Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Okullarda Maske Takma Zorunluluğu Kalktı !

Posted: 27 Apr 2022 10:47 AM PDT

Okullarda Maske Takma Zorunluluğu

Okullarda Maske Takma Zorunluluğu Kalktı Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, okullarda ve diğer kapalı alanlarda maske takma mecburiyetinin kalktığını açıkladı.

Maskeli bir öğrencinin fotoğrafını, “HATIRA FOTOĞRAFIMIZI ÇEKTİRELİM. Okullarda maske mecburiyeti kalktı” notuyla sosyal medya hesabında paylaşan Bakan Koca, “Okullarda ve diğer kapalı alanlarda maske mecburiyeti kalktı. Toplu taşıma araçlarıyla sağlık kuruluşları, vaka sayısı 1.000’in altına düşene kadar uygulamada istisnayı teşkil ediyor. Çok yakında yüzümüzün akıyla maskesiz hayata geçiyoruz. Dün 2.604 olan vaka sayısından bu belli” diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Sağlık Emek-Meslek Örgütlerinden 29 Mayıs Ankara Mitingine Çağrı

Posted: 27 Apr 2022 04:57 AM PDT

Sağlık Emek-Meslek Örgütlerinden 29 Mayıs Ankara Mitingine Çağrı

"Emek Bizim Söz Bizim, Sağlık Hepimizin" başlığıyla 29 Mayıs’ta Ankara mitingine çağrı yapmak üzere 27 Nisan 2022 günü TTB'de bir basın toplantısı düzenlendi.

Sağlık Emek-Meslek Örgütlerinden 29 Mayıs Ankara Mitingine Çağrı. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş), Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (Tüm Rad-Der), Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER), Veteriner Hekimler Derneği (VHD), Tarım Orman Çevre ve Hayvancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen) ile Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS) tarafından çağrısı yapılan miting çağrısının ortak metnini SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey okudu.

Selma Atabey okuduğu basın açıklamasında, “Toplumun bu sağlık krizinde yaşadığı sorunlar, bizleri; şifa vermek için, sağlıklı bir toplum için bu meslekleri seçenleri, sürekli bir sağlıksızlık dayatan, bununla beslenen sistemin içinde yetememe hissi ve tükenmişlik ile karşı karşıya bırakmıştır. Sağlık sisteminin getirdiği olumsuzlukların toplumun sağlığına daha az yansıması için her birimizin emeği, özverisi ve çabası da katlanarak artmaktadır. Koruyan değil hastalık üreten bu sistem daha fazla hasta, daha fazla hastalık ile kar etmeyi hedeflerken, bizlere de mesleki tatminsizlik, daha yoğun geçen çalışma saatleri, daha uzun mesailer, daha büyük duygusal yük olarak yansımaktadır. Tüm bu emek yoğun çalışmaya karşılık her geçen gün haklarımız daha fazla gasp edilmektedir.” dedi.

Sağlık Emek-Meslek Örgütlerinden 29 Mayıs Ankara Mitingine Çağrı

Uzun süredir sağlıkta yürüttükleri mücadele sonrası çeşitli vaatlerde bulunan iktidarın şaşırtmadığı dile getirilerek, ” Zaten yetersiz olan bu vaatlerinin bile hiçbirini yerine getirmemiştir. Ne özlük haklarımızda bir iyileşme yapılmış ne sağlıkta şiddeti ortadan kaldıracak önlemler alınmış, bırakın önlemeyi sağlığın üretimindeki emekleri görünmez kılınan veteriner hekimler sağlıkta şiddet kapsamında dahi değerlendirilmemiş, halkın sağlığını önceleyen adımlar atılmamıştır. Bizleri yoksulluk sınırının altına mahkûm edenler, Bağ-Kur ve SSK başta olmak üzere emeklileri açlık sınırının altında ücretlerle yaşamak zorunda bırakanlar, sağlık ve sosyal hizmetler çalışanlarını kölelik koşullarında çalışmaya zorlayanlar, sağlık çalışanlarını dillerindeki şiddetle anıp her gün şiddetle karşı karşıya bırakanlar "Sağlık için üzerimize düşen bu" diyorlarsa; bizim üzerimize düşen de emeğimize, geleceğimize, sağlığımıza, doğasıyla, insanıyla, hayvanıyla içinde yaşadığımız bütünün yaşam hakkına sahip çıkmaktır.” ifadeleri kullanıldı.

 

"Haklarımızı alana kadar mücadeleyi daha da yükselteceğiz"

Son olarak açıklamada, "Haklarımızı alana kadar mücadeleyi daha da yükselteceğiz" demiştik, sözümüzün arkasında duracağız. Bu kapsamda; 29 Mayıs'ta Ankara'da "Emek Bizim Söz Bizim, Sağlık Hepimizin" Mitingi'nde tüm sağlık emek-meslek örgütleri olarak el ele, omuz omuza, tüm yurttaşlarımızla birlikte Türkiye'nin dört bir yanından gelerek Ankara'yı kendi rengimize, beyaza boyayacağız. Biz işyerlerinde yaşam için, sağlık için verdiğimiz emeği o gün tüm haklarımız için, toplumun sağlık ve sosyal hizmet hakkı için yan yana getirecek, mücadelemizi büyüteceğiz. Biliyoruz, dönüştürme gücümüz var. Haklarımızı alana kadar, her canlı nitelikli ve sağlıklı bir yaşama erişene kadar mücadeleye devam. Buradan topluma da çağrımızdır, gelin hep birlikte sağlığımıza, yaşamlarımıza sahip çıkalım. Taleplerimiz sizin için, hepimiz için.” diyerek çağrıda bulundu.

Özvar, “İş Dünyasına Desteğe Hazırız”

Posted: 27 Apr 2022 04:09 AM PDT

iş dünyası üniversite işbirliği

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, Uşak Üniversitesine yaptığı ziyarette üniversitenin sanayi iş birlikleri konusundaki çalışmalarını yerinde inceledi. Özvar, “İş dünyasına desteğe hazırız” dedi.

