Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


“Zorunlu Aşı Uygulaması” Hakkında Etik Kurul Görüşü

Posted: 03 Feb 2022 06:36 AM PST

Toplumsal yaşamın sürdürülmesi için korunma gerekli midir?

Zorunlu Aşı Uygulaması. Türk Tabipler Birliği zorunlu aşı uygulaması hakkında etik kurul görüşü yayınladı ve akıllarda olan birçok soruyu cevaplandırdı.

 

TTB covid ve aşılar hakkında yaptığı açıklamada, “Özellikle son 20 yıldır aşı konusunda sürdürülen gerici sağlık politikaları ile aşı karşıtlığı körüklenmekte ve aşı yaptırma bireysel tercihe indirgenmektedir.

Devlet, sağlıklı yaşam hakkının sağlanması ödevinin gereğini yerine getirmemekte,  konu hakkındaki belirsizlikleri ortadan kaldıracak tutum almamakta, toplumu bilgilendirmeyerek ve şeffaf davranmayarak aşı tereddüdünü ve karşıtlığını beslemektedir. Sadece bir meta olarak aşı temin edilmesi, yukarıda belirtilen diğer sorumluluklar yerine getirilmeksizin isteyenin aşı olmasının söylenmesi, aşıyla ilgili tutarsız açıklamalar yapılması toplumdaki güvensizliği, aşı tereddüdü ve karşıtlığını pekiştirmektedir.”dedi. 

 

Bu değerlendirme kapsamında yaşanmakta olan salgın süreci ele alındığında öncelikle aşağıdaki soruların bilimsel yanıtlarını vermek gerekecektir:

 

  1. Toplumsal yaşamın sürdürülmesi için korunma gerekli midir?
  2. Var olan aşılar bu korumayı sağlamakta mıdır? Aşıdan başka, aşı kadar etkili koruma yöntemleri söz konusu mudur?
  3. Salgının önlenmesi için aşı uygulamasıyla toplumsal bağışıklığın sağlanması mümkün olur mu? (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

İnternet Beynimizi Tembelleştiriyor

Posted: 03 Feb 2022 02:48 AM PST

İnternet Beynimizi Tembelleştiriyor

İnternet Beynimizi Tembelleştiriyor ! Bahar Üner Anahmias internetin beyine olan etkilerini anlattı. 21. yüzyılda öğrenme ve adapte olma sorunlarının artışının sebebi internet olabilir mi?

İnternet beynimizi tembelleştiriyor mu, sorusuna cevap veren Dijital Marka Stratejisti Bahar Üner Anahmias:  “Bilgisayarda bir sayfa açılmıyor, hemen o sayfayı terk ediyoruz. Bir şarkıyı dinlerken ilk iki nakarat bölümünden sonra diğer şarkıya atlıyoruz. Dizilerin arasındaki reklama tahammülümüz yok, internetten seyretmeyi tercih ediyoruz. Youtube’da videoları hızlandırarak seyrediyoruz. Cep telefonlarımızda, tabletlerimizde hep bir hız halindeyiz. Parmağımızın bir hareketiyle ekrandaki bilgileri hızla yukarı taşıyoruz, aşağıdakileri kaçırmamak için. Sabırsızız. Her şeye, hemen şimdi şu an sahip olmak istiyoruz. Konsantrasyonumuz az. Aradığımız bir konuyu okurken bir de bakıyoruz ki o sayfadan bu sayfaya, sonra da diğerine atlamışız ve hiç ummadığımız bir sayfadayız. Bilgiye ulaşmış mıyız? Belki evet, belki hayır. Bilgiyi edinmiş miyiz? Muhtemelen hayır. Ne ara değiştik? Bunun sorumlusu kim? Teknoloji mi?” diyerek internetin beyin tembelleşmesini önlememiz için tavsiyelerde bulundu.

İnternet Beynimizi Tembelleştiriyor

 

Ne Yapmalıyız

1. İnternet hayatımızın bir gerçeği. Beynimiz bu yeni nesil iletişim şekliyle değişiyor. Bunu bilelim.

2. İnterneti yapıcı ve yaratıcı olmak için kullanalım. Öğrenelim, öğrendiğimiz bilgiyi özümsemeye çalışalım, paylaşalım, takımlaşalım, üretelim, yine paylaşalım. Bizim öğrendiklerimizi başkaları da öğrensin.

3. İnternet, sosyal medya, telefon, tablet bağımlılığından kendimizi koruyalım. Kontrollü ve dengeli olalım.

4. Yüz yüze sosyal ilişkilerimizi unutmayalım. Onları besleyelim.

5. Okuma alışkanlığımızı kaybetmeyelim. Sadece internette okumamıza güvenmeyelim. Okumanın beynimizin başka bölümlerini de çalıştırdığını unutmayalım.

6. İnternet ezberleme alışkanlığımızı, hafızamızı zayıflatıyor, gereksiz hale getiriyorsa, biz de beynimizin bu alışkanlıklarını kaybetmemek için çabalayalım. Bazı şeyleri aklımızda tutmaya çalışalım, bilgiyi edindikten sonra çevremizle paylaşalım, anlatalım.

7. İngilizceye mutlaka hakim olalım. Çocuklarımızın bu dili mümkün olan en iyi şekilde öğrenmelerine çabalayalım. Biz ne kadar Türkçe kaynak yaratsak bile, internetteki İngilizce kaynaklar bir o kadar daha fazla ve her an artıyor.

