Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Ani Hava Sıcaklığına Dikkat!

Posted: 28 Apr 2022 05:58 AM PDT

Ani Hava Sıcaklığına Dikkat!

Mevsim geçişlerinde, özellikle ani hava sıcaklığı değişimi yaşandığında sıkça görülen grip, nezle, solunum yolu hastalıkları, alerjik rahatsızlıklar için önlem almamız şart.

 

Ani Hava Sıcaklığına Dikkat! Bahar aylarında hormonal sistemimizin hava sıcaklıklarına, güneşe ayak uydurması belirli bir süre almaktadır, bu da bir süre boyunca özellikle uyku hormonu olan melatonin ve mutluluk hormonu olan seratonin arasında dengesizlik yaratmaktadır. Bir taraftan hormonal dengesizlik, diğer taraftan polen gibi alerjenlerin artması ve sıcaklıkların sık değişmesi, bizlerin uygun kıyafeti giymememize bağlı olarak bağışıklık sistemimiz zayıflamaktadır. Bunun sonucunda bu aylarda alerjik hastalıkların atakları veya enfeksiyon hastalıklarının sıklığında artış görülmektedir. 

 

En çok hangi hastalıklara yakalanıyoruz?

Bu dönemde en çok üst solumum yolu enfeksiyonlarına rastlanır. Toz ve polene bağlı olarak nezle ve astım gibi alerjik durumlar da ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca yorgunluk hissi, depresyon, halsizlik, isteksizlik gibi bahar yorgunluğu adı verilen ruhsal durumlar da yaşanabilir.

 

Mevsim geçişlerinde psikolojik rahatsızlıklarla nasıl savaşırız?

Bu ruh halimizdeki dengesizliklerin üstesinden gelebilmemiz için sosyal ortamlardan kopmamalı, mutlaka temiz havaya çıkmalı ve hareketlerimizi artırmalıyız. Kapalı bir ortamda çalışıyorsak, kendimize temiz hava molaları vermeli, bu molalarda yürüme fırsatları yaratmalıyız. Depresif ruh hali sebebiyle bu dönemde uyku düzenimize dikkat etmeli, su tüketimimizi artırmalı ve düzenli egzersiz yapmalıyız. Alkol tüketimini artırmanın bağışıklık sistemimizi daha çok zayıflatacağını unutmamamız gerekir. Yaz aylarında metabolizma hızımızın artması ile yeterli sıvı tüketimi çok daha önemli olmaktadır.

Ani Hava Sıcaklığına Dikkat!

Nasıl tedbirler almamız gerekir?

Aslında tüm hastalıkların düşmanı hareket etmek ve doğru beslenmek. Temiz havada bol bol yürümek, uykusuz kalmamak, bol su tüketmek ve vücudumuza zarar veren beslenme alışkanlıklarımızdan kurtulmak. Bu saydıklarımız sadece mevsimsel hastalıklardan korunmak için değil sağlıklı bir duygudurum ve mutlu zaman geçirmemiz için de şart olduğunu ekleyelim. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Havuz Sezonu Açıldı, Uzmanlar Uyarıyor!

Posted: 28 Apr 2022 05:52 AM PDT

Havuz sezonu açıldı, uzmanlar uyarıyor!

Havaların ısınmasıyla beraber havuz sezonu da açıldı. Uzmanlar, yüzme havuzlarının düzenli olarak kontrol edilmesini, periyodik bakımlarının yapılmasını ve çevresinde güvenlik önlemi alınmasının önemini vurguluyor.

 

Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, havaların ısınmasıyla ve havuz sezonunun açılması ile gündeme gelen havuz ve havuz kazalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Uçan, havaların ısınmasıyla birlikte insanların ıslak alan kullanım taleplerinin arttığını belirterek artan kullanıcı ve kullanım sıklığı ile ıslak alanlarda düzenli bakım ve güvenlik önlemleri dikkate alınmadığı zaman insan sağlığı için tehdit oluşmasına neden olduğunu söyledi.

 

Yüzme havuzlarının düzenli kontrolü önemli

Uçan, "Yüzme havuzları, düzenli kontrollerin, periyodik bakımlarının ve çevresinde güvenlik tedbirlerinin alınması gibi sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Yüzme havuzları genellikle her ay İl Sağlık Müdürlükleri tarafından uygunlukları denetlenmektedir. Yüzme havuzları ile ilgili asgari koşulların sağlanmasında birincil sorumluluk işletmecilerde olduğu gibi toplu yaşam alanlarına ait ortak yüzme havuzlarında ise site yönetimi sorumlu tutulmaktadır." dedi. 