Erol Özvar, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş'ı makamında ziyaret etti. Uşak’ta bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Özvar, Uşak Üniversitesinin faaliyetleri hakkında bilgi almak, akademisyenler ve yöneticilerle görüşmeler yapmak için Uşak'a geldiklerini belirterek, “Üniversiteler artık sadece eğitim vermiyor sanayiye verdikleri destekle ülkemizin ekonomik kalkınmasında büyük rol oynuyor. Uşak Üniversitemiz bu iş birliğinin en güzel örneklerinden biri" dedi . Uşak Üniversitesinin misyonu çerçevesinde deri, tekstil ve seramik alanlarında ihtisaslaşma konusunda ciddi mesafeler kat ettiğine dikkati çeken Özvar, “Uşak Üniversitemizin de önümüzdeki dönemde ülkemizde üniversite-iş dünyası ilişkilerinde fevkalade örnek model potansiyelleri barındırdığını biliyoruz. İşte bu bakımdan ‘Üniversite-iş dünyası ilişkilerinde üniversitemizin daha yapabileceği neler olacak?’ Bu sorular etrafında üniversitemizin çok kıymetli hocalarıyla bir araya geldik. Dolayısıyla bir açıdan eğitim öğretim, bir açıdan da üniversite-iş dünyası ilişkilerini birlikte değerlendireceğiz." dedi.

Rektörlük ziyaretinin ardından Uşak Üniversitesi Senato Toplantısı'na katılan Özvar, burada yaptığı konuşmada, Uşak Üniversitesinin genç nesil bir üniversite olduğunu belirterek, "Uçuşa hazır bir uçak gibi. Bunu büyük bir avantaja dönüştüreceksiniz eminim." dedi.

"Üniversitelerimiz görünürlüklerini artırmalı"

Yeni kurulan üniversitelere zaman vermek gerektiğinin altını çizen Özvar, üniversitelerin zamanla gelişmelerini tamamlayacağına ve her üniversitenin bir vizyon ile yolunu bulacağına inandığını kaydetti. Özvar şunları söyledi: "Bütün üniversitelerimiz için en önemli şey görünüm. Üniversitelerimiz görünürlüklerini artırmalı. Görünürlüğü istenilen seviyeye çıkarmak için birkaç başlığımız var. Görünürlükte kampüs çok önemlidir. Üniversiteler doğuştan şanslı ise iyi bir şehirde kurulur. Kampüse bakınca bana kalırsa Uşak doğuştan şanslı bir üniversite. Kampüs güzel bir şehirde ve güzel konumlanmış. İkinci görünürlük konusu akademik üretkenlik. Dünyada büyük üniversitelere baktığımızda büyük iletişim bütçeleri ayırmadığını ama akademik üretkenlikle görünürlüğünü sağladığını görüyoruz."

"Üreten akademisyenlere pozitif ayrımcılık yapılmalı "

Özvar, görünürlük konusunda en nesnel ölçünün akademik üretkenlik olduğunu, kendisinin dikkate aldığı parametrenin de bu olduğunu belirterek, "Üreten akademisyenlere pozitif ayrımcılık yapılmalı" dedi. Özvar şöyle devam etti: "İyi yayın yapanlara sahip çıkalım omuzlarımızda taşıyalım. Daha fazla yayın hepimize daha fazla katkı sağlıyor. İyi yayın yapan arkadaşlarımıza her türlü destek verilmeli. Kaliteli yayın yapan akademisyenlerimizi omuzlarımızda taşıyalım. Bir üniversitenin elverişli bir iklim inşa edilmesi için üretkenliğin teşvik edilmesi lazım. Bütün üniversitelerin yayınlarınızı izliyoruz. Görünürlük konusundaki üçüncü önemli konu öğrenci memnuniyeti. Öğrencinin memnun olduğu bir üniversitenin görünürlüğü çok yükseliyor. Dünyanın en etkili iletişimcisi kendi üniversitesini tanıtan bir öğrenciden daha iyi olamaz. Öğrencilerinize ulaşın. Üniversitelerinize iyi öğrencileri çekin”

Ziyaret ve İncelemeler

Erol Özvar Senato Toplantısı'nın ardından aralarında 20 uluslararası öğrencinin de olduğu ve 100 öğrencinin eğitim gördüğü Teknoloji Transfer Ofisi'ni ziyaret ederek bilgi aldı. Uluslararası öğrencilerin önemine değinen Özvar, Uşak Üniversitesinde yapılan bir programla burada okuyan uluslararası öğrencilerin kendi ülkelerinin sanayicileriyle Türkiye'deki sanayiciler arasında köprü vazifesi gördüğünü bundan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Uşak Üniversitesi kampüsünü gezen Özvar, Deri, Tekstil ve Seramik Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (DTS), Bilimsel Analiz ve Teknolojik Uygulama ve Araştırma Merkezi (UBATAM), Binicilik ve Cirit Topluluğu Talimhanesinde incelemelerde bulundu. Erol Özvar dünyanın en büyük kanyonlarından Ulubey Kanyonu'nu ve Blaundos Antik Kenti'ni de gezerek bilgi aldı.

"Üniversitelerin sanayi ve sivil toplum örgütleriyle ilişkilerini gözlemliyoruz"

YÖK Başkanı Özvar ziyareti kapsamında Uşak Ceza İnfaz Kurumundaki deri üretim merkezi satış mağazasını gezdi. Uşak Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Teknopark’a giderek buradaki çalışmalar hakkında bilgi alan Özvar, ardından Uşak Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Ziyaretlerinde üniversitelerin bulundukları bölgenin sanayisiyle, sivil toplum örgütleriyle ilişkilerini gözlemlediklerini belirten Özvar, "YÖK olarak nasıl destek verirsek üniversitelerimiz bölgesel kalkınmaya daha fazla katkı sağlar? Bunun için buradayız. Bu sebeple üniversitelere gezilerde bulunuyoruz." dedi.

