Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Omicron Tedbiri !

Posted: 15 Dec 2021 11:49 AM PST

omicron

Omicron Tedbiri ! Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Omicron Tedbirlerini açıkladı. Koca, “Belirlenmiş aşı takvimi üzerinden üç aydan uzun süre geçen vatandaşlarımız hatırlatma dozunu olabilirler” dedi.

Omicron Varyantı Hasta Etme Açısından Tedirgin Edici Değil !

Bakan açıklamasında şöyle devam etti, “Koronavirüs bilim kurulumuz Omricon varyantının ülkemizdeki olası etkilerini değerlendirmiştir. Yeni varyant, virüsün daha kolay bulaşır hale gelmesine sebep olmuştur. Kolay bulaşmasının yanında hasta etme gücünde belirlenmiş olumsuz bir durum rapor edilmemiştir. Bu açıdan Omicron varyantı için tedirgin edici bir durum söz konusu değildir. Omicron varyantının baskın olmasına karşı alınabilecek tedbirler arasında öne çıkan aşı ile koruma kalkanının güçlendirilmesidir. Aşıların varyantlara karşı etkisi ile ilgili yeni çıkan kanıtlar değerlendirilmeye alınmıştır. Ülkemizde görünen günlük vaka sayılarında ani artış olmaması aşılama programının başarısının bir göstergesidir. Hatırlatma dozlarını en erken uygulamaya başlayan ülkelerden biri olmamızın avantajını yaşıyoruz. Aşıların yeni varyantlara karşı etkisini artırabilmek için hatırlatma dozlarının etkisi son derece önemlidir. Avrupa'da görülen günlük vaka sayısı artışlarının ülkemizde görülmemesi için belirlenen aşı takvimi üzerinden 3 aydan uzun süre geçen vatandaşlarımız için hatırlatma dozunun uygulanmasına karar verilmiştir”

mRNA Aşısı 3. Doz Hatırlatma

Bakan hatırlatma aşıları hakkında ise şunları söyledi, “Daha önce ister inaktif, ister mRNA aşısı ile aşılanmış olsun tüm vatandaşlarımız belirlenmiş aşı takviminin üzerinden 3 aydan uzun süre geçmişse diledikleri aşı türü ile hatırlatma dozu aşısı olabileceklerdir. Omicron varyantı sebebiyle Referans laboratuarlarımızda gen sekanslama çalışmaları devam etmektedir. Avrupa'da yaşanan örnek ve varyantın baskın hale gelmesi yakın gelecekte gerçekleşebilecektir. Bu duruma karşı hazırlıklı olmak için hatırlatma dozu aşılarının yapılması Bilim Kurulumuzca tavsiye edilmektedir. Tehdit mutasyona uğrasa da tedbirlerimiz geçerliliğini sürdürmektedir. Virüse karşı tedbir elden bırakılmamalıdır. Bireysel hayat ile toplumsal hayatı tedbirlerle bir arada sürdürmek mümkün. Bunu bugüne kadar başardık, bundan sonra da başaracağız” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Sağlık Personeli G(ö)rev’deydi !

Posted: 15 Dec 2021 11:32 AM PST

Yurt genelinde hekimler ve sağlık çalışanları haklarını aramak ve kamuoyuna anlatmak amacıyla bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Türk Tabipler Birliği, “Hastanelerde ve birinci basamakta katılım yoğundu. Haklarımızı alana kadar mücadelemiz sürecek” mesajı verdi.

Türk Tabipler Birliği, Demokratik Sağlık Sen, SES Sendikası desteğiyle gerçekleştirilen bir günlük iş bırakma eylemine yurt genelinde katılım yoğun oldu. Kamu ve üniversite hastanelerinde poliklinik ve ameliyat hizmetlerinde aksama oldu.

 

hekim eylem

Türk Sağlık Sen ve Sağlık Sen Eyleme Katılmadı

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi hekim ve sağlık çalışanlarına ve eyleme destek veren tüm meslek örgütlerine teşekkür etti. Öte yandan Sağlık Sen ve Türk Sağlık Sen Sendikalarının eyleme katılmamaları dikkat çekti.

Türk Tabipler Birliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Bugün 15 Aralık 2021; birçok ilin en büyük hastanelerinde, aile sağlığı, ilçe sağlığı merkezlerinde meslektaşlarımızın neredeyse tamamı G(ö)REV'deydi. Yoğun katılım ile gerçekleşen eylemimiz; gelecek için bizlere umut verirken, ülkenin her yanını sarmış karanlığa karşı da bir ışık oldu. "Bugün ayağa kalkmanın, bugün birbirimize güvenmenin, mesleğimizin taşıdığı gücü kullanmanın günüdür" çağrımıza yanıt vererek G(ö)REV eylemimize katılan başta genç hekimler olmak üzere tüm meslektaşlarımıza, tüm sağlık emekçilerine, sağlık emek-meslek örgütlerine, destek olan yurttaşlara teşekkür ediyoruz. Mücadelemiz, örgütlülüğümüzden aldığımız güç ile haklarımızı alana kadar sürecektir. Hep birlikte mücadele ederek kazanacağız, çünkü "Emek Bizim Söz Bizim!" ifadeleri yer aldı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Sağlıkta İş Bırakma Eylemi !

