Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Mevzuat Değişikliklerinin Finteklere Etkisi!

Posted: 15 Mar 2022 01:15 AM PDT

Mevzuat Değişikliklerinin Finteklere Etkisi!

Son yıllarda fintek sektörüne yeni yetkiler, kolaylıklar ve beraberinde yükümlülükler de getiren düzenlemelerle yeni bir döneme girildi.

 

 

Mevzuat Değişikliklerinin Finteklere Etkisi! Bu dönemin sarf edilecek efor ve katlanılacak maliyetler sonucu sektörün var olan gücüne güç katacağını dile getiren TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Eliaçık, sürecin ödeme hizmetleri kullanıcısının da memnuniyetiyle neticeleneceğini belirtti. Hayatımızdaki yerini günbegün hız kesmeden artıran dijitalleşme, dünyada olduğu gibi ülkemizde de fintek sektörünü her geçen gün geliştirmeye ve dönüştürmeye son sürat devam ediyor. Ödeme hizmetleri ve elektronik paraya ilişkin usul ve esaslar, ülkemizde ilk defa 6493 sayılı Kanun ile ayrı bir mevzuat şeklinde düzenlendi ve lisanslı şirketlere bahse konu hizmetleri sunma imkanı getirilerek fintek dünyasında çığır açıcı bir adım atılmış oldu.

Türkiye’deki fintek dünyasının omurgasını sağlam bir mevzuat temeline oturan TÖDEB üyelerinin, yani ödeme ve elektronik para kuruluşlarının oluşturduğunu söyleyen TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Eliaçık, "Sektörde dönüm noktası sayılabilecek bu adımı, üyelerimizin uymakla yükümlü olduğu bu Kanunun alt düzenlemeleri ve ilgili diğer mevzuatta yapılan muhtelif değişiklikler izledi. Yapılan Kanun değişikliği ile kısaca "açık bankacılık" olarak adlandırdığımız hesap bilgisi ve ödeme emri başlatma hizmetlerinin faaliyet izni alınarak sunulabilen ödeme hizmeti şeklinde düzenlenmesi son derece önemli bir gelişmeydi. Bu adımın, yeni oyuncuların da sektöre girmesinin sağlanmasıyla bireylerin fiyat, kalite gibi hususlarda daha avantajlı ürün ve hizmetlerle karşılaşması ve buna bağlı olarak sektörün gelişimiyle sonuçlanması bekleniyor" dedi.

"Fintek sektörünü uzun ve zorlu bir uyum süreci bekliyor"

Merkez Bankasınca 2021 yılının son aylarında 6493 sayılı Kanunun alt düzenlemelerinde ödeme ve elektronik para faaliyetlerinin yürütülmesinde hayati rol oynayacak nitelikte değişikliklerin yapıldığını dile getiren Burhan Eliaçık, finansal sistemin istikrarının korunması ve tüketici güven endeksinin yükseltilmesi amaçlarına hizmet edeceği ve gerek mali güç ve kurumsallaşma gerekse inovasyon noktasında sektörü destekleyeceği kanaati taşınan bu düzenlemelerle birlikte, fintek sektörünü uzun ve zorlu bir uyum sürecinin beklediğini söyledi. Eliaçık sözlerine şöyle devam etti: "Söz konusu düzenlemelerle kuruluşların faaliyet izni sürecinin son derece detaylandırıldığı, asgari özkaynak yükümlülüğünün artırıldığı, teminat yükümlülüğü ve iş modelleri bazında yeni kuralların getirildiği görüldüğü gibi, ödeme hizmetlerinde kullanıcının ergin olmadığının beyan edilmesi, yasal temsilcilerin onayının alınması ve yapılan harcamaları takip edebilmeleri için kuruluşların sistem kurması, mobil ödemede işlem sınırlarının dikkate alınması, yabancı kuruluşlarla yapılacak işbirlikleri, dövizle yapılabilecek işlemler, temsilcilerde aranacak nitelikler, ortaklık edinimi ve daha birçok başlıkla detaylandırılabilecek yeni ve sıkılaştırılmış düzenlemeler de mevcut. Şüphesiz tüm bu yükümlülüklere uyum sağlanabilmesi için üyelerimizce maliyetli ancak uzun vadede tüm sektörün gelişimine fayda sağlayacak ve yön verecek altyapı yatırımlarının yapılması gerekecek."

