Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Elektronik Sigara Ölümcül Olabilir !!! 

Posted: 19 Feb 2022 04:03 AM PST

Elektronik Sigara Amerika'da yapılan bir araştırmada bir yılda e-sigara nedeniyle 2807 kişinin hastaneye kaldırıldığı, bu hastalardan 68'nin akciğer hasarı nedeniyle yaşamını yitirdiği ortaya kondu. 

Elektronik sigaralar ya da e-sigaralar, sigarayı bırakmayı isteyenler arasında giderek popülerleşen bir nikotin alma yöntemi olarak ortaya çıkarken, yapılan araştırmalar elektronik sigaranın sağlığa zararlı etkilerini de her geçen gün açığa çıkarmaktadır. Özel Era Radyoloji Merkezinde görevli Uzm. Dr. Nadir Moustafa e-sigara ile ilgili yapılan araştırmalar ve sonuçları ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. 

Elektronik sigarada kullanılan sıvı içerisine konulan bir çok kimyasalın insan sağlığı açısından çok tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Moustafa, "2020 yılında Amerika’da yapılan bir çalışmada 2807 kişinin e-sigaranın neden olduğu akciğer hasarı nedeniyle hastaneye kaldırıldığı ve 68 kişinin öldüğü bildirildi. (E-cigarette or Vaping Use-Associated Lung Injury (EVALI), The Lancet 2020. Bu çalışmada hasta olan kişilerin çoğunluğu (%83), E vitamini asetat gibi yağlarla formüle edilmiş tetrahidrokannabinol (THC) veya kannabidiol (CBD) içeren ürünler kullanıldığını; geri kalan %17'nin sadece rutin olarak E vitamini asetat ile karıştırılmayan nikotin ürünleri rapor edildi" diye konuştu. 

Elektronik sigara sağlığa zararlıdır

Dr Moustafa şöyle devam etti, "Kimyasal olarak meydana gelen akut akciğer hasarı, elektronik sigaranın zararlarını açıkça ortaya koymaktadır. Elektronik sigara, zararsız diye düşünülmemelidir. Hekimler hastalarını elektronik sigara içiminden vazgeçirmelidir. Sigarayı bırakmak için nikotin ürünleri kullanıyorlarsa, elektronik sigara sıvılarının toksikolojik incelemeleri tamamlanana kadar diğer nikotin ürünlerini (sakız vb) kullanmaları daha faydalı olacaktır" (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

Hekimler İş Bıraktı. Eylem Kaç Gün Sürecek?

Posted: 19 Feb 2022 03:35 AM PST

Hekimler İş Bıraktı. Eylem Kaç Gün Sürecek?

Aile hekimleri ve aile sağlığı merkezi çalışanları dün Türkiye genelinde iş bıraktı. İş bırakma eyleminin iki gün süreceği söylendi.

Eylem sırasında yapılan açıklamada, “Aile hekimleri, aile sağlığı ebe hemşireleri ve tüm sağlık paydaşları ile birlikte son bir yıl içerisinde tüm yurtta 4 defa iş bırakıp,3 defa miting yaparak kamuoyuna ve sağlık bakanlığına sesimizi duyurmaya çalıştık. Sağlık bakanlığı halen bizleri duymamak, verdikleri sözlerde durmamak, aile hekimliği sistemini çökertmekte ısrar etmektedir. Sağlıkta dönüşüm ile birlikte verilen sözler unutulmuş, aile sağlığı merkezleri modernize edilmek yerine kaderlerine terk edilmiştir. Birçok aile sağlığı merkezi fahiş artan elektrik, doğalgaz faturalarını ödeyememekte, artan personel giderlerini karşılayamamaktadır. Yakın zaman içerisinde Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan ve ücretleri aile hekimleri tarafından karşılanan 20.000 'e yakın yetişmiş sağlık çalışanı işsiz kalacak, aile sağlığı merkezlerinde verilen birçok hizmet durma noktasına gelecektir.”

Hekimler İş Bıraktı. Eylem Kaç Gün Sürecek?

