başlangıç ödeneğinin %33,4'ünün (38 milyar 728 milyon 653 bin TL) koruyucu sağlık programına, %66,6'sının da (38 milyar 728 milyon 653 bin TL) tedavi edici sağlık programına ayrıldığı görülmektedir.

Ayrılan Bütçe İki DOZ COVID-19 Aşı Bedeline Denk Geliyor Bu Toplumu Ölüme Mahküm Etmektir

Teklifte yer alan her iki ana program kapsamında, Sağlık Bakanlığı tarafından istihdam edilen çalışanlar için yapılacak maaş/ücret gideri ile sosyal güvenlik devlet primi gideri dışarıda tutulup hesaplama yapıldığında, Sağlık Bakanlığı 2022 yılı başlangıç ödeneğinde doğrudan koruyucu sağlık programı için ayrılan meblağın 28 milyar 718 milyon 587 bin TL'ye, doğrudan tedavi edici sağlık programı için de 37 milyar 74 milyon 615 bin TL harcanmasının planlandığı görülmektedir. Buna göre, Cumhurbaşkanlığı'nın Sağlık Bakanlığı bütçe teklifinde göçmen ve mülteciler dışarıda tutulduğunda, koruyucu sağlık hizmetleri için 2022 yılı boyunca yalnızca 334,70 TL, 30,25 dolar ya da 26,73 avro harcanma yapılmasının planlanmış olduğu ortaya çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da açıklandığı gibi, 2022 yılında COVID-19 pandemisiyle mücadelenin yoğunlaşarak devam etmesi öngörülmektedir. Neredeyse iki doz COVID-19 aşı bedeline denk gelen bu planlama toplumu önlenebilir bir hastalığa ve ölüme mahkûm etmek demektir. Kabul edilemez. Sağlık Bakanlığı bütçesinde koruyucu sağlık programına ayrılan meblağ en az 5 katına çıkartılmalıdır.

Şehir Hastaneleri İçin Yapılan Ödemeler Durdurulmalı

Sağlık Bakanlığı bütçe teklifinde halen hizmet sunmakta olan şehir hastanelerine, 2022 yılı itibarıyla, tedavi edici sağlık programı kapsamında hizmet alımı için 7 milyar 473 milyon TL, yatırım kullanım (kira) bedeli ve zorunlu hizmetler karşılığı olarak da 14 milyar 91 milyon 904 bin TL olmak üzere, toplam 21 milyar 564 milyon 904 bin TL ödenmesinin planlandığı görülmektedir. Söz konusu bedel, Sağlık Bakanlığı'nın tedavi edici sağlık programına ayrılan toplam bedelin %28,9'unu, çalışan ücreti ile sosyal güvenlik kurumuna devlet pirimi giderinin çıkartılması sonrasında kalan tedavi edici sağlık programı toplam bedelinin ise %58,2'sini oluşturmaktadır. Kabul edilemez. Şehir hastaneleri için yapılan ödemeler durdurulmalı, yapılmış olan sözleşmeler hiçbir tazminat ödenmeden feshedilmeli, şehir hastaneleri devlet hastaneleri olmalıdır.

Şehir Hastaneleri Ödeneği Sağlık Bakanlığı’na Aktarılmalı

Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanmış olan "Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2019"daki en son verilere göre, bakanlık, 895 adet yataklı tedavi kurumuyla hizmet sunmaktadır. Bunlardan 10'unu şehir hastaneleri oluştururken, bakanlık bünyesindeki Sağlık Bilimleri Üniversitesi kapsamındaki eğitim ve araştırma hastaneleri, ağız ve diş sağlığı hastaneleri ile il ve ilçe devlet hastanelerinin toplam sayısı 885'dir. Sağlık Bakanlığı 2022 yılı bütçe teklifinde yer alan tedavi edici sağlık programı için ayrılmış bütçe kapsamında söz konusu 895 hastanenin giderlerinin karşılanması hedeflenmektedir. Tedavi edici sağlık programı bütçesinden şehir hastaneleri için şirketlere yapılacak ödemeler ile çalışanlar için yapılacak maaş/ücret gideri ve sosyal güvenlik devlet primi gideri çıkartıldığında arta kalan 15 milyar 509 milyon 711 bin TL ile 885 hastanede tedavi edici sağlık hizmetlerinin sunulması planlanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı'nın tedavi edici sağlık hizmetleri bütçe teklifi Sağlık Bakanlığı kurumları arasında önemli ayrımlar yaratmaktadır. Kabul edilemez. Şehir hastaneleri işletmecileri için ayrılan ödenek Sağlık Bakanlığı'nın diğer kurumlarına aktarılmalıdır. Bunların yanı sıra, bilindiği gibi Türkiye'de emek gücünü satarak yaşamak zorunda olanların tümü gibi hekimler ve sağlık emekçileri de AKP hükümetleri döneminde daha da yoksullaşmış ve geçinemez hale gelmiştir. Bütçe teklifinde hekimlerin maaş ve emekli aylığına etki edecek 7200 ek göstergenin uygulanması ve özel hizmet tazminat oranlarının yükseltilmesiyle maaşlarda en az %150 oranında artış yapmaya olanak verecek düzenleme yapılmalıdır. Aylık gelirde performans ücretinin payı %10-15'i geçmemelidir. Sağlık Bakanlığı bütçesinin hedefi şirketlere, yandaşlara kaynak aktarmak değil, sağlıklı toplum olmalıdır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

