Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


MEB’de Ödülleri Kim Dağıtıyor !

Posted: 22 Apr 2022 06:24 AM PDT

Eğitime Ayrılan Bütçe

MEB’de Ödülleri Kim Dağıtıyor ? Türk Eğitim Sen Genel Başkan Talip Geylan, MEB personeline başarı, üstün başarı belgesi ve ödül verilmesine dair resmi yazının Personel Genel Müdürlüğü tarafından taşra teşkilatına gönderilmesinin ardından bir açıklama yaptı.

Tebliğler Dergisi'nde yayınlanan ödül listeleri incelendiğinde  2019 yılında ödül alanların yüzde 68,2'sinin, 2020 yılında ise yüzde 66,5'inin   aynı sendika üyesi olduğuna dikkat çeken Geylan, "Bu sene kutudan ne çıkacak çok merak ediyoruz! MEB'de bir şeyler değişecek mi? Yoksa müesses nizam (aynı tas aynı hamam) devam edecek mi?" diye sordu. Genel Başkan Talip Geylan açıklamasında şunları söyledi: "MEB personeline başarı, üstün başarı belgesi ve ödül verilmesine dair resmi yazı 19.04.2022 tarihi itibariyle Personel Genel Müdürlüğü tarafından taşra teşkilatına gönderildi.

Bu Yıl Kutudan Ne Çıkacak ?

Bu yıl kutudan ne çıkacak çok merak ediyoruz. Çünkü, Tebliğler Dergisi'nin 2754 sayılı Temmuz-2020 sayısında yayınlanan ödül listesi ne göre, 2019 yılında ödüle layık görülen 7.576 MEB personelinin 5.169'u yani % 68,2'si aynı sendika üyesi idi. Tebliğler Dergisi'nin 2763 Sayılı Temmuz-2021 sayısında yayınlanan listeye göre de 2020 yılında ödül alan 8.439 kişinin 5.606'sı yani %66,5'i yine aynı sendikanın üyesi idi. Bu tablo üzerine "MEB'DE ÖDÜLLERİ KİM DAĞITIYOR?" diye sormuştuk. Bakalım; MEB'de bir şeyler değişecek mi? Yoksa müesses nizam (aynı tas aynı hamam) devam edecek mi?” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Türkiye’de Pandemi Resmen Bitti !!!

Posted: 22 Apr 2022 04:57 AM PDT

pandemi

Türkiye’de Pandemi Resmen Bitti . Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yapılan değişiklikle pandeminin bittiği resmen duyuruldu. TTB tepkili, “Ancak pandemi bitmedi, devam ediyor”

COVID Hastası Yoğun Bakım Ödemeleri Durduruldu

TTB konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu'nun 20 Nisan 2022 tarihinde yapacakları toplantı, nedeni açıklanmadan bir hafta sonraya ertelenmiştir. Sağlık Uygulama Tebliği'nde yapılan değişiklikle de "pandemi bakım ve yoğun bakım hizmeti" ücreti ödemeleri yürürlükten kaldırılmıştır. COVID-19 nedeniyle hastaneye veya yoğun bakım servislerine yatırılan hastalar için Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) hastanelere pandemi süresince pandemi olgularına yönelik tedavilerde ödemesi durdurulmuştur. İlgili karar, 22 Nisan 2022 tarih ve 31816 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır” ifadelerine yer verildi.

Açıklama şöyle devam etti, “Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) her defasında dile getirdiği sağlığın temel bir hak olduğu ve alınıp satılamayacağı; pandemide ve aynı süreçte derinleşen ekonomik krizde çok daha iyi anlaşılmıştır. Özellikle salgında alevlenmelerin yaşandığı dönemlerde yurttaşlar, sağlık hizmeti alamama ile özel hastanelere yüksek miktarda ödeme yapma ikileminde kalmıştır. Böyle bir ortamda, gerekli tüm sağlık harcamalarının kamusal olarak karşılanması zaruridir. Denetleme konusunda sorunlar olsa da SGK'nin kamu ve özel sağlık kurumlarına yaptığı "pandemi bakım ve yoğun bakım hizmeti" ödemesi ve yurttaşlardan bu kapsamda ek bir ödeme alınmaması; sağlık hizmetlerine ulaşım sıkıntılarını bir miktar giderebilmiştir. Yapılan değişiklik, pandeminin bittiği algısını oluştururken, COVID-19 hastalarının sağlık hizmetlerine ulaşımıyla ilgili kaygıları da artırmaktadır. Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na kamuoyunu aydınlatması için aşağıdaki soruların ivedilikle yanıtlamasını istiyoruz:

  • COVID-19 hastaları için SGK tarafından kamu ve özellikle özel hastanelere ödenen pandemi bakım ücreti bundan sonra ne olacaktır?
  • Özel hastaneler pandemi bakım ücretini hastalardan mı alacaktır?
  • Özel hastanelerde yatan COVID-19 hastaları mağdur olacak mıdır?
  • Olabilecek mağduriyetler devlet tarafından karşılanacak mıdır?