“Bizlere söz verildiği gibi, aile hekimliği başına düşen nüfuslar azaldıkça enflasyona karşı aile hekimi ve aile sağlığı ebe hemşirelerin hak edişlerinde iyileştirilme yapılmamış, pandemi döneminde bile, negatif performansa dayalı angaryalar arttırılarak aile hekimleri, aile sağlığı ebe ve hemşireleri değersizleştirilmiştir. Sayın Sağlık Bakanı; Asgari ücrete yakın hakediş alan aile sağlığı çalışanı ebe ve hemşire, yoksulluk sınırında hakediş alan aile hekimleri, Son bir ay içerisinde 197 ve son bir yıl içerisinde ülkesini terk eden binlerce hekim, sizlerin eseridir. Buradan açık bir şekilde haykırıyoruz. Baskılara boyun eğmeyeceğiz!” ifadeleri kullanıldı.

Sağlıkta Şiddete Karşı Hukuki Görüş Metni

Posted: 19 Feb 2022 03:21 AM PST

Sağlıkta Şiddete Karşı Hukuki Görüş Metni

TTB sağlıkta şiddetin önlenebilmesi için verdiği önergenin uygulanmaya başlanması gerektiğini dile getirdi.

Sağlıkta Şiddete Karşı Hukuki Görüş Metni. Sağlık hizmeti sunumu esnasında işlenen öldürme, kasten ve bilinçli yaralama, hakaret, kişinin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik tehdit ile sağlık çalışanlarının bir şeyi yapması veya yapmamasını temine yönelen eylemlerin; suçun işleniş biçimi ve kendine özgü yapısı nedeniyle ayrı bir suç türü olarak tanımlanması ve giderek artan şiddet olaylarının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından araştırılması; 2011 yılında Türk Tabipleri Birliği tarafından talep edilmiştir. Bu talep, CHP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı tarafından 7 Ekim 2011 tarihinde TBMM Başkanlığı'na sunulmuş fakat gündeme alınmamıştır. Yasal ve kalıcı tedbirler almak yerine; Sağlık Bakanlığı tarafından 6 Nisan 2011'de yayımlanan Hasta ve Çalışan Güvenliğinin Sağlanmasına Dair Yönetmelikte, "Çalışanlara yönelik fiziksel saldırıların önlenmesine yönelik düzenleme yapılması hususlarında gerekli tedbirleri alır ve düzenlemeleri yapar" cümlesi ile çözüme yönelmediği belli olan düzenleme yapılması tercih edilmiştir.

Türk Tabipleri Birliği tarafından 2011'de hazırlanan "Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı", sağlık hizmetinin kamu hizmeti olduğu vurgusundan hareketle, Türk Ceza Kanunu'nun üçüncü bölümüne "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar: Sağlık Hizmetini Engelleme" başlığı altında, en azından caydırıcılık içermesi amacıyla hazırlanan ek madde önerisini başta Sağlık Bakanlığı, hükümet temsilcileri ve siyasi partiler olmak üzere tüm ilgili yerlere iletilmiştir. Teklifin gerekçesine sağlık hizmeti sunumu alanında yaşanan sorunlar anlatılmıştır.