İtalyan Üniversiteleri Türk öğrenciler ile online buluşuyor

Posted: 23 Nov 2021 03:07 AM PST

33 seçkin İtalyan üniversitesi Study in Italy Days etkinliğinde 29 Kasım – 11 Aralık 2021 tarihleri arasında  Türk öğrencilerle  online buluşuyor. İlgili öğrencilere üniversite yetkilileri ile birebir görüşme ve dikkat çekici konularda sunumlara katılma imkanı sunan bu etkinliğe katılım randevu ile ücretsiz.

İtalyan üniversitelerinde İngilizce eğitim dilindeki programların çoğalması sonucu italya’da eğitime ilgi her geçen yıl artıyor. Eğitim kalitesi yüksek ve fiyatları uygun italyan üniversitelerinde Tasarım bölümlerinin yanı sıra artık Tıp, Mimarlık, Mühendislik, Psikoloji ve Ekonomi gibi fakülteler de Türk öğrenciler tarafından çok talep görüyor. Dünya sıralamalarında üst sıralarda olan Politecnico di Milano ve Politecnico di Milano ve Bocconi yetkilileri de bu görüşmelerde hazır bulunacak.

İtalyan Büyükelçiliği ve Konsolosluklarınca desteklenen Study in Italy Days etkinliğinde öğrenciler İtalyan üniversiteleri yetkilileri ile birebir görüşebilecek ve Firenze danışmanlarının yardımı ile hayallerindeki üniversitelerde eğitim alabilecekler.

1995 yılından itibaren İtalyan üniversitelerinin Kayıt Ofisi ve Sınav merkezi olarak hizmet veren Firenze Yurtdışı Eğitim tarafından organize edilen etkinlikte İtalya’da okumak isteyen öğrenciler www.studyinitalydays.com sayfasında katılımcı üniversiteler ve bölümleri  inceleyerek randevu alabilir

STUDY IN ITALY Days 2021 Katılımcı üniversiteler

Politecnico di Milano
Politecnico di Torino
Università Bocconi
Università degli Studi di Bologna
Sapienza – Università di Roma
Università degli Studi di Padova
Università degli Studi di Pavia
Università Cattolica del Sacro Cuore
Università LUISS
Università degli Studi di Milano
Università degli Studi di Milano-Bicocca
Università IUAV Venezia
Università Ca Foscari di Venezia
istituto marangoni
NABA – Nuova Accademia di Belle Arti
Domus Academy
IED – Istituto Europeo di Design
Accademia Italiana
RUFA – Rome University of Fine Arts
Humanitas University
Università Campus Bio-Medico
Università IULM
Università LUMSA
Università degli Studi di Trento
Università degli Studi di Messina
Università degli Studi di Siena
Università degli Studi di Pisa
Università degli Studi di Genova
Università degli Studi di Bergamo
Università degli Studi dell'Insubria
Università degli Studi di Macerata
Università degli Studi di Modena Reggio Emilia
Rome Business School

Pandemi Döneminde Paletlerde Antibakteriyel Özellik Öne Çıkıyor

Posted: 23 Nov 2021 02:51 AM PST

Perakende sektörü başta olmak üzere, seramik, mermer, kimya ve cam sektörlerinde kullanılan antibakteriyel özellikli EPAL paletlerin kullanımı pandemi döneminde daha da öne çıktı. Euro palet üreticisi EPAL, açık Euro palet değiş­tirme havuzunu ve değiştirilebilir paletlerin kalite güvencesini düzenleyen Avrupa'daki tek aktif palet kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor.Uluslararası tescilli EPAL markası, palet kullanımında özellikle lojistikte tercih ediliyor.

