Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Sağlık Çalışanları Ücret Artışı İle İlgili Düzenleme Bir An Önce Yasalaşmalıdır

Posted: 29 Jan 2022 06:09 AM PST

Sağlık Çalışanları Ücret Artışı İle İlgili Düzenleme Bir An Önce Yasalaşmalıdır

Sağlık Çalışanları Ücret Artışı. Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, sağlık çalışanlarının maaşlarına makul bir artış yaptırılarak maddi kayıpların giderilmesi talebinde bulundu.

Genel Başkan Önder Kahveci, pandeminin kahramanları sağlık çalışanlarının haklarını alamadığını, maddi ve manevi olarak zor bir süreçten geçtiğini belirterek bir an önce çalışanların haklarının verilmesini talep etti.

Kahveci yaptığı açıklamada; “Pandemi döneminin kahramanları sağlık çalışanlarımızın ücretlerinde makul bir artışın yapılarak, maddi kayıpların giderilmesi gerektiğini uzun bir süredir ifade etmekteyiz. Bu konuda ek ödeme yerine maaşa zam şeklinde tek ödeme yapılması gerektiğini de ısrarla vurgulamaktayız. Fakat bugüne kadar yapılan veya yapılmak istenen düzenlemeler ne yazık ki çalışanların beklentilerini karşılamaktan çok uzak kalmıştır. 2021 yılı Aralık ayında gündeme getirilen düzenleme de bu anlamda değerlendirilebilecek bir örnek olmuştur.” dedi.

Sağlık Çalışanları Ücret Artışı İle İlgili Düzenleme Bir An Önce Yasalaşmalıdır

SÜREÇ DAHA FAZLA UZAMAMALI

Genel başkan sağlık çalışanları için yaptığı açıklamada; “Tüm doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın ücretlerinde artışın zaruret olduğu ortada iken, aile hekimlerini, Adli Tıp'ta ve SGK'da görev yapan doktorları kapsam dışı bırakan, ekip hizmeti olarak değerlendirilen sağlık hizmetlerinde görevli diğer tüm sağlık çalışanlarını yok sayan, ek ödemeden mahsuplaşma ile reel bir artış anlamına da gelmeyen bir düzenlemenin beklentileri karşılayacak bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etmiştik. TBMM'de kısa zamanda tekrar ele alınarak beklentilerin karşılanacağı ifade edilen, doktorlarımız ve tüm sağlık çalışanlarımızın ücretlerinde artış öngören düzenleme ile ilgili henüz somut bir adım atılmamıştır. Süreç daha fazla uzatılmamalı; süratle gerekli adımlar atılmalıdır.

 

Söz konusu düzenleme hakkında ilgili komisyonlar bir an önce toplanarak hakkaniyetli, makul bir ücret artışını içeren düzenlemeye son halini vermelidir. Ek ödemeden mahsuplaşmadan, çalışanın ekonomisine doğrudan bir katkı yapacak bir düzenlemenin zaruret olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Bir an önce gerekli düzenlemenin yapılmasını bekliyoruz.” diyerek sözlerini sonlandırdı.  (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Cinsel Sorunlar Psikiyatrik Tedavi İle İyileştirilebilir Mi?

Posted: 29 Jan 2022 04:27 AM PST

Cinsel Sorunlar Psikiyatrik Tedavi İle İyileştirilebilir Mi?

Cinsel Sorunlar.  Uzmanlar, cinselliğin birliktelikleri arkadaşlıktan ayıran, mahrem olması nedeniyle üzerinde konuşulmaktan kaçınılsa da kişilerin hayatını etkileyen önemli bir faktör olduğunu ifade ediyor.

Uzman Dr. Meral Oran Demir, "Cinsel sorunların büyük bölümü psikiyatrik nedenlerle görülür ve psikiyatri polikliniğinde yapılan düzenli bir terapi ile tedavi edilebilir" dedi.

Uzm. Dr. Meral Oran Demir, psikiyatri alanına giren cinsel bozukluklardan en sık görülenlerin yeni evli çiftlerde vajinismus, erkeklerde erken boşalma, sertleşme sorunları, kadınlarda cinsel istekte azalma, cinsel uyarılmada azalma ve orgazm olamama olduğunu ifade etti.