"Düzenlemelerle finansal işbirliği süreçleri daha etkin ve verimli yönetilecek"

Ödeme hizmeti sağlayıcıları arasında hesap ve altyapı hizmetlerinin sunulmasının öngörülmesi, bu kapsamda açık bankacılığa ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, ödeme hizmeti kapsamına giren bir ödeme yöntemiyle mal ve hizmet sunan işyerine Bankalararası Kart Merkezi işyeri kayıt sisteminden işyeri kodu tesis edilmesi ve uzaktan kimlik tespiti yöntemleri gibi ödeme işlemlerine ilişkin süreçlerin iyileştirilmesine ilişkin olarak 6493 sayılı Kanunun yeni alt düzenlemeleriyle getirilen benzeri yeniliklerin, sektörün ilerlemesi açısından son derece olumlu ve kıymetli olduğunu belirten Eliaçık, "Bu düzenlemelerin finansal işbirliği süreçlerinin daha etkin ve verimli yönetilmesinin yanı sıra kurulacak yeni finansal işbirlikleriyle de gelişen teknolojiyle birlikte artan ve çeşitlenen müşteri taleplerinin bile ötesinde yeni ürün ve hizmetlerin sunulabilmesine imkan sağlayacağı açıkça görülebilir" dedi.

"Mevzuatsal gelişmeler yeni iş modellerinin hayata geçirilmesini sağlayacak"

Ödeme hizmetlerinde ulusal bir karekod standardının geliştirilmesinin mümkün kılınması, ödeme ve elektronik para kuruluşlarına da para transferine konu müşteri hesapları için IBAN oluşturabilme yetkisinin verilmesinin, TÖDEB üyelerinin FAST Sistemine erişiminin ve entegrasyonunun mümkün kılınmasıyla servis bankacılığı modelinin mevzuat sisteminde yerini almasının da kullanıcıları yepyeni ürün ve hizmetlerle buluşturabileceğini söyleyen Eliaçık, tüm bunların müşteri memnuniyetini odaklayan yeni iş modellerinin hayata geçirilmesini sağlayacak ve finansal sistemde yapısal değişiklikler doğurabilecek potansiyele sahip mevzuatsal gelişmeler olduğunu ifade etti.

Mevzuat Değişikliklerinin Finteklere Etkisi!

İnsülin Direncini Kontrol Altına Alın!

Posted: 15 Mar 2022 01:06 AM PDT

İnsülin Direncini Kontrol Altına Alın!

Vücudun yeterince insülin üretmemesi ya da hücrelerin insülini düzgün kullanamaması durumu olan insülin direnci, toplumda birçok kişiyi etkiliyor.

 

 

Kanser, obezite, tansiyon, diyabet, karaciğer yağlanması gibi pek çok ciddi hastalığa davetiye çıkaran insülin direnci, kişilerde kilo verememe durumunun arkasında yatan önemli bir sağlık sorunu olarak da yer alıyor.  Bu kapsamda yaşam tarzında bazı değişiklikler yaparak insülin direncinin dengelenebileceğinin altını çizen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hamit Çelik, "Obezite ve aşırı kilolu kişilerin büyük çoğunluğunda insülin direnci oluşuyor. Pankreas, zamanla insülin salgılama yeteneğini kaybettiğinde ise kişilerde Tip 2 diyabete davetiye çıkıyor. Bu durumun şeker hastalığına dönüşmemesi için kişinin ideal kiloya ulaşması gerekiyor. Bu yüzden insülin direnci olan hastalara su diyeti tedavisi ile insülin direncini kontrol altına alıyor ve hastanın ideal kiloya ulaşmasını sağlıyoruz'' dedi.