Pandemi sürecinin başlangıcından beri ticari faaliyetler ve iletişim şekli değişikliğe uğradı. Buna bağlı olarak ihti­yaçlarımız da şekillendi. Bakteri ve mikroplar temas yoluyla yüzeylerden, insanlardan ve diğer canlılardan bula­şıyor. EPAL paletlerin antibakteriyel olmasının bu noktada oldukça önemli olduğu bildiriliyor.

Testlerden Geçti

Dresden Ahşap Teknoloji Enstitüsü, EPAL Euro palet ve H1 plastik paletlerin mikrobiyal özelliklerini belirlemek için bir dizi laboratuvar testi yaptı ve inceleme­ler gerçekleştirdi. Buna göre, EPAL Euro Paletlerin, H1 plastik paletlere göre 13 kattan daha fazla antibakteriyel özelliğe sahip olduğu gözlemlendi. Bu araştırmalara göre, doğru ve düzenli temizlik koşuluyla yalnızca H1 plastik paletlerin değil, ahşap paletler üzerindeki bakteri ve mantarların da etkili şekilde yok edilebileceğinin kanıtlandığı ifade ediliyor.Prensip olarak bakteriler plastiğe nazaran ahşapta daha az hayatta kalır. Kullanılmış plastik paletlerin yüzeyindeki aşınmanın neden olduğu pürüzlü bölümlerin, bakteri üremesi için ideal bir alt tabaka sağladığını da belirten çalışmanın sonuçları; ahşabın, nicel olarak mikro organizmaların yayılmasını önleyen bazı doğal ve hijyenik özellikleri olduğunu da gösteriyor.

Gıda Maddelerinde Tercih Ediliyor

Dresden Ahşap Teknoloji Enstitüsü'nün yaptığı çalış­mada, EPAL Euro Paletlerin mikrobik özellikleri H1 plastik paletlerle karşılaştırıldı. Araştırmanın sonucunda ahşap üzerindeki bakterilerin plastikte olduğu kadar hayatta kalamadığı gözler önüne serildi. Dolayısıyla, mikropların kolayca üreyebileceği gıda maddelerinin taşınmasında ahşap palet­lerin kullanılabileceği söyleniyor. Ahşap paletlerin antibakteriyel özellikleri, plastik paletlerde de geçerli olduğu gibi, gıda maddelerinin üretim, nakliye ve depolan­ması aşamalarında hijyen prosedürlerine sıkı bir şekilde uyulmasına, paletlerin düzenli olarak temizlenmesine ve kalitelerinin sürekli izlenmesine bağlı olarak değişiyor. EPAL paletlerin antibakteriyel özelliğe sahip olmasının zararlı mikroorganizmaların yapısında bozulmaya neden olarak çoğalmalarının önüne geçtiği ve yok olmalarını sağladığı ifade ediliyor. EPAL'e göre, gıda ürünlerinin taşınması için palet seçimi yapılırken, piyasadaki çeşitli palet tiplerinin hijyen özellikleri göz önünde bulundurul­malı.

Küresel pandemiyle birlikte lojistik faaliyetlerinde de steril bir ortam sağlanması günümüzde daha da önem kazandı. Perakende sektörü başta olmak üzere, seramik, mermer, kimya ve cam sektörlerinde kullanılan antibak­teriyel özellikli EPAL paletlerin, olası riskleri en aza indir­mek için efektif bir yol sunduğu belirtiliyor. EPAL'in açıklamalarına göre, antibakteriyel özellikli EPAL paletler, kullanım süreci boyunca özelliğini yitirmiyor ve defalarca kullanılabiliyor.

Ege Üniversitesi’ndeki Atanma Kriteri Hukuksuzluğuna Yargı Freni

Posted: 22 Nov 2021 11:30 PM PST

Ege Üniversitesi’ndeki Atanma Kriteri ! Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi'nin girişimiyle; 19.08.2020 tarihinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı internet sitesinde yayımlanan "Ege Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Kriterleri"nin 16. maddesinde yapılan değişikliğe dava açıldı. Mahkeme ilgili değişikliğin iptali kararını verdi.