Türkiye'deki gibi muhafazakâr toplumlarda cinselliğin konuşulmaktan çekinildiğinin altını çizen Uzm. Dr. Meral Oran Demir, "Muhafazakâr toplumlarda cinsellik yok sayılır. Genelde ergenlik döneminde gerekli bilgilendirmeler yapılmaz. Özellikle genç bireylerce cinsellik abartılı olarak algılanır ve internet gibi bilgi kirliliğinin olduğu ortamlarda kişiler yanlış bilgilerle dolar. Bu şekilde cinsellik konusunda insanların yanlış bilgileri düzeltilmeden devam ettirilir. Bu yanlış bilgiler kulaktan kulağa aktarılır ve yayılır. Var olan bir cinsel sorun, çoğu zaman kimseyle paylaşılmadığından ömür boyu devam edebilir" şeklinde konuştu.

YANLIŞ BİLGİLER DÜZELTİLİRSE SORUNLAR YOK OLUR

Cinsel sorunlar yaşayan kişilerin çoğunluğunun sorunun fiziksel kaynaklı olduğunu sandığını, hâlbuki genelde problemlerin psikolojik olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Meral Oran Demir, şu bilgileri paylaştı:

"Cinsel hayatları ile ilgili sorunlar yaşayan kişiler, bunların çoğunlukla hormonlardan kaynaklanan bir bozukluk olduğunu düşünür. Bu nedenle erkekler üroloji bölümüne, kadınlar da kadın doğum polikliniklerine başvurular. Oysa cinsel işlev bozukluklarının çok küçük bir kısmı organlar veya hormonlardan kaynaklanır. Bilinenin aksine sorunların çok büyük bir kısmı psikiyatriktir ve psikiyatri polikliniğinde yapılan düzenli bir terapi ile tedavi edilebilmektedir. Sadece yanlış bilgilerin düzeltilmesi sayesinde bile kişilerin cinselliği daha keyifli ve doyumlu yaşamasını sağlayabilir."

CİNSEL SORUNLARIN ÇOĞU EĞİTİMSİZLİKTEN KAYNAKLANIYOR

Cinsel terapi ile tedavi edilebilen cinsel işlev bozukluklarının vajinismus, erken boşalma, sertleşme bozukluğu, disparoni (kadında ağrılı cinsel ilişki) kadın ve erkekte cinsel istek bozukluğu, kadında uyarılma bozukluğu, kadın ve erkekte ise orgazm bozukluğu olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Meral Oran Demir, "Ülkemizde cinsel eğitimsizlikten kaynaklanan sorunları; cinsel bilgi eksikliği, cinsel deneyimin yetersiz olmasını, cinsellikle ilgili yanlış inanışları, yetiştiriliş biçimi nedeniyle sağlıklı bir bedene ve psikolojik yapıya sahip bireylerde ya da çiftlerde de sık görebiliyoruz. Bu sebeplerle meydana gelmiş olan cinsel sorunlar da birkaç seans danışmalık verilerek tedavi edilebilmektedir."

 

TEDAVİ ORTALAMA 8-12 SEANS SÜRÜYOR

Cinsel terapiyle vajinismus, erken boşalma, cinsel isteksizlik, sertleşme bozukluğu, kadınlarda uyarılma ve orgazm bozukluklarının tedavi edilebildiğini işaret eden Demir, "Erkekte ve kadında var olan cinsel sorunların büyük çoğunluğu psikiyatriktir ve tedavisi çift olarak psikiyatri polikliniklerinde bu konuda özel eğitim almış doktorlar tarafından yapılmalıdır. Cinsel sorunun tipine ve sorunlu çifte göre değişiklikler olmakla birlikte, cinsel tedaviler ortalama olarak 8-12 seans sürer. Bazen kişiye göre bir iki görüşme ile kısa zamanda düzelen vakalar olabildiği gibi, tedavisi 1 yıl sürmesi gereken vakalar da olabilir" diyerek açıklamasını sonlandırdı.  (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Çocuklar İle Nasıl Kaliteli Vakit Geçirebiliriz?

Posted: 29 Jan 2022 04:23 AM PST

Çocuklar İle Nasıl Kaliteli Vakit Geçirebiliriz?

