Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


YÖK Akademisyenlerin İşten Çıkartılması Hakkında Soruşturma Başlattı

Posted: 15 Apr 2022 03:04 PM PDT

akademisyenlerin işten çıkartılması

Akademisyenlerin İşten Çıkartılması Yükseköğretim Kurumu, işten çıkarılan akademisyenlerin şikayetleri üzerine inceleme ve soruşturma başlatıldığını duyurdu. 

 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 8 inci maddesine 7243 sayılı Kanun’un 11 inci maddesiyle "Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır." hükmü eklenmiş olup söz konusu hüküm Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlandığı 17.04.2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini belirten Yüksektöğretim Kurumu (YÖK) yetkilileri, "Konuya ilişkin 05.05.2020 tarihli Yürütme Kurulu toplantısında ise; "vakıf yükseköğretim kurumlarının, öğretim elemanlarına unvanlarına göre ödeyecekleri ücret türüne sözleşmelerde yer verilmesi ve sonuçlarının karşı tarafça anlaşılmasının temin edilmiş olması şartıyla ; devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin net veya brüt miktarından birisini esas alabileceklerine " karar verilmiş olup bu husus vakıf yükseköğretim kurumlarına bildirilmiştir. Diğer taraftan vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alan akademisyenler tarafından ücret ödemelerine ilişkin Başkanlığımıza gelen şikayet dilekçeleri ivedilikle değerlendirmeye alınmış olup konu hakkında 09.02.2022 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulunda; "vakıf yükseköğretim kurumlarına öğretim elemanlarına ücretlerinin zamanında ve mevzuata uygun olarak ödenmesi konusunda gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunun hatırlatılmasına " karar verilmiştir. İlgili karar vakıf yükseköğretim kurumlarına 02.03.2022 tarih ve 14390 sayılı yazımız ile tebliğ edilmiştir" denildi. 

YÖK Soruşturma Başlattı 

"Bir süredir basına yansıyan bazı vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin maaşları ve işten çıkarılması ile ilgili şikayetler üzerine YÖK gerekli inceleme ve soruşturmaları başlatmıştır" denilen açıklamada şu ifadeler yer verildi, "Akademik personellerden ücretlerinin mevzuata uygun belirlenmediği ve maaşlarına zamların yansıtılmadığı hususlarında yapılan şikayetler üzerine 03.03.2022 tarihli ve 05.04.2022 tarihli yazılarımızla toplam dokuz vakıf yükseköğretim kurumuna Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından inceleme başlatılmıştır. Söz konusu üniversitelerdeki şikayetleri denetlemek üzere YÖK Denetleme Kurulundan iki üye ve müfettişler görevlendirilmiştir. İncelemeler mevzuat kapsamında yapılmakta olup mevzuata aykırı tespitlerin olması halinde Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmelik’inin 25. Maddesi kapsamında ilgili yükseköğretim kurumuna önlemler uygulanacaktır. Ayrıca denetleme süreçleri ile ilgili olarak süreç şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılacaktır" (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

 

Doktora Öğretimi Hakkında Önemli Rapor

Posted: 15 Apr 2022 01:53 PM PDT

YÖK, Doktora Öğretimi Hakkında önemli bir adım attı. Yükseköğretim Kurulu tarafından  Hacettepe Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Doktora Öğretiminin İyileştirilmesi Çalıştayı'nın raporu yayımlandı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın başkanlığında düzenlenen, YÖK Yürütme Kurulu Üyeleri, Ankara'daki üniversitelerin rektörleri, üniversitelerin farklı alanlarında lisansüstü eğitimden sorumlu enstitü yetkilileri, öğretim üyeleri, araştırma görevlileri ve doktora öğrencilerinden oluşan 240 paydaşın katıldığı ve doktora öğretiminin iyileştirilmesi noktasında pek çok önemli hususun ele alındığı çalıştay raporu duyuruldu. YÖK Başkanı Erol Özvar yaptığı açıklamada, doktora öğretiminin Türkiye'nin geleceğine etkisi üzerine odaklanarak tüm paydaşların katılımı ile öğretim sürecine ilişkin iyileştirmelerin sağlanması ve yeni adımlar atılması noktasında bu çalıştayın önemini vurguladı. Türkiye'nin genç nüfus yapısına dikkat çeken Özvar, başta kalite olmak üzere doktora öğretiminin her sürecine ilişkin yükseköğretim kurumlarına büyük sorumluluk düştüğünü ifade etti. Ayrıca yükseköğretimde uluslararasılaşmaya vurgu yapan Özvar, yükseköğretimin bu bağlamda önemli bir misyona sahip olduğuna işaret etti. Özellikle doktora öğretiminin sağlayacağı uzmanlaşmaya dikkat çekerek, doktora mezunu adayların ileri araştırmalar ve yenilikçi yaklaşımlar konusunda önemli bir beşerî sermaye unsuru olduğunu vurguladı.