Sağlıkta Şiddete Karşı Hukuki Görüş Metni

Mevzuat ve Uygulamayla İlgili Öneriler
  • Türk Tabipleri Birliği'nin kanun teklifi ile birlikte bugüne kadar 3359 sayılı Yasanın Ek-12. Maddesi ile yapılan düzenlemelerin temel ceza mevzuatında olması gereken yerlere alınması,
  • Konut dokunulmazlığını ihlal suçu düzenleyen Türk Ceza Kanununun 116/2. maddesine “işyeri” ibaresinden sonra gelmek üzere "tüm sağlık tesisleri" ibaresinin eklenmesi,
  • Mağdur sağlık çalışanının faile hizmet sunmayacağının açıkça kanunda düzenlenmesi,
  • Sağlıkta şiddet suçunun önlenmesine yönelik kolluk faaliyetleri kapsamında şiddet vaka haritası ile fail profil çalışmalarının yapılması,
  • Darp ve cebirle işlenenler dışındaki suçlarda alternatif yaptırımların yaygınlaştırılarak faillerin olayın meydana geldiği sağlık tesisi dışındaki bir yerde süreli görevlendirilmesi,
  • Sağlıkta şiddet mağdurlarına adli yardım kapsamında barolardan vekil görevlendirilerek tüm işlemlerin avukat eşliğinde yapılmasının sağlanması,
  • Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğünün yıllık raporlarına "sağlık çalışanlarına yönelik suçlar" başlığı eklenmesi,
  • Sağlık Bakanlığının beyaz kod raporlarını yıllık olarak başvuru gerekmeksizin açıklayarak hukuki yardım sonuçlarıyla birlikte açıklaması.

 

Doktora Ve Yüksek Lisans Yapan Öğretmenlerin Ek Ders Mağduriyetleri

Posted: 19 Feb 2022 03:21 AM PST

Doktora Ve Yüksek Lisans Yapan Öğretmenlerin Ek Ders Mağduriyetleri

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kadrolarda görev yapan öğretmenlerden doktora ve yüksek lisans yapan öğretmenlere ek ders ücretleri %20 ve %7 oranlarında artırımlı ödenmektedir. Türk Eğitim-Sen bu konu ile ilgili açıklamalarda bulunarak mağduriyetin giderilmesi gerektiğini vurguladı.

 

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kadrolarda görev yapan öğretmenlerden doktora ve yüksek lisans yapan öğretmenlere ek ders ücretleri %20 ve %7 oranlarında artırımlı ödendiğini belirten Türk Eğitim-Sen, ” Bu ücret fiilen derse girmedikleri gerekçesi ile öğretmenlere artırımlı olarak ödenmemektedir. İlgili mevzuat hükümlerinde ek ders ücretinin artırımlı olarak ödenebilmesi için fiilen ders okutma şartı getirilmiştir. Ancak, mevzuat hükümlerinde bazı öğretmenlerin fiilen derse girme görevi bulunmadığından ek ders ücretleri artırımlı ödenmeyerek öğretmenlerin mağduriyetine sebebiyet verilmektedir.

Aynı çalışma ortamında çalışan ve öğretmen olarak görev yapan devlet memurları arasında bu şekilde bir ayrım yapılmasının kabulü mümkün olmadığı gibi hakkaniyet kurallarına da aykırıdır. Türk Eğitim-Sen olarak, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul/kurumlarda görev yapan fiilen derse girmeyen öğretmenlerden, doktora ve yüksek lisans yapanlara ek ders ücretlerinin diğer öğretmenler gibi sırasıyla %20 ve %7 artırımlı ödenmesi, ek ders ücretlerinin artırımlı ödenebilmesi için gerekli mevzuat değişiklerinin yapılması hususunda, MEB'e talepte bulunduk.” açıklamasında bulundu.

Doktora Ve Yüksek Lisans Yapan Öğretmenlerin Ek Ders Mağduriyetleri

 

Migren Tedavisinde Aşı Dönemi

Posted: 19 Feb 2022 03:20 AM PST

Migren tedavisinde 'aşı' dönemi

Dünyada son üç yıldır kullanılan migren aşısı, geçtiğimiz yıl itibariyle Türkiye'de de kullanılmaya başlandı. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın da onayladığı migren aşısının her migren tipinde uygulanabildiği belirtildi.

Katlanması en zor ağrılardan biri olan migren ağrılarının hastaların yaşamlarını zorlaştıran ve günlük rutinlerini yapmalarına engel olan önemli bir sorun olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, "Günümüz tıbbında kullanılan ilaç tedavileriyle migren atakları kontrol altına alınırken migrenden tamamen kurtulmanın henüz bir yolu bulunmuyor. Dünyada son birkaç yıldır gündemde olan migren aşısı ise yeni bir tedavi yaklaşımı olarak yakın geleceğin güçlü tedavilerine ilham olabilir. Tedavi 'migren aşısı' olarak duyurulsa da aşılar gibi bir kez uygulandığında hastalığın gelişmesini engellemiyor. Düzenli olarak hastaya enjeksiyon uygulanması gerekiyor" dedi.