Sendika tarafından yapılan açıklamada, ”

“İzmir 5. İdare Mahkemesi'nde görülen davada; "Uyuşmazlıkta, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, Yükseköğretim kurumları tarafından 2547 sayılı Kanun uyarınca münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıklar da göz önünde bulundurularak öğretim üyeliği kadrolarına atamalarda ek koşullar belirlenebileceği kuşkusuz olmakla birlikte belirlenecek ek koşulların objektif ve denetlenebilir nitelikte olması gerektiği, dava konusu edilen Ege Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atama Kriterlerine (2019-2020,2021-2022,2023) getirilen 16. madde hükmünde yer verilen adayların belirlenen kriterlerden yeni kurulan birimlerin kuruluşunu takip eden ilk üç (3) yıl kısmen muaf tutulabileceği düzenlemesinin ise objektif ve denetlenebilir mahiyette olmadığı, ucu açık ve sınırları belirsiz nitelikte bir düzenleme olduğu, 2547 sayılı Kanun'un ruhuna aykırı ve idareye keyfi davranma olanağı verebilecek mahiyette olduğu hususları dikkate alındığında dava konusu edilen düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır” denilerek iptal kararı verilmiştir” ifadelerine yer verildi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

KOAH Hastalığı Nedir ? COVID-19 Riski Ne Kadar ?

Posted: 22 Nov 2021 09:19 PM PST

KOAH hastalığı nedir

KOAH Hastalığı Nedir ?Türk Toraks Derneği tarafından yapılan açıklamada, KOAH varlığında yoğun bakım gerektiren ağır COVID-19 hastalığı riskinin 5 kat arttığı bildirildi.

Dernekten konuyla ilgili şu açıklama yapıldı

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığına Karşı Küresel  Girişim (GOLD) tarafından organize edilerek, 2002 yılından itibaren her yıl kasım ayının üçüncü çarşamba günü elliden fazla ülkede gerçekleştirilen Dünya KOAH günü etkinlikleri, toplumda hastalıkla  ilgili farkındalık  oluşturmak, yerel ve küresel çapta bir etki yaratmak için düzenlenmektedir.

Dünya KOAH Günü Temas ‘Sağlıklı Nefes , Sağlıklı Dünya’

Bu yıl 17 Kasım 2021'de gerçekleştirilecek olan Dünya KOAH Günü etkinliklerindeki amacımız, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de devam eden COVID-19 pandemisinden bağımsız olarak, KOAH nedeniyle toplumda sakatlık ve ölümlerin devam ettiğini vurgulamak olacaktır. KOAH hastaları pandemi sürecinde en kırılgan hasta gruplarından olduğu için, akciğer sağlığına odaklanmak önem taşımaktadır. Sağlıklı akciğerler ve sağlıklı nefes için dünyanın, insan sağlığı açısından daha iyi bir yer haline gelmesi gerekmektedir. Bu nedenle 2021 yılı Dünya KOAH Günü temamız "Sağlıklı Nefes, Sağlıklı Dünya" olarak belirlenmiştir. KOAH'tan korunmada en önemli yaklaşımlar sağlığın sosyal belirleyicilerinin iyileştirilmesi, soluduğumuz havanın kalitesinin iyileştirilmesi, sağlıklı beslenme, egzersiz ve aşılanmadır. Tüm KOAH hastaları COVID ve influenza (grip) aşılarını yaptırmalı, pnömokok (zatürre) ve DBT (karma aşı) aşıları için doktorlarından bilgi almalıdırlar.

KOAH Gelişimi

KOAH [Kronik (Müzmin) Obstrüktif (Tıkayıcı) Akciğer Hastalığı] genellikle zararlı toz ve gaz maruziyeti ve/veya yetersiz akciğer gelişimine neden olan faktörlerin etkisiyle ortaya çıkar. Hava yolları ve/veya hava keseciklerinde gelişen yapısal bozukluklar sonucu, kalıcı solunumsal yakınmalarla birlikte nefes alıp vermede zorluk ile karakterize, yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Eşlik eden hastalıklar ve alevlenmeler hastalığın seyrini kötü yönde etkilemektedir. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü her türlü tütün dumanına (sigara, nargile, puro, elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri gibi) maruziyettir. Pasif olarak tütün dumanına maruziyet de KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır.  Akciğer gelişiminde yetersizlik ile ilişkili hasta faktörleri (düşük doğum ağırlığı, çocuklukta sık geçirilen solunum yolu infeksiyonları), sağlığın sosyal belirleyicileri olarak bilinen birey ve toplumun sağlık durumlarını etkileyen ekonomik ve  sosyal değişkenler, iç ortam hava kirliliği de diğer risk faktörlerindendir.