8. İlgilendiğimiz konuları, dünyanın gittiği yöndeki konuları takip edelim. Bilgi ve öğrenme artık bir tık uzağınızda. Her konuda kendimizi geliştirmemiz şart.

9. Hem çocuklarımız hem de biz dijital zekâmızı geliştirelim. Güvenli internet araştırması, doğru bilgiye ulaşmayı öğrenmek, internette gezinirken kendini kontrol edebilmek, dağılmamak, sosyal medya zamanını kısıtlı kullanmak, vb. konularda dijital zekâmızı geliştirelim.

10. En önemlisi yapay zekânın pek çok işe sahip olacağı bu dönemde İnsani özelliklerimizi kaybetmeyelim.”

(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Ispanak Tüketimi Öncesi Bu Kurallara Uyun

Posted: 03 Feb 2022 02:47 AM PST

Ispanağı Tüketmenin 6 Kuralı

Ispanak Tüketimi Öncesi Bu Kurallara Uyun. Mevsiminde düzenli olarak tüketildiğinde vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineral desteğinin sağlanmasında rol oynayan ıspanak, antioksidan özelliği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklardan korunmaya yardımcı oluyor.

Ispanağı tüketirken besin değerlerinin kaybolmaması için bazı kurallara uyulması gerekiyor. Dyt. Betül Merd, ıspanağın faydaları hakkında bilgi vererek, sağlıklı tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. Çeşitli mineral ve vitaminler ile antioksidan özelliği olan ıspanak; karoten, likopen ile zeaksantin gibi pigmentler ve lif açısından oldukça zengin bir sebzedir. Ispanağın 100 gramında 469 mg A vitamini ve 5626 mg provitamin A veya B-karoten, K vitamini, C vitamini, B2 vitamini ve daha düşük konsantrasyonlarda folik asit (B9, tiamin dahil) bulunmaktadır. Ayrıca ıspanak; B1 ve riboflavin veya B2, C, E, K vitaminleri ile E vitamini arasında tokoferoller ve tokotrienoller gibi bilinen bileşikleri barındırmaktadır.

Tam bir mineral kaynağı

Mineral açısından 100 gram ıspanakta 58 mg magnezyum,123 mg kalsiyum, 633 mg potasyum, 4,25 mg çinko, 0,128 mg bakır, 8.75 mg manganez, 120 mg sodyum ve 55 mg fosfor ile 4-35 mg demir bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ıspanak, diyet lifi, B6 vitamini, E vitamini ve omega-3 yağ asitlerinin önemli bir kaynağıdır. Antioksidanlar, polifenoller ve karotenoidler gibi sağlıklı gıda statüsünün ayırt edici özellikleri olan çiğ ıspanağa önemli bileşikler eşlik etmektedir.

Besin değeri açısından zengin

Ispanak, besin değerleri açısından son derece zengin olan koyu yeşil yapraklı bir sebzedir. Çok çeşitli vitamin ve minerallerin yanı sıra insan dokusunun bakımı, iyileştirilmesi ve düzenlenmesi için gerekli olan diyet lifi, protein ve yağ asitlerini kapsayan birkaç önemli mikro besin içerir. 100 gram başına yaklaşık 150 kcal içerir ve folatlar, K vitamini, A vitamini durumunda toplu olarak önerilen günlük miktarın % 49'unu oluşturan çok çeşitli mineral ve vitaminleri sağlar. C vitamini, diyetteki demirin emilimi için önemlidir.

Ispanak Tüketmenin 6 Kuralı

Ispanak mevsiminde tüketilmeli

Ispanağın mevsiminde tüketilmesi gereklidir. Ispanak alındığında her yaprağının tek tek kopartılarak sirkeli su içinde bekletilmesi, aradaki yabancı otların temizlenmesi önemlidir. Yemek olarak hazırlanan ıspanak sık sık ısıtılarak yenmemelidir. Çünkü içindeki nitrat maddesi, ısındıkça nitrite dönüşebilmekte, bu yüzden tekrar tekrar ısıtılması zehirlenmelere neden olabilmektedir.

  1. Besin değerleri açısından ıspanak mevsiminde tüketilmelidir.
  2. Tüketilmeden önce kesinlikle yakınmalı, topraktan ıspanağı geçebilecek bakteriler için yıkama suyuna sirke konmalıdır.
  3. Pişirilmeden önce besin değerlerinin kaybolmaması için küçük parçalara ayrılmamalıdır.
  4. Ispanağın doğranması, içindeki C vitaminini azaltacağından mümkün olduğunca bütün halinde tüketilmesi daha sağlıklıdır.
  5. Pişirme sırasında besin değerlerinin kaybolmaması için yağda uzun süreli yakılarak kavrulmamalıdır.
  6. Mutlaka temiz bir bıçakla doğranmalıdır.
  7. Ispanak ile birlikte kalsiyum içeren yoğurt bir arada tüketilmemelidir. Ispanaktaki demir ile yoğurttaki kalsiyum birbirlerinin emilimini engellemektedir. Bu nedenle beraber tüketildiğinde ıspanaktan beklenen fayda sağlanmamaktadır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

SMA Hastası Mehmet Ayaz Yaşamak İstiyor

Posted: 02 Feb 2022 12:22 PM PST

SMA Hastası Mehmet Ayaz Yaşamak İstiyor
Halide Zeynep Sındıraç ve Ali Sındıraç çiftinin SMA Tip 2 hastası çocuğu Mehmet Ayaz’ın, ilacına ulaşması için yardım kampanyası devam ediyor.