Havuz sezonu açıldı, uzmanlar uyarıyor!

Havuzda bu önlemlere dikkat!

 

  • Boğulmaların önüne geçebilmek için havuz derinliği 1,50 metre yükseklikten fazla olması durumunda cankurtaran bulundurulması gerekmektedir.
  • Çocuk havuzları yüksekliği 50 cm'den fazla olmamalıdır. Eğer, uygun alan bulunmuyorsa derin havuzun bir köşesi çocuk havuzu olarak düzenlenmesiyle güvenli kullanım alanı yaratılabilir.
  • Herhangi bir boğulma riskine karşı can güvenliğini sağlamak için can simidi gibi kurtarma ekipmanları bulundurulmalıdır. Kurtarma ekipmanlarının yanı sıra ilk yardım çantası olası yaralanmalara karşı tüm gerekli malzemelerle donatılmış halde hazırda tutulmalıdır.
  • Yüzme havuzu kenarında acil durumlarda kullanılmak üzere telefon bulundurulmalıdır.
  • İstanbul İtfaiyesi tarafından yayınlanan 'Su ve Dalma Güvenliği Tavsiyesi'ne göre 5 yaş altındaki çocuklar en yüksek riski taşımaktadır. Bu nedenle refakatçisi olmadan yüzmelerine izin verilmemesi tavsiye edilmektedir. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Sakarya’da Sağlıkçıya Şiddet

Posted: 28 Apr 2022 05:45 AM PDT

Sakarya'da Sağlıkçıya Şiddet

Sakarya da bir ASM de görev yapan sağlıkçıya şiddet uygulandı. TTB bu şiddeti kınadı ve yetkililere sitem etti.

 

TTB Sakarya’ da sağlıkçıya şiddet konusu ile ilgili olarak, “Sağlıkta şiddet hız kesmiyor. Yetkililer ise sadece izliyor. Daha üç gün önce Diyarbakır Lice'de sağlık çalışanlarının hayatlarını tehdit eden saldırıdan sonra bugün de Sakarya'da bir ASM'de çalışan meslektaşımız darp edildi. Arkadaşımıza uygulanan şiddeti kınıyoruz.

Sakarya'da Sağlıkçıya Şiddet

Meslektaşımıza hukuki desteğimizi ve dayanışma duygularımızı ilettik. Her sağlıkta şiddet olayında meslektaşlarımızın yanında olmaya ve sağlıkta şiddet son bulana kadar birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.” dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Salmonella Krizi Nasıl Önlenir ?

Posted: 28 Apr 2022 05:41 AM PDT

Salmonella Krizi Nasıl Önlenir ?

Salmonella Krizi  Nasıl Önlenir ? TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Belçika’da üretilen ‘Kinder’ markalı bazı ürünlerde tespit edilen Salmonella bakterisine ilişkin Türkiye'de yürütülen sürece ilişkin bir açıklama yaptı.

Sürecin en başından gelinen noktaya kadar gerçekleştirilen ve yapılması gereken uygulamaların değerlendirildiği açıklamanın ardından Şube Yönetim Kurulu Üyesi F. Nevin Eren ve Gıda Güvenliği Komisyonu Başkanı Mete Yolaş konuyla ilgili görüşlerini aktardı.

Salmonella Krizinde Cevapsız Sorular

  1. Nevin Eren "İlgili firmanın Belçika fabrikasında üretilen ithalatçı firma tarafından ithal edilen Schoko Bons adlı ürünü hakkında toplatma kararı verildi fakat ilgili firmanın Belçika fabrikasında üretilen bizzat kendilerinin ithal ettiği Surprise Maxi adlı ürün için herhangi bir karar verilmedi." dedi.
  2. Nevin Eren açıklamalarına şöyle devam etti "Satış yerlerinin kontrolü Bakanlık tarafından yapılabilmesi için hangi ürün nerelere dağıtıldığı bilgisinin Üretici Firma tarafından Bakanlık ile paylaşması ve nerelerden toplatıldı bilgisinin de Bakanlık ve Firma tarafından kamuoyuna açıklanması gerekirdi.