Türkiye Yükseköğretim Çalışmaları

Türkiye yükseköğretimi konusunda yapılan ulusal ve uluslararası çalışmalar ve OECD raporlarında yer alan öğrenci başına düşen öğretim elemanı sayısının, OECD ortalamalarının çok gerisinde bulunduğunun altını çizen Özvar, Türkiye'nin nitelikli öğretim eleman açığına dikkat çekti. Bu duruma ek olarak Başkan Özvar, doktora mezunu öğrenci sayısının da uluslararası verilerle kıyaslandığında Türkiye için oldukça düşük olduğuna işaret etti. Özvar, nitelikli doktora mezunu olmanın yalnızca akademik camia için değil akademinin sınırlarını aşan ihtiyaç alanlarında ve nihayetinde ulusal kalkınmada önemli bir adım olduğunu vurguladı. Çalıştay raporunda öne çıkan başlıklar beş tema altında toplandı: "Program Açma ve Öğrenci Kabulü""Öğretim Süreçleri",  "Danışmanlık""İdari Süreçler" ve "Araştırma ve Tez Süreci". Çalıştay raporundan öne çıkan bazı başlıklar şöyle sıralandı.

• Doktora programlarına giriş aşamasında yapılan mülakat sınavları için standartlar belirlenmesi,

• Nitelikli doktora eğitimine temel oluşturması açısından, yüksek lisans programına öğrenci kabulü, eğitim ve tez süreçlerinin de iyileştirilmesi,

• Merkezi yabancı dil sınavlarına, dinleme, konuşma ve yazma becerilerinin de eklenmesi,

• Sektör odaklı ihtiyaçlara ve bu doğrultuda açılacak programlara da yer verilmesi,

• Program açma süreçlerinde dış paydaşların da görüşlerinin alınması,

• Doktora yapanlara burs, ödenek çeşitliliği sağlanması ve özlük haklarının artırılması,

• Bilimsel araştırma projeleri kapsamında koşullarının iyileştirilmesi,

• YÖK burslarının miktarının ve sayısının artırılması,

• Araştırma ve uygulama süreçlerinin artırılması,

• Öğretim üyelerinin verdiği derslerin uzmanlık alanlarıyla uyumlu olması,

• Öğretim üyelerinin öğretim stratejileri ve teknikleri açısından desteklenmesi,

• Disiplinlerarası çalışmaların teşvik edilmesi,

• Kütüphane ve/veya anabilim dallarında doktora öğrencilerinin kullanabileceği çalışma ve araştırma ofislerinin oluşturulması,

• Doktora tezine alternatif olarak üç adet özgün araştırma makalesinin doktora tezi olarak kabul edilmesi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Hemofilide Farkındalığı Arttırmak Çok Önemli

Posted: 15 Apr 2022 06:14 AM PDT

Hemofilide Farkındalığı Arttırmak Çok Önemli

Hemofili, dünyada yaklaşık 250 bin, Türkiye’de ise 6 binden fazla kişiyi etkiliyor. Hemofili, yaşam boyu tedavi gerektiren bir hastalık olmakla birlikte hastalığın yönetimi konusunda hasta ve hasta yakınlarına doğru bilgilerin ulaştırılması önem arz ediyor.

Hemofili A, kanda pıhtılaşma faktörünün hiç olmaması veya az olması sonucu gelişen, genetik geçişli bir kanama bozukluğu olarak tanımlanıyor. Hemofili belirtileri arasında, eklemlerde spontan olarak meydana gelen kanamalar, bir kesik veya cerrahi operasyon sonrası uzun süre devam eden kanamalar sayılabilir. Dünya genelinde 250 bin, Türkiye’de ise 6 binden fazla kişiyi etkileyen hemofilide tedavilerin düzenli olarak uygulanmaması durumunda  hastaları bekleyen çok ciddi riskler söz konusu olabiliyor.

"Hemofilinin tedavisi ve takibi kapsamlı bir şekilde yapılmalı"

Hemofili hastalarının yaşam kalitelerini iyileştirmek üzere çalışmaların küresel anlamda devam ettiğine işaret eden Türkiye Hemofili Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Zülfikar, "Hemofili, kanın normal pıhtılaşma sürecini önleyen genetik geçişli bir kanama bozukluğudur. Hemofili nadir bir hastalıktır ve dünya çapında 700.000’den fazla kişiyi etkilemektedir ancak bu vakaların ancak üçte biri kaydedilebilmiştir. Ömür boyu süren, kronik bir hastalık olan hemofili, komplike ve multi-disipliner bir ekip yaklaşımı gerektirmektedir. Hastaların en sık karşılaştıkları ve sorun oluşturan kanamalar kas ve eklemlerde meydana gelmekle birlikte bu tip kanamalarda uygun tedavi yapılmaması, hastalarda akut veya kronik eklem sakatlıklarının gelişmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle de hemofili hastalarının tedavi süreçlerinde ve takiplerinde yalnızca kan hastalıkları uzmanları değil ortopedist, fizik tedavi uzmanları ve nükleer tıp uzmanları da Hemofili Konseyi çerçevesinde katkı sağlamalıdır."