Tip 2 diyabetin oluşmasına zemin hazırlıyor

Tanı kriterine bağlı olarak obezite olan kadınlarda yüzde 44, çocuk ve gençlerin ise yüzde 33'ünde insülin direnci ortaya çıkıyor. Hareketsiz yaşam tarzı, genetik diyabet öyküsü, obezite, aşırı miktarda karbonhidrat tüketimine bağlı olarak gelişen insülin direnci tedavi edilmediğin de birçok sağlık problemiyle birlikte tip 2 diyabetin oluşmasına zemin hazırlıyor. Bu kapsamda kilo almanın kontrol edilememesi, yorgunluk hissi, bel çevresinin giderek genişlemesi, devamlı uyku hali gibi belirtilerin insülin direncinin belirtileri arasında yer aldığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hamit Çelik, su diyeti ile insülin direnci tedavisi ile ilgili bilgiler verdi.

İnsülin Direncini Kontrol Altına Alın!
Fazla Kiloya Dikkat!

Özellikle bel çevresinde aşırı yağ birikmesi, fazla kilo ve obezite diyabete davetiye çıkaran nedenlerin başında geliyor. Bu yüzden insülin direnci olan hastalara uygulanan su diyeti tedavisinin hızlı ve kalıcı kilo kaybını sağladığını belirten Çelik, ''Vücudumuza fazla besin alındığında, birikinti oluşturur. Sürekli sindirimi denetlemek, metabolik atıkları uzaklaştırmak, atılamayanları depolamak ve görevli organları yönlendirmek bağışıklık sistemini çok meşgul ettiği için hastalıklara karşı direnç gösteremez. Su diyetinde, yani bedene dışarıdan herhangi bir besin gelmediğinde bağışıklık sistemi sindirimle uğraşmaktan kurtulur, bütün gücünü vücudu temizlemeye yöneltir. 60-90-120 günlük periyotlarla uygulanan su diyeti, hastaların hızlı ama kalıcı kilo vermesini sağlıyor. Çünkü yemek düzeninde hiçbir şekilde karbonhidratlı besin eklemiyoruz. Bu yüzden hasta belli bir süreden sonra karbonhidrat yememeye alışıyor. Sadece su ve yanında ek olarak verdiğimiz besin ile süreci tamamlıyoruz. Bu süreçte vücuttaki atık maddeler, parazit ve mantarlar atılıyor. Bağırsaklar temizleniyor ve yağ yakımı hızlanıyor'' dedi.

Mevsimsel Saç Dökülmesine Doğal Destek!

Posted: 15 Mar 2022 01:00 AM PDT

Mevsimsel Saç Dökülmesine Doğal Destek!

Hormonal sebepler, vitamin eksikliği, ani kilo kaybı ve mevsim geçişleri gibi faktörler saç dökülmesinin artışına neden olabiliyor.

 

Mevsimsel Saç Dökülmesine Doğal Destek! Zade Vital Medikal Direktörü Dr. Burçak Deniz Dedeoğlu, normal koşullarda günde 100 tel kadar saç dökülmesinin normal olduğunu belirtiyor ancak saç kaybının olağan dışı artması halinde bir hekime danışılmasını öneriyor. Sağlıklı saçın korunmasında vitamin ve mineral dengesinin önemine değinen Dr. Dedeoğlu, özellikle B grubu vitaminlerinin beslenme rutinine dahil edilmesinin önemini vurguluyor.

Biotin Takviyesi ile Sağlıklı Güzellik

Keşfedilmesinden 40 yıl sonra “vitaminler” kategorisine alınan Biotin özellikle saç, tırnak ve cilt yapısına etki ederek hücre gelişimine katkıda bulunuyor. “Güzellik vitamini” olarak da anılan Biotinin eksikliğinde saç kaybı, tırnaklarda kırılma, saçın yavaş uzaması gibi durumlar gözlemlenebiliyor. Geleneksel sağlık kaynağı ısırgan tohumu yağı ile kombine Biotin içeren Zade Vital Biotin Takviyesi, normal enerji oluşum metabolizmasına, normal saçın, normal mukozanın ve normal cildin korunmasına katkıda bulunurken saç ve tırnak yapısının güçlenmesini destekliyor. Her bir kapsülünde 2500 mcg Biotin ve 100 mg Soğuk Sıkım Isırgan Tohumu Yağı içeren Zade Vital Biotin, GMP standartlarında üretiliyor.