Daha olayın boyutu bilinmiyor. Tek parti üründe mi görüldü, tek hammadde mi tespit edildi, o fabrikadan çıkan tek üründe mi? Bakanlığımız Türkiye'de bulunan üretici firmanın yaptığı ticarete ilişkin izlenebilirlik kontrolü yaptı mı? Bilmiyoruz. Kontrol ettiyse uygun mu, ceza kesti mi? Bilinmiyor. Bakanlık aynı ürünün ticaretini yapan diğer firmaları da kontrol etti mi? Onların toplandığına dair kamuoyu açıklaması da yok. Bakanlık bütün ihtimalleri göz önüne alarak halk sağlığını önceliğinde tutacak eylem planını şeffaf bir şekilde devreye almalıydı. Yeterli sayıda gıda mühendisinin Bakanlığın kontrol bünyesinde çalışması halinde sadece İstanbul'da değil tüm Türkiye'de okullarda, sahil marketlerinde, otoyollardaki outletler, AVM  ve benzeri yerlerde  taranması çok daha kolay ve hızlı olurdu ki gıda güvenliği problemlerinde hızlı aksiyon halk sağlığı açısından kritik önemdedir" dedi.

Salmonella Krizini Önlemek İçin Gıda Denetim Sistemine İhtiyaç Var

Mete Yolaş "Kaynağı henüz tespit edilemeyen Salmonella salgınıyla ilgili bulaşanın hammadde kaynağından olabileceği ihtimaline karşı Belçika'da ithal edilen tüm gıda ürünlerinin ithalatındaki kontroller artırılmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu ve buna benzer durumlara sürekli hazır olması ve zamanında reaksiyon göstermesi lazım. Türkiye'nin sürdürülebilir gıda sistemine ve bağımsız ve bilimsel Ulusal Gıda Güvenliği Kurumu'na ihtiyacı olduğu bu durum kendini gösteriyor." şeklinde konuştu.

Salmonella Krizi hakkında basın açıklamasının tam metni şu şekilde;

Ülkemizde Salmonella Krizinin Yönetim Eksiklikleri ve Yapılması Gerekenler

Aralık 2021'de ilgili firmanın Belçika Arlon'daki fabrikasında süt tankından alınan numunede Salmonella Typhimurium tespit edilmiştir. Bunun üzerine üretim hattı durdurulmuş, 10-15 Aralık tarihinde üretilen ürünler imha edilmiş ve artırılan numune alma ve analizlerin sonucunda Salmonella analizinin negatife dönmesiyle beraber üretim tekrar devam ettirilmiştir. Negatif çıkan testin ardından üretilen ürünlerin dünya çapında dağıtımı gerçekleştirilmiştir. 11 Ocak 2022'de ilgili firmanın aynı fabrikasında yarı mamül, son ürün ve üretim hattındaki yüzeylerde Salmonella Typhimurium tespit edilmiştir. 21 Aralık 2021'de test örneği alınan ilk vaka Birleşik Krallık'ta ortaya çıkmıştır. Salmonella Typhimurium vakalarının incelenmesine devam edilmiş ve Mart 2022'nin sonlarında bilim insanlarının gerçekleştirdiği ileri analiz metotlarına göre salgının kaynağının Belçika olduğu saptanmıştır. 2 Nisan 2022 itibariyle 10 Avrupa ülkesinde 150 vaka (119 doğrulanmış, 31 olası) olarak rapor edilmiş, EFSA ve ECDC tarafından salgınla ilgili AB ülkelerine uyarılar gerçekleştirilmiştir. 8 Nisan 2022'de Belçika Gıda Güvenliği Otoritesi tarafından ilgili firmanın söz konusu fabrikası kapatılmıştır”

Belçika'da İthal Edilen Tüm Gıda Ürünlerinin İthalatındaki Kontroller Artırılmalı