"Hemofili hastalığı ve risklerinin farkında olmak çok önemli"

Zülfikar, "Hemofili hastalığı, coğrafi ve etnik açıdan farklı olmamakla beraber 10 bin doğumdan 1’inde görülebiliyor. Hastalığın tedavisine çoğunlukla ilk kanamadan sonra, mümkünse 3 yaşından önce başlıyoruz. Hemofili ile yaşam, hastalığın getirdiği riskler de dikkate alındığında kolay olmamakla birlikte hemofili hastalarının, küçük yaştan başlayarak bu risklerin farkında olması; ailelerin de bu konuda gözetim noktasında dikkatli olması gerekiyor. Örneğin; küçük yaştaki bir çocuğun yaşamı, arkadaşlarıyla oynarken veya spor yaparken hastalığına bağlı olarak etkilenebiliyor. İlerleyen yaşlarda da mesleğini, hobilerini, sosyal ve cinsel hayatını her adımda gözden geçirmesi gerekebiliyor." dedi.

Hemofilide Farkındalığı Arttırmak Çok Önemli

Türkiye’de tedavilere erişilebilirliği ele alan Zülfikar, "Hemofili A hastalarının yaşam kalitelerini artırabilmeleri için tedavilere erişimleri ve tedavilerin düzenli olarak uygulanması oldukça önemli. Bu kapsamda, Türkiye’de hemofili A hastalarının standart tedavilere erişimi mümkün ve biz de bu alanda sunulan tedavi opsiyonlarını geliştirmeye; hastaların ve hasta yakınlarının karşı karşıya kaldıkları zorlukları azaltmaya odaklanarak çalışmaya devam ediyoruz. Roche İlaç Türkiye’nin Türkiye Hemofili Derneği ve Hemofili Dernekleri Federasyonu işbirliğiyle hayata geçirdiği "Hem de Nasıl" platformu da hasta ve hasta yakınlarının bu zorlukların üstesinden gelebilmelerine katkı sağlamak üzere oluşturuldu." ifadelerini kullandı.

"Hemofilikler Hayatın İçinde"

Hemofili ile ilgili toplumsal farkındalığı artırmak üzere hayata geçirilen "Hem de Nasıl" platformu hakkında değerlendirmelerde bulunan Zülfikar, "Türkiye’de 1995’ten, dünyada ise 1989’dan beri 17 Nisan Hemofili Günü olarak kutlanıyor. Hemofiliye dair bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirdiğimiz bu özel günde "Hem de Nasıl" platformu ile değerli çalışmalara imza atıyoruz. "Hem de Nasıl" platformu üzerinden tüm hemofiliklere ilham verecek, toplumun da hastalık yolculuğu hakkında bilinçlenmesine yardımcı olacak yeni projemiz "Hemofilikler Hayatın İçinde" yakında hayata geçecek. Bu projeyle hemofili hastalarının hastalıklarıyla başa çıkma sürecinde kendi deneyimlerini anlattıkları video serileri oluşturularak, "Hem de Nasıl" web sitesi ve sosyal medya platformlarından paylaşımlar yapılacak. Hemofilikler, kendi hikayeleri ile tüm hastalara ilham ve cesaret verirken; hasta yakınlarının ve toplumun hemofiliyi yakından tanıması mümkün olacak. Bu değerli hikayelerin anlatıldığı videolar 15 Nisan itibarıyla izlenebilecek" dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

'Hem de Nasıl’ Platformuna Aşağıdaki Linkten Ulaşabilirsiniz

https://hemdenasil.com/

Mide Bulantısının Nedenleri?

Posted: 15 Apr 2022 06:12 AM PDT

Mide Bulantısının Nedenleri?

Mide bulantısı; ülser, mide bağırsak enfeksiyonları, ani başlayan gastrit, bağırsak tıkanıklığı, apandisit gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları başta olmak üzere stres, gebelik, vertigo, migren, tansiyon sorunları hatta beyin tümörü gibi tablolara da işaret edebiliyor. Dr. Şule Namlı Koç, mide bulantısının nedenleri hakkında bilgi verdi.

Mide Bulantısının Nedenleri? Mide bulantısı bir hastalık değil, vücutta farklı nedenlerden kaynaklanan mekanizmaların tetiklemesi sonucu ortaya çıkan bir tepki ya da farklı hastalıkların belirtisidir. Mide bulantısına yol açabilecek ve dikkat gerektiren çeşitli hastalıklar şu şekilde sıralanmaktadır:

Gıda zehirlenmesi

Gıda zehirlenmelerinde ortaya çıkan ilk belirtilerden biri mide bulantısıdır. Gıda zehirlenmelerinde mide bulantısı şikayetine; kusma, ishal, ateş, karın ağrısı ve kramplar gibi şikayetler de eklenebilmektedir.