 

İzmir Tire'de ikamet eden Sındıraç çiftinin çocuğu Mehmet Ayaz SMA Tip 2 hastalığı ile mücadele ediyor. 15 aylıkken SMA tanısı konulan Ayaz’ın sağlığına kavuşması için %20.40 olan bağış seviyesinin tedavi için uygun olan kiloyu geçmeden %100 seviyesinde olması gerekiyor.

Anne Halide Zeynep Sındıraç, ” Gen tedavisinin maliyeti 2.4 Milyon dolar, bu miktarın kampanya düzenlemeden toplanması mümkün değil ve bu fiyat sadece ilacın fiyatı. Gidilen yerde konaklama gibi diğer masraflar bu ücrete dahil değildir. Ayazın doğumundan 9 aylık olana kadar gelişiminde herhangi bir sıkıntıya rastlanmamıştı, 9. aydan sonra oğlumuzun gelişiminde bir gariplik fark etmemiz ile birlikte SMA hastası olabileceğini düşündük çünkü oğlumuz Ayaz yürüyemiyor ve emekleyemiyordu. Hastanede yapılan araştırmalar sonucunda Ayaza SMA Tip 2 tanısı kondu. Ayaz kendi başına oturabildiği için veya karşıdan bakıldığında hasta bir çocuk olarak gözükmediği için insanlar oğlumuzun hastalığının ciddiyetine inanmadılar ama hastalık çok ciddi ve çok hızlı ilerliyor. Şu anda kampanyamız %20.40 seviyelerinde ve daha çok yolumuz var, sizden oğlumun sağlığına kavuşması için destek bekliyoruz.” dedi.

SMA HASTASI ÇOCUKLARIN SESİNİ DUYUN!

Binlerce SMA hastası kardeşlerimiz çok yüksek tutarda olan ve yurt dışında uygulanan tedavi ücreti için yardımlarınızı bekliyor. Elimden ne gelir diye düşünmeden bir günlük kahve paramızı bile SMA hastası kardeşlerimizle paylaşarak onlara umut olabiliriz. SMA hastası çocukların belirli bir kiloyu geçmeden tedaviye başlaması gerekiyor, bu sebep ile aileler acil olarak destek bekliyor. Herkes bir kahve parasını bağışlarsa birçok hasta kardeşimize umut olabiliriz. Tüm SMA hastası kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz ve bir an önce devletin SMA hastası çocukların elini tutmasını istiyoruz. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

SMA Hastası Mehmet Ayaz Yaşamak İstiyor

Menopoz Öncesi Ve Menopoz Dönemi'nde Yapılması Gerekenlere Dikkat

Menopoz Öncesi Ve Menopoz Dönemi’nde Yapılması Gerekenlere Dikkat

Posted: 02 Feb 2022 08:09 AM PST

MENOPOZ ÖNCESİ VE MENOPOZDA

Wellbeing Uzmanı ve Chef Pelin Bozkurt Bilgiç kadınların yaşamında gerçekleşen menopoz dönemi öncesi hakkında bilgiler verdi. Bilgiç, menopoz öncesi ve menopoz döneminde yapılması gereken önemli faktörleri açıkladı.

 

Menopoz döneminin bir hastalık olmadığını belirten Wellbeing Uzmanı ve Chef Bilgiç, ” Pencere bir açılıp, bir kapanıyorsa, hırka bir giyilip bir çıkarılıyorsa, yelpaze en sevdiğiniz aksesuarsa hormonlar dengesizleşmeye başlamış diyebiliriz. Vücudumuzun termostat ayarları ile oynanıyor. Östrojen hormonu seviyesi düştüğünde beynimiz gerçekten termostatı düzenlemekte zorlanır. 35 yaşından sonra hormonlarımız düzensizleşmeye başlıyor. Bunu pek çok şekilde kendimizde görebiliyoruz. Kilo alabiliyoruz, uykumuz düzensizleşiyor, sıcak basmaları başlıyor, stres altına girebiliyoruz. Kısacası Kaos başlıyor vücudumuzda. Biz bu dönemde kendimizi ve çevremizi suçlayabiliyoruz. Aslında kimse suçlu değil. Hormonlarımız bizi yönetiyor. Ben Menopoz Öncesi ve Menopoz Dönemi için size bazı doğal çözümler sunmak istiyorum. Bu çözümleri danışanlarımda ve kendimde uyguladıktan sonra hayatımızda bir rahatlamaya kavuştuk.” dedi.

Menopoz Öncesi Ve Menopoz Dönemi'nde Yapılması Gerekenlere Dikkat

Menopoz Öncesi ve Menopoz Dönemi önerileri

1. Dışarı çıkarken soğan gibi kat kat giyinin. Terleyince çıkarırsınız, üşüyünce yeniden giyersiniz.

2. Şifalı bitki çaylarını mutlaka için.

3. Beslenmenize sağlıklı yağları ekleyin.

4. Lifli karbonhidratlardan alın.

5. Omega 3 kaynağı yağlı balıkları tüketin.

6. Yanınızda limonlu ve naneli su taşıyın.

7. Şeker kesinlikle olmamalı.