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü de patlak veren Salmonella Typhimurium vakalarıyla nedeniyle 15 Nisan 2022 tarihinde ilgili firmanın ürünlerinin ithalatında %100 Salmonella Analizi uygulanacağına karar vererek Bitkisel İthalatta Yetkili İl Müdürlükleri'ni bu konuda bilgilendiren bir iç yazışma gerçekleştirmiştir. 19 Nisan 2022 tarihinde de Tarım ve Orman Bakanlığı parti numaraları L329R03 ve L336R03 ve son tüketim tarihleri ise 08.07.2022 ve 15.07.2022 olan Kinder Schoko Bons ürünleri için toplatma kararı çıkarmıştır. Kaynağı henüz tespit edilemeyen Salmonella salgınıyla ilgili bulaşının hammadde kaynağından olabileceği ihtimaline karşı Belçika'da ithal edilen tüm gıda ürünlerinin ithalatındaki kontroller artırılmalı, yurtiçinde hangi noktalarda satışa sunuldukları belirlenmeli ve gerekli analizleri yapılmalıdır. Öte yandan ilgili firmanın Belçika fabrikasında üretilen ithalatçı firma tarafından ithal edilen Schoko Bons adlı ürünü hakkında toplatma kararı verilmiş fakat ilgili firmanın Belçika fabrikasında üretilen bizzat kendilerinin ithal ettiği Surprise Maxi adlı ürün için herhangi bir karar verilmemiştir. Bazı market raflarında Kinder markalı ürünlerin indirimli satıldığı tespit edilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili firmanın Belçika fabrikasında üretilen ürünlerin satışını hemen durdurmalı ve parti numarası gözetmeksizin tamamını toplatmalıdır. Ayrıca Bakanlık sosyal medyadaki bilgi paylaşımlarını artırmalı, televizyonlarda da kamu spotları aracılığıyla tüketicilere konuyla ilgili uyarılar yapmalıdır.

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Güvenliği

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın gıda güvenliğini tehdit eden durumlara sürekli hazır olması sağlanmalı, geri çağırma/toplatma işlemlerine firmaya eşlik edecek ve işlemleri denetleyecek şekilde sistemde iyileştirmeler gerçekleştirmeli ve sistemde gıda mühendislerine ağırlık vermelidir. Toplatma kararı sonrasında Bakanlık'ın Gıda Kontrol Görevlilerinin ve hatta İl Tarım ve Orman Müdürlerinin market gezerek Kinder markalı ürün aradıkları basına yansımaktadır. Bakanlık acil durum eylem planlarının yaşanan bu durumda uygulamaya koyup koymadığını, süreç yönetiminde gerçekleştirilen faaliyetleri, toplatma ve imha işlemlerini nasıl gerçekleştirdiğini de kamuoyuna açıklamalıdır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Enfeksiyon Hastalarından Korunma Yöntemleri

Posted: 28 Apr 2022 05:33 AM PDT

enfeksiyon hastalıklarınan korunma

Enfeksiyon Hastalarından Korunma Yöntemleri. Her yaştan insanı hastalıklara karşı korumak için aşılamayı teşvik etmek amacıyla her yıl nisan ayının son haftası tüm dünyada Aşı Haftası olarak kutlanıyor. Aşı Haftası vesilesiyle açıklamalarda bulunan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal, aşılamanın önemi, halk sağlığına etkisi ve ulusal aşı takviminin başarısına yönelik önemli bilgiler verdi.

Aşıların bulunduğu ve yaygın kullanıma sunulduğu yıllardan beri sadece difteri, tetanoz, boğmaca ve kızamık aşılamasıyla her yıl 2 ila 3 milyon insanın hayatının kurtulduğunu belirten Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal, tüm enfeksiyon hastalıklarına karşı koruyucu olduğu bilinen temiz su ve hijyenden sonra hastalıkları ve ölümleri en fazla önleyen uygulamanın aşı olduğunu ifade etti. Aksakal; "Aşılar bu kadar başarılı olup hastalıkları görünmez hale getirdiği içindir ki, günümüzde çok az da olsa bir kesim, aşıların gerekliliğini sorgulamaya başlamış durumda. Oysa her yıl aşıya ulaşamama sonucunda 1,5 milyon kişi hayatını kaybediyor. Bu veri de bize daha fazla hayat kurtarmak için aşıların ne denli hayati bir öneme sahip olduğunu gösteriyor." dedi.

"Çiçek hastalığı bugün var olsaydı yılda 5 milyon kişi hayatını kaybedecekti"