Gastrit

Mide zarının iltihaplanması olarak tanımlanabilen gastrit genellikle helikobakter pilori mikrobundan kaynaklanmaktadır. Gastrit aniden ortaya çıkabileceği gibi (akut gastrit) zamanla yavaş yavaş belirti göstererek de görülebilmektedir (kronik gastrit). Gastrit hastalarında görülen belirtiler arasında mide bulantısı çok yaygındır. Mide bulantısı ile birlikte kusma, karnın üst bölgesinde ağrı ve şişkinlik eşlik eden şikayetler arasındadır.

Ülser

Mide asidinin çeşitle nedenlerle mide veya 12 parmak bağırsağında harabiyet oluşturarak doku kaybına neden olması olarak tanımlanan ülser farklı belirtilerle kendini belli etmektedir. En sık rastlanan ülser belirtisi karnın üst tarafından ortaya çıkar ağrı olmakla birlikte mide 4- bulantısı, kusma, iştah kaybı gibi şikayetlere de neden olabilmektedir.

Bağırsak enfeksiyonları

Bağırsak enfeksiyonlarında mide bulantısı çok sık görülen belirtiler arasındadır. Mide bulantısının yanında karın ağrısı, kanlı ishal, ateş gibi belirtiler bağırsak enfeksiyonu şikayetleri arasında yer almaktadır.

Safra kesesi hastalıkları ve safra kesesi ameliyatları 

Safra kesesi hastalıkları; safra kesesinin akut iltihabı, safra yolu yaralanmaları ve darlıkları, safra yolu kistleri, safra kesesi taşları, safra kesesi kanseri gibi farklı şekillerde yaşanabilmektedir. Bu hastalıklarda sık görülen şikayetlerden biri mide bulantısı veya kusmadır. Mide bulantısı ve kusma şikayetleri safra kesesi hastalıklarından cerrahi tedavi gören hastalarda ameliyat sonrasında da devam edebilmektedir.

Gastroözefageal reflü

Mide içeriğinin farklı nedenlere bağlı olarak mideden yemek borusuna doğru geri kaçışıyla ortaya çıkan gastroözefageal reflü hastalığında en sık görülen belirti mideden boğaza doğru yayılan yanma hissidir. Yemeklerden sonra veya gece yatarken yanma hissi daha fazla görülebilmektedir. Beraberinde göğüs ağrısı, yutma güçlüğü, boğazda yumru hissi, mide bulantısı ve kusma şikayetleri de yaşanabilmektedir.

Bağırsak tıkanıklığı

Bağırsak tıkanıklığı müdahale edilmediği takdirde hayati tehlikeye yol açabilen rahatsızlıklardan birisidir. Ani ve şiddetli karın ağrısı, karında şişlik, gaz ve gaita çıkaramama gibi belirtilerin yanında mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler görülebilmektedir.

Mide Bulantısının Nedenleri?
Kanser ve kanser tedavisi

Mide bulantısı kanser belirtisi olabilmektedir. Özellikle sindirim sistemi kanserlerinde hazımsızlık, şişkinlik gibi belirtilerle birlikte mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, kilo kaybı gibi şikayetler yaşanabilmektedir. Kanser tedavisi ya da kanser tedavisinden sonra da mide bulantısı şikayetleri yaşanabilmektedir. Kemoterapi tedavisi sırasında ani mide bulantısı ve kusma şikayetleri görülebilmektedir. Mide bulantısı ve kusma şikayetleri kemoterapi sırasında olabileceği gibi sonrasında da ortaya çıkabilmektedir.

Vertigo (Baş dönmesi)

Hastalar farklı nedenlere bağlı olarak vertigo yani baş dönmesi yaşayabilmektedir. Şiddetli vertigo durumunda kişi genellikle hareket edememektedir ve ilk görülen şikayetler mide bulantısı ile kusma olmaktadır.

Kulak enfeksiyonu

Kulak enfeksiyonları genellikle şiddetli kulak ağrısı ile kendini belli etmektedir. Ancak iç kulak enfeksiyonlarında kulak ağrısına mide bulantısı, baş dönmesi gibi şikayetler eklenebilmektedir.

Beyin travması ve beyin tümörü

Kafa travmaları ya da beyin tümörü gibi rahatsızlıklar hastalığın şekline göre farklı belirtiler gösterebilmektedir. Beyin travması veya beyin tümörlerinde şiddetli baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, konuşma bozukluğu, kol veya bacaklarda güçsüzlük, görme bozuklukları gibi şikayetler yaşanabilmektedir.

Apandisit

Bağırsağın defans mekanizması ve bağışıklığı düzenlemeye yardım ettiği öngörülen apandisitin iltihaplanmasının en tipik belirtisi sağ kasık ağrısıdır. Ancak ağrı ile birlikte mide bulantısı, kusma, sindirim güçlüğü gibi şikayetler de yaşanmaktadır.