Posted: 15 Dec 2021 03:30 AM PST

sağlıkta iş bırakma

Türkiye’nin dört bir yanındaki sağlık personelleri, Türk Tabipler Birliği ve sağlık iş kolundaki sendikaların öncülüğünde 15 Aralık tarihinde iş bıraktı. Sahadan haberler çok yakında…Hangi sendikalar neden eyleme katılmadı.

1) COVID-19 veya COVID-19 şüphesi ile başvuranların poliklinik ve klinik tedavilerine devam edilecek; diğer hastalarımıza nöbet düzeninde sağlık hizmeti verilecektir.

2) Sağlık hizmeti sunulan tüm birimlerde, acil tanı ve tedavi endikasyonu olan hastaların bakımı aksatılmayacaktır. Acil servisler eylem süresince gerektiğinde görevli hekimlerce takviye edilecektir.

3) Acil hizmetin verilebilmesi için sağlık kuruluşlarının acillerine ulaşımın istemeyerek de olsa engellenmemesi amacıyla (aciller önünde uygunsuz toplanma, yürüyüşler nedeniyle trafik akışında sıkıntıya yol açma ve acil hasta getiren araçların gelişini zorlaştırma/olanaksızlaştırma gibi durumlara izin verilmemeli) önlemler alınmalıdır. Bu hususta sağlık çalışanlarının ve hastaların güvenliği öncelikle kurum idarecilerindedir.

4) Yoğun bakım hastalarının -eylem nedeniyle- tedavilerinde hiçbir aksamaya yol açılmaması için her zamanki duyarlılıkla hizmetin sürdürülmesine dikkat edilecektir.

5) Hamilelere, diyaliz hastalarına ve kanser hastalarına sağlık hizmeti sunulmaya devam edilecektir.

6) Servislerde yatarak tedavi görmekte olan hastaların her türlü tıbbi işleminin aksatılmadan yürütülmesini sağlayabilecek sayıda sağlık çalışanı, mesai dışı sürelerde (gece ve hafta sonu nöbetleri, vb.) olduğu gibi servislerde hazır bulunacaktır.

7) Bütün sağlık çalışanları eylem boyunca hasta ve yakınlarına eylemin amacını açıklamalı, acil ve yatan hastalarımızın acı ve sıkıntılarına hürmet eden bir tarzla eylem sürdürülmelidir.

8) Bu hususlar çağrıcı örgütlerin yöneticileri ve her birimdeki temsilcileri tarafından da takip edilecek ve belirtilen çerçevede gerçekleşmesi için çaba sarf edilecektir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

COVID-19 işitme kaybına yol açabilir

Posted: 15 Dec 2021 02:48 AM PST

işitme kaybı

COVID-19 İşitme Kaybına Yol Açabilir.  Araştırmalara göre COVID-19 enfeksiyonunun varyantlarının ortaya çıkması ile birlikte farklı rahatsızlıkları da beraberinde getiriyor. İşitme kaybı da bu rahatsızlıkların başında geliyor.

Vaka analizlerinin incelendiğini ve COVID-19 sonrası ani görülen işitme kayıplarının rapor edildiğini belirten Demant İşitme Sağlığı Grup Şirketleri Eğitim Müdürü, Odyolog Bahtiyar Çelikgün, "Yapılan güncel bir araştırmada, COVID-19 sonrası işitme ve denge sorunları başlayan 10 hastanın katıldığı bilgisi yer alıyor. Hastaların 9'u aynı zamanda çınlama şikâyeti olduğunu da belirtmiş. 10 hastanın 7'sinde tek taraflı işitme kaybı görülürken, 3'ünde her iki kulakta da işitme kaybı gözlenmiş. Hastaların yalnızca 2'si COVID-19 sonrası normal işitmeye kavuşabilmiş. Yine katılımcıların 6'sı, aynı zamanda baş dönmesi veya dengesizlik şikayetlerinde de bulunmuş" açıklamasında bulundu.

Giderek dikkat çeken bir konu haline gelen koronavirüs ve işitme-denge bozuklukları arasındaki ilişkiye dair araştırmanın 2021 yılında Jeong ve arkadaşları tarafından yapıldığını hatırlatan Demant İşitme Sağlığı Grup Şirketleri Eğitim Müdürü, Odyolog Bahtiyar Çelikgün, "Bu araştırmada, Covid-19 virüsü ile işitme ve denge fonksiyonlarına etkisi, kapsamlı bir şekilde ele alınmış" dedi.