Aşıların olmadığı bir dünyanın tek kelimeyle korkunç olacağını ifade eden Aksakal, sözlerine şöyle devam etti: "Bunu bir tek örnekle açıklamak gerekirse; pandemide COVID-19 virüsü için hiç kimsenin aşılanmamış olduğu gruplarda 1 kişinin, 2-3 kişiye bulaştırdığı hesaplandı. Bu sayı, aşılanmamış çocukluk yaş grubunda kızamık için 12-18, boğmaca için 12-17'dir. Yani kızamık aşısı uygulanmamış bir çocuk grubu, kızamık geçiren bir kişi ile karşılaşsa COVID-19 pandemisinden daha beter bir yayılım ve ölüm olacaktır. Bugün aşılama sayesinde kontrol altına aldığımız ve tamamen dünya üzerinden yok edilen çiçek hastalığı bugün var olsaydı yılda 5 milyon kişiyi öldüreceği tahmin ediliyor. Yine, aşı uygulaması durdurulduktan sonra 1980-2018 yılları arası için yapılan tahminlerde, aşı olmasaydı ve çiçek görülmeye devam etseydi, 150-200 milyon kişinin öleceği hesaplanmıştır. Tabii bu sadece çiçek aşısı için yapılmış bir araştırma. Hiçbir aşının olmadığını varsaydığımızda hesabı yapmak çok daha zor olurdu. Umarım böyle bir dönemle insanlık bir daha karşılaşmaz."

"Ülkemizde çocukluk dönemi aşı takviminde 13 hastalığa karşı rutin aşı uygulaması yapılıyor"

Aksakal, Türkiye'de dünyanın pek çok gelişmiş ülkesine benzer bir aşılama programının uygulandığını ve bunun gurur verici bir durum olduğunu da belirtti: "Dünyada aşı programlarında olup bizim programımızda devlet tarafından rutin sunulmayan sadece birkaç aşı bulunuyor. Bu aşıların da ulusal aşı takvimine eklenme yolunda olduğunu söyleyebilirim. Hastalıkları önleyerek hayat kurtardığını bildiğimiz tetanoz, difteri, boğmaca, hepatit B, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, verem, çocuk felci, suçiçeği, hepatit A, zatürre, menenjit ve yaygın kan enfeksiyonu yani sepsise neden olabilen pnömokok, H. influenza gibi bakterilere karşı olmak üzere ülkemizde 13 hastalık etkenine karşı tek tek ya da karma şeklinde çocukluk döneminde uygulanıyor. Bununla birlikte, erişkin gruba yönelik gebelere ve 10 yılda bir tüm yetişkinlere tetanoz aşılaması yapılıyor. Ayrıca belli yaş ve risk gruplarına öncelik verilerek influenza (grip) aşısı da devlet tarafından karşılanıyor."

İsteğe bağlı ve ücretli sunulan aşıların da ülkemizde ulaşılabilir durumda olduğunu söyleyen Aksakal; "Son iki yıldır pandeminin de etkisiyle tam aşılama hızına ulaşamasak da aşılama hızının oldukça yüksek ve koruyucu düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Bu düzeyin düşmesini önlemek ve varsa pandemi dönemindeki düşüşleri saptayarak düzeltmek durumundayız. Yalnız son dönemde aşı karşıtı söylemlerin arttığı ve bu durumun az da olsa giderek artan sayıda bebek ve çocuğumuzun aşılanmamasına yol açtığı da bir gerçek." diye konuştu.

"Toplumda hastalıkların görülmesini engellemek için çocukluk dönemi aşılarda yüzde 95'i hedefliyoruz"

Aşıların nasıl etki ettiği ve toplumda hastalıkları nasıl önlediğine de değinen Aksakal; "Aslında aşıların etki mekanizması arkasındaki düşünce çok basit. Hastalık riski almadan vücuda hastalık etkenini tanıtarak ona karşı savunma geliştirmesini sağlamak amaçlıdır. Bunun için öldürülmüş, etkisi zayıflatılmış ya da hastalık etkeninin bir parçasından oluşturulmuş maddeler vücuda verilir. Böylece aşılanan kişi etkeni tanır ve karşılaştığında etkenle savaşır. Böylece kişi hastalıktan ya da hastalığın neden olduğu ağır hastalık ya da ölümden korunur. Bazı aşılar bulaşmayı, hasta olmayı, ölmeyi engellerken bazı aşılar sadece ağır hastalık ve ölümden korur." dedi.