DSÖ Resmi Açıklama Yapmadı

Sağlık Bakanlığı; ertelenen Bilim Kurulu toplantısında muhtemelen artık maskesiz yaşama geçileceğinin açıklamasını yaparak pandeminin bittiğini ilan etmek istiyordu. Yayımlanan değişiklik ise bunu teyit etmektedir. Anlaşılan odur ki Sağlık Bakanlığı ve iktidarın gözünde artık pandemi bitmiştir. Oysaki daha geçtiğimiz hafta 150'den fazla insanımızı COVID-19 nedeniyle kaybettik. Halen her gün binlerce kişi COVID-19 tanısı almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü de salgının bittiğine dair herhangi bir resmi açıklama henüz yapmamıştır. Hastanelerde servis veya yoğun bakımlarda tedavi gören binlerce hasta mevcuttur. Son alınan kararlar bir kez daha göstermektedir ki ekonomik ve siyasi kaygılar nedeniyle, bilim ve sağlık yine geri plana atılmıştır. Sağlık Bakanlığı ve iktidar, bilimsel gerçekleri bir tarafa bırakarak ve gerçek dışı verilerle pandemiyi ve devamında aşılama sürecini yönet(e)memiş; bunların sonucunda yüz binlerce önlenebilir ölüm gerçekleşmiştir. Her koşulda toplum sağlığının öncelenmesini savunan TTB olarak Sağlık Bakanlığı, iktidar ve Bilim Kurulu'na birçok kez hatırlattığımız gibi bir kez daha hatırlatıyoruz: Pandemi ile ancak bilimsel ve şeffaf yöntemlerle mücadele edilir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Protez Seçimini Robot Yapıyor ! (Özel)

Posted: 22 Apr 2022 01:13 AM PDT

diz protez

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr. Ömer Selçuk Öçmen, diz ve kalça protezi ameliyatlarında kullanılan Robotik Cerrahi yönteminin cerrah ve hastalara önemli avantajlar sağladığını söyledi. Öçmen, yeni teknoloji sayesinde sistemin ameliyat sırasında cerraha, "En uygun protezi" önerdiğini, böylelikle yanılma payının çok azaldığını söyledi.

Türkiye'de son yıllarda diz ve kalça protezi ameliyatlarında kullanılan yeni robotik cerrahi, protez ameliyatı riskini klasik ameliyat yöntemine göre en aza indirirken, hastalar da operasyon sonrasında daha hızlı bir iyileşme sürecine giriyor. Özel Ata Sağlık Hastanesinde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr. Ömer Selçuk Öçmen, yeni geliştirilen ve bu konuda eğitimle ortopedi cerrahlar tarafından kullanılabilen cihazın hasta ve ameliyatı yapan doktor açısından önemli avantajlar sağladığını anlatan Dr. Öçmen, "Hastanemizde uygun protez hastalarında robotik cerrahiyi kullanarak ameliyatları gerçekleştiriyoruz" diye konuştu.

"Robot, Hasta İçin Bu Protezi Kullanın Diyor"

Klasik yöntemde gerçekleştirilen protez ameliyatlarında protez ölçüsünün mekanik bir alet yardımıyla alındığını ifade eden Dr. Öçmen, "Alınan bu ölçü birebir tutmayabilir. Böyle bir durumda protez boyunda bir değişikliğe gidilerek uygun ölçü bulunuyordu. Şu an kullandığımız robot teknolojisinde ise sistem ihtiyaç olan protezin ölçümünü yaparak, cerraha protez ölçüsünü veriyor. Sistem, "Hasta için şu numaralı protezin kullanılması uygundur" diyor. Burada hiç bir şaşma olmuyor. Sistem nasıl bir ölçü verdiyse ona uygun bir protezi yerleştiriyoruz. Öte yandan araya koyduğumuz plastik parça, yani eklemde yükü taşıyan ve hareketi sağlayan malzemenin ölçüsünü yine protez yardımı ile birebir alabiliyoruz. Klasik yöntemde ise bu ölçü deneme yanılma yoluyla bakılıyordu.
Robotik sistem ameliyata başlamadan, kesileri yapmadan bize gerekli olan protez ölçüsünü veriyor ve tüm cerrahi süreç cerrahın kontrolünde robotun yardımıyla tamamlanıyor" diye konuştu.