COVID-19 sonrası çınlama, baş dönmesi ve işitme güçlüğü yaşayanlar doktora başvurmalı

Günümüzde Sitomegalovirüs, Herpes simpleks gibi virüslerin işitme-denge bozuklukları ile ilgili olduğunun da bilindiğini söyleyen Doktor Odyolog Bahtiyar Çelikgün, "Ancak Covid-19 ile ilgili olarak geniş kapsamlı bir bilgi henüz elimizde bulunmuyor. Bu nedenle Covid-19 geçiren bireylerin kaçında işitme kaybı olduğunu henüz söyleyemeyiz. Bununla beraber, literatürde çok sayıda araştırma, Covid-19 ve işitme-denge sorunları üzerinde duruyor. Bu nedenle, Covid-19'a yakalanan ve ardından, çınlama, baş dönmesi ve işitme güçlüğü gibi semptomları bulunan bireylerin kulak burun boğaz hekimine başvurmaları, işitme kaybının erkenden tedavi edilebilmesi adına oldukça önemli" diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Hamilelikte Ameliyat Olur Mu ?

Posted: 15 Dec 2021 01:54 AM PST

hamilelikte ameliyat

Hamilelikte Ameliyat Olur mu ? 40 hafta gibi uzun bir süreyi bebeğini bekleyerek geçiren anne adayları, hayatın diğer dönemlerinde olduğu gibi acil cerrahi gerektirebilecek durumlarla da karşılaşabiliyor. Bu tür rahatsızlıklarda tedavi işlemleri mutlaka anne ve bebeğin sağlığı ön planda tutularak gerçekleştiriliyor. Bu süreçte endişeye kapılmadan uzman kontrolünde doğru tedavi planlamasının yapılması ve motivasyonun düşürülmemesi büyük önem taşıyor. Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Hüseyin Mutlu, gebelikte karşılaşılan acil cerrahi gerektiren hastalıklar hakkına bilgi verdi.

Anne ve bebeğin sağlığına göre tedavi

Hamilelikte meydana gelebilecek cerrahi hastalıkların tanısında hamile olmayanlara göre gecikmeler yaşanabilmektedir. Cerrahi kararı verilirken anne rahminde bulunan bebeğin durumu da her zaman göz önüne almaktadır. Hamilelikte cerrahi acillerde tanı muayene, kan testleri ve en sık kullanılan ultrasonografi yöntemi ile konulmaktadır. ultrasonografi yöntemi hem hastalığın tanısında hem de anne karnındaki bebeğin durumu ile ilgili bilgi vermesi açısından önemlidir. Radyolojik tetkiklerden röntgen en son başvurulan yöntemdir. Bu tür durumlarda daha emniyetli olduğu için MR tercih edilmektedir. Ayrıca gerekli durumlarda hamilelikte genel anestezi de kullanılabilmektedir.

Hamilelikte Ameliyat Olur mu Acil cerrahilerde laparoskopi tercih ediliyor

Hamilelikte meydana gelen acil cerrahi işlem gerektiren rahatsızlıklardaki operasyonlarda laparoskopinin kullanılması gittikçe yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu tür operasyonları zorlaştıran büyümüş olan rahimdir. Bu işleme karar verirken rahmin büyüklüğü önemli bir etkendir. Laparoskopinin en önemli avantajı, anne adayının hastanede kalış süresinin kısa olması, ağrı kesici ihtiyacının az olması ve ameliyat sonrası normal hayata dönmesidir.

Hamilelikte acil genel cerrahi gerektiren rahatsızlıkları ihmal etmeyin

  • Apandisit
  • Mide ülseri
  • Bağırsak düğümlenmesi ya da tıkanması
  • Akut pankreas iltihabı
  • Safra kesesi iltihabı
  • Yumurtalık kisti patlaması
  • Kist torsiyonu
  • Saplı miyom torsiyonu
  • Karın zarı iltihaplanması
  • Dış gebelik kanaması
  • Düşük
  • Travmaya bağlı ortopedik yaralanmalar

Hamilelikte meydana gelebilen jinekolojik rahatsızlıklar

Hamilelik döneminde meydana gelen yumurtalık kistlerinin patlaması veya miyom komplikasyonları ve rahmin yırtılması karın içinde tahrişe ve şiddetli ağrılara neden olmaktadır. Zamanında tanı konulmadığı takdirde hem anne hem de bebekte hayati riske neden olur. Tanı konularak zamanında yapılan cerrahi müdahale hayat kurtarıcıdır. Acil jinekolojik problemlerin cerrahi tedavisi de hamilelik haftasına göre kapalı veya açık operasyon şeklinde gerçekleştirilebilir. Hamilelikteki aciller içinde dış gebelik önemli bir yer tutar. Çünkü hamileliğin başında hamilelik pozitif olsa bile rahim içinde gebelik görünümü yoksa öncelikle düşünülmesi gereken bir durumdur. Nadiren rahim içinde sağlıklı bir gebelik devam ederken tüplerde ayrıca dış gebelik de olabilmektedir. Ayrıca son yıllarda sıklıkla görülen eski sezaryen yerine yerleşen gebeliklerin de yarattığı komplikasyonlar zamanında tanı ve tedavi gerektirmektedir.