Aşının kişisel yararları yanında toplumda da hastalığı önleme gibi bir becerisi olduğunu belirten Aksakal; "Toplumda aşılayamadığımız ya da aşılasak da yeterli koruma düzeyi sağlayamadığımız bir kesim var.  Bunları, henüz aşılama için çok küçük yaşta olanlar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler olarak tanımlayabiliriz. İşte bu kesimi, çevresindeki insanları aşılayıp onların hasta olma risklerini düşürerek koruyoruz. Buna da toplum bağışıklığı diyoruz. Bunu hastalığın bulaşıcılık düzeyine göre belirliyoruz. Yani örneğin kızamık geçiren bir kişi 12-18 kişiye bulaştırıyorsa bu toplumun yüzde 95'ini aşılamanız gerekirken COVID-19 için bu hız yüzde 70'ler civarı olarak hesaplanmakta. Kızamık öyle bir hastalık ki örneğin, aşılama hızlarınız düşerse vaka sayılarınız hızla artıyor ve ölümcül olduğu için de ölümler görmeye başlıyorsunuz. Hiç aşılanmamış bir toplumda kızamık bulaşma riski yüzde 100 olarak hesaplanıyor. İki doz kızamık aşısı yaparak biz yüzde 99'a kadar koruma sağlıyoruz. Bizim toplumsal bağışıklık düzeyi dediklerimiz sınır değerler. Toplumda hastalık görülmesini engellemek için özellikle çocukluk dönemi aşılarda yüzde 95'i hedefliyoruz ki, hiçbir bebeğimiz ve çocuğumuz aşı ile korunabilen bir hastalıktan ölmesin." dedi.

"Pandemi, aşı bilincini arttırdı"

Pandemiyi hep birlikte ve büyük zorluklara şahit olarak yaşadığımızı paylaşan Aksakal, : "Aslında etkili aşıların olması bu dönemde büyük bir şanstı. Pandemi döneminde uygulanan COVID-19 aşıları ile sadece Avrupa bölgesinde yaklaşık yarım milyon hayat kurtarılmış durumda. Aşıya ulaşabilen diğer ülkeler dahil edildiğinde bu sayı en kötü ihtimalle iki üç milyona yaklaşır. Tabii pandemi ortamında aşıya ihtiyacın had safhaya çıkması, aşıya ulaşan ülkelerde ölümlerin daha az olması ve hayatın normal akışına daha çabuk dönülmesi aşının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu da genel pandemi önlemleri nedeniyle gecikme yaşansa da aşılamanın özellikle erişkin aşılamanın önemini gösterdi. Tabi aşı karşıtı söylemler de özellikle sosyal medyanın yarattığı infodemi ile birleşince aşı çok tartışılır hale de geldi. Ama artı eksi toplandığında aşıya karşı bilincin arttırdığını düşünüyorum” diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Magnezyum Ne Zaman İçilir ?

Posted: 28 Apr 2022 01:52 AM PDT

magnazyum

Magnezyum Ne Zaman İçilir ? Sağlıklı bir hayat döngüsü için çok önemli bir mineral olan magnezyum, vücutta en bol bulunan 4. mineraldir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, magnezyumun hem hücreler arasında hem de hücre içi iletişimde oldukça önemli işlevleri olduğunu gösterdi.

Magnezyumun vücuttaki her mekanizmaya dokunduğunu belirten Dr. Elif Pahsa, yaşam minerali magnezyumun faydalarını anlattı.

Magnezyum her yaş grubunda önemli

Magnezyumun vücuttaki her mekanizmaya dokunduğunu ve her yaş grubunda önemli olduğunu belirten Dr. Elif Pahsa, "Dünya Sağlık Örgütü erkeklerde 400 mg, kadınlarda ise 310 mg günlük alım öneriyor. Ancak Avrupa toplumlarında erkeklerin %70'i kadınların ise yaklaşık %80'i bu minerali eksik alıyor. Oysa ki magnezyum bizim için olmazsa olmaz bir mineraldir. Çünkü Magnezyum, vücuttaki 600'den fazla enzim sisteminin düzgün çalışması için gereklidir. Magnezyum kasların primer rahatlatıcısıdır. Kalsiyumla ters olarak çalışır. Kaslarda rahatlama ve relaksasyon sağlar. Böylece normal kas fonksiyonuna katkıda bulunur. ATP yani enerji üretiminde görevli enzimlerin çalışması için de magnezyum gereklidir. Normal enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunur. Yorgunluk ve bitkinliğin azalmasında etkilidir. Sinir sisteminde bulunan NMDA reseptörlerini bloke ederek ağrı duyusunun oluşmasını engeller. Sinir sisteminin normal işleyişine katkıda bulunur. Beyinde anksiyolitik ve sedatif etki yaparak mental rahatlama sağlar. Normal psikolojik fonksiyona katkıda bulunur. Uyku kalitesini artırır. Yaygın ağrılar yanında yorgunluk, anksiyete, hafıza güçlüğü, uyku problemleri, baş ağrısı gibi durumların da eşlik ettiği Fibromiyalji sendromunda etkili bir destektir.