Primer Progresif Afazi Hastalığının Önemi

Posted: 22 Apr 2022 01:01 AM PDT

Primer Progresif Afazi Hastalığının Önemi

Son günlerde en çok konuşulan hastalıklardan biri, ünlü oyuncu Bruce Willis'in artık aktörlüğü sürdüremeyecek olmasına yol açan Primer Progresif Afazi (PPA) hastalığı oldu. Çağın korkulan hastalığı demansın görece daha az görülen bir alt tipi olan Primer Progresif Afazi, beynin dil fonksiyonlarından sorumlu alanlarındaki ilerleyici hasara bağlı olarak gelişiyor ve kişinin günlük yaşam aktivitelerini etkiliyor.

 

Primer Progresif Afazi Hastalığının Önemi. Demans, bilişsel fonksiyonlarda ilerleyici bozulma ile karakterize bir hastalıktır. Bilişsel fonksiyonlar deyince kast edilen bellek, dikkat, yürütücü işlevler (hesaplama, karar verme, muhakeme vb), görsel-mekansal işlevler (obje ve yüz tanıma, yön bulma vb) ve dil fonksiyonlarıdır. En sık demansa yol açan hastalık Alzheimer hastalığı olduğundan ve Alzheimer hastalığının en sık görülen belirtisi de unutkanlık olduğundan dolayı 'demans eşittir unutkanlık' tarzında genel bir algı söz konusudur. Oysa ki demansın tek belirtisi unutkanlık olmadığı gibi bazı demans hastalarında belirgin unutkanlık olmaksızın bilişsel etkilenme görülebilir. Dil bozuklukları yani "afazi" de bu belirtilerden biri olabilir. Dil bozukluğunun ön planda olduğu demans tipine Primer Progresif Afazi (PPA) adı verilir. PPA hastalarında dil ve iletişim becerilerinde bozulma ön plandadır.

 

'Tam da dilimin ucunda' ve 'şey' kelimelerini sık kullanmaya başlama!

Bazı hastalarda konuşma akıcı gibi görünse de anlamsız kelimeler kullandıkları için söyledikleri anlaşılmaz. Bu hastalar duydukları veya okudukları kelimeleri de anlamakta zorlanırlar. Örneğin; yemekte "ekmek ister misin" diye sorulduğunda "ekmek ne?" diye yanıt verebilirler. Bir grup hastada ise belirgin anlama bozukluğu olmayabilir ama bu hastalarda konuşma akıcılığı bozulmaya başlar, hatta dilbilgisi hataları görülebilir. Adeta Türkçe'yi yeni öğrenen bir yabancı gibi konuşmaya başlayabilirler. Son yıllarda tanımlanan yeni bir hasta grubunda ise anlama da dilbilgisi de korunduğu halde kelime-bulma güçlüğünün ön planda olduğu gösterilmiştir. Bu hastalar özellikle hastalığın erken dönemlerinde söyleyecekleri kelimeler akıllarına gelmediğinde "tam da dilimin ucunda" diyebilirler veya "şey" kelimesini eskiye oranla daha sık kullanmaya başlayabilirler. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajanı)

Primer Progresif Afazi Hastalığının Önemi

 

TUS Kadrolarının Açıklanması Sonrası Neler Oldu?

Posted: 22 Apr 2022 12:47 AM PDT

TUS Kadrolarının Açıklanması Sonrası Neler Oldu?

Tıpta Uzmanlık Sınavı TUS kadroları yüzde 100 arttırılırken tartışmaları da beraberinde getirdi. Türk TORAKS Derneği'nin yaptığı araştırmaya göre uzmanlık eğitimi alan 200 göğüs hastalıkları asistanı ile görüşüldü. Asistanların yüzde 83'ü yetersiz eğitim aldığını düşünüyor.

 

TUS Kadrolarının Açıklanması Sonrası Neler Oldu? Türk TORAKS Derneği 2022 Mart TUS kontenjanlarının eğitim kalitesini düşüreceğini belirten Türk TORAKS Derneği Asistan Temsilcisi Dr. Nazlı Çetin ise "Yaklaşık 60 göğüs hastalıkları kliniğinde (46'sı devlet, 4 'ü vakıf olmak üzere 50 üniversite ve 10 eğitim hastanesi), 370 civarında eğitici ile uzmanlık eğitimi vermekte olan, halihazırda yaklaşık 700 asistan hekimin olduğu göğüs hastalıkları branşı için 318 yeni asistan kontenjanı eğitimi karşılanabilir değildir" dedi.