Hamilelikte Ameliyat Acil Cerrahi

Hamilelik döneminde görülen kadın hastalıkları dışında apandisit, safra kesesi iltihabı, bağırsak tıkanması da cerrahi gerektiren rahatsızlıklardır. Genel olarak karın zarının iltihaplanmasıyla beraber ciddi karın ağrısına neden olur. Kesin tanı konulduktan sonra gerekli tedbirler alınarak cerrahi girişim yapılması hem anne hem de bebeğinin sağlığına kavuşmasına yardımcı olur. Cerrahi teknik olarak kapalı veya açık cerrahi şeklinde yapılabilir. Ayrıca idrar yollarındaki taşların neden olduğu idrar yolu tıkaması hamilelikte şiddetli ağrılara neden olur. Uzun sürmesi bazen erken doğum sancılarının başlamasına neden olabilir. Bu durumda idrar yolu taşlarında müdahale gerekebilmektedir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kalp Sağlığı ve Seks İlişkisi ?

Posted: 14 Dec 2021 10:31 PM PST

kalp sağlığı ve seks

Kalp Sağlığı ve Seks İlişkisi ?  Cinsel olarak aktif kalmak, sağlıklı bir yaşam kalitesini sürdürmek ve eşinizle mutlu olmak için önemli ama kalp hastalığınız varsa, seks yapmaktan endişelenmeniz normal. Kalbinizin ne kadar eforla başa çıkabileceği konusunda endişeli olabilirsiniz.

Peki kalp hastalığınız varsa seksin güvenli olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?

Kalp yetmezliği olan kişilerin yarısından fazlasının, kalp sağlıkları nedeniyle çok daha az seks yaptıklarını veya hiç seks yapmadıklarını belirten Prof. Dr. Zekeriya Nurkalem, kalp rahatsızlığı ve güvenli seks konusunda şu bilgileri verdi:

Merdiven Çıkabiliyorsanız Seks Yapabilirsiniz

"Kalp hastalığı olan çoğu insan için birincil korku, seks yapmanın kalp krizine neden olacağından korkmaktır. Cinsel aktivite kalp atış hızınızı artırsa da stabil kalp hastalığı olan çoğu insanın endişelenmesi gereken bir şey değil. Cinsel aktivite sırasında kalp krizi geçirme olasılığı son derece düşük ve sizi korkutmamalı. Herhangi bir semptom yaşamadığınız sürece endişe verici değil. Seks tipik olarak ılımlı bir egzersiz şeklidir. Genel olarak, zorluk çekmeden bir, iki kat merdiven çıkabiliyor, koşabiliyor veya bin 500 metre yürüyebiliyorsanız, seks yapmanız güvenlidir. Bu aktiviteleri yorulmadan veya nefes darlığı çekmeden yapamıyorsanız, seks yapmadan önce doktorunuzla konuşun. Kalp yetmezliği ilaçları cinsel dürtüyü azaltabilir veya hoş olmayan cinsel yan etkilere neden olabilir. Çoğu zaman, kalp yetmezliği olan hastalar, erektil disfonksiyon için gereken ilaçları alabilirler. Bu tür ilaçları almanızın sizin için uygun olduğundan emin olmak için lütfen önce doktorunuzla konuşun.

Bu Belirtiler Varsa Seks Yapmayın

Göğüs ağrısı, nefes darlığı, düzensiz kalp atışı, mide bulantısı veya hazımsızlık gibi kalp hastalığı semptomlarınız varsa, bir doktora görününceye kadar, seks de dahil olmak üzere herhangi bir ağır fiziksel efordan kaçınmalısınız.

Seksin Kalbe Faydaları

Seks, zarar vermek yerine kalp sağlığınıza fayda sağlayabilir. Araştırmalar, haftada en az iki kez seks yapan erkeklerin ve tatmin edici cinsel yaşamları olduğunu bildiren kadınların kalp krizi geçirme olasılığının daha düşük olduğunu gösteriyor. Seks bir egzersiz şeklidir ve kalbinizi güçlendirmeye, kan basıncınızı düşürmeye, stresi azaltmaya ve uykuyu iyileştirmeye yardımcı olur. Doktorunuz size izin verdiği ve herhangi bir semptom yaşamadığınız sürece, normal cinsel aktivitelerinize dönmenizde sorun yoktur” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Op.Dr. Mehmet Söyler Yaşamını Yitirdi

Posted: 14 Dec 2021 11:57 AM PST

Batıgöz Sağlık Grubu’nun Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Mehmet Söyler geçirdiği kalp krizi sonrasında yaşamını yitirdi.

Kurumun ajansından yapılan açıklamada, “Gülhane Askeri Tıp Fakültesi (GATA)’nde başladığı tıp eğitimini 1991 yılında tamamlayan, 2004 yılından bu yana Batıgöz Sağlık Grubu’nun Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlenen Op. Dr. Mehmet Söyler Bakü'de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Kıymetli büyüğümüz Op. Dr. Mehmet Söyler’in ailesine, Batıgöz Sağlık Grubu’na, dostlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz. Cenazesi 15 Aralık Çarşamba Günü Diyarbakır Ulu Camii'den öğle namazına müteakip kaldırılacaktır” ifadelerine yer verildi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Hekimler İş Bırakıyor !