KOAH’ta En Sık Görülen Şikayetler

KOAH'ta en sık görülen yakınmalar öksürük, balgam, nefes darlığı ve bazı olgularda yorgunluk hissidir. KOAH’ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan "nefes ölçüm testi" ile kolayca konulabilir. KOAH tanısı konulan kişilerin tütün ve tütün ürünlerinin kullanımını bırakmaları, zararlı toz ve gaz içeren ortamlardan, hava kirliliğinden uzak durmaları, sağlıklı beslenmeleri ve günlük egzersiz yapmaları gereklidir. KOAH hastalarının grip ve zatürre aşılarını yaptırması ve nefes yoluyla alınan ilaçlarını düzenli olarak kullanması gerekir.Bu tedavilerin yanı sıra hastaların sağlıklı beslenmeleri, fiziksel aktivitelerini yapmaları ve gerektiğinde akciğer rehabilitasyonu hizmetlerinden faydalanılması günlük yaşamlarının daha kaliteli hale gelmesini sağlar.

KOAH ve COVID-19 İlişkisi

Türkiye'de ilk COVID-19 vakası bildirildikten sonra pandemi sürecinde  kronik solunum hastaları da olumsuz etkilenmiştir. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl içinde KOAH hastalarının izole olmaları, hava kirliliğinin azalması, pandemiye yönelik uygulanan önlemler sayesinde COVID-19 hastaları arasında KOAH sıklığının diğer kronik hastalıklar kadar fazla olmadığı görülmüştür. KOAH varlığında yoğun bakım gerektiren ağır COVID-19 hastalığı riskinin 5 kat arttığı bildirilmiştir. KOAH hastalarında temel hedef, hastaların pandemi öncesinde kullanılan KOAH ilaçlarına aynı şekilde devam etmesi sağlanarak  stabil halde tutabilmektir. Evde solunum cihazı ve oksijen tedavilerine önceden olduğu gibi devam edilmelidir.  KOAH hastası olan ve COVID-19 enfeksiyonu gelişen  hastalarda KOAH alevlenmesi  diğer viral enfeksiyonlarla benzerlik göstermektedir. Bu nedenle, doğru tanı gereklidir ve mümkün olduğunca ayırıcı tanı mutlaka yapılmalıdır.

Yapılan çalışmalarda, pandemi nedeniyle yüz yüze klinik ziyaretlerin azaldığı tespit edilmiş, aynı şekilde pulmoner rehabilitasyon programlarının kesintiye uğradığı gözlenmiştir. KOAH hastaları alevlenme dönemlerini evde geçirmeyi tercih etmişlerdir. Bu süreçler için tele sağlık "uzaktan ya da online" sağlık uygulamaları geliştirilerek KOAH hastaları desteklenmektedir.

Toraks Derneği Hakkında Daha Fazla Bilgi İçin Tıklayın !  

TorakS Derneği, ‘Sağlıklı Nefes, Sağlıklı Dünya için’ yapılması gerekenleri anlattı

“Akciğerlerini Koru,  Sağlıklı Beslen,  Hareketli Kal, Maskeni Tak, Aşını Ol”

Türk Toraks Derneği, T.C. Sağlık Bakanlığı ile birlikte hareket ettiklerini belirterek, “Türk Toraks Derneği olarak, GARD Türkiye (Kronik Havayolu Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı) çerçevesinde, tüm hekimleri, kamu yetkililerini, Ulusal örgütleri ve Ulusal ve yerel medyayı birlikte çalışmaya davet ediyoruz” şeklinde bir açıklama yaptılar. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  

Diktatör Sendikacılık mı ?

Posted: 22 Nov 2021 01:18 PM PST

Bilindiği üzere geçtiğimiz Ağustos ayında 6. Dönem Toplu Sözleşme imzaları atıldı.