 

"PANDEMİ EĞİTİM SÜRECİNİ AKSATTI"

Dr. Nazlı Çetin, "Ülkemizin ihtiyaçlarına göre yetişmiş uzman sayısını arttırma, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve kliniklerdeki iş yüküne uygun sayıda asistan hekim kontenjanı açılması uzun zamandır hepimizin ortak talebidir. Ancak açıklanan asistan kontenjanları bu talebin karşılanmasını imkânsız kılmaktadır. 2 yıldır pandeminin de etkisiyle aksayan rotasyonlar, azalan teorik ve pratik eğitim etkinlikleri kliniklerdeki işleyişi etkilemiş, ihtisas süresinin sonuna gelen pek çok asistan hekim tamamlaması gereken eğitimlerini henüz tamamlayamamıştır. Bu koşullarda eğitici-asistan sayısının uyumu, akran eğitimi daha da önem kazanmaktadır. Kontenjanların eğitim akışına uygun, sıralı ve kesintisiz açılması bilgi, beceri ve tutum davranışlarının aktarımını kolaylaştırabilir. Yaklaşık 60 göğüs hastalıkları kliniğinde (46'sı devlet, 4 'ü vakıf olmak üzere 50 üniversite ve 10 eğitim hastanesi), 370 civarında eğitici ile uzmanlık eğitimi vermekte olan, halihazırda yaklaşık 700 asistan hekimin olduğu göğüs hastalıkları branşı için 318 yeni asistan kontenjanı eğitimi karşılanabilir değildir. Uzmanlık eğitimi sayıların arttırılması ile değil, standartların düzeltilmesiyle iyileşir" dedi.

TUS Kadrolarının Açıklanması Sonrası Neler Oldu?

Çetin, ayrıca müfredatların, kliniklerin koşullarına göre uygulandığını ifade ederek, "Asistanlık dönemi hem teorik hem pratik eğitimin yanı sıra, hekimlik sanatının öğrenildiği, bir sıra dahilinde hasta bakımının her aşamasında deneyim kazanılan yoğun, aktif bir süreçtir. Her uzmanlık alanı için Tıpta Uzmanlık Kurulu Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Sistemi (TUKMOS) tarafından belirlenen çekirdek müfredat, kliniğin koşullarına göre kıdeme uygun olarak uygulanır. Tıpta Uzmanlık Eğitimi, pandemi koşullarında önemli ölçüde etkilenmiştir." dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

İdrar Kaçırma Problemi Nasıl Önlenir?

Posted: 22 Apr 2022 12:40 AM PDT

İdrar Kaçırma Problemi Nasıl Önlenir?

Kadınlarda idrar kaçırma, oldukça sık görülen sağlık sorunlarının başında geliyor. Birçok kadının yaşam kalitesini etkileyen, sosyal hayatını kısıtlayan hatta bazı durumlarda eve hapseden bu durumun bir kader olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Yücel Karaman, uygun tedavi yöntemleriyle idrar kaçırma problemlerinin önüne geçilebildiğini belirtiyor.

İdrar kaçırma problemi toplumun birçoğunda görülse de kadınların söylemekten çekindiği ve doktora gitme konusunda endişe ettiği konular arasında yer alıyor. Birçok kadın utanıp çekindiği için bu durumu kimseyle paylaşmıyor ve utandıkları için sosyal hayattan izole olarak hayatlarına devam ediyorlar. Doğru tedavi yöntemleri ile kısa sürede normal hayata geri dönmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Yücel Karaman, "Kan şekeri, idrar tahlili ve idrar kültürü, ultrason ve ürodinami gibi tanı yöntemleri ile idrar kaçırma problemi teşhis edilebiliyor.   İdrar kaçırma, genellikle birden fazla doğum yapmış kadınlarda sıklıkla görüldüğü düşünülse de çeşitli hastalıklara bağlı olarak da gelişebiliyor. Kabızlık, ileri yaş, genetik faktörler önemli rol oynasa da bazı vakalarda idrar kaçırma problemi kalıcı olduğundan dolayı, bu durum ciddiye alınarak uygun tedavi yöntemleri ile tedavi edilmelidir" dedi.

 

Gülerken bile idrar kaçabilir!