Posted: 14 Dec 2021 11:21 AM PST

Hekimler İş Bırakıyor ! Türk Tabipler Birliği yaptığı açıklamada, “Biz bu ülkede sağlığı var edenler olarak 15 Aralık 2021 günü yaşadığımız sorunları dile getirmek ve çözüm talep etmek adına G(ö)REV başında Sağlık Bakanlığı'nı ve iktidarı uyaracak. Sağlığın planlanmasından sunulmasına kadar karar alma süreçleri içinde yer alacağımız bir sağlık sistemi inşa edilinceye kadar birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'dan Hekimlere 15 Aralık G(ö)REV Mektubu şöyle

Mesleğimizin gittikçe değersizleştirildiği, yükümüzün de giderek arttığı salgın günlerinde hep birlikte olduğumuz biricik örgütümüzün gücüyle, Beyaz Yürüyüşle yükselen Beyaz Forumla ortaklaştığımız değerlerde birlikteliğimizin, o coşkulu ve umutlu yürüyüşümüzün verdiği cesaretle bir kez daha size sesleniyorum. Özellikle son zamanlarda dayanışmamızı büyüterek sürdürdüğümüz eylemlerle hem özlük haklarımız için hem de bizi değersizleştiren sağlık politikalarına dair kurulan sözün karşılık bulduğunu hep birlikte gördük. "Emek Bizim Söz Bizim" diyerek başlattığımız mücadele programımız, kamudan istifaları, yurtdışına göçleri, şiddet sayılarını, geçinemiyoruz çığlıklarını göz ardı edemeyecekleri bir biçimde ülke sağlık gündeminde ana gündem haline getirdi. Bakanlık daha fazla sessiz kalamadı. Emeğimizin gücü ve mücadele kararlılığı sağlık bütçe görüşmelerine yansıdı. Bir telaşla bu güçlü ve haklı mücadeleye yanıt olarak 1 Aralık günü hazırlanan tasarıyla sözde iyileştirme adı altında hekimlerin arasındaki eşitsizliği daha da derinleştirdiler. Hekimlerin çalışma arkadaşlarını görmezden gelip bu düzenleme ile bizleri ve ortak mücadelemizi bölmeye soyundular. Sonrasında bu tasarıyı da geri çekerek belirsiz bir zamana ertelemeleri öfkemizi birbirimize yöneltmemize ön ayak olarak mücadelemizi etkisizleştirme çabası olarak karşımıza çıktı.

Unutulmamalıdır ki, başlattığımız bu mücadele sadece hekimler için değil; tüm toplum için, sizin, bizim, hepimiz içindir. Bizi yalnızlaştırmalarına, dayanışmamızı kırma çabalarına izin vermeyeceğiz. Biz "Emek Bizim, Söz Bizim" dedik, demeye de devam edeceğiz.

Vazgeçmeyeceğimiz taleplerimiz çok açık:

Sağlıkta özelleştirmeci, hastanelerimizi satan politikalara karşı bu uyarı G(ö)REVi;

  • Koruyucu sağlık hizmetlerini savunmak içindir.
  • Emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir temel ücret talebimiz içindir.
  • Güvencesiz, gerçekdışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verilmesi, güvenceli çalışabilme talebimiz içindir.
  • Şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri, sağlıklı çalışma ortamları talebimiz içindir.
  • COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılması içindir,
  • Ağır ve tehlikeli işler kapsamında faaliyet yürüten tüm işkolu emekçileri için 3 yıla 1 yıl yıpranma payı verilmesi; ek göstergelerin 3600'den 7200'e kadar kademeli olarak yükseltilmesi içindir.

Biz bu ülkede sağlığı var edenler olarak 15 Aralık 2021 günü yaşadığımız sorunları dile getirmek ve çözüm talep etmek adına G(ö)REV başında Sağlık Bakanlığı'nı ve iktidarı uyaracak; sağlığın planlanmasından sunulmasına kadar karar alma süreçleri içinde yer alacağımız bir sağlık sistemi inşa edilinceye kadar birlikte mücadele edeceğiz. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın! Bu G(ö)REV emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır. Toplum da sesimize kulak vermeli, hekimlerin, sağlık çalışanlarının, emekçilerin sözünü, sağlık sistemini değiştirecek gücünü iktidar görmelidir.

Bugün artık ortak değerlerimizi, mesleki mücadelemizi, coşkumuzu, umutlarımızı, emeğimizden aldığımız güçle görünür kılmanın zamanıdır.

Dayanışmayı büyütmenin, birimiz eksik olduğunda "omuz başımızda yokluğunuzu" hissetmenin günüdür.