Çocuklar İle Nasıl Kaliteli Vakit Geçirebiliriz? Ebeveynlerin yaşam ve  çalışma şartları aile çocuk ilişkisini etkileyebiliyor. 

Uzmanlar çocuğun ailesiyle vakit geçirmeye en çok ihtiyaç duyduğu dönemin çocukluk dönemi olduğunu vurgularken , çocuklar ergenlik döneminde vakitlerini daha çok arkadaşlarına ayırmak isteyecekleri için çocukluk döneminin çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.  Uzmanlar; ebeveynlere özellikle çocukların ilgi alanlarının göz ardı etmemelerini, hoşlanmadıkları aktiviteler için ısrarcı olmamalarını ve uzun zaman yerine kaliteli zaman geçirmeye önem vermelerini tavsiye ediyor.

Çocukları ile vakit geçirmek için ne yapacağını bilmeyen, çocuğun ruhsal sağlığını olumlu etkileyecek davranışları bilmeyen aileler için, Psikolog Ayşe Şahin, ebeveynlere çocukları ile kaliteli zaman geçirebilmeleri için tavsiyeler paylaştı.

Çalışma Hayatı Büyük Etken

Son yıllarda modern yaşamın getirdiği gelişmelerin aile temelinde bazı farklılıklar oluşturduğunu belirten Şahin, "Anne rolündeki kadınların sayısı, çalışma yaşamında arttı. Ebeveynlerin mesleği ve çalışma şartları aile-çocuk ilişkisini etkileyebiliyor. Çalışma şartları sebebiyle vakitlerinin büyük kısmını iş yaşamında geçiren anne ve babalar, gün sonunda vakitlerini çocuklarıyla geçirmek yerine dinlenmeyi, televizyon izlemeyi ve sosyal medyada vakit geçirmeyi tercih edebiliyorlar. Anne-babanın çocuğa vakit ayırmasında çalışma saatleri oldukça etkili oluyor." dedi.

Çocuklar İle Nasıl Kaliteli Vakit Geçirebiliriz?

Ebeveyn İlişkisi Gelişimi Açısından Önemli

 Çocuklarla zaman geçirme konusunda genelde babalar yeterli zaman ayırdıklarını düşünse de annelerin böyle düşünmediğini ifade eden Şahin, "Geleneksel görüşte çocuk bakımındaki temel rol annelere verilmiş olsa da hem annenin hem de babanın çocuğun yaşamındaki yeri ayrıdır ve her ikisiyle geçireceği vakit çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir. Anneyle geçirilen zamanda çocuk güvenli ilişki kurmayı öğrenecektir ve bu durum çocuğun hayatında kuracağı bireylerarası ilişkilerin temelini oluşturacaktır. Baba ile kurulan ilişki ise çocuğun dış dünyaya açılmasında belirleyici oluyor ve özgüvenin gelişmesini etkiliyor." dedi.

 

Süre Değil Etkileşim Önemli

 Şahin, "Çocuğun ailesiyle vakit geçirmeye en çok ihtiyaç duyduğu dönem çocukluk çağıdır. Ergenlik dönemine gelindiğinde ebeveynleriyle zaman geçirme ihtiyacı azalmaya başlayacak, gençlerin hayatında arkadaşlarının ön plana çıkmasıyla birlikte gencin aile ile geçirmek istediği süre en aza inecektir. Bu sebeple çocukluk çağının aileler tarafından iyi değerlendirilmesi gerekiyor." dedi.

 

İlgi Alanları Önemsenmeli

 Çocuklarla geçirilen zamanda onların ilgi alanını göz ardı etmemek gerektiğini belirten Psikolog Ayşe Şahin, “Bazı çocuklar gezmeye çıkmaktan keyif alırken bazıları evde olmaktan hoşlanabilir. Anne babalar çocukların istemedikleri aktiviteler konusunda aşırı ısrarda bulunmamalı ve çocuğun ilgi duyduğu alana yönelmeliler.” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

YOUTUBE KANALIMIZ

Omicron’a Karşı Tedbirli Olmaya Devam

Posted: 29 Jan 2022 04:22 AM PST

Omicron'a Karşı Tedbirli Olmaya Devam
Omicron'a Karşı Tedbirli Olmaya Devam. Son günlerde ülkemizde de giderek yaygın hale gelen Omicron varyantının önceki varyantlara göre çok hızlı bulaşarak baskın hale gelebildiği söyleniyor. Sabri Ülker Vakfı'nın derlediği bilgiler Omicron varyantı da dahil koronavirüs salgını ile ilgili bilinmeyenlere ışık tutuyor.