8. Organik deodorant kullanın.

9. Hareketi hayatınızın merkezine koyun ve sürekli hareket halinde olun.

10. Acı kullanmayın; kakule, kişniş, nane sizi ferahlatır.

11. Nane yağını 1-2 damla mendile damlatıp, arada koklamak iyi gelecektir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

 

MPS Hastalığında Kaybedilen Zamanın Önemi Çok

Posted: 02 Feb 2022 06:32 AM PST

Mps Hastalığında Kaybedilen Zamanın Önemi Çok
Mukopolisakkaridoz ve Benzeri Lizozomal Depo Hastalıkları (MPS LH) Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Muteber Eroğlu, nadir bir hastalık olan MPS hastalığında zamana karşı büyük bir yarış verildiğini hatırlattı ve: "Kaybedilen zamanın telafisi çok güç, bazen de imkânsız. Doğru merkezde, ehil hekimlerle tedaviye başlamak ve sürdürmek, pek çok başka nadir hastalıkta olduğu gibi bizim hastalığımızda da hayati önem taşımaktadır” dedi.

 

Mukopolisakkaridoz (MPS Hastalığı) adı altında toplanan bozukluklar genetik lizozomal depo hastalıkları grubunda yer aldığını belirten Eroğlu, "Lizozomal depo hastalıkları, vücutta enzim adı verilen özel maddelerin üretilememesi ya da az üretilmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu enzimler, normalde hücredeki atık maddelerin parçalanarak vücuttan atılmasını sağlarken MPS hastalarında bu enzimler, eksik ya da yetersizdir. Bu eksiklik nedeniyle de vücuttan atılması gereken birtakım maddeler, vücuttan atılamayıp belli organlarda birikir; tutulum yapılan organlarda ilerleyici ve kalıcı hasarlara neden olabilir." dedi.

 

Akraba evliliği öncelikli risk grubunda yer alıyor

Vücuttan atılamayan birtakım maddelerin birikmesiyle; hastanın görünümünde, fiziksel becerilerinde, organları ile sistemlerin işlevlerinde ve maalesef bazı vakalarda da zekâ gelişiminde bozulmalara yol açtığına dikkat çeken Eroğlu, "Bütün dünyada on binlerce kişiyi etkileyen bu hastalıkta, akraba evliliği yapanlar ve aile öyküsünde kalıtsal bir hastalığı bulunanlar öncelikli risk grubunda yer almaktadır." diye konuştu.

MPS hastalarına günümüzde uygulanan tedavinin hastalığa neden olan genetik bozukluğu ortadan kaldırmadığının altını çizen Muteber Eroğlu, "Tedavi,(MPS Tip III ve Tip IX hariç, hastalığın bazı sistemlerde bulgularını gidermek/en aza indirmek, organ hasarlarını önlemek ve hastanın yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir. Bir diğer ifadeyle daha doğumda vücutta olması gereken bu enzim, dışarıda üretilerek, ERT yöntemiyle hastaya verilerek, hastalık hasarlarının önüne geçilmeye ve hastanın yaşam kalitesini arttırmaya çalışılmaktadır." açıklamasında bulundu.

Mukopolisakkaridoz Hastalığında Kaybedilen Zamanın Önemi Çok

Engellilik Durumları Oluşabiliyor

Genetik geçişli olan bu hastalığın özellikle orta ve ağır şiddette seyreden tiplerinde, tüm vücut sistemi etkilendiği için farklı engellilik durumlarının da oluştuğunu vurgulayan Eroğlu, "Yaşamı ciddi düzeyde tehdit eden bir hastalık türü olan MPS, hem hasta hem de hasta yakınları için oldukça zor olan bir hastalık gurubudur." dedi.

Eroğlu, "Kaybedilen zamanın telafisi çok güç, bazen de imkânsız. Yeni tanı alan hasta ve hasta yakını şayet ne yapacağını bilemiyorsa bir şekilde bize ulaşsın. Biz elimizden gelen bütün imkanları onlar için seferber ederiz. Onlara psikolojik, sosyal, hukuki desteğin yanında tıbbi imkanlara nasıl ulaşabilecekleri konusunda da yardım edebiliriz. Doğru merkezde, ehil hekimlerle tedaviye başlamak ve sürdürmek, pek çok başka nadir hastalıkta olduğu gibi bizim hastalığımızda da hayati önem taşımakta" dedi.

 

Derneğin takibini yaptığı hasta sayısı 850'ye ulaştı

2009 yılında MPS LH Derneği'ni kurduklarını ve derneğin takibini yaptığı hasta sayısının 850'ye ulaştığını vurgulayan Eroğlu, MPS hastalarının ve yakınlarının pandemi sürecinden nasıl etkilendiğini ise şöyle anlattı: "Bizim gibi özel hasta gruplarında pandeminin yıkıcı etkisi daha ağır oldu. Özellikle pandeminin ilk zamanlarında yaşanan korku ve panik halleri, hastalarımızın tedavilerini aksattı. Doğal olarak hastalarımız, virüsün bulaşmasından korktu; hastanelere gitmekten imtina etti. Rapor almaktan, reçete yazdırmaya kadar birçok sorun yaşandı."