Bugün yan yana durmanın, birbirimize güvenmenin, mesleğimizin taşıdığı gücü kullanmanın tam zamanıdır.

Derhal çalışma koşullarımızda ve gelirlerimizde iyileştirmeye gidilecek adımlar atılmadığı takdirde ve mesleğimize yönelik saldırılara son verilmediği koşullarda 15 Aralık günü uyarmak üzere başlatacağımız G(ö)rev eylemimizi, adım adım yükselterek mücadeleye hazır olduğumuzu biliyorum. Karanlığa karşı önlüğümüzün beyazına, mesleğimize sahip çıktık, çıkmaya da devam ediyoruz. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Boğaziçi Ekibi Normalden 6 Kat Daha İyi Görüntüleyen Röntgen Cihazı Yaptı  

Posted: 14 Dec 2021 02:20 AM PST

röntgen cihazı

Röntgen Cihazı buluşu. Boğaziçi Üniversitesi Tıbbi Görüntüleme Enstrümantasyon Laboratuvarı (X-Lab) bünyesinde, rutin olarak kliniklerde kullanılan cihazlara göre şimdilik 6 kat daha yüksek çözünürlükte görüntüleme yapabilen yeni bir röntgen cihazı geliştirildi. Laboratuvarın Kurucu Direktörü Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengizhan Öztürk, TÜBİTAK'ın desteklediği projenin üç yıl süren yoğun bir çalışmayla tamamlandığını belirterek "Normalde tipik bir dijital röntgen cihazı 140-180 mikrometre çözünürlüğüne sahip. Biz bunu özel sensör ve yazılımlarla şu anda 27 mikrometreye kadar indirebiliyoruz. Bu şekilde vücudumuzun içindeki daha fazla detayın, şimdilik sadece 12-13 saniye süren bir çizgisel tarama şeklinde görüntülenebileceğini göstermiş olduk. Bu yaklaşım, ileride farklı uygulamalar için daha da hızlandırılabilir" diyor.

röntgen cihazı
röntgen cihazı

2010'da Boğaziçi Üniversitesi Medikal Görüntüleme Laboratuvarları (BUMIL) bünyesinde kurulan "X-Lab"; medikal teşhis sistemleri, X-ray teknolojileri, yarıiletken temelli görüntüleme teknikleri, medikal görüntü işleme ile medikal elektronik tasarımları alanında yaklaşık 10 kişilik bir lisansüstü öğrencisi araştırmacı ekiple çalışıyor. Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengizhan Öztürk'ün koordinasyonunda farklı Ar-Ge faaliyetleri yürüten "X-Lab" ekibi, üç yıl süren yoğun çalışmaların ardından yüksek çözünürlüklü röntgen cihazı geliştirdi. “TÜBİTAK 1003 Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projelerı̇ Destekleme Programı” kapsamına alınan araştırma desteğiyle şu anda başarıyla çalışan bir prototip geliştirdiklerini söyleyen Prof. Dr. Cengizhan Öztürk, farklı uygulamalar için özelleştirilmesi ve seri üretime geçilebilmesi için ek desteklere ya da iş birliklerine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Röntgen Cihazı Geliştirirken Daha Detaylı Bir Cihazı Hedefledik

Yurtdışında uzun seneler tıbbi görüntüleme ve görüntü destekli girişimler konusunda alanında çalışmalar yapmış olan Prof. Dr. Cengizhan Öztürk; mevcut medikal görüntüleme cihazlarına göre daha esnek, lego gibi farklı temel bileşenleri değiştirilebilecek, mevcutlara göre çok daha yüksek çözünürlük ve kalitede görüntüleme özelliklerine sahip örnek bir cihazın Türkiye'de de yapılabildiğini ekip olarak gösterdiklerini belirterek, şunları söylüyor:

"Medikal görüntülemeden başlayarak, tüm biyomedikal enstrümentasyon alanına yayılabilecek bir bakış açısıyla ölçeklendirilerek sahada yaygın kullanılabilen ekonomik, endüstriyel çözümlerin geliştirmesine odaklanıyoruz. Bununla birlikte akademik ve endüstriyel araştırmacıların farklı Ar-Ge projelerinde kolaylıkla faydalanabilecekleri modüler çözümleri hayata geçirmek de istiyoruz. Bu bir araştırma alanının 'demokratikleştirilmesi' olarak tanımlanıyor. Tıbbi cihaz alanında az firma sağlık sektörünü kontrol ediyor. Tıbbi görüntülemedeyse bu bir elin parmaklarını geçmiyor. Çoğunlukla Uzak Doğulu yeni firmalar büyük sermaye ve kamu destekleriyle bu pazara girmeye çalışıyor. Türkiye gibi gelişen diğer ülkelerdeki araştırmacılar donanım ya da yazılı özgün bir çözüm geliştirse bile, bu fikirlerinizi piyasadaki cihazlarda kolaylıkla test edemiyorsunuz. Ticari açıdan bu tür alanlarda kendine yeni yol yaratmak kolay değil. Çünkü mevcut firmalar ve sistemler kendi içinde gelişerek ilerleyecek şekilde bir düzen oturtmuş durumda. Yani yeni bir fikriniz varsa, bunu sadece birkaç firmaya lisanslamanız sizin için tek gerçekçi yol olarak gösteriliyor."