Dünya Sağlık Örgütü B.1.1.529 varyantını 26 Kasım 2021’de Omicron adını vererek tanımladığından bu yana özellikle son günlerde ülkemizde de giderek yaygın hale gelen Omicron varyantı öncekilere göre çok daha hızlı bulaşıyor ve hızla baskın hale gelebiliyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Aşı Enstitüsü Müdürü Prof. Serhat Ünal'ın aktardığı bilgilere göre; hem Omicronun görüldüğü diğer ülkeler hem de ülkemizdeki vaka sayılarındaki artışlar, hastaneye yatışlara benzer oranda yansıyor. Ünal, virüsün mutasyona uğramasıyla pandeminin daha kötüye gittiğinin ya da biteceğinin söylenmesinin şu anda mümkün olmadığını ancak virüsün çoğalmasına karşın bulaşına engel olursak pandemiyi engelleyebileceğimizi söylüyor.

Omicron'a Karşı Tedbirli Olmaya Devam

Bulaşma oranı daha yüksek olan delta varyantının Hindistan'dan çıkmasının nedeninin aşının olmaması ve bulaşmanın çok olması olduğunu belirten Serhat Ünal, toplumsal bağışıklık veya sürü bağışıklığının virüsün herkese bulaşması ve böylece kendi kendine yok olması anlamına geldiğinin de altını çiziyor. Mevcut aşıların halen bulaşmaya tam engel olamadığına dikkat çeken Serhat Ünal şunları söyledi; "Hastalığı geçirenlerde de immünite sonsuz değil; haliyle toplumsal bağışıklık neredeyse imkânsız duruyor. Örneğin Danimarka kontrollerin iyi olduğu bir ülkedir. 2021'in 11 Eylül'ünde %71 aşı oranı ve tedbirler ile ölümleri ve vaka sayılarını oldukça düşürdü, ardından kontrolleri kaldırdı. Kuralları gevşetir gevşetmez tekrar vaka sayıları arttı. Haliyle aşı ve önleyici tedbirlerin devamlılığı, pandeminin yönetimi ve son bulması için olmazsa olmaz kurallar olarak geçerliliğini koruyor".

 

Aşı virüslere karşı en etkili korunma yöntemidir

Aşının varlığının bulaşıcı hastalıklardan korunmada bilinen en etkili ve en güvenli yol olduğunu, hastalığın tedavisi için etkinliği kanıtlanmış spesifik bir ilacının henüz bulunmadığını belirten Serhat Ünal uyulması gereken kurallarla ilgili olarak şu hatırlatmaları yaptı; "El hijyeni ve enfekte riski olan bireylerle temasın, ağız, burun ve göz mukozasına bulaştan kaçınması gerekiyor. Türkiye'de salgının başlaması ile birlikte topluma yönelik 14 kural belirlenmişti. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sosyal mesafenin arttırılmasına yönelik tedbirler salgınla müdahalede en etkili yöntem olarak uygulanıyor. COVID-19 salgınında birçok varyant ve mutasyon görülmesi beklenen bir durum. Farklı mutasyon ve varyantlar, salgına karşı alınabilecek tedbirleri değiştirmiyor "dedi.

 

Salgınla mücadelede bunları unutmayın 

Uzmanlar önlemler için kapalı ve havalandırması sınırlı olan ortamlarda vakit geçirilmemesi, her durumda maske kullanımının ihmal edilmemesi, aşı hatırlatma dozlarının zamanında uygulanması, sosyal mesafeye azami önem vermek ve Omicron varyantının bulaşma hızı dikkate alındığında sosyal mesafeyi 3 metreye kadar çıkartmak, hijyen kurallarına her zamankinden daha fazla uyum gösterilmesi konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Soğuk Alerjiniz Nedir ?