Bu toplu sözdeleşmede memurun ekonomik kayıplarına yeni bir kayıp daha eklendi. Nedir bu yeni kayıp?
Özgür ve demokratik sendikalaşma hakkı !
Görünen o ki olacakların kimse farkında değil! Yeni toplu sözleşmede 3 ayda bir ödenen 135 tl toplu sözleşme primi 400 tl ye çıkarıldı. Ve denildi ki bu parayı sadece çalışan sayısısnın %1 i kadar örgütlenen sendika üyeleri alsın.

– Amaç ne idi?

Üye mevcudiyetini korumak ve diğer sendikaları saf dışı bırakmak. Böylece tekel sendikacığılının yolunu açmaktı amaçları.

– İlerleyen süreçlerde çalışanları neler bekliyor peki?

Diktatör sendikacılık bekliyor

Nasıl mı?

Hemşire Ayşe biricik sendikasına diyecek;

-Bana bu ay 10 nöbet yazdılar çok yoruluyorum, evime gidemiyorum, bana yardımcı olun.

Biricik sendika ne diyecek;

– İşine geliyorsa hemşire hanım diyecek.

Sağlık memuru Mehmet bey diyecek ki;

-Maaşıma gelen zam çok düşük geçinemiyorum

Biricik sendika ne diyecek;

-Banamı sordun kardeşim bu mesleği seçerken diyecek!

– Doktor Leyla Hanım diyecek 36 saattir çalışıyorum. Bu insanlık dışı. Lütfen çözülsün bu durum diyecek.

-Biricik sendika ne diyecek;

– Hocam performans puanını artırıyorsun, ne güzel işte diyecek.

– Hem üyelerimiz 3 ayda 400 tl alıyor neyinize yetmiyor diyecek.

Yani sendika saltanatı daha da güçlenecek. Karşılarında kendilerine muhalif olan, en çok sesini yükselten sendikalarda saf dışı kalırsa meydan onlara kalacak.
Eğer %1 baraj uygulamasına yargı dur demez ise, 2022 yılından itibaren Diktatör Sendikacılığa merhaba diyelim.

Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir

Posted: 22 Nov 2021 08:06 AM PST

bel ağrısı tedavisi

Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir. Her bel fıtığında ameliyata gerek olmadığını işaret eden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Abdullah Karakoç, "Ancak nadiren bazı hastalarda ciddi kas gücü kaybı, genital bölge ve makat bölgesinde uyuşma, idrar kaçırma ya da yapamama, gaita kaçırma gibi semptomlar gözlenirse acil ameliyat olmalarında büyük fayda vardır. Zamanında ameliyat olmazlarsa, bu semptomlar maalesef kalıcı olabilir" dedi.

Bel fıtığının; bel bölgesinde bulunan kemik yapıdaki omurların arasında bulunan bağ dokunun yırtılması sonucunda omurilik kanalına taşarak, sinirleri sıkıştırması olarak tanımlandığını ifade eden Medical Park Tarsus Hastanesi'nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Abdullah Karakoç, bu durumun genellikle şiddetli bel ağrısı ve bacaklara yayılabilen bir ağrının ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.

Bel fıtığına en sık yol açan nedenler arasında yaşlanma sonucunda disk dokusunun esnekliğini kaybetmesi, aşırı kilo, ağır yük kaldırmaktan kaynaklanan ani bir gerilim, travma (yüksekten düşme, trafik kazası vb.), hareketsizlik (bel ve karın kaslarındaki zayıflamasına bağlı), genetik hastalıklar (bazı ailevi bağ doku hastalıkları) ve sigara kullanımının geldiğini işaret eden Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, önemli uyarılarda bulundu.

Bel Fıtığı Öncesinde Bacak ya da Ayaklarda Geçmeyen Ağrıya Dikkat

Bel bölgesinde 5 adet disk olması nedeniyle fıtıklaşmanın seviyesine ve hangi sinir köküne baskı yaptığına bağlı olarak hastalarda farklı şikâyetler görülebileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, "Hareket ettikçe artan ve istirahat edince geçmeyen ya da ağrı kesici ilaç alınmasına rağmen geçmeyen bel ağrısı, belde adale spazmı (krampı), bacak ön yüzünde, arka yüzünde ya da ayaklarda ağrı, uyuşma, güç kaybı, hareket ederken zorlanma, iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrar tutamama, bazen idrar yapmakta zorlanma, genital bölgede ya da makat bölgesinde uyuşma, karıncalanma, hissizlik gibi şikâyetler görülürse mutlaka hekime başvurulmalıdır" ifadesini kullandı.

bel ağrısı tedavisi
bel ağrısı tedavisi

Beş Farklı Görüntüleme Tekniği

Hastanın muayenesi ve tetkikleri yapıldıktan sonra bel fıtığı tanısının kolaylıkla konulabildiğinin altını çizen Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, tanıda röntgen, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Miyelogram, Bilgisayarlı tomografi taraması (BT, CT veya CAT),  taraması ve Elektromiyografi (EMG) gibi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını söyledi.