Röntgen Cihazı Üç Yılda Tamamlandı

Prof. Dr. Cengizhan Öztürk, bu durumda X-Lab olarak ne yapabileceklerini düşünüp Ar-Ge çalışmalarına başladıklarını da sözlerine ekliyor. Bilim insanı, TÜBİTAK'ın "1003 Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projelerı̇ Destekleme Programı”ndan destek almayı başaran projeyi yoğun bir çalışmayla üç yılda tamamladıklarını anlatıyor:

'Peki, biz bu durumda Türkiye olarak her şeyi dışarıdan mı alacağız? Bunun bir parçasını, yazılımını da mı özgün olarak rahatça geliştiremeyeceğiz' diye düşünenlerdeniz. Bu konuya çok farklı ve sıra dışı bir bakış açısıyla yaklaşmamız gerektiğini gördük ve bu yolda sabırla ilerledik. Bu şekilde, açık kod yazılım içeren bir medikal görüntüleme cihazı yapılabileceğini düşünerek üç yıl önce çalışmalarımıza başladık. Pazarda hazır bulabileceğimiz temel parçalarla, lego gibi bir araya gelen donanım tasarımı (PIP: plug, integrated and play) mantığıyla değiştirip güncelleyebileceğiniz farklı bir görüntüleme cihazı yapmayı hedefledik. TÜBİTAK projemizin bir ortağı da bir öğrencimizin akademik 'spin-off' firmasıydı. Bu yönüyle de öncü bir proje oldu diye düşünüyorum. Bu projemizde doktora öğrencilerimiz Aytaç Durmaz, Altay Brusan, Asuman Kolbaşı, yüksek lisans öğrencisi Mert Deniz Polat başta olmak üzere 10'dan fazla öğrencimiz görev aldı. Aytaç ve Altay arkadaşlarımız doktoralarını bu konuda tamamladı. Asuman arkadaşımız doktora ve Mert Deniz arkadaşımız yüksek lisans çalışmalarına şu anda devam ediyor. Bu alandaki çalışmalara devam etmek istiyor, başta doktora sonrası araştırmacılar olmak üzere her zaman yeni ekip üyeleri alıyoruz.”

Röntgen Cihazı 12 Saniyede Çok Detaylı Görüntüleme Yapıyor

X-Lab Ekibi Üyesi Dr. Aytaç Durmaz, şimdilik yaklaşık altı kat daha yüksek çözünürlükte görüntüleme yapabildiklerini, bunun iyileşebileceğini ve çok farklı doku kontrast mekanizmaları eklenebileceğini de vurguluyor. Bütün vücut taramasının 12-13 saniyede en küçük parçaya kadar gerçekleştirebildiği bilgisini paylaşan Dr. Durmaz şöyle konuşuyor:

"Normalde hastanelerde kullanılan röntgen cihazları en fazla 140-150 mikrometre çözünürlük sağlıyor. Nükleer Düzenleme Kurulu'ndan (NDK) onaylı araştırma merkezimizde yapılan bu Ar-Ge faaliyetleri neticesinde mevcut cihazımızda bunu 27 mikrometreye kadar düşürmeyi başardık. Bu cihaz bütün vücut taraması 12-13 saniyede çok detaylı yapabilmemize olanak tanıyor. Ama bunu nasıl hızlandırabileceğimizi biliyoruz. Çalışmalarımızın Türkiye için bir ilk olduğunu söyleyebiliriz, bununla da yetinmeyeceğiz. Sensör tarafında farklı cihaz ve uygulama hedeflerimiz olacak. Burada ilerlerken, Yaşam Bilimleri ve Teknolojiler UYGAR Merkezi (http://lifesci.boun.edu.tr) bünyesinde faaliyet gösteren ve Kandilli Kampüsümüzde kurulu özel bir temiz odadan faydalanmayı planlıyoruz. Mevcut cihazımızın tüm kritik parçaları lego gibi tak-çalıştır şekilde tasarlandı ve bu da çok modüler bir yapının ortaya çıkmasını sağlıyor. Ama farklı parçalı tasarımlardaki kullanımlar için sistemi henüz test etmedik. Her hedef cihaz için yapmamız gereken ek çalışmalar olacak. Şu anda prototipimiz, Türkiye'de mevcutlarına göre daha gelişmiş ve esnek bir medikal görüntüleme sisteminin, benzer hatta daha ekonomik maliyetlerle yapılabileceğini net olarak gösteriyor".