Doğal Yağlar ile Saç Sağlığınızı Destekleyin

Dr. Burçak Deniz Dedeoğlu, cold press yöntemiyle elde edilen doğal yağlarla saçlı deriye masaj uygulamasının normal saç sağlığını desteklediğini belirtiyor. Dr. Dedeoğlu, özellikle badem yağı, susam yağı ve ısırgan tohumu yağının saç bakımında kullanılabileceğini belirtiyor.

 Badem Yağı

Zade Vital Cold Press Badem Yağı, içeriğinde yer alan yüksek seviyelerdeki protein, omega-9 yağ asitleri ve E vitamini içeriğiyle sağlıklı yaşam tutkunları tarafından tercih ediliyor. Uzmanlar, badem yağında bulunan etken maddelerin yeni saç oluşumunu destekleyebileceğini belirtiyor. Yine doğal olarak içinde bulunan oleik asit ve linoleik asit ise saçların normal sağlığının korunmasına katkıda bulunuyor.

 Susam Yağı

Susam tohumları ve susam yağı derideki kuruluğun, dökülmenin ve kaşıntının giderilmesini destekliyor. Susam Yağı, içerdiği B-1 vitamini, kalsiyum, bakır, magnezyum ve çinko gibi besin türleri ise saç dökülmesinin kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor.

 Isırgan Tohumu Yağı

Zade Vital Cold Press Isırgan Tohumu Yağı, içerdiği esansiyel çoklu doymamış yağ asitlerinin etkisiyle sağlıklı saçın korunmasını destekliyor. Isırgan Tohumu Yağı’nda yer alan yüksek orandaki Omega-3, C ve E vitaminleri sağlıklı saç oluşumuna katkı sağlarken saç derisinin yenilenmesine yardımcı oluyor.

Mevsimsel Saç Dökülmesine Doğal Destek!

Nadir Hastalıklar 350 Milyonun Hayatını Tehdit Ediyor

Posted: 15 Mar 2022 12:52 AM PDT

Nadir Hastalıklar 350 Milyonun Hayatını Tehdit Ediyor

Dünyada nadir hastalıkların yaklaşık 8 bin çeşidi bulunuyor. 2 binde bir ya da daha az sıklıkla görülen hastalıklar nadir hastalıklar olarak tanımlanıyor.

 

Nadir hastalıkların yüzde 80'i genetik olarak sonraki nesillere aktarılıyor. Türkiye'de 5 milyon, dünyada ise yaklaşık 350 milyon kişinin bir nadir hastalığı bulunuyor. Dünya genelinde nadir bir hastalık için semptom başlangıcından kesin tanıya kadar yaklaşık 5 yıl geçiyor. Türkiye'de ise doğru tanı ortalama 7 yılda konulabiliyor.

Hastaların yarısı çocuk

Metabolik, kronik ve ölümcül olabilen nadir hastalıklar için ilk zorluk teşhis aşamasında başlıyor. Nadir hastalıklardan birine yakalananların yaklaşık yüzde 50'si çocuk. Nadir hastalığa sahip çocukların yüzde 30'u 5 yaşını göremiyor. Bu durumun temel sebebi olarak nadir hastalıkların yüzde 95'inin tedavisinin olmaması gösteriliyor. Alkaptonüri, Edwards Sendromu, Patau Sendromu, Turner Sendromu, Wolf- Hirschhorn Sendromu gibi nadir hastalıkları tespit eden cihaz ve yazılımlar geliştiren Argenit firması, dünyada sadece 4 ülke tarafından üretilebilen kromozom analiz sistemini yerli kaynaklarla üretiyor.