 

MPS hastalığıyla ilgili her çalışmanın çok kıymetli olduğunu ifade eden Eroğlu, "MPS hastalığının da nadir hastalıklar grubunda yer aldığını göz önünde bulundurursak, bu projeyi bu anlamda çok fazla önemsiyoruz. Farkındalık arttıkça ve daha fazla görünür oldukça bu bireylerin daha iyi anlaşılacaklarını, sosyal yaşama daha kolay adapte olacaklarını biliyoruz. Nadir-X projesi hem bu anlamda hem de akran zorbalığına karşı devam eden savaşımızda bize çok önemli ve değerli bir katkı sağlayacak." dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Sağlık Personeli Kahramanlığının Karşılığını Aldı Mı ?

Posted: 02 Feb 2022 03:55 AM PST

hemşire maaşı

Sağlık Personeli Kahramanlığının Karşılığını Aldı Mı ? Sağlık Sen Ankara Üniversiteler Şube Başkanı Ercan Öztürk isyan etti. Öztürk, “"Sağlık çalışanları pandeminin kahramanıydı ve bu kahramanlık mutlaka karşılık bulmalıydı! Buldu mu? Hayır” dedi.

Ankara Üniversiteler Şube Başkanı Öztürk: Her Dakika Yaşadığımız Adaletsizlik, Çalışma Barışını Tehdit Ediyor

 

Üniversite hastanelerinde yaşanan sorunların çok vahim bir hal aldığına dikkat çeken Ankara Üniversiteler Şube Başkanı Ercan Öztürk ise, "Sağlık çalışanları pandeminin kahramanıydı ve bu kahramanlık mutlaka karşılık bulmalıydı! Buldu mu? Hayır! Alın terimizin karşılığını verdiler mi? Hayır! Sağlık-Sen olarak bizim temel mücadelemiz; sorun çözme makamında oturan bürokratlara ve siyasi sorumlulara bu sorunları anlayana ve çözene kadar anlatmaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Çalışma Barışını. Tehdit Ediyor

Üniversite hastanelerinde yöneticilerin başına buyruk tavırlarının sistemi daha da kötüleştirdiğini söyleyen Öztürk, "Emek aynı emek, risk aynı risk. Peki, o halde Sağlık Bakanlığıyla üniversite hastaneleri arasında mali, özlük ve sosyal haklar bakımından neden uçurum söz konusu? Bir an önce bu uçuruma bir köprü kurulmalı, aynı işin, aynı emeğin, aynı alın terinin karşılığı sonuna kadar verilmelidir. Her dakika yaşadığımız bu adaletsizlik hizmet azmimizi örseliyor, çalışma barışını tehdit ediyor" diye konuştu. Toplantıya Ankara 2 No'lu Şube Başkanı Erdal Bolatcı, Ankara Bakanlık Şube Başkanı Tahir Eren, Ankara 6 No'lu Şube Başkanı Umut Gümüşay, şube yöneticileri ve temsilciler katıldı.

sağlık personeli
sağlık personeli

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının geliştirilmesi için emek ve ekmek mücadelesini sürdürdüklerini vurgulayan Genel Başkan Yardımcısı, Yasin Barutcu,"Bizler sendikacı olarak var gücümüzle mücadele etmekle ve çalışmakla sorumluyuz. Meşru zeminde yetkilerimizi kullanıyoruz. Eylemse eylem, meydansa meydan diyerek hiçbir haksızlığa ve adaletsizliğe rıza göstermedik, göstermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Pandemide Fedakarlık Gösterdi

Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının büyük fedakarlık gösterdiğini dile getiren Barutcu, "Üniversite hastanelerinde sorunlar bir hayli fazla. Bu sorunların çözülmesi için çalışıyoruz. Toplu sözleşmede hizmet kolumuzu ilgilendiren altın değerinde 22 kazanıma imza attık. Bakın sabit ek ödemelere yapılan yüzde 20 zam gerçekten önemli bir başarı. Bu kazanım Sağlık-Sen'in duruş sendikacılığıyla elde edildi" diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kanserin En Önemli Belirtileri

Posted: 02 Feb 2022 03:54 AM PST

Kanserin En Önemli Belirtileri
Çağımızın en korkulan hastalıklarından biri kuşkusuz ki kanser! Dünyada her yıl yaklaşık 15 milyon, ülkemizde yaklaşık 175 bin kişiye kanser tanısı konuyor.

 

Günümüzde her ne kadar kanser tanısı alan hasta sayısı artsa da, teşhis ile tedavisinde çığır açan gelişmeler ve düzenli yapılan taramalar sayesinde uzun yıllar sağlıklı yaşam sürebilen kanserli hasta sayısı da giderek artıyor. Prof. Dr. Aziz Yazar, kanser tedavisinden başarılı sonuç alınmasında erken teşhisin kilit rol oynadığına dikkat çekerek, "Düzenli taramalar yaptırarak ve belirtileri dikkate alıp zamanında hekime başvurarak kanserin erken teşhis edilmesini, böylece tedavideki başarı şansını arttırabiliriz. Günümüzde erken teşhis edilen pek çok kanser türünde artık tam şifa sağlanabiliyor veya hastanın uzun yıllar sağlıklı yaşaması mümkün olabiliyor. Yeter ki düzenli taramalar aksatılmasın, kanser belirtilerinde zaman kaybetmeden hekime başvurulsun" diyor. Yazar, kanserin önemli sinyallerini anlattı; öneriler ve uyarılarda bulundu!