Migren

Migren ataklarının en belirgin özelliği zonklama şeklinde baş ağrısıdır. Ancak bu baş ağrısına; mide bulantısı, kusma, ışık ve sese karşı hassasiyet gibi şikayetler de eklenmektedir.

Kalp krizi

Kalp krizi sırasında yeterli oksijen alınamadığı için baş dönmesiyle birlikte mide bulantısı ve kusma şitayetleri yaşanabilmektedir.

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları

Böbrek taşları veya idrar yolu enfeksiyonları şiddetli ağrının yanı sıra mide bulantısı ve kusma gibi şikayetlerle de kendini belli edebilmektedir. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Anksiyete, Psikolojik Destekle Atlatılabilir

Posted: 15 Apr 2022 02:10 AM PDT

Anksiyete Psikolojik Destekle Atlatılabilir

Günlük hayatımızda hepimiz bazı nedenlerle kaygıya kapılıyoruz. Ancak bu kaygılar hayatımızı etkileyecek şekilde, aşırı seviyeye ulaştığında anksiyete olarak tanımlanıyor. Peki, anksiyete tedavisi nasıl olur?

Anksiyetenin diğer adının kaygı bozukluğu olmasının nedeni ise duyduğumuz bu kaygıların seviyesinin normalin çok üzerinde olup günlük yaşantılarımızı etkilemesinden kaynaklanıyor. Uzm. Psk. Erdem Ocak, ikili ilişkilerdeki aşırı kıskançlıklar, şüphecilikler, engelleyici veya kısıtlayıcı davranışlar, aşırı korumacılık gibi durumların birçoğunun anksiyete kaynaklı olduğunu söylüyor. "Ya onu daha çok beğenirse; benden daha eğlenceli biri… Kesin sevgilim beni onun için terk edecek. Oraya gitmemeli, kesin başına bir şey gelir" gibi cümlelerin temelinde yatan nedenlerden birinin de kaygı bozuklukları olduğunu belirten Uzm. Psk. Ocak, anksiyetenin yalnızca romantik ilişkilerimizi değil aynı zamanda sosyal yaşantımızı da olumsuz yönde etkilendiğini anlatıyor.

Anksiyete Psikolojik Destekle Atlatılabilir

Anksiyetenin kişinin başkaları ile olan ilişkilerine yönelik sorunların ötesinde kendi hayatı için problem yarattığına dikkat çeken Uzm. Psk. Ocak, bunların başında bağımlılıkların, kararsızlıkların ve kendini engelleyici davranışların yer aldığını söylüyor. Uzm. Psk. Ocak, "Örneğin uyuşturucu ve alkol içerikli maddelerin kötüye kullanımı, kısa süreli bir rahatlamaya sebep olmakta; bu yüzden kaygılanma durumunun kontrol edilemediği her durumda kişi, bu maddelerin kullanımına ihtiyaç duyar. Sonuç olarak bir süre sonra bu tür maddelere yönelik bağımlılıklar oluşur. Bu da kişinin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkiler. Öte yandan anksiyeteye bağlı problemlerden bir diğeri de kişinin bir türlü yeni bir şeye başlayamaması, sürekli kararsızlık içinde kalma gibi kendini engelleyici davranışlarıdır. "Ya dışarı çıktığımda birisinden hastalık kaparsam… Ya kaza geçirirsem, ya spora gittiğimde sakatlanırsam. Ya başıma bir şey gelirse…" gibi düşünceler sebebiyle kişi, yapmak istediği birçok şeyi yapamayacak duruma gelip kendi kendini kafese kapatır" diyor.

Ocak, son olarak, "Fakat anksiyete bozukluğu olan kişiler, bu gibi durumlar ile başa çıkamayacaklarını düşünüp, kendilerini çoğunlukla bir çaresizlik durumu içerisinde görmelerine ve günlük yaşantılarında oldukça fazla problem yaşamalarına sebep olur. Bilmelisiniz ki kaygı bozukluğu çeşitli bilişsel müdahalelerle üstesinden gelinebilecek bir durum. Eğer bu tür problemler yaşıyorsanız bunun için tek yapmanız gereken, konu ile ilgili bir uzmandan psikolojik destek almak." dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Türk Tabipler Birliği Eylem Programını Açıkladı

Posted: 15 Apr 2022 01:58 AM PDT

Türk Tabipler Birliği Eylem Programını Açıkladı

Türk Tabipler Birliği (TTB), 14 Nisan 2022 tarihinde İstanbul Tabip Odası'nda bir basın toplantısı düzenleyerek "Emek Bizim Söz Bizim, Sağlıklı Bir Gelecek Ellerimizde" başlıklı imza kampanyası ile 29 Mayıs'ta Ankara'da yapılacak miting ile sonlandırmayı planladıkları eylem programını ıkladı.