Karaman "İdrar kaçırmanın birçok sebebi olabildiği gibi birçok türü de var. Örneğin gülme, hapşırma gibi durumlarda hasta idrar kaçırıyorsa stres inkontinansı söz konusudur ve kas zayıflığına bağlı olarak yaşanır. Aniden gelen ve kontrolsüzce kaçırılan idrar durumu sıkışma tipi idrar kaçırma olarak tanımlanır. Hasta hem gülüp eğlenirken hem de bir anda idrarını tutamaz hale geliyorsa ise mix tip idrar kaçırma söz konusudur. Çoğu zaman hasta, idrarını yapamaz, sık sık idrara çıkmak ister, idrarını yaparken zorlanır ya da ağrı hisseder. Ayrıca hastada sık sık mesane enfeksiyonları görülür" dedi.

İdrar Kaçırma Problemi Nasıl Önlenir?
 
Doğru tedavi ile hayatı askıya almayın

Karaman, "İdar kaçırma tedavisinde genellikle cerrahi ve cerrahi dışı iki farklı tedavi yaklaşımı bulunuyor. Strese bağlı idrar kaçırma cerrahi operasyon ile tedavi edilir. Bu operasyon kolay olmasına karşın uzman hekimlerce yapılmalıdır. Karın içine girilmeden uygulanır, dış genital bölge kullanılır. İdrar boşaltım kanalının çıkışına askı konularak hastanın idrarını tutması sağlanır. Sıkışma tipi idrar kaçırmada ise ilaç tedavisi uygulanır. Aynı zamanda kasları güçlendirmek amacıyla kegel egzersizler önerilir. Hatta bazı hastalarda ilaca gerek duyulmaz ve sadece bu kaslarla istenilen sonuca ulaşılabilir" dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajanı)

HIV Enfeksiyonunun Son 10 Yılda Yüzde 460 Arttığı Yek Ülkeyiz

Posted: 21 Apr 2022 08:42 AM PDT

HIV Virüsünün 10 Yılda Yüzde 460 Arttığı Tek Ülke Türkiye

Çiğdem Şimşek, son yıllarda yeni HIV olgularının hızla arttığına dikkat çekerek, her şehre bir test ve danışmanlık merkezi açılması çağrısında bulundu.

Pozitif-iz Derneği Kurucu Üyesi Çiğdem Şimşek, HIV'i etkisiz hale getirmek için artık pek çok ilaç alternatifinin olduğuna dikkat çekerek, "HIV enfeksiyonunun son 10 yılda yüzde 460 arttığı tek ülke Türkiye" uyarısını yaptı. Şu anda tüm Türkiye'de sadece 4 şehirde gönüllü test ve danışmanlık merkezi bulunduğunu vurgulayan Şimşek, her şehirde en az bir merkezin açılması gerektiğini belirtti.

Dünyada ve Türkiye'de antiretroviral tedavi denilen ilaçlar ile HIV pozitif kişiler herkes kadar sağlıklı ve kaliteli bir şekilde doğal yaşam sürelerini sürdürebiliyorlar. Bu ilaçlar sayesinde HIV ile enfekte kişilerin artık korunmasız cinsel ilişkiyle HIV aktarıcılığı da kalmıyor.

HIV Virüsünün 10 Yılda Yüzde 460 Arttığı Tek Ülke Türkiye

Kür Ne Zaman? Çalışmalar Ne Aşamada?

Çiğdem Şimşek, "HIV'i 'Latent Rezervuar' nedeniyle vücuttan tamamen atacak, yani tam şifa sağlayacak bir ilaç ya da aşı henüz mevcut değil… Ancak umut vaat eden ve yüz güldüren pek çok çalışma var" bilgilerini verdi.

Artış endişe verici boyutta

Türkiye'de son yıllardaki yeni enfeksiyonlarda görülen artışın endişe verici boyutlarda olduğuna dikkat çeken Şimşek, Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı resmi verilere göre; Türkiye'de ilk vakanın görüldüğü 1985 yılından 15 Kasım 2021 tarihine kadar toplam 31 bin 336 kişinin HIV tanısı aldığını kaydetti. Şimşek, "HIV enfeksiyonunun son 10 yılda yüzde 460 arttığı tek ülke Türkiye. 2000 yılında 168 kişi HIV tanısı almışken, bu sayı 2019'da 3 bin 248 oldu. 2019 verilerine göre Türkiye'de her gün 9 kişi HIV tanısı alıyor. Yıllar içindeki bu artışın başlıca nedeni, ülke olarak HIV ve AIDS'e gereken ilginin gösterilmemesi, bulaş-bulaşmama yollarının, tedavi şekli ve tedavide varılan gelişmelerin topluma aktarılmamasıdır" dedi.

 

Post a Comment

Previous Post Next Post