“İş dünyasına desteğe hazırız"

Uşak'ın iş dünyası-üniversite iş birliğine en yatkın illerden biri olduğuna dikkati çeken Özvar, bugüne kadar üniversite-sanayi iş birliğinin iş dünyasına danışmanlığın ötesine çok geçemediğini belirterek, "Böyle kalmasın istiyoruz. Üniversitelerimizde de çok önemli bir bilgi birikimi var. Tecrübe aktarımı çok önemli. Ben Uşaklı sanayici ve iş adamlarının üniversiteyle daha hızlı büyüyeceğini düşünüyorum. Biz YÖK olarak desteğe hazırız” diye konuştu. ​

"Baraj kararımızın arkasında demografik yapı var"

YÖK Başkanı Özvar, Türkiye'de yıllık lise mezun sayısının 1 milyona ulaştığını, genç nüfusun ve okullaşma oranının yükselmesiyle önümüzdeki yıllarda bu sayının daha da artacağını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu sene 3 milyon 250 bin kişi sınava girecek. Önümüzdeki yıl bu sayı 4 milyon olacak. Barajın kaldırılması kararımızın arkasında bu demografik yapı var. Bizim artık üniversite ile ilgili imajımızın değişmesi lazım. Bir elitist anlayış vardı. 'Nüfusun yüzde 2'si iyi okusun geri kalanı ilkokul, ortaokul mezunu olsun, işleri yürütsün' tavrı vardı. Üniversiteler artık toplumun geneline hizmet veren kurum hâline gelmeye başladı."

Üniversite sınavına başvuruların beklenti anlamına geldiğini ifade eden Özvar, şunları söyledi:

"Bizim beklentileri anlamamız lazım. Üniversitelerdeki bazı kontenjanların boş gelmesinin nedeni değişen öğrenci tercihleri. Öğrencilerin beklentilerini ne yönlendiriyor? Bunun çok sebebi var. Sosyal değerler de değişiyor. Cari olarak ücretler de mezunları tatmin etmiyor. Bunlar bizim gerçeklerimiz. Türkiye ekonomisi yüzde 7 büyüdüğünde her yıl 1 milyon kişiye iş sağlıyor. Üniversiteli kendini iyi yetiştirirse iş imkânı olur. Bunun için öğrencilerin kampüsün dışına çıkması şart. Pandemi nedeniyle insanlar kamuya yöneldi. Bu hayat normale dönünce düzelecek. Birikimin işe dönmesi lazım. Bunu hep birlikte yapacağız."

Öğrencilerle İftar

YÖK Başkanı Özvar, Uşak Üniversitesinde öğrencilerle bir araya gelerek sohbet etti, iftarı da öğrencilerle birlikte yaptı. İftarda çok sayıda uluslararası öğrenci de yer aldı. Gençlerle sohbet sırasında Uşak Üniversitesi Okçuluk Kulübü öğrencileri Özvar'dan binicilik projesi için destek istedi. Öğrencilerin yanında Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu'nu telefonla arayarak taleplerini ileten Özvar, Bakan Kasapoğlu'ndan proje için destek sözü aldı. Uşak ziyaretini tamamlayan Özvar, Ankara'ya döndü. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Türk Aligner Derneği 1. Uluslararası Bilimsel Kongresi İçin Geri Sayım

Posted: 27 Apr 2022 02:23 AM PDT

Avrupa ve Türkiye’den çok değerli 20’den fazla klinisyen, araştırmacı ve uzmanın "Ortodontinin Dijital Evrimi: Alignerlar" konusunu masaya yatıracağı, Türk Aligner Derneği 1. Uluslararası Bilimsel Kongresi 11 – 12 Mayıs’ta gerçekleşecek.

Türk Aligner Derneği’nin 1. Uluslararası Bilimsel Kongresi, Align Technology ana sponsorluğunda 11 ve 12 Mayıs 2022 tarihlerinde, İstanbul’da gerçekleşecek. Swissotel The Bosphorus’da "Ortodontinin Dijital Evrimi: Alignerlar" ana teması ile yapılacak bu ilk kongrede, tüm dünyadan araştırmacı ve klinisyenler ortodontide alignerların uygulamaları hakkında bilgileri ve en son bilimsel araştırmalarını paylaşacak.

Sandra Tai, Susana Palma Moya, Silvio Caruso, Waddah Sabouni ve Pedro Costa Monteiro gibi Avrupa ve Türkiye’den çok değerli 20’den fazla klinisyen, araştırmacı ve uzmanın katılacağı kongrede ziyaretçiler, ortodontide en son teknolojiler, yaratıcı malzemeler ve konseptler hakkında uluslararası bilgi alıverişinden faydalanama imkânı bulacak. Kongreye katılmak isteyen hekimler, +90 544 918 89 08 numaradan Türk Aligner Derneği ile iletişime geçebilir.

Kongre hakkında daha fazla bilgi için: https://www.tas2022.com/TR/Default.aspx

 

Akciğer Kanseri Ameliyatlarında Etkinliği Kanıtlanmış Yöntem

Posted: 27 Apr 2022 01:45 AM PDT

Akciğer Kanseri Ameliyatlarında Etkinliği Kanıtlanmış Yöntem

En sık görülen kanserler arasında yer alan akciğer kanserinin adını duymak bile insanı korkutmaya yetiyor. Dünyada her yıl 2 milyondan fazla, ülkemizde de 40 bin kişi, sigaranın en önemli risk faktörü olduğu 'akciğer kanseri' tanısı alıyor.

 

Akciğer kanserinin tedavisinde uygulanan kapalı ameliyatlardan son yıllarda en çok dikkat çeken yöntem ise tüm işlemlerin göğüs kafesinden yapılan tek bir küçük bir kesi ile gerçekleştirildiği Tek Port VATS yöntemi! Dünyada ve ülkemizde sayılı merkezlerde uygulanan yöntemin sağladığı en önemli avantaj; ameliyat sonrasında hastaların solunumunu çok rahat şekilde yapmalarına olanak sağlaması ve bağışıklığı düşürmediği için hastanın kanserle mücadelesinde başarı şansını artırması! Prof. Dr. Semih Halezeroğlu, bu yöntemin tanı ve tedavi işlemlerinin aynı operasyonda yapılmasına da imkan sağladığını belirterek, "Patoloji incelemesinde tümörün kötü huylu olduğu tespit edilirse aynı anda yapılan ameliyat ile kanserin tedavisi de gerçekleştiriliyor. Böylelikle akciğer kanserinin en erken şekilde teşhis ve tedavi edilmesine imkan tanıyor." dedi.