İlk tedavi yöntemi

Son üç yıldır migren tedavisinde yeni ve spesifik bir yöntem olarak uygulamaya giren aşıların Türkiye'de de Sağlık Bakanlığı onayıyla kullanılmaya başlandığını söyleyen Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, "Aşıların en dikkat çeken tarafı, sadece migrene özel olmaları. Bugüne kadar migren önleme tedavisi için reçete edilen ilaçlar aslında antiepileptikler, beta blokörler, kalsiyum kanal antagonistleri, antidepresanlar ve botulinum toksin uygulamaları gibi başka hastalıklarda kullanılan ve migrene özgü olmayan ilaçlarken bahsettiğimiz migren aşıları migrene özel ilk tedavi yöntemi olarak tıp literatürüne girmiş durumda" dedi.

Migren tedavisinde 'aşı' dönemi

Migren aşısı migren ağrısını başlatan maddeleri engelliyor

Uygulanmasının çok kolay olduğu ve özel hazır enjektörler içinde satıldığının altını çizen Kütükçü, "Migren aşısı ayda bir kez olmak üzere cilt altına enjeksiyon şeklinde kolaylıkla uygulanabiliyor. Hatta öyle ki, hastanın kendisi bile uygulayabiliyor. Burada dikkat edilmesi nokta ise özellikle alerjik reaksiyonları çok düşük olsa bile herhangi bir durumun gelişebilme riski nedeniyle ilk enjeksiyonların hastanede ve doktor gözetiminde yapılmasında yarar var. Enjeksiyon sırasında yapılan monoklonal antikorlar, migren ağrılarının ortaya çıkmasında önemli rolü olan CGRP (kalsitonin gen ilişkili peptid) adlı nöropeptidi etkisiz hale getirerek migren atağını önleyebiliyor. Daha basit bir açıklamayla ifade edilirse; migren aşısı, migren ağrısını başlatan maddeleri engelleyerek ağrı gelişmesini önleyici bir etki yaratıyor" dedi.

 

Hastaların yüzde 60-80'inde etkili

Migren aşısının genellikle hastaların yüzde 60-80'inde etkili olduğunu ve aylık ortalama baş ağrılı gün sayısını azalttığını vurgulayan Kütükçü, "Elde edilen bu oran büyük bir başarı olarak görünse de migreni tamamen engelleyen veya ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyemeyiz. Yapılan klinik çalışmalarda da uygulamadan kısa süre sonra ağrıların tekrar başladığı bildiriliyor. Bu durumda uzun yıllar boyunca ayda bir enjeksiyon yapılması gerekebilir" hatırlatmasını yaptı.

 

Her migren tipinde kullanılabilir

Kütükçü, "Aşının hem aurasız hem de auralı migren, kronik migren, aşırı ilaç kullanım baş ağrısı ve küme baş ağrılı hastaların tedavisinde başarıyla kullanıldığını söyleyebiliriz. Tabii maliyeti yüksek olduğu için hasta seçimleri de burada önemli bir nokta. Özellikle ilaç tedavisi, botulinum toksin tedavisi gibi önceki tedavilere iyi yanıt alınamayan ve ayda 4-5'ten daha fazla ağrı atakları geçiren hastalarda kullanılması daha uygun olacaktır" şeklinde konuştu. Migren iğnesi tedavisinin bugüne dek ciddi, tehlikeli bir yan etkisinin bildirilmediğini hatırlatan Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, "Olası yan etkiler iğne yerinde kızarıklık, kaşıntı, enfeksiyon ve genellikle hafif alerjik reaksiyonlardır. Bu etkiler ilaçların güvenlik ve tolere edilebilirlik özellikleri ile benzer bulunmuştur" dedi.

 

 

Post a Comment

Previous Post Next Post