 

Öksürük

Kış aylarında ve pandemide öksürük en sık Covid-19 enfeksiyonu, nezle ve grip gibi solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle gelişiyor. Ayrıca reflü, bazı tansiyon ilaçları, astım ve daha pek çok etken öksürüğe yol açabiliyor. Ancak dikkat! Özellikle kış aylarında üst solunum yolu enfeksiyonundan kaynakladığı düşüncesiyle ihmal edilebilen öksürük, akciğer kanserinin önemli bir belirtisi de olabiliyor! Yazar, özellikle solunum yolu enfeksiyonlarından sonra dört hafta geçmesine rağmen öksürüğün dinmemesi halinde mutlaka hekime başvurmak gerektiği uyarısında bulunarak, "Sigara içme öyküsü olan ve enfeksiyon olmadan öksürük yakınmaları başlayan kişilerde de akciğer kanserini düşünerek tetkik yapılıyor" diyor.  

 

Ses kısıklığı

Kış aylarında ses kısıklığı en sık grip ve faranjit gibi solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklansa da, reflü ile poliplerin yanı sıra sigara tüketimi gibi daha pek çok etken bu soruna neden olabiliyor. Ses kısıklığı aynı zamanda gırtlak kanserine de işaret edebiliyor! Yazar, ses kısıklığının 3-4 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka kulak, burun ve boğaz muayenesi olunması gerektiğini belirterek, "Özellikle de sigara içen kişilerde başlayan ses kısıklığı gırtlak kanserini daha fazla aklımıza getirmemize neden oluyor" diyor.  

 

Kanama

Vücudumuzun değişik yerlerinde kanamalar olabiliyor ve bu sorunun nedeninin mutlaka belirlenmesi yaşamsal önem taşıyor. Çünkü pek çok nedenle oluşabilen kanama kanserin de habercisi olabiliyor! Kusmayla birlikte seyreden kanama mide kanserini düşündürürken, kanlı balgam akciğer ve solunum yolları kanserini akla getiriyor. İdrar yollarında görülen kanama da mesane, üreter ve böbrek kanserinden dolayı gelişebiliyor. Bunların yanı sıra rektal, bir başka deyişle makatta oluşan kanama bağırsak kanseri, vajinal kanama da rahim ağzı ya da rahim kanseri sonucu oluşabiliyor. Aziz Yazar, "Tabi ki kanamaların tek nedeni kanser değildir ama kanser bu gibi durumlarda akılda tutulmalıdır" diyor. 

Kilo kaybı

Kilo kaybı da birçok nedenden kaynaklanabiliyor. Kilo vermek amacıyla diyet yapmadan kilo kaybı oluyorsa ve bu soruna iştahsızlık da eşlik ediyorsa, altta yatan etken böbrek yetmezliği, karaciğer hastalığı, kronik bronşit, tiroidin fazla çalışması, diyabet ve bağırsak emilim bozukluğu olabiliyor. Yazar, bu faktörlerin yanı sıra kilo kaybının kanserin de belirtisi olabileceğini söyleyerek, "Kilo kaybı belli bir kansere özgü olmayıp birçok kanser türünde görülebilen bir belirtidir" diyor.

 

Ağrılar

Ağrı vücudumuzun alarm sistemi gibi çalışıyor ve yolunda gitmeyen bir durum olduğunu gösteriyor. Pek çok hastalığın yanı sıra ağrı kanserin de önemli bir belirtisi olabiliyor. Yazar, kanserin türüne göre ağrı olan bölgenin değiştiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor: "Geçmeyen karın ağrılarına özellikle kilo kaybı da eşlik ediyorsa; mide, kalın bağırsak veya pankreas kanserini düşündürebiliyor. Göğüs duvarındaki ağrı akciğer kanseri veya akciğer zarı kanseri (mezotelyoma) kaynaklı olabiliyor. Geçmeyen baş ağrıları beyin tümörlerine işaret edebiliyor. Son zamanlarda gelişen, geçmeyen ve aynı yerde sabit kalan kemik ağrıları ise kanser yayılımına bağlı oluşabiliyor"  

 

Deri değişiklikleri

Ciltte özellikle güneş gören yerlerde başlayan kabarık veya tam aksine çöküntü halindeki oluşumlar cilt kanseri açısından değerlendiriliyor. Derinin en sık rastlanan kanserleri olan sküamöz hücreli ve bazal hücreli kanserler, bu türden belirtilerle kendilerini gösteriyor. Derinin en önemli kanseri olan melanom ise çoğunlukla benlerde oluşuyor. Benlerdeki simetrinin bozulması, renk değişikliği (alacalı bir hal alması), ben kenarının düzensizleşmesi, bende sulanma (ülser) ve ben çapının büyümesi durumunda melanomdan şüphelenilmelidir.  

 

Yutma zorluğu

Yutma zorluğu; demir eksikliği anemisi, akalazya, enfeksiyon ve divertikül gibi nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, sorunun kaynağı kanser de olabiliyor. Yutma zorluğu yapabilen kanserler arasında yemek borusu kanseri, mide kanseri, yutak kanseri ve yemek borusuna dışardan bası yapan kanserler (akciğer kanseri, lenfoma, timoma) yer alıyor. Dolayısıyla yeni gelişen yutma zorluğunda mutlaka hekime başvurmak gerekiyor. 