 

İşlemler tek bir kesiden gerçekleştiriliyor

Akciğer kanseri, kaburgalar arasının geniş şekilde açılarak yapılan 'açık ameliyatlar' ve göğüs boşluğu açılmadan, kaburgalar arasından ilerletilen bir kamera ile görüntülerin ekranlara yansıtılmasıyla gerçekleştirilen 'kapalı ameliyatlar' olmak üzere 2 şekilde gerçekleştiriliyor. Kapalı akciğer kanseri ameliyatları kendi içerisinde standart VATS yöntemi, robotik yöntem ve Tek Port VATS yöntemi olmak üzere 3 gruba ayrılıyor. Standart VATS ve robotik yöntemde işlemler göğüs boşluğuna 2 veya 3 yerden gerçekleştirilen kesiden girilerek yapılıyor. Halezeroğlu, genel anestezi altında uygulanan Tek Port VATS yönteminde ise hastalığın olduğu göğüs boşluğu içerisine, sadece 2-3 cm arasındaki tek bir kesiden girildiğini belirterek, "Ardından 10 mm'lik bir cerrahi kamera hastalıklı olan bölgeye ilerletiliyor. Cerrah kamera aracılığıyla elde edilen görüntüleri ekranda görürken, operasyonu aynı kesiden ilerlettiği diğer cerrahi aletler ile gerçekleştiriyor. Hastalıklı kitle 'endobag' adı verilen cerrahi torba içerisine konularak göğüs boşluğu dışına çıkarıldıktan sonra operasyon tamamlanıyor." dedi.

 

Hastanın iyileşme süreci kısalıyor!

Göğüs cerrahisi ameliyatlarında daha az kesi yapılması hastanın sağlığı açısından son derece önem taşıyor. Göğüs boşluğu içerisinde hayati önemdeki kalp, akciğer ve büyük damarlar bulunduğu için bu bölge vücudun diğer bölgelerine göre çok daha geniş koruyucu sinir ağları ile örülüdür. Böylece bu hayati alanda oluşabilecek en küçük bir tehlikede ağrı oluşarak hasta koruma altına alınıyor. "İşte bu nedenle, göğüs bölgesinde ne kadar çok kesi yaparsanız o bölgedeki sinirlerde oluşacak hasar ve buna bağlı olarak ortaya çıkacak ağrı durumu da o oranda artıyor" diyen Halezeroğlu, şöyle devam ediyor: "Ameliyat sonrası ağrının artması, hastaların normal nefes alıp vermelerinde güçlüğe, normal yaşama geçmelerinde gecikmeye ve bağışıklıklarında azalmaya sebep olabiliyor. Göğüs kafesinde yapılan ameliyatlarda işlemlerin tek bir küçük kesi ile gerçekleştirilmesi bu sorunların önüne geçerek hastaya birçok açıdan avantaj sağlıyor."

Akciğer Kanseri Ameliyatlarında Etkinliği Kanıtlanmış Yöntem

Tek operasyonda tanı ve tedavi imkanı!

Tek Port VATS yöntemi, akciğer kanserinin 'tanı' konulması aşamasında da önemli bir fayda sağlıyor. Tümörün büyüklüğü ve yerleşim yeri nedeniyle, iğne biyopsisi veya bronkoskopi, bazı akciğer tümörlerinin tanısı için yeterli olamıyor. Akciğer kanseri şüphesi olan hastalarda, bronkoskopi veya iğne biyopsisi gibi işlemlerle sonuç alınamadığı durumlarda Tek Port VATS yöntemiyle lezyonun görülerek biyopsi alınması işlemi yapılabiliyor. Alınan parça yeterli büyüklükte olduğu için bu yöntem kanserin tüm genetik testlerinin yapılmasına da olanak sağlıyor. Patoloji incelemesinde kitlenin kötü huylu olduğu tespit edilirse aynı anda gerçekleştirilen ameliyat ile kanserli doku vücuttan çıkartılıyor. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Her 10 Çocuktan Birinde Hipertansiyon Görülüyor

Posted: 27 Apr 2022 01:34 AM PDT

Her 10 Çocuktan Birinde Hipertansiyon Görülüyor

Hipertansiyon sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülen sağlık problemleri arasında yer alıyor. Yüksek tansiyonun temeli çocukluk çağında atılırken, erişkinlerde görülen tansiyon vakalarının birçoğunu çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan ancak fark edilmeyen hipertansiyon oluşturuyor.

Hipertansiyonun yaşam biçimi ve beslenme ile ilişkili olduğunu belirten Uz. Dr. Gökçe Can, ” Kanın atar damarlar içinde meydana getirdiği basınç olan tansiyonun yüksek çıkması önemli bir sağlık sorunu olup, başka hastalıklara da kapı aralamaktadır.  Her ne kadar yetişkin hastalığı olarak bilinse de aslında yüksek tansiyon, temelleri çocukluk çağında atılan bir rahatsızlıktır. Yapılan çalışmalar, tansiyonun kişinin yaşam biçimi ve beslenme tarzı ile yakından ilişkili olduğunu gösterirken; çocuk ve ergenlerin beslenme alışkanlıklarının değişmesi, sedanter bir yaşam tarzı benimsemeleri ve obezite oranlarının yükselmesi ile birlikte çocuklarda hipertansiyon görülme sıklığında artış yaşandığını ortaya koymaktadır.” dedi.

Çocukluk çağında kan basıncı tıpkı boy ve kilo ölçümünde olduğu gibi persentil eğrileri ile değerlendirilir. Yani çocuklarda normal tansiyon değerleri yaş, cinsiyet ve boya göre değişkenlik gösterir. Persentil eğrisinde belirlenen değerlerin üzerinde çıkan tansiyon, çocuklarda hipertansiyon olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde neredeyse her 10 çocuktan birinde hipertansiyon izlenmektedir.