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, "Emek Bizim Söz Bizim" eylem süreci kapsamında yükseltilen taleplerin gündem olduğunu fakat siyasi iktidarın somut bir değişiklik için samimi davranmadığını hatırlatarak söze başladı. 10 acil talepten oluşan bir imza kampanyası başlatacaklarını ifade eden Korur Fincancı, imza kampanyası için siyasi partiler ile görüşmeler yaptıklarını da söyledi. İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, "Biz biliyoruz ki bu bir maraton. Sesimizi duyurana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Haklarımıza da toplumun sağlık hakkına da sahip çıkmayı sürdüreceğiz" dedi.
Türk Tabipler Birliği Eylem Programını Açıkladı

AÇIKLANAN PLAN
  • "15 Nisan Cuma günü giderek artan sağlıkta şiddete karşı sözümüzü kurmak, Dr. Ersin Arslan şahsında kaybettiklerimizi anmak için hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde (ASM), toplum sağlığı merkezlerinde (TSM) … Tüm işyerlerimizde/sağlık kurumlarında anma etkinlikleri, saygı duruşları gerçekleştirileceğiz.
  • Hastaneler, ASM'ler, TSM'ler tüm sağlık kurumlarında hekimleri, sağlık çalışanlarını, sivil toplum örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini, esnaf odalarını, muhtarları, sendikaları… Toplumun tüm kesimlerini ziyaret ederek, mümkün olan en yaygın hali ile toplumla buluşturacağımız "10 acil talebimiz"i içeren imza kampanyasını başlatacağız. İmza kampanyası Dr. Ersin Arslan'ı kaybettiğimiz gün olan 17 Nisan 2022'de başlayacak ve Dr. Kamil Furtun'u kaybettiğimiz gün olan 29 Mayıs 2022'de sona erecektir.
  • 1 Mayıs'ta Türkiye'nin dört bir yanında "Bu Düzen Böyle Gitmez! Birlikte Değiştireceğiz" diyerek tüm emek meslek örgütleriyle en güçlü şekilde, omuz omuza, hep birlikte meydanlarda olacağız.
  • Mayıs ayı boyunca hekimlerle buluşmalarımıza, bölge toplantılarımıza devam edecek; emeğimiz ve geleceğimiz için neler yapabileceğimizi birlikte tartışacağız.
  • 29 Mayıs'ta Ankara'da yapacağımız miting için tüm sağlık emek-meslek örgütleriyle süreç yürütecek ve bunu ilan edeceğiz. Türkiye'nin dört bir yanından gelerek beyaza bürüdüğümüz mitingde taleplerimizi en güçlü şekilde dile getireceğiz" denildi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

“Kamu Görevlileri ve Emeklilerinin Sorunlarını Çözmede Yetersiz Kalınıyor”

Posted: 15 Apr 2022 01:50 AM PDT

"Kamu Görevlileri Ve Emeklilerinin Sorunlarını Çözmede Yetersiz Kalınıyor"

Memur-Sen tarafından açıklanan bildirgede, 4688 sayılı Kanun'un gelinen noktada artık kamu görevlileri ve emeklilerinin sorunlarını çözmede, beklentilerini karşılamada yetersiz kaldığı ifade edilirken çözüm önerilerine de yer verildi.

“Kamu Görevlileri Ve Emeklilerinin Sorunlarını Çözmede Yetersiz Kalınıyor” Memur-Sen ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi tarafından düzenlenen 4688 Sayılı Kanun ve 10. Yılında Toplu Sözleşme Kongresi 2 günde 19 farklı sunumun yer aldığı 6 oturumla son buldu.

Toplu sözleşmenin masaya yatırıldığı kongrenin sonuç bildirgesi Memur-Sen tarafından kamuoyuna açıklandı. 4688 Sayılı Kanun ve 10. Yılında Toplu Sözleşme Kongresi'nin sonuç bildirgesinde mevcut kanunun ve toplu sözleşme düzeneğinin yetersizliğine vurgu yapılırken kamu görevlilerinin memnuniyetini artıracak bir toplu sözleşme için çözüm önerileri paylaşıldı.

"Kamu Görevlileri Ve Emeklilerinin Sorunlarını Çözmede Yetersiz Kalınıyor"

Çözüm Önerileri:

  • Kapsamı, tarafları, süresi, işleyişi, grevsiz toplu pazarlık anlayışıyla mevcut toplu sözleşme sistemi sürdürülebilir değildir. Uluslararası norm ve kararlarla uyumlu bir toplu sözleşme sistemine geçilmeli, 4688 sayılı Kanun taraflar arası eşitliğe, evrensel ilkelere uyumlu hale getirilmelidir.
  • Gerçek anlamda toplu sözleşme için sendikal haklar üçlüsünü oluşturan örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakkı birbirinden ayrı düşünülemeyecek bir bütündür. Bu nedenle grev hakkı kamu görevlilerine tanınmalı ve toplu pazarlık sürecinde etkin kullanımı sağlanmalıdır.
  • Geçmiş dönemlerde elde edilen kazanımlar ile ILO yetkili organlarının kararları dikkate alınarak, toplu sözleşmenin kapsamına mali ve sosyal haklar yanında "özlük hakları ve çalışma şartları" da dâhil edilmelidir.
  • Örgütlenme özgürlüğü kapsamında sendika üyesi olmayı tercih etmeyen veya yetkili sendikaya üye olmayan kamu görevlileri, toplu sözleşme hükümlerinden yetkili sendikaya "dayanışma aidatı" ödeyerek yararlanmalıdır.
  • Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürleşme noktasında ortaya koyduğu irade ve değişim dikkate alınarak, uluslararası normlar ve ILO yetkili organlarının kararlarıyla uyumlu olacak şekilde sendika üyesi olamayacak kamu görevlilerinin kapsamı daraltılmalı, örgütlenme hakkının kapsamı genişletilmelidir.
  • Kamu görevlisi emeklilerinin toplu sözleşme kapsamından daha geniş çerçevede yararlanması için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı, en son görev yaptıkları kurumun/kuruluşun dâhil olduğu hizmet kolunda kurulu sendikaya üye olabilmeleri sağlanmalıdır.
  • Toplu sözleşmede taraflar arası eşitlik ilkesi gözetilmeli, toplu sözleşme teklifi sunma yetkisi sadece yetkili konfederasyona ve sendikalara verilmeli, toplu pazarlık kamu idaresi ve yetkili konfederasyon/sendika arasında gerçekleşmelidir.
  • Tekliflerin topluca görüşülmesi usulü yerine, genel toplu sözleşme ve her bir hizmet koluna ilişkin toplu sözleşme teklifleri ayrı ayrı görüşülmeli, toplu sözleşme görüşmeleri sadece Ağustos ayı içerisine sıkıştırılmamalı, istişarelerin sağlıklı yapılması için süre sınırı kaldırılmalıdır.
  • Çözüm üretmeye elverişli yapının oluşturulması için Kamu İşveren Heyeti Başkanı ve temsilcileri belirli olmalı, tekliflerin ilgili kurumlarca değerlendirilebilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri üst düzey olmalı ve sayısı artırılmalıdır.
  • Toplu Sözleşme Görüşmelerinde, görüşmelerin şeffaflığı ve kararların bağlayıcılığı için toplantı tutanakları gündelik olarak tutulmalı, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu toplantı tutanaklarını esas alarak hareket etmelidir.
  • Kamu Görevlileri Hakem Kurulu yapısı ve üye dağılımı yetkiyi esas alacak şekilde adil, eşit ve tarafsız olmalı, Hakem Kurulu Başkanı belli olmalı, Kurul'da bulunanlar seçme usulüyle belirlenmemelidir.
  • Hakem Kurulu görüşmeleri toplu sözleşme görüşmelerinden bağımsız olmalı ve süresi 5 günle sınırlandırılmamalı, Hakem Kurulu'na üzerinde mutabakata varılamayan tutanaklar gönderilmeli, Hakem Kurulu tutanakları esas almalı, uzlaşılan konular tekrar görüşülerek süre ziyan edilmemelidir.
  • Çözüm üretme kapasitesinin yüksek olduğu KPDK ve KİK gibi sosyal diyalog mekanizmalarının kapsamı genişletilmeli, işlevselliği artırılmalı, toplanma aralığı süresi düşürülmeli, toplantılara katılacak kurumlar belli olmalı, alınan kararların komisyonlar marifetiyle yürütülmesi ve denetlenmesi sağlanmalıdır.
  • Kamu idaresi, konfederasyon/sendika yönetici ve temsilcilerinin çalışma yerlerini, ilgililerin istekleri ve dayanağı açık kanun hükmü olmadıkça değiştirmemelidir.
  • Toplu Sözleşme hükümlerinin uygulanması noktasında oluşacak tereddütler, sadece toplu pazarlığın bir tarafı olan kamu işvereni tarafından yorumlanmamalı, toplu sözleşmenin diğer tarafı olan yetkili konfederasyon/sendikanın dahil olacağı komisyon tarafından tereddütler giderilmelidir.
  • Kanun'a toplu sözleşmenin uygulanmamasına neden olan durumları bertaraf edecek cezai müeyyideler eklenmeli, hükümlerin uygulanmasını kısıtlayacak ve engelleyecek uygulamalardan kamu işvereni kaçınmalı, toplu sözleşme özerkliği gereği toplu sözleşme hükümlerinin tam ve eksiksiz uygulanmasını sağlayacak hususlar bizatihi sözleşmede yer almalıdır. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Türkiye’de Tansiyon Dünya Ortalamasının Üstünde!

Posted: 14 Apr 2022 10:17 PM PDT

Türkiye'de Tansiyon Dünya Ortalamasının Üstünde!

Dünyada erişkin nüfusun yüzde 27'si hipertansiyon hastası. 2025 yılında bu oranın yüzde 29'lara çıkması bekleniyor. Yani rakamlar 3 yıl içinde her 3 kişiden birinin tansiyonu olacağını gösteriyor.