Türkiye'de her 16 kişiden birinde görülüyor

Nadir hastalıklara tanı konmasının güçlüğü nedeniyle tanı sürecini kolaylaştıran kromozom analiz sistemlerine ihtiyaç duyulduğunu belirten Argenit kurucu ortağı Burak Buyrukbilen, "Türkiye'de her 16 kişiden birinde görülen nadir hastalık türlerinin kendilerine ait özellikleri var. Az rastlanan belirtileri dolayısıyla nadir hastalıkların tanısında bu konuda özelleşmiş tıbbi cihaz ve yazılımlara gereksinim duyuluyor. Hastalıklar nadir olsa da tanı ve tedaviye yönelik her çözüm hastayı olduğu kadar, toplumu ve sağlık sistemini de ilgilendiriyor. Sağlık sistemimizin dijitalleşmesine dünya çapında öncülük ettiğimiz yerli kromozom analiz sistemimiz, hekimlere, kliniklere, tanı merkezlerine doğru ve hızlı görüntüleme verileri sunarak nadir hastalıkların tespitinde kritik rol oynuyor." dedi.

Nadir Hastalıklar 350 Milyonun Hayatını Tehdit Ediyor

Az Su İçenlerde İdrar Yolu Enfeksiyonu Daha Yüksek!

Posted: 15 Mar 2022 12:45 AM PDT

Az Su İçenlerde İdrar Yolu Enfeksiyonu Daha Yüksek!

Halk arasında idrar yolu enfeksiyonu olarak bilinen "böbrek iltihabı" veya "böbrek enfeksiyonu" tedavi edilmediğinde ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor.

 

Az Su İçenlerde İdrar Yolu Enfeksiyonu Daha Yüksek. Böbrek iltihaplarının pek çoğunun idrar yollarının alt kısmında yani mesane veya üretrada başladığını, daha sonra enfeksiyonun ilerlediğini ve böbrekte de enfeksiyonun geliştiğini söyleyen İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, "Hastalığın başlangıcındaki ağrı, idrar değişikliği, idrar yaparken yanma, yüksek ateş, üşüme, titreme, bulantı ve kusma gibi belirtiler dikkate alınıp takip edilmeli. Eğer belirtiler önemsenmez ve tedavi edilmezse enfeksiyon böbreğe doğru ilerleyerek daha şiddetli bir tablonun gelişmesine yol açabilir. Böbrek enfeksiyonları tedavi edilmezse böbrekte hasar, böbrek absesi, böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi ciddi durumların gelişmesine neden olabilir" dedi.

Kadınlar risk altında

Bakteri ve virüs kaynaklı olan enfeksiyonların büyük bir bölümünün bağırsaklarda bulunduğunu ve sindirime yardımcı olduğunu belirten İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, "Özellikle kadınlarda ilerleyen genital enfeksiyonlar, idrar yollarına geçerek enfeksiyon oluşmasına neden olabiliyor. Risk grubunda olan kişilerin hastalık başlangıcındaki belirtileri olduğunda bir uzmana gözükerek gerekli tahlilleri yaptırması ve uygun antibiyotik tedavisi ile sıvı desteği alması gerekir. Sık idrara çıkma, idrarda koku, halsizlik ve kasıklarda ağrı gibi belirtiler olduğunda mutlaka bir uzmana başvurulmalı" uyarısında bulundu.Atasoyu, böbrek sağlığı için alınması gereken 7 önlemi şu şekilde sıraladı:

Yeterli miktarda sıvı alımına dikkat edin 

Avustralya ve Kanadalı araştırmacılara göre, yeterli sıvı tüketimi kronik böbrek hastalığı gelişimi riskini azaltıyor. Geleneksel bilimsel görüşe göre günlük 1.5- 2 litre su tüketmeniz sağlığınız için ideal ancak en doğru miktar için doktorunuza danışın.

Hareketli bir yaşam benimseyin 

Düzenli olarak yürüyüş, hafif koşu, bisiklete binmek gibi egzersizleri yaparak hem dinç bir bedene sahip olur hem de varsa fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.

Kan şekerinizi düzenli kontrol edin 

Diyabet, kronik böbrek hastalığına neden olan hastalıklar içinde ilk sırada. Diyabete bağlı böbrek hasarının (diyabetik nefropati) erken dönemde tanınması sonrasında uygulanacak tedaviler sayesinde böbreklerdeki hasar geri döndürülebiliyor veya hızı düşürülebiliyor.