 

Rutin muayene teşhis için önemlidir

Çocuklarda hipertansiyon durumu genellikle rutin muayene sırasında ortaya çıkarılır. Çünkü çocukluk çağında görülen yüksek tansiyon genellikle belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerler. Semptom gösterdiği vakalarda baş ağrısı, uykuya dalmakta sıkıntı, yorgunluk, çarpıntı, kulakta çınlama gibi şikayetler ortaya çıkar. Şiddetli hipertansiyon durumlarımda ise burun kanaması, kusma, görme bozukluğu, bilinç bulanıklığı ve çarpıntı gibi belirtiler görülebilmektedir.

Her 10 Çocuktan Birinde Hipertansiyon Görülüyor

3 yaşından itibaren çocukların tansiyonu ölçülmelidir

Çocuklarda hipertansyonun erken teşhisi ve tedavisi büyük önem taşımaktadır. Tansiyonu yüksek çıkan çocuklara mutlaka tansiyon holter takılmalıdır. Üç yaşından itibaren bütün çocuklara yıllık tansiyon ölçümü yapılmalıdır. Ancak tansiyona eşlik eden böbrek hastalığı, idrar yolu enfeksiyonu, diyabet, obezite, kan basıncını yükselten ilaç kullanımı ve aort koarktasyonu gibi durumların varlığında ise her kontrolde tansiyon ölçümü yapılmalı ve sonuçlar değerlendirilmelidir.

 

Altta yatan sebepler belirlenmelidir

Hipertansiyonda öncelikle altta yatan sebepler bulunmalı ve tedavi ona göre şekillendirilmelidir. Bununla birlikte çocukların yaşam ve beslenme şekilleri mutlaka değiştirilmelidir. Hareketli bir yaşam tarzı ve sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturulması tedavide büyük fayda sağlamaktadır. Ancak bu değişikliklere rağmen kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon durumlarında uzman hekimin önerisi ile antihipertansif ilaç başlanması gerekmektedir.

Ailelerin çocuklarının sağlığı için dikkat etmeleri gereken noktalar

– Çocukların beslenmelerine dikkat edilmelidir.   Sağlıklı, sürdürülebilir ve katkı maddesi içermeyen bir beslenme şekli oluşturulup, bu beslenme şekli çocuklara benimsetilmelidir.

-Çocuklar paketli gıdalardan uzak tutulmalı, taze meyve ve sebze tüketimleri artırılmalıdır.

-Gazlı içecekler içerisinde bulunan meyankökü hipertansiyona sebep olmaktadır. Bu sebeple çocukların bu içecekleri tüketmesine izin verilmemelidir

-Çocukların fiziksel aktiviteleri artırılmalı ve haftada en az 3 gün ortalama 30 dakika yürüyüş yapmaları sağlanmalıdır

– Çocukların tuz tüketimi azaltılmalıdır. Ancak bu azaltma sadece yemeklere konan tuz miktarından değil, sofraya gelen şarküteri, paketli gıda ve mandıra ürünleri gibi gıdalardan kaçınılarak gerçekleştirilmelidir.

-Çocukların ekran karşısında geçirdiği zaman günlük 2 saat ile sınırlandırılmalıdır. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

“Ebelere Ara Eleman Muamelesi Yapılıyor”

Posted: 27 Apr 2022 01:19 AM PDT

"Ebelere Ara Eleman Muamelesi Yapılıyor

“Ebelerin en önemli sorunlarından birinin ağır ve aşırı iş yükü olduğunu ve ebelere ara eleman muamelesi yapıldığını belirten Sağlık- Sen Genel Başkanı Semih Durmuş,  “İsimleri ve görev tanımları değişen ebelere 'ara eleman' muamelesi yapıldığı için bu sorunu yaşamaları kaçınılmaz olmuştur" ifadelerini kullandı.

Ebelere ara eleman muamelesi yapıldığını söyleyen Durmuş, "Sorunların en başında, ebelik mesleğinin adının değiştirilmesi gelmektedir. Ebe adı 'yardımcı sağlık elemanına dönüştürülerek adeta ebelik mesleği ortadan kaldırılmıştır. Bunun yanında ebelerin görevlerinin başka meslek gruplarına kaydırılması ile ebelik hizmetlerindeki belirsizlik artmaya başlamıştır. İsimleri ve görev tanımları değişen ebelere, mesleki eğitimlerinin ve formasyonlarının dışında işler de verilmeye başlanmıştır. Mesleki yaşamdaki bu değişim, ebelik eğitimini de kökten değiştirdiği için ebelik mesleğinin uzun vadede sağlık sistemi içinde varlığını koruması mümkün görünmemektedir.” dedi.

"Ebelere Ara Eleman Muamelesi Yapılıyor

Ebelere Ara Eleman Muamelesi Yapılamaz.

Ebelerin ikinci en önemli sorununun ağır ve aşırı iş yükü oluğunu belirten Durmuş, “İsimleri ve görev tanımları değişen ebelere 'ara eleman' muamelesi yapıldığı için bu sorunu yaşamaları kaçınılmaz olmuştur. Zaman içinde yeterli istihdamın sağlanmaması, bu sorunu dayanılamaz seviyelere tırmandırmıştır. OECD ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde bir ebe, dört ebenin yapması gereken işi yapmaktadır. Bakanlık verilerine göre, 2020 yılında 55 bin 651 olan ebe sayısı 2021'de 1739 azalarak 53 bin 912'ye gerilemiştir. Yapılan alımların yeterli olmadığı bu rakamlarla açıkça ortadır. Tüm bu sorunların yanında günden güne yükselen enflasyon ve artan hayat pahalılığı karşısında eriyen ücret durumlarını da unutmamak gerekir.” dedi.

 

Ebeler dahil, sağlık çalışanlarının tamamı döner sermaye kaynaklı ücret adaletsizliği sorununu iliklerine kadar yaşamaktadırlar.