Pazardaki Oyuncular Çok Büyük

Dr. Aytaç Durmaz ise kurduğu ve proje partneri olduğu Pievision A.Ş. girişimcilik şirketiyle, gelişen cihazın seri üretimi için çalıştıklarını ancak proje önerisinde tasarladıkları ticari yolda, pazarın büyük oyuncularıyla üretim gücü nedeniyle alamadıklarını söylüyor. Cihazın en kısa zamanda seri üretimini de yapmayı hedeflediklerini vurgulayan Dr. Durmaz, "Medikal cihazlar pazarında oyuncular gerçekten çok büyük. Hayata geçirdiğimiz sistemle daha hızlı geliştirme yapılabilen, açık kaynak kodlarıyla birçok araştırma merkezinin katkıda bulunabileceği bir temel altyapı oluşturmuş olduk. Bu sayede ürünlerin ticarileşmesinde ortak kaynak kullanımının önünü açmayı hedefledik. Durum böyle olunca da küçük, yeni kurulan şirketlerin ve yenilikçi firmaların medikal sektörde daha rahat yer bulmasını amaçlıyoruz. Umarım, başka desteklerle ve iş birlikleriyle bu cihazımızın seri üretimini yaparak Türkiye ve dünya medikal görüntüleme pazarına sunmak mümkün olabilir. Bu konuda da sizlerle bazı iyi haberleri çok yakında paylaşabilmeyi umuyoruz" ifadelerini kullanıyor. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kronik Ağrı Nasıl Tedavi Edilir ?

Posted: 14 Dec 2021 01:31 AM PST

kronik ağrı

Kronik Ağrı nasıl tedavi edilir. İnsanların yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve vücutta dayanılmaz ağrılara sebep olan Fibromiyalji, Kovid-19 vakalarının ardından adını sıkça duyduğumuz bir hastalık haline geldi. Uzun süreli yorgunluk, kas ağrıları, uyku düzensizliği gibi nedenlerle ortaya çıkan dayanılmaz ağrılar, halk dilinde kas romatizması olarak da adlandırılıyor. Çağımızın problemi olan bu hastalık, günlük hayatta yapmamız gereken basit eylemleri gerçekleştirmemize bile engel oluyor.

Fibromiyalji ağrılarını ortadan kaldırmanın en etkili yolu su diyetiyle birlikte tahin tüketmek olduğunun altını çizen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hamit Çelik, “Fibromiyalji yaşam boyu süren vücutta gezen çeşitli ağrılardır. Kronik ağrıların sebepleri çocukluktan itibaren vücutta birikmiş ağır metaller, toksinler, vücutta birikerek işlevsiz hale gelmiş yağlar kas dokularını ve kas dokularına giden sinirlerin etrafında birikerek sinilerde uyarı oluşturur ve ağrıya neden olur. Hastalar bu ağrıları uzun yıllar çekerler. Fibromiyalji hastalarına uygulanan bir ya da iki aylık su diyeti yıllar boyu çekilen ağrıları geçiriyor. Su diyetinin yanında faydaları saymakla bitmeyen tahin tüketimi de kalp ve damar sağlığı için büyük önem taşıyor” diye belirtti.

Kronik Ağrı 30 Günde Hafifliyor

Her yaş grubunda çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen kronik ağrılar; yorgunluk, stres, uyku düzensizlikleri, genetik faktörler, ağır metal zehirlenmeleri, bazı viral enfeksiyonlar gibi sebepler kronik sendromun gelişiminin nedenleri arasında yerini alıyor. Bu kapsamda kişiye özel olarak tedavi yönteminin uygulanması gerektiğinin altını çizen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hamit Çelik, ''Fibromilyaji hastaları uzun yıllar ağrı kesici ilaçlar kullansa bile ilacı bıraktıkları anda ağrıları devam eder. Bu nedenle kimi hastalar alternatif tıp yöntemlerine başvururlar.Fibromiyalji ömür boyu süren kronik bir rahatsızlıktır. Temel tedavisi ise sinirler etrafında ve kaslar içerisinde biriken atık maddeleri, işlevsiz yağları, düzensiz proteinleri ve toksinleri, enfeksiyonlara sebep olan bakterileri, mantarları vücuttan atmaktır. Bunun için hastalara uyguladığımız bir ya da iki aylık su diyeti ile ağrıları ortadan kaldırıyoruz'' dedi

''Herhangi Bir İlaç Kullanılmıyor''

Fibromiyalji tedavisi için su diyetiyle birlikte tahin tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Hamit Çelik, '' Vücudumuzda gezen ağrıların asıl nedeni çocukluktan itibaren vücutta birikmiş ağır metaller, toksinler, vücutta birikip işlevsiz hale gelmiş yağlar kas dokularını ve kas dokularına giden sinirlerin etrafında birikerek sinilerde uyarı oluşturur ve ağrıya neden olur. Ağrı kesicinin etkisi geçinde ağrılar devam eder. Bu yüzden su diyeti altta yatan sebeplere yönelik tedavi sunuyor. Su diyetiyle birlikte kalp ve damar sağlığını destekleyen ve birçok kronik hastalığa da iyi gelen omega-3 ve omega-6 yağ asitleri ile dolu olan tahin tüketilmesini öneriyoruz'' dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post