Posted: 29 Jan 2022 04:20 AM PST

Soğuk Alerjiniz Olabilir Mi?

Soğuk Alerjisi Nedir ? Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği 'soğuk alerjisi' konusunda vatandaşları uyardı. Havaların soğumasıyla birlikte cildiniz kabarıyor, kaşınıyor ve hatta şişiyorsa soğuk alerjiniz olabilir.

AİD Başkanı Prof. Dr. Dilşad Mungan "Ülkemizde soğuk günlerin yaşandığı bu günlerde soğuk alerjisi, ciltte görülen kızarıklık, uyuşma gibi basit sorunların yanı sıra; ani bayılma, şoka girme, nefes alma güçlüğü gibi ciddi problemlere dahi yol açabilir" diyor.

 

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği, alerjiye bağlı olan rahatsızlıkların kış mevsiminde daha kolay ortaya çıktığını ve alerjik duyarlılığı yüksek olanların bu dönemde özenli olmaları gerektiğine dikkat çekerek uyarıda bulundu.

Soğuk havaların yoğun bir şekilde hissedilmesi ile beraber halk arasında “soğuk alerjisi" veya “soğuk kurdeşeni” olarak bilinen soğuğa bağlı ürtiker konusunda dikkat edilmesi gerektiği söyleniyor. Soğuk alerjisi deri sıcaklığının azalması ile birlikte ciltte şişlik, kabarıklık, kızarıklık, uyuşma, karıncalanma ve kaşıntı belirtileri ile kendini gösteriyor. Sadece soğuk hava değil soğuk su, hatta soğuk nesnelere temas etmek de kurdeşen ve alerjik ödem nedeni olabilir. Bunlar temaslı bölgede değil, tüm vücuda yayılmış bir şekilde de gözükebilir.

Soğuk Alerjiniz Olabilir Mi?

Bayılma ve şoka girmeye sebep olabilir 

Prof. Dr. Dilşad Mungan konuyla ilgili olarak, "Cildin soğuk ile en fazla temas ettiği dış ortamlarda daha çok el, ayak ve yüz bölgelerinde soğuk alerjisinin belirtilerini görmekteyiz. Ancak bu alerjiyi sadece temas ettiğimiz soğuk havanın sebebi olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu alerjiyi taşıyanlar soğuğa maruz kaldığı diğer ortam ya da fiziki temaslarda da alerjik birçok belirti ile karşılaşabilirler. Örneğin dondurma yediklerinde dilde, dudaklarda, boğazda ani şişmeler yaşayarak nefes alıp vermekte sıkıntılı çekebilir, hatta nefes yolu şişerek kapanabilir. Yine benzer şekilde soğuk havuz veya denize girildiğinde kan basınçlarında düşme, şoka girme ve ani bayılma gerçekleşebilir. Soğuk alerjisinin basit bir kurdeşen ile kalmayıp solunum sıkıntısı, hipotansiyon, baş dönmesi, oryantasyon bozukluğu, bayılma hatta alerjik şok (anafilaksi) tablosuna neden olabildiği bulguları pek çok araştırmada da vurgulanıyor." dedi.

Yıllarca Sürebilir

Soğuk alerjisini önlemenin en kolay yolunun soğuk havadan kaçınmak olduğunu belirten Mungani "Soğuk alerjisini saptanması için test yöntemi olarak hastanın cildini buzla temas ettiriyoruz. 5 ila 10 dakika arasında süren bu temas sonrası derinin verdiği tepkilere ve kızarıp kabarmadığına bakıyoruz. Tedavisinde ise birinci basamak olarak atakların önlenmesi yani soğuğa maruz kalmanın önlenmesi gerekiyor. Soğuk havalarda önleyici olarak doktor kontrolünde alerji ilaçlarının kullanılması; hatta durum ciddi ise hastalara, kullanıma hazır kalem şeklindeki adrenalin enjektörlerini yanında taşıması önerilir. Soğuk havayla temas etmeden sıkı giyinmek, dondurma ve buz gibi ürünleri tüketmemek ve soğuk su aktivitelerinden kaçınması da tedavide büyük önem taşır. "dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Post a Comment

Previous Post Next Post