Ücret adaletsizliğinden bahseden Durmuş, “Bu hususta Sayın Cumhurbaşkanının 14 Mart Tıp Bayramında müjdesini verdiği bazı düzenlemeler, tüm sağlık çalışanları gibi ebeleri de umutlandırmıştır. Sabit ek ödemelerin merkezi bütçeye aktarılarak (maaş ve ek ödeme) tek kalemden ödenecek olması, merkezi yönetim bütçesinden performans ödemeleri için ilave kaynak aktarılarak, ek ödemelerde artış yapılacak olması, ücretlerde yapılacak iyileştirmenin emekliliğe de yansıyacak olması, 3600 ek göstergeden yararlanacak olanların kapsamının genişletilmesi. Geç kalınmış olsa da tüm bunlar yerinde düzenlemelerdir ve ebeler dahil fedakar sağlık çalışanlarının tamamı bu hususlarda bir an önce adım atılmasını beklemektedir. Ebelere ara eleman muamelesi yapılmaması için elimizden gelenleri yapmaya hazırız” dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Kapalı Alanda Maske Takmak Zorunlu Mu ?

Posted: 26 Apr 2022 05:24 AM PDT

maske kullanımı

Kapalı Alanda Maske Takmak Zorunlu Mu ? Pandemide Vaka Sayıları Artıyor ! Türk Toraks Derneği Başkanı Prof.dr. Bayriye Oya İtil, kapalı alanda, toplu taşımada maske kullanmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) DSÖ, dünyada vaka sayısının bir aylık düşüşünün ardından 7-13 Mart arasında haftalık vaka sayısının küresel çapta yüzde 8 arttığını açıkladı. Bazı ülkelerin test sayılarını düşürmesine karşın 11 milyon vaka ve 43 bin can kaybının görüldüğü mart ayının ikinci haftasının, dünyada ocak ayından sonra ilk artışı işaret ettiğini vurguladı. Türk TORAKS Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Bahriye Oya İtil Türkiye'yi yeni bir dalganın bekleyebileceğine dair uyarılarda bulunarak, "Dünya Sağlık Örgütü, bu tablonun buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu belirtiyor. Bu uyarıyı akılda tutarak toplu taşıma, sağlık kuruluşları ve kapalı alanlarda maske kullanılmaya devam edilmesi gerektiğini belirtmek isteriz" dedi.

TAM DOZ AŞI OLANLAR YÜZDE 30

Test sayıları azalırken, pandemi yorgunluğu nedeniyle bireysel önlemler gevşetildi. Türk TORAKS Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Bahriye Oya İtil, kamu ve özelde ücretsiz olarak teste ulaşılmasının hatta hızlı testlerin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. İtil, Covid-19'un hala uluslararası öneme sahip acil halk sağlığı durumunu koruduğunu belirterek şunları söyledi: "Sars CoV-2 virüsü henüz ekolojik nişini (bir organizma ya da popülasyonun belirli bir fiziksel veya biyolojik ortamdaki konumu ya da işlevi) oluşturmamış olup halen öngörülemeyen viral evrime sahiptir. Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünya ülke nüfuslarının yüzde 70’inin tam doz aşıyla aşılanmasını önermektedir. Türkiyede Sağlık Bakanlığı verilerine göre üçüncü doz aşısını yaptıranların sayısı 27 milyon 731 bin 999 olup, genel nüfusa oranlandığında tam doz aşı yaptıranların oranının yüzde 30'larda olduğu görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, yaşlılar, altta yatan hastalığı olan kişiler, bağışıklığı baskılanmış hastalar, mülteciler, kırılgan gruplar, sağlık çalışanları ve tedaviye erişimi güç olan kişiler başta olmak üzere aşılamanın önemini vurgulamaktadır."

TESTLER, AŞILAR VE MASKEYE DEVAM EDİLMELİ!

Prof. Dr. İtil Türk TORAKS Derneği olarak bazı önlemlerin devam etmesi gerektiğini belirterek
şöyle sıraladı:
– Aşılanmanın yaygınlaştırılmasını,

– Semptomatik vakalarda PCR testinin yapılması ve testin ulaşılabilirliğinin
kolaylaştırılmasını,
– Hızlı testlerin yaygınlaştırılmasını,
– PCR pozitif olguların temaslılarının izleminin devam etmesini,
– Toplu taşıma sağlık kuruluşları ve kapalı alanlarda maske takılarak önlemlere devam
edilmesini öneriyoruz.

"COVID-19 TEST SAYISI AZALMIŞTIR"

Türk TORAKS Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Aslı Görek Dilektaşlı ise Covid-19 test sayısının azaltılmasının virüsün takibini zorlaştırdığına dikkat çekti ve şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü devletlerin aşılanma oranlarını, epidemiyolojik verilerini sürekli olarak değerlendirmesini ve ulusal yanıtların buna göre değiştirilmesini önermektedir. Toplumda pandemi yorgunluğu olduğu kesindir. Önümüzdeki yaz döneminde, açık havada daha çok zaman geçirileceği varsayılarak enfeksiyonun bulaşma riskinin daha da düşeceği
düşünülebilir. Yapılan test sayısı giderek azalmaktadır. Oysa testlerin sürekliliği, vakaların tanınması ve izole edilmesi, temaslı vakaların izlemi ve saptanması, hastalığın yayılmasının engellenmesi dışında pandemiyle ilgili gerçekçi planlar yapılması, dünya verilerine katkıda bulunulması, virüsün daha iyi tanınması ve özellikle potansiyel yeni varyant saptanması ve Sars-CoV-2 'nin gelişimini izlemek için genomik sürveyansın gelişmesini sağlamaktadır. Bu nedenle test yapılmasından kaçınılmaması ve hatta hızlı testlerin yaygınlaştırılarak tanının kolaylaştırılması da hedeflenmelidir. Semptomu olan hastalarda kamu ve özelde ücretsiz teste ulaşmanın kolaylaşması da vaka saptanmasını ve verilere ulaşmayı kolaylaştıracaktır."