Kan basıncınızı ölçtürün 

Hipertansiyon, kronik böbrek hastalığına yol açan bir faktör olabileceği gibi, böbrek hastalığının sonucu olarak da gelişebilir ve tansiyon yüksek seyrettikçe hastalığın ilerlemesi de hızlanır.

Tuz tüketimine ve sağlıklı beslenmeye dikkat edin

Dünya Sağlık Örgütü bir günde alınması gereken tuz miktarının 5 gr. olduğunu söylüyor. Ancak ülkemizde günlük ortalama tuz tüketimi 18 gr. civarındadır. Yemek masalarınızda tuzluk bulundurmayın ve yemeklerinizi baharat ve bitkiler (nane, kekik vb.) ile tatlandırın.

Tütün mamullerinden uzak durun 

Sigara içimi böbrek kan akımında azalmaya neden olur. Böylece böbrekler yeterince süzme yapamaz ve atık maddeler vücutta birikir. Sigara içen kişilerde böbrek kanseri gelişme riski de yüksektir: yüzde 50.

Gelişigüzel ilaç kullanmayın 

Doktor reçetesi olmadan ağrı kesici ilaçlar kullanmayın. Bu ilaçlar bazen kullanıldıkları doz ve süreyle ilişkili olarak bazen de bunlardan bağımsız olarak böbrek hasarı oluşturabiliyor.

Az Su İçenlerde İdrar Yolu Enfeksiyonu Daha Yüksek!

Kollajen Takviyeleri Neden Tercih Ediliyor?

Posted: 15 Mar 2022 12:36 AM PDT

Kollajen Takviyeleri Neden Tercih Ediliyor?

Son yıllarda sağlıklı yaşam meraklılarının en çok tercih ettiği gıda takviyelerinin başında "kollajen" yer alıyor.

 

Doku ve organlarımızın yapısında doğal olarak bulunan kollajen, yapısal ve işlevsel olarak oldukça önem taşıyor. Yaşla beraber kollajen sentezi azaldığından kollajen takviyesi alınması normal sağlığın korunmasında yardımcı oluyor. Dr. Burçak Deniz Dedeoğlu, vücudumuzdaki proteinin yaklaşık üçte birini oluşturan kollajenin özellikle bağ dokunun yapısında bol miktarda bulunduğunu belirtiyor. Dr. Dedeoğlu, ayrıca kollajenin hücre ve dokuların birbirine tutunarak bir arada olmasını sağladığını ekliyor.  "Vücudumuzda farklı işlevlerde onlarca tip kollajen bulunuyor. Cilt sağlığı için tercih edilen kollajen takviyelerinde, tip 1 kolajen bulunmasına dikkat edilmesi gerekiyor" diyen Dr. Burçak Deniz Dedeoğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Yaşın ilerlemesi, çevresel nedenler, genetik faktörler, zararlı güneş ışınları gibi pek çok sebep doğal kollajen miktarının azalmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla hekim kontrolü dahilinde kollajen takviyesi kullanılması normal cilt sağlığının korunmasında rol oynuyor".

Kollajen Takviyeleri Neden Tercih Ediliyor?

Glokom Gözünüzü Karartmasın!

Posted: 15 Mar 2022 12:30 AM PDT

Glokom Gözünüzü Karartmasın!

Türk Oftalmoloji Derneği, Dünya Glokom Haftası'nda, 'Glokom Gözünüzü Karartmasın' adlı dijital kampanya ile  kalıcı görme kaybına yol açan hastalıklara ve erken tanının önemine dikkat çekti.