Her Bel Fıtığı Ameliyat Gerektirmez

Her bel fıtığı hastasına ameliyat gerekmediğini belirten Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, "Bazı bel fıtığı hastalarına ise mutlaka ameliyat gerekir, yani hastalık yoktur hasta vardır" diye konuştu. Uzm. Dr. Karakoç, bel fıtığında tedavi yöntemlerinin temel olarak cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemler olarak iki başlık altında toplanabileceğinin altını çizdi.

Bel Fıtığı Cerrahisinde Altın Standart Lomber Diskektomi

Cerrahide altın standart tedavi yönteminin mikroskop kullanılarak yapılan lomber diskektomi (lomber mikrocerrahi) olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, "Mikrocerrahi yöntemi bütün hastalarda uygulanabilmektedir. Diğer bir cerrahi tedavi yöntemi ise endoskopik diskektomidir ancak her hasta için uygun bir yöntem değildir. Yani mikrocerrahi bütün bel fıtığı hastalarında uygulanabilecek bir yöntemken endokospik diskektomi her hasta için uygun olmayabilir" dedi. Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, cerrahi olmayan tedavi yöntemlerinin ise istirahat, ağrı kesici ilaç kullanımı ve fizik tedavi uygulamaları olduğunu kaydetti.

Bel Fıtığı Varsa Ne Zaman Ameliyat Olunmalı

Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, ne zaman ameliyat olunmalı sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Nadir olarak bazı hastalarda ciddi kas gücü kaybı, genital bölge ve makat bölgesinde uyuşma, idrar kaçırma ya da yapamama, gaita kaçırma gibi semptomların olduğu durumlarda acil ameliyat olunmasında büyük fayda vardır. Ameliyat olunmazsa bu semptomlar maalesef kalıcı olabilir. Eğer hastanın cerrahi dışı tedavi yöntemlerine rağmen günlük hayat kalitesini etkileyen, iş gücü kaybı oluşturan şikâyetleri devam ediyor ve artıyorsa, bu süreçte yeni gelişen kas gücü kaybı ya da kas gücü kaybında artış, bacaklarda uyuşma şikâyetinde artış ya da acil ameliyat gerektiren şikâyetleri oluyorsa ameliyat önerilir."

Bel Fıtığı Mikro Cerrahi Teknikleri

Tüm ameliyatlar gibi bel fıtığı ameliyatının da kendi içinde birtakım risklere sahip bir girişim olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Abdullah Karakoç; enfeksiyon, kanama ve sinir hasarı gibi komplikasyonların bel fıtığı ameliyatı sonrasında karşılaşılabilecek problemler arasında geldiğini belirtti.

Günümüzde gelişen mikrocerrahi teknikleri sayesinde bel fıtığı ameliyatlarının daha sık yapıldığının altını çizen Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, "Bel fıtığı ameliyatları diğer ameliyatlardan daha fazla risk taşımaz. Mikrocerrahi teknikleriyle ameliyat sahası, mikroskop yardımıyla en ince ayrıntısına kadar görülebilir. Bu durum da bel fıtığı ameliyatlarında büyük rahatlık sağlar" dedi.

Bel Fıtığı Olmamak İçin Alınacak Önlemler

Uzm. Dr. Abdullah Karakoç, bel fıtığından nasıl korunabileceğimiz hakkında ise şu tavsiyelerde bulundu:

•          Ağırlık kaldırırken uygun teknikleri kullanın.

•          Sağlıklı düzeyde bir vücut ağırlığına sahip olun.

•          Yürüme, oturma, ayakta durma ve uyuma sırasında sağlıklı bir vücut postürü geliştirin.

•          Uzun süreli oturma sonrasında esneme egzersizleri yapın.