1 HAFTADA 43 BİN CAN KAYBI

Özellikle kapalı alanlarda maske kullanılmaya devam edilmesinin önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Dilektaşlı sözlerini şöyle sonlandırdı: "Dünyada test sayısı azalmasına rağmen vaka sayıları son haftalarda artma eğilimindedir. Toplu taşıma, sağlık kuruluşları ve kapalı alanlarda maske kullanılmaya devam edilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü, dünyada vaka sayısının bir aylık düşüşünün ardından 7-13 Mart arasında haftalık vaka sayısının küresel çapta yüzde 8 arttığını açıkladı. Bazı ülkelerin test sayılarını düşürmesine karşın 11 milyon vaka ve 43 bin can kaybının görüldüğü martın ikinci haftasının, dünyada ocak ayından sonra ilk artışı işaret ettiğini vurguladı. Son dönemlerde Çin'de vaka sayılarının artmaya başladığını, karantinaya alınan kentler olduğunu izlemekteyiz. Yeni vaka sayısının ve yatan hasta sayısının azalmasını işaret ederek önlemlerde gevşeme kararları alan Türkiye gibi Avrupa'daki bazı ülkeler için uzmanlar, Avrupa'yı yeni bir koronavirüs dalgasının beklediği yönünde açıklamalar yapmaktadır. Bu nedenle maske gibi
tedbirlerin ve test sayısının arttırılması önemlidir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Yumurta Dondurma Yöntemi Hakkında Merak Edilenler!

Posted: 26 Apr 2022 04:37 AM PDT

Günümüzde kariyer hedeflerinin yanı sıra sosyal ve ekonomik etkenler nedeniyle kadınlar anne olma planlarını genellikle ileri yaşlara erteliyorlar. Birçok kadın artık aile kurmak ve anne olmak için 35 yaşından sonrasını bekliyor. Yapılan çalışmalar, son 15 yılda 35-39 yaş grubundaki kadınlarda canlı doğum sayısının yüzde 150 gibi oldukça yüksek bir oranda arttığını ortaya koyuyor.

 

 

Anne olma hedefi ertelenirken biyolojik saat de bir yandan çalışmaya devam ediyor; yıllar geçtikte doğurganlık kapasitesi hızla azalıyor! Bu nedenle tüm dünyada ve ülkemizde pek çok kadın anne olma şansını garanti altına almak için 'yumurta dondurma' yöntemine başvuruyor. Doç. Dr. Cihan Kaya, son yıllarda vitrifikasyon adı verilen yeni bir dondurma tekniğinin gelişmesi sayesinde yumurta dondurma yönteminden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirterek, "Özellikle deneyimli merkezlerde uygun tedavi protokolleri uygulanması durumunda, 35 yaşından önce yumurta dondurma işleminin yapılması daha çok sayıda ve iyi kalitede yumurta elde edilmesini sağlayarak işlem başarısını artıracaktır" diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma yöntemi hakkında en çok merak edilen 8 soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

SORU: Yumurta dondurma işlemi nasıl yapılıyor?

CEVAP: Yumurta dondurma işleminde uygulanan yumurta geliştirici hormon tedavileri sayesinde yumurtaların bir veya birden fazla olacak şekilde çoğaltılmaları amaçlanıyor. Ortalama 10-14 günlük bir tedavi sonrasında olgunlaşan yumurtalar hafif doz anestezi altında toplanarak mikroskop altında inceleniyor. Uygun olanlar dondurma işlemine tabi tutularak sıvı nitrojen tankları içinde saklanıyor. Yumurta toplama işlemi kısa sürüyor ve hastalar genellikle 2-4 saat içinde günlük işlerine dönebiliyorlar. Hamilelik istendiğinde bu yumurtalar çözülerek uygun sperm ile birleştiriliyor ve embriyo elde edilebiliyor.

SORU: Kimler yumurta dondurma işleminden faydalanabilir?

CEVAP: Ülkemizdeki yasal mevzuatlara göre; yumurta dondurma işlemi, kanser nedeniyle tedavi alacak olan ve yumurtalık fonksiyonlarını kaybetme riski bulunan hastalarda tedavi öncesi öneriliyor. Bunun dışında halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriozis hastalığı nedeniyle yumurtalık kisti ameliyatı geçirecek olan ve yumurta sayısının düşmesi beklenen hastalara da ameliyat öncesi tavsiye ediliyor. Bunlara ek olarak, henüz doğum yapmamış olup ailesinde de erken menopoz öyküsü olan hastalar doğurganlığın korunması amacıyla yumurta dondurma işleminden faydalanabiliyorlar.

SORU: Yöntem için ideal yaş aralığı var mı?

CEVAP: Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminde yaşın önemli bir faktör olduğuna işaret ederek, şöyle devam ediyor: "Özellikle yumurta dondurmak isteyen kadınların bu işlemi 35 yaşından önce yaptırmaları hem yumurta sayısı hem de yumurta kalitesi açısından önemlidir. Yaş ilerledikçe elde edilen yumurta sayısı azalıyor ve buna bağlı hamilelik şansı düşüyor. Özellikle 42 yaş ve üzeri hastalarda bu işlemin yararı ile ilgili bilgiler tartışılıyor."

Yumurta Dondurma Yöntemi Hakkında Merak Edilenler!

SORU: Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

CEVAP: Ülkemiz mevzuatlarına göre, hasta onayı ile yumurtalar 5 yıla kadar saklanabiliyor. Bu yöntemde yumurtaların 5 yıl ve üzerinde saklanmaları teknik olarak mümkün olsa da 5 yıldan sonraki süreç için Sağlık Bakanlığı'nın onayı gerekiyor.

SORU: Dondurma işlemi yumurtalara zarar verir mi?

CEVAP: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminin yumurtalıklarda bilinen bir zararı olmadığını ve hastaların bu işlem nedeniyle erken menopoza girmediklerini belirterek, "Günümüzde ileri dondurma teknikleri sayesinde yumurtaların 10 yıl üzerinde saklanabileceği biliniyor." diyor.

SORU: Yumurta dondurma işlemi ile sağlanan hamileliklerde bebekler sağlıklı oluyorlar mı?

CEVAP: Yumurta dondurma işlemi ile elde edilen hamileliklerle ilgili olarak yapılan çalışmalarda; normal gebeliklere kıyasla artmış bir doğumsal anomali riskinin söz konusu olmadığı ortaya konmuş. Ancak tüp bebek işlemlerinde genel bir erken doğum ve dış gebelik riski olduğu belirtiliyor.