 

 

Halk arasında göz tansiyonu adıyla da bilinen glokom, kalıcı görme kaybına neden olan hastalıkların başında geliyor. Sıklıkla 40 yaş üzerinde görülen ve yaygın bir göz hastalığı olan glokom, tüm dünyada geri dönüşümsüz körlük nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Her yıl Mart ayının ikinci haftası, bu hastalığa dikkat çekmek ve hastalık konusunda farkındalık yaratmak için "Dünya Glokom Haftası" olarak kabul edildi. Türk Oftalmoloji Derneği, bir AbbVie şirketi olan Allergan'ın koşulsuz katkılarıyla bu yıl 6-12 Mart Dünya Glokom Haftası'nda glokom ile ilgili toplumda farkındalık yaratmak; hastaları ve hasta yakınlarını erken tanı, tedavi ve düzenli kontrolün önemi konusunda bilinçlendirmek amacıyla bir dijital farkındalık kampanyası başlatıyor. 'Glokom Gözünüzü Karartmasın' adlı kampanya kapsamında dijital platformlarda yayınlanan video, hastalıkta erken tanının önemine vurgu yapıyor. Hayatın içinden insanların yaşamlarındaki mutlu anlar  ve güzel manzaralar ile başlayan videoda, yavaş yavaş gözükmeye başlayan "Glokom" belirtileri ve  kararan görüntüler ile  hastalığın tüm güzellikleri görünmez hale getirdiği anlatılıyor. "Erken tanıyla önlemler alınsın, glokom gözünüzü karartmasın" mesajıyla, sinsice körlüğe yol açabilen glokom hastalığına karşı yılda 1 kez göz kontrolü yaptırmanın önemine değinildi. Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, migren sanılan baş ağrılarının altından aslında sinsice ilerleyen ve zamanla körlüğe yol açabilen glokom hastalığı çıkabildiğini, kişilerin genellikle 40 yaşından sonra yakın görme bozukluğu nedeniyle göz hekimine başvurduklarında glokom hastası olduklarını öğrendiğini anlattı. Yalvaç; "Glokom genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilinse de gerçekte gençlerde, hatta yeni doğan bebeklerde ve çocuklarda dahi ortaya çıkabiliyor. Belirti vermeksizin seyreden hastalık, zamanında müdahale edilmediğinde körlüğe kadar giden sonuçlar doğurabiliyor. Oysa erken tanı ve müdahale ile hastalığı kontrol altına alabiliyor, görme yetisinin korunmasını sağlayabiliyoruz. Bunun için de toplumda glokom konusunda bilinç ve duyarlılığın artırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç ihmal edildiğinde görme kaybına neden olabilen glokomun aslında erken teşhis ve tedavi ile sonuç alınabilecek bir hastalık olduğunu hatırlattı. "Hastaların göz kontrollerini aksatmamaları, hastalığın kontrolü konusunda sorumluluk almaları büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç; TOD olarak göz sağlığı alanında uzun yıllara dayanan tecrübemizle, 'Glokom Gözünüzü Karartmasın' kampanyası ile hastalığa dikkat çekmek ve yılda 1 kez göz kontrolü yaptırmanın önemini vurgulamak istedik" dedi.

Allergan Göz Sağlığı

Göz sağlığı alanında öncü olan yaklaşımımızla, 70 yılı aşkın süredir sektörün en yenilikçi ürünlerinden bazılarını topluma sunuyoruz. 125’i aşkın ürünümüz ile glokom ve oküler yüzey hastalığı ile diyabetik makula ödemi ve retinal ven tıkanıklığı gibi retinal hastalıklar da dahil olmak üzere en yaygın göz sorunlarını çözmeye odaklanıyoruz. Göz sağlığı alanındaki araştırma programımız ise çoklu görme bozuklukları için birçok yeni molekülü kapsıyor. Göz sağlığı alanında hizmet verenlere, yenilikçi ürünler ve bilimsel iş birlikleriyle destek olarak onların hastalara en iyi hizmeti sunmalarını sağlama konusunda benimsediğimiz kararlılığı koruyoruz.

Glokom Gözünüzü Karartmasın!

Tepecik Hastanesi’nde Sağlıkçıya Şiddet!

Posted: 14 Mar 2022 06:42 AM PDT

Tepecik Hastanesi'nde Sağlıkçıya Şiddet!

İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahi Servisinde görevli asistan hekime hasta yakını tarafından bıçak saldırısı gerçekleşti.

 

Tepecik Hastanesi’nde Sağlıkçıya Şiddet! Saldırgan, hastanedeki 4 ayrı güvenlik bölgesinden geçerek beyin cerrahi yataklı servisine girdi. Hastanın doktorunun kim olduğunu sorarak asistan doktor odasının kapısını zorlayan kişi hekimi, ölümle ve dövmekle tehdit etti. Hastanın durumu hakkında bilgi vermek isteyen hekimin üzerine yürüyen şahıs hekime yumruk attı, ardından yanında bulunan bıçağı çıkararak saldırıda bulundu. Serviste görevli diğer hekim, hemşire, hasta bakıcıları ve hastaların müdahalesi ile hekim yara almadan kurtulduğu ve saldırganın henüz yakalanmadığı belirtildi.

Tepecik Hastanesi'nde Sağlıkçıya Şiddet!

“14 Martta Sağlık Çalışanlarının Yüzlerinin Gülmesini İstiyoruz”

Posted: 14 Mar 2022 06:13 AM PDT

Sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını kutlayan Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, "Bayramlarını bayram gibi kutlamak isteyen sağlık çalışanlarının, yüzlerinin gülmesini istiyoruz. Biz alın terimizin hakkını istiyoruz" dedi.

 

14 Mart ile ilgili konuşulan toplantıda teşkilat mensuplarına hitap eden Genel Başkan Semih Durmuş, "Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Biz ne söylüyorsak üzerinde düşünerek, mevzuat alanında en iyi uzmanlarla üzerinde çalışarak söylüyoruz. Çalışanlarımızın sorunlarını ve taleplerini yapılan çalışmalarla gündeme getiriyoruz. Sorunlara karşı sadece söz söylemiyor, çözüm önerilerini raporlaştırıyor, model önerileri sunuyoruz. Toplu sözleşmeye giderken de sahadan gelen talepleri üzerinde çalışarak masaya götürüyoruz. Bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.

 

"Farklı İstihdam Modellerinin Tek Bir Çatı Altında Toplanması İçin Mücadele Edeceğiz"

Farklı istihdam modellerinin 2022 Türkiyesine yakışmadığını dile getiren Durmuş, "Aynı oda da çalışan arkadaşlar ekonomik, özlük ve sosyal hakları açısından farklı haklara sahipler. Bugün kamuda onlarca istihdam modeli var. Bu doğru bir uygulama değil. Bu konuda da bu yıl çalışmalar yapılacak. Birbirinden farklı istihdam modellerinin tek bir çatı altında toplanması için mücadele edeceğiz" dedi.

"Çalışma Barışının Sağlanması İçin Adil Bir Ücret Politikasının Oluşturulması Gerekiyor"

Performansa dayalı ödeme sisteminin çalışanlar arasında iş barışını bozduğuna dikkat çeken Durmuş, "Performansa dayalı ek ödeme sistemi adaletli ve hakkaniyetli bir hale gelmeli. Çalışma barışına darbe vuran bu uygulama yüzünden sağlık çalışanlarının tükenmişlik oranı giderek arttı. Branşları aynı, çalışma süreleri aynı, hastaneleri farklı çalışanların aldıkları ücretler birbirinden farklı. Bu durumun kabul edilebilmesi mümkün değildir. Çalışma barışının sağlanması için adil bir ücret politikasının oluşturulması gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı bu konuda ivedilikle gerekli adımları atmalı" diye konuştu.

 

"Verilen Sözler Yerde Kalmamalı"

Durmuş, sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını kutlayarak, "Tüm sağlık çalışanlarının haklarının teslim edileceği bir 14 Mart tıp bayramı kutlanacağına dair verilen sözlerinin yerde kalmamasını temenni ediyoruz. Bayramlarını bayram gibi kutlamak isteyen sağlık çalışanlarının, 14 Mart günü alacakları haberlerle yüzlerinin gülmesini istiyoruz. Biz alın terimizin hakkını istiyoruz" ifadelerini kullandı. (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post