 

Şişlikler

Yazar, vücutta fark edilen her türlü şişliğin dikkate alınması ve zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini belirterek, "Şişlikler kanserin türüne bağlı olarak ağız içinde, kaslarda, kemiklerde, deride, memede veya testislerde gelişebiliyor. Örneğin memede yeni oluştuğu fark edilen kitle meme kanserini düşündürüyor. Erkeklerde testislerdeki şişlikler de testis kanserinin belirtisi olabiliyor. Ağız içinde oluşan şişlikler ağız kanserine işaret ederken, derideki şişlikler deri kanserinin, kaslardaki şişlikler ise sarkomun habercisi olabiliyor" diyor.

 

İyileşmeyen yaralar

Vücudumuzda iyileşmesi uzun süren veya iyileşmeyen yaraların mutlaka tetkik ve takip edilmeleri büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise derideki iyileşmeyen yaraların diyabet hastalığının yanı sıra cilt kanserinden de kaynaklanabilmeleri. Ayrıca ağız içerisinde aft şeklinde gelişip büyüyen ve iyileşmeyen yaralar da ağız içi kanserine işaret edebiliyor.

 

Kansızlık

Anemi, bir başka deyişle kansızlık, ülkemizde çok sık rastlanan bir hastalık. Pek çok nedenden kaynaklanıyor ve en sık demir eksikliği sebebiyle oluşuyor. Erkeklerde ve menopoz sonrasında kadınlarda demir eksikliğine bağlı gelişen aneminin mutlaka tetkik edilmesi gerekiyor. Çünkü mide ve kalın bağırsak kanserleri kendilerini ilk olarak demir eksikliği anemisiyle gösterebiliyor. (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Kanserin En Önemli Belirtileri

Sağlık Sektöründe Verileri Korumanın 4 Yolu

Posted: 02 Feb 2022 03:44 AM PST

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE VERİLERİ KORUMANIN 4 ETKİLİ YOLU
Sağlık sektörü uzun zamandır siber suçluların hedefi olmaya devam ediyor. Sektörel olarak gerçekleşen saldırıların hedef tahtasında ise hasta verileri ile kurumsal veriler yer alıyor. Özellikle sağlık sektöründe gerçekleşen siber saldırıların ortalama maliyetinin 9,23 milyon dolar olduğunu belirten Komtera Teknoloji Kanal Satış Direktörü Gürsel Tursun, saldırılardan zarar görmek istemeyen kurumların izlemesi gereken 4 yolu paylaşıyor

 

Sağlık tesisleri modernleştikçe, hackerlere karşı savunmasız hale geliyor. Siber tehditler altında hastaları iyileştirmeye çalışan sağlık sektöründeki siber saldırılarda karşılaşılan en yaygın güvenlik sorunu hasta verilerini korumak oluyor. Sağlık sektörüne yönelik siber tehditlere ve saldırılara karşı erişim ve veri güvenliği konusunda planlı ilerlenmesi gerektiğine dikkat çeken Komtera Teknoloji Kanal Satış Direktörü Gürsel Tursun, siber saldırılardan korunmak için yapılması gerekenleri 4 adımda sıralıyor.

 

 

Sağlık Sektörünü Tehdit Eden Siber Saldırılar %58 Oranında Artış Gösterdi!

Sağlık kuruluşlarının sistemlerine saldırı gerçekleştirerek hasta verilerini ele geçiren hackerler bu verileri bir tehdit aracı olarak kullanıyor. Kurumları bu verileri yok etmekle tehdit eden hackerler, hastaların tedavi sürecini olumsuz yönde etkileyebilecek bir gücü ellerine geçirmesinin yanı sıra ciddi fidye taleplerinde de bulunabiliyor. Öyle ki geçen yıl sağlık sektöründeki bir siber saldırının ortalama maliyetinin 9 milyon dolardan fazla olduğuna dikkat çeken Gürsel Tursun, 2021 yılında gerçekleşen siber saldırıların oranına bakıldığında %58’lik bir artışın görüldüğünün de altını çiziyor.

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE VERİLERİ KORUMANIN 4 ETKİLİ YOLU

4 Adımda Siber Saldırılardan Korunun!

Sağlık sektörüne gerçekleştirilen saldırıların 2022 yılında da hız kesmeden devam edeceğini belirten ve kuruluşların siber saldırılara karşı korunması için etkili çözümler olduğunu hatırlatan Komtera Teknoloji Kanal Satış Direktörü Gürsel Tursun'a göre bu saldırılardan korunmak isteyenler için 4 stratejik adım bulunuyor.

1. Web tarayıcınızın temelini sağlamlaştırın. Web sitenize gelen ve giden tüm trafiği güvence altına almak, kullanıcıların doğru bilgiye erişmesini sağlamak için güven bölgeleri oluşturarak web tarayıcınızın alt yapısını sağlamlaştırmalısınız. Bunun da ötesinde, yetkisiz erişimi önlemek için, bekleyen hassas verileri şifrelediğinizden emin olun.

2. Yazılımınızı arka planda bölümlere ayırın. Web sitesinde yer alan ve tehdit faktörü içeren alanları belirleyerek buraları bölümlere ayırın. Sisteminize erişimin, veri alımının ve kötü amaçlı yazılım yayılımlarının önüne geçmek için katmanlı şifreleme ve koruma uygulamaları ekleyebilirsiniz. 