 

 

Türkiye'de hipertansiyon, yani yüksek tansiyon oranının dünya ortalamasının üstünde olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, "Türkiye'de hipertansiyon sıklığı yüzde 25-32 arasında. Sanılanın aksine ülkemizde yüksek tansiyon kadınlarda daha sık görülüyor, kadınlarda yüzde 10 daha fazla yüksek tansiyon sorunu ile karşılaşıyoruz" diye konuştu. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, 11-17 Nisan Kalp Sağlığı Haftası nedeniyle kalbin en önemli düşmanlarından olan hipertansiyon, yani yüksek tansiyon ile ilgili önemli bilgiler verdi.  Tüm dünyada 1,5 milyar hipertansiyon hastası var ve bu rakamlar her geçen gün yükseliyor. Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği kılavuzlarına göre kan basıncının 140/90 mmHg'nin üzerinde olması, tansiyon hastalığı olarak değerlendiriliyor ancak Amerikan Kardiyoloji Derneği'nin son kılavuzunda 130/80 mmHg basıncın üstünün hipertansiyon yani yüksek tansiyon olarak kabul edildiği açıklandı.  Hipertansiyonun nedeninin büyük oranda bilinmediğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, "Nedeni bilinmese de sorunun oluşumunu kolaylaştıran faktörleri biliyoruz. Bunlar arasında; kalıtım, aşırı tuz kullanımı, yaş artışı, ırk, cinsiyet, stres, sigara, fazla kilo, hava kirliliği, kolesterol yüksekliği ve diyabet ön plana çıkıyor" dedi.

Tansiyonumuz yüksek 

Türkiye'de hipertansiyon görülme sıklığının dünya ortalamasından daha yüksek olduğunu söyleyen Dr. Ersin Özen, "Türkiye'de hipertansiyon sıklığı yüzde 25-32 arasında seyrediyor. Hipertansiyon kontrolü ise yüzde 16,4- 28,7 arasında değişiyor. Sanılanın aksine ülkemizde yüksek tansiyon kadınlarda daha sık görülüyor. Kadınlarda yüzde 10 daha fazla yüksek tansiyon sorunu ile karşılaşıyoruz" diye konuştu. Dr. Ersin Özen, "Ebeveyn veya yakın akrabalarınızda hipertansiyon varsa, sizde de olma olasılığı yüksektir. Ancak unutmayalım ki; yaşam tarzı seçimleri, ailesinde yüksek tansiyon öyküsü olan pek çok kişinin hipertansiyondan korunmasını sağlıyor" açıklamasında bulundu. 

Akdeniz diyeti ve 15-20 dakika egzersiz tansiyonu düşürür 

Hipertansiyon hastalarının kilo kontrolünün önemine vurgu yapan Dr. Ersin Özen, "Kalori açısından düşük, yağsız, karbonhidrattan fakir Akdeniz mutfağını tercih etmek en doğrusu. Prehipertansiyon aşamasında olan hastaların, yaşam tarzı değişikliklerini uygulayarak kendilerini bu durumdan korumaya çalışmaları gerekir. Hipertansiyon hastalarının evde basit fizik hareketleri, sosyal medyada online da yapılabilen bazı başlangıç seviyesindeki pilates, aerobik veya yoga gibi derslerden faydalanarak günde en az 15-20 dakika egzersiz yapmaları yerinde olur" önerisinde bulundu.

Türkiye'de Tansiyon Dünya Ortalamasının Üstünde!

Yüksek tansiyon belirtileri neler? 

Hipertansiyonun belirtileri ile ilgili toplumda yanlış bir inanış olduğuna vurgu yapan Dr. Ersin Özen, "Genelde yüksek tansiyonlu kişilerde sinir, terleme, yüzde kızarma gibi belirtiler görüldüğüne inanılıyor. Aslında birçok insan farkında olmadan yıllarca yüksek tansiyona sahiptir.  Hipertansiyon sessiz bir şekilde ilerler, genellikle hiçbir belirtisi yoktur. Atardamarlarınıza, kalbinize ve diğer organlarınıza zarar verdiğinin farkında olmayabilirsiniz" dedi.  

İşte yaşam tarzınızı yeniden şekillendirecek 7 adım 
  • Tuzu kısıtlayın.
  • İdeal kilonuzu koruyun.
  • Meyve ve sebze tüketiminizi artırın ve doymuş yağ alımını azaltın.
  • Düzenli fiziksel aktivite yapın.
  • Tütün mamüLleri alışkanlığınız varsa bırakın.
  • Kafein alımınızı azaltın.
  • Stres azaltıcı yöntemleri deneyin. Son dönemlerde oldukça popüler olan mindfullnes egzersizlerinin, nefes terapileri ve yoganın, tansiyon düşürülmesine yardımcı olduğu gösterilmiştir.
  • "Sağlıklı" diye bol bol maden suyu veya soda tüketmeyin. Bunlar tuz içerir ve tansiyonu yükseltir.

Post a Comment

Previous Post Next Post