•          Yüksek topuklu ayakkabı kullanmayın.

•          Sırt ve bel bölgenizdeki kasları güçlendirmek için düzenli fiziksel aktivite yapın.

•          Tütün kullanımını sonlandırın.

•          Dengeli beslenin. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Çocuklarda Diş Sağlığı Nasıl Korunmalı ?

Posted: 22 Nov 2021 07:57 AM PST

çocuk diş sağlığı

Çocuklarda Diş Sağlığı Nasıl Korunmalı

 Sağlıklı dişe sahip olmanın, etkili bir koruyucu hekimlik programına dâhil olmakla mümkün olduğunu belirten uzmanlar, ağız ve diş sağlığı için küçük yaşlardan itibaren kazandırılacak alışkanlıklara dikkat çekiyor. Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı kazandırmak gerektiğini ifade eden uzmanlar, bunda ebeveynlerin örnek olması gerektiğini kaydediyor. Çocukların koruyucu önlemler kapsamında diş hekimi kontrolüne gitmesinin de önemli olduğunun altını çiziyor. Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yumuşhan Günay, çocuklarda ağız ve diş sağlığının önemini anlattı.

Diş sağlığı, sağlıklı insan olmanın önemli niteliklerinden biridir

Günümüzde sağlıklı insan olmanın vazgeçilemeyecek niteliklerinden birinin de diş sağlığı olduğunu belirten Prof. Dr. Yumuşhan Günay, "Ayrıca sosyalleşmenin ve iletişim cesaretinin de en önemli unsurlarından birisi bakımlı dişlere sahip olmaktır. Vurgulanması gereken bir diğer husus da kendine saygının en önemli göstergelerinden birisidir." dedi.

Dişlerimiz önemli bir organımız

Prof. Dr. Yumuşhan Günay, dişlerin sadece sindirim sistemimizin bir bölümü değil, psiko sosyal işlevleri açısından da önemli bir organımız olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yumuşhan Günay, "Dişin ruh, beden sağlığımız ve cemiyet insanı üzerindeki öneminin yanına diş tedavisi maliyetlerini de koyarsanız hayat ajandamızın göz ardı edilemeyecek maddelerinden birisi olduğu kolayca anlaşılır." dedi.

Diş sağlığında koruyucu hekimlik programına dahil olunmalıdır

"Sağlıklı dişe sahip olmanın ilk şartı, diş sağlığını bir bütün olarak ele alan etkili bir koruyucu hekimlik programına dâhil olmaktır" diyen Prof. Dr. Yumuşhan Günay, "Etkili koruyucu hekimlik programına mümkün olduğu kadar erken dâhil olmak gerekli ve önemlidir. Gecikmiş olsanız da 'Zarardan erken dönmek de kazançtır' düsturunca hemen harekete geçilmelidir. Çünkü başarılı bir diş tedavisinde 'geriye kalan' da çok kıymetlidir." diye konuştu.

çocuk diş hekimi
çocuklarda diş fırçalama

Diş fırçalamak kazandırılması gerekli bir meziyettir

Bedenimizi korumanın maddi imkânlardan önce kültür meselesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yumuşhan Günay, ağız ve diş sağlığının öneminin erken yaşlarda anlatılması gerektiğini belirterek tavsiyelerini şöyle sıraladı: "Dişlerimizi fırçalamak da el ayak yıkamak, nimete saygılı olmak gibi çocuklarımıza kazandırmamız gereken meziyetlerden biri olarak ele alınmalıdır. Bu altın meziyet, ebeveynler tarafından mümkün olduğu kadar erken, kendilerinde göstererek ve sürekliliği koruyarak verilmelidir. Ağaç yaş iken eğiliyor.

Koruyucu diş hekimliğiyle tanıştırılmalılar

Ebeveynlerin çocuğa kişisel diş bakımını kazandırmaları gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yumuşhan Günay, "Önem verilmesi gereken bir diğer husus da çocuğu koruyucu diş hekimliği programı olan ve bunu ciddiye alan bir klinikle tanıştırmak olmalıdır. Bu iki teşebbüs, çocuğu hayata sağlıklı bir dişle hazırlayacağı gibi, ebeveynleri de ciddi bir maddi külfetten kurtaracaktır. Doğru alışkanlıklar ve doğru bir klinik destekle diş sağlığını da cazibesini de koruma altına almak mümkün." dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post