Yumurta Dondurma Yöntemi Hakkında Merak Edilenler!
SORU: Yumurta dondurma yönteminin embriyo dondurmadan farkı nedir?

CEVAP: Yumurta dondurma yönteminde embriyo dondurma işlemine benzer şekilde yumurtaların olgunlaştırılmaları amacıyla hormon ilaçları veriliyor, yumurta takibi yapılıyor ve yeterli büyüklüğe ulaşan yumurtalar toplanıyor. Embriyo dondurma işleminden farklı olarak, bu yumurtalar sperm ile birleştiriliyor. Oluşan embriyolar donduruluyor. Çiftlerin ve rahmin uygun olduğu bir dönemde de embriyo transferi yapılıyor.

Yumurta DYumurta Dondurma Yöntemi Hakkında Merak Edilenler!ondurma Yöntemi Hakkında Merak Edilenler!

SORU: Yumurta dondurma işleminin başarı oranı nedir?

CEVAP: Yapılan büyük ölçekli çalışma sonuçlarına göre; dondurma ve çözdürme işlemlerinden sonra yumurtaların hayatta kalma oranının yüzde 90-97, spermle birleştikten sonra embriyo oluşma oranının yüzde 71-79 ve embriyonun rahme tutunma oranının yüzde 17-41 olduğu tahmin ediliyor. Daha önce dondurulmuş ve çözülmüş yumurta başına hamilelik oranı ise yüzde 4,5 – 12 arasında değişiyor.

 Bilim ve Sağlık Haber Ajansı(BSHA)

Temas Eksikliği Bebekte Güven Duygusunu Zedeliyor!

Posted: 26 Apr 2022 04:36 AM PDT

Altın Dönemde Temas Eksikliği Bebekte Güven Duygusunu Zedeliyor!

Dünya genelinde çocuk ruh sağlığı alanında çalışmalar yürüten bilim insanlarının  oluşturduğu uluslararası sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek 23 Nisan'ı Dünya Bebek, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Günü olarak belirledi.

 

 

Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu'nun "Çocuk Ruh Sağlığının Geleceğimizdeki Yeri" başlıklı sunumunda erken çocukluk döneminde alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Aydoğdu, kliniğe başvuran anne ve babaların çocuklarından şikayet ederken "Biz anne babamızla böyle konuşamazdık. Çok saygısızlar. Biz hep dışardaydık onlar gibi ekran başında değildik ki. Zaten tuhaf giyiniyorlar ve tuhaf konuşuyorlar. Sorumluluklarını bilmiyorlar. Hiç ders çalışmıyorlar.' şeklinde yakındıklarını söyledi.

Aristoteles de şikayetçiymiş…

Bugünden çok geriye gidildiğinde M. Ö. 350'de Aristoteles'in "Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıp öğretmenlerini sinirlendiriyorlar" dediğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, "Aradan bunca zaman geçmesine rağmen bu döngünün hiç kırılmadığını ve değişmediğini fark edebiliyoruz. Bunun nedenlerini incelemeye başladığımızda kuşak farkları hiç değişmiyor. Bizler ne kadar içinde bulunduğumuz çağa adapte olmaya çalışsak da genelde kendi annemiz ve babamızla kendi çocuğumuz arasında sıkışıp kalabiliyoruz. Kuşaklar arasında önemli teknoloji farkları ortaya çıkıyor, sürekli kendini yenileyerek hayatımıza dahil oluyor. Bireyler aileler ve toplumlar her zaman hızlı bir şekilde uyum sağlayamıyoruz." dedi.

Pandemide başvurular iki kat arttı

Özellikle pandemi sürecinin ruh sağlığını görünür kıldığını söyleyen Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, "Bu dönemde ruh sağlığının önemi toplumca daha iyi bir şekilde anlaşıldı. Bu dönemde ruh sağlığı kliniklerine çok ciddi bir artış olduğunu biliyoruz. 2021 yılının Nisan ve Temmuz ayları verilerine göre 2019 yılının iki katından daha fazla bir başvuru olduğunu görüyoruz. Sadece Nisan ve Temmuz ayları arasında 200 bin genç yetişkinin ruh sağlığı alanına başvuru yaptığını görüyoruz." dedi.

Altın Dönemde Temas Eksikliği Bebekte Güven Duygusunu Zedeliyor!

Altın dönemde temastan mahrum kalmak bebeğe zarar veriyor

Bebek, çocuk ve ergen ruh sağlığını etkileyen faktörlere de değinen Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, "En erken dönemde anne sütünü yeterli ölçüde alamamak, fiziksel temastan mahrum kalmak, 0-3 yaş arasında altın dönem olarak belirlediğimiz bir süreç. Gelişim bu süreçte çok hızlı ilerliyor. Bu süreçte yaşanan olumsuzluklar ilerleyen zamanlarda birçok probleme sebep olabiliyor. Çocuklar kendilerini sakinleştiremiyor ve duygularını ifade edemiyor. Kaygı bozukluğu, stres yönetememe gibi sorunlara yol açabiliyor. Güvende olamama. Aslında en temel ve en yaşamsal gereksinimimiz.  Güven duygusu sağlıklı bir şekilde oluşamadığından dolayı hem ebeveynlerine hem de dış dünyaya yönelik güven duygusu zedeleniyor" dedi. Aydoğdu, içerisinde bulunduğumuz 21. yüzyıldaki savaş, göç, çocuk işçiler, şiddet, istismar, ihmal, ebeveyn çatışmaları ve akran zorbalığı gibi sorunların da çocuk gelişimi ve ruh sağlığını çok olumsuz etkileyen gelişmeler olduğunu ve çocuğun ruh sağlığını olumsuz etkileyecek bazı davranışlara da dikkat çekerek bunları kıyaslamak, etiketlemek, cezalandırmak ya da yalnız bırakmak, küçümsemek ya da aşırı övmek, korkutmak, tehdit etmek, sindirmek ve görmezden gelmek olarak sıraladı.”dedi.

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı (BSHA)

Post a Comment

Previous Post Next Post