3. Akışınızı filtreleyin. Güçlü duvarlar önemli olsa da kapıdan giren ve çıkanları da güvence altına almanız gerekir. Sağlık merkezleri, gelen verilerin bütünlüğünü sağlamak için cihazlarına getirdikleri uygulamaları filtrelemelidir. 

4. Çok faktörlü kimlik doğrulama kullanın. Tüm bu önlemlerin yanı sıra sağlık merkezleri, kaynaklara erişildiğinde güçlü kimlik doğrulamaya daha fazla önem vermelidir. Yeni nesil kimlik doğrulama, yalnızca yasal varlıkların etkileşime girmeye yetkili oldukları bilgilere erişmesini sağlayarak kimlik avı ve kimlik bilgisi doldurma gibi kolayca ölçeklenen saldırılara karşı koruma sağlar.

INSTAGRAM HESABIMIZ

 

Tükürük Bezi Tümörlerinin Belirtilerine Dikkat!

Posted: 01 Feb 2022 06:21 AM PST

TÜKÜRÜK BEZİ TÜMÖRLERİNİN BELİRTİLERİNE DİKKAT!

Tükürük Bezi Tümörlerine Dikkat ! Vücutta çok önemli bir görevi olan tükürük bezlerinde tümörler meydana gelebiliyor. Kesin nedenleri tam olarak bilinmeyen tükürük bezi tümörlerinin başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için erken teşhis önem taşıyor.

Vücutta; ikisi kulak önünde, ikisi çene altında ve ikisi dil altında olmak üzere üç çeşit büyük tükürük bezi, ağız içi, solunum ve sindirim sisteminde yerleşmiş çok sayıda da küçük tükürük bezleri bulunmaktadır. Çene altındaki bezler submandibular tükürük bezidir ve en fazla tükürük salgılayan bezler olarak bilinir. Kulak önündeki bezlere parotis bezlerleri adı verilir ve bu bezler yemek yemek gibi uyaranlarla tükürük salgılar. Tükürük bezi hücrelerinde iyi huylu ya da kötü huylu tümörler oluşabilmektedir. Tükürük bezlerinde sıklıkla iyi huylu tümörler görülür. İyi huylu tükürük bezi tümörleri başka dokulara sıçramazken, kötü huylu tümörler yayılma potansiyeline sahiptir. Kötü huylu tükürük bezi kanserlerinde erken teşhis tedavinin başarısını artırmaktadır.

 

Sigara 

Tükürük bezi kanserine erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Tükürük bezi tümörlerinin neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir.  İyi huylu tümörlerde altta yatan bir neden gösterilememiştir ancak kötü huylu tükürük bezi tümörlerinde; genetik yatkınlık, sigara kullanımı, radyasyon maruziyeti, asbest kullanılan işlerde çalışmak, kauçuk ve kereste işçiliği, çeşitli tesisat işleri etkili olabilmektedir.

 

İlk belirti

Tükürük bezi tümörü çıktığı beze göre belirtiler gösterir. En sık belirtisi şişliktir. Etkilenen bezin bulunduğu bölgede örneğin kulak önünde, çene altında, dil altında, ağız içerisinde şişlikler (yumrular) görülebilir. Bu şişlikler büyük oranda ağrısız ve serttir. Eğer tümör çok büyür ve bası yapmaya başlarsa ağrı, yutma güçlüğü, ağız açmada zorluk, yüz yarısında uyuşma, yüz siniri felci sonucu yüzde kayma görülebilir.

TÜKÜRÜK BEZİ TÜMÖRLERİNİN BELİRTİLERİNE DİKKAT!

Tek tedavi yöntemi cerrahidir

Tükürük bezi tümörlerinin ilaç tedavisi yoktur, tek tedavi yöntemi cerrahidir. Ameliyatın boyutu ve sonrasında gerekebilecek ek tedaviler tümörün büyüklüğüne, tipine ve yerleştiği bölgeye göre değişir.  Eğer tümör iyi huylu ve küçükse çoğu zaman sadece kitleyi çıkarmak yeterli olurken kötü huylu tümörlerde, büyük tümörlerde etkilenen tükürük bezinin tamamının çıkarılması gerekir. Eğer tümör kötü huylu ise ameliyat sonrasında kemoterapi veya radyoterapi gerekebilir.

Ameliyat sonrası 

Tükürük bezi ameliyatlarının yaklaşımı hangi bezi tuttuğuna göre değişmektedir. Kulak önü, çene altı gibi bulunduğu bölgeye göre ameliyat yapılır. Ameliyat sonrasında yara bölgesinde hafif ağrı, kulak ve yüz bölgesinde uyuşma, hissizlik, karıncalanma hissedilmesi normaldir. Ameliyattan sonra bazen çene hareketleri ile oluşan ağrılar olabilir. Hasta çenesini çok yormamalı, bir hafta kadar sert yiyeceklerden kaçınmalı, tükürük salgısını tetiklememek için salgıyı artıran limon, narenciye, turşu gibi yiyecekler tüketmemelidir. Yara yerinin bir hafta boyunca ıslatılmaması, temiz kalması gerekir. Eğer bu bölgede şişlik, ağrı, kızarıklık, akıntı olursa zaman geçirilmeden doktora başvurulmalıdır. Yara bölgesindeki izi azaltmak için skar önleyici bazı kremler kullanılabilir. Yine bu bölge güneşe duyarlı olacağından güneşten korunmalı ve mutlaka güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post