"Kan testi buzdağının görünen kısmı"

Toplumda magnezyum takviyesi hakkında kafa karışıklığı olduğuna dikkat çeken Elif Pahsa, "Yapılan testler sonucunda kan değerleri normal çıktığı için pek çoğumuz magnezyum takviyesi kullanmaktan çekinebiliyor. Burada çok önemli bir nokta var, vücuttaki magnezyumun sadece binde üçü kanda bulunuyor. Bu şu demek, kan değerleri buzdağının görünen kısmı, bu normal olsa bile vücudun diğer dokularında, kaslarda, kemiklerde magnezyum eksiği olabilir ve biz bunu kan testiyle baktığımızda kaçırabiliriz. Bu nedenle hücre içi magnezyum ölçüm yöntemleri ile değerlendirmek daha fikir verici olabilir. Beslenme ile tamamlanamayan hücre içi magnezyum düzeyi kullanılan magnezyum destekleri ile artırılabilir. Magnezyumun eksikliği durumunda iyi düzeyde emilimi olan, hücre zarından kolayca geçen ve hücre içi magnezyum düzeylerini etkili bir şekilde artıran organik magnezyum vektörleri tercih edilmelidir.

Magnezyumun tek kaynağı son 20-30 yılda verimsizleşen topraklarımız

Bu durumun aslında verimsizleşen topraklar, toprağın dinlendirilmeden tekrar tekrar ekimi, kullanılmakta olan potasyumdan zengin kimyasal gübrelerin bir sonucu olarak karşımıza çıktığını belirten Elif Pahsa, magnezyumun tek kaynağının toprak olduğunu ve geçtiğimiz 20-30 senede toprağın fakirleştiğini düşünürsek, vücuttaki magnezyum eksiğini yerine koymak için en etkili yolun takviye kullanmak olduğunun altını çizdi. Pahsa, magnezyum eksikliğinde görülen belirtileri ise şöyle sıraladı: "Peki birçok faydası bulunan bu yaşam mineralini yeteri kadar alamadığımız durumlarda neler oluyor? Magnezyum eksikliği yaşayanlarda hangi şikayetler görülüyor? Magnezyum temel olarak kas, kemik ve beyinde çok etkili. Bu nedenle bu mineralin eksikliğinde bu dokulara ait şikayetler görüyoruz. Kas krampları, kas ağrıları ve yorgun uyanma gibi sorunlar magnezyum eksikliğine bağlı olabilir. Magnezyum eksikliğinde D vitamini işini tam olarak yapamayacağından, kalsiyum kemiklere işlenemez ve bu nedenle kemik erimesi de görülebilir."

Sizin için doğru magnezyum hangisi?

Doğru magnezyum kullanımının önemine dikkat çeken Elif Pahsa, magnezyum formuna göre faydalarının da farklılaştığını söylüyor.  Türkiye'de bulunan etkili magnezyum destekleri içeriğinden;

Magnezyum Glisinat: Biyoyararlanım açısından iyi bir magnezyum çeşididir. Magnezyum kullanımında korkulan ishal gibi sonuçlar çok az gözlenir. Adet öncesi sancı, uyku bozuklukları, anksiyete, stres ve fibromiyaljide etkilidir.
Magnezyum Malat: Magnezyumun malik asite bağlı şeklidir. Fibromiyalji ve kronik yorgunluk yaşayan hastalarda tercih edilmesi gereken formdur. Hem magnezyum hem malik asit hücrenin enerji ihtiyacına yardım eder. Hücrelerin insüline cevabını ve glikoz girişini kolaylaştırır. İnsülin direncinde faydalıdır.
N-Acetyltaurinate Magnezyum (ATA Mg): ATA Mg, Magnezyum ve Taurin'i birleştiren eşsiz magnezyum vektörüdür. Kaslarda ve sinirlerde artmış magnezyum aktivitesi ile benzersiz bir etki yapar. Kan-beyin bariyerini geçerek beyinde hızlı bir şekilde etkisini gösterir. ATA Mg lipofilik özelliği nedeniyle hücre zarından kolayca geçer ve hücre içi magnezyum düzeylerini etkili bir şekilde artırır. Beyin hücrelerine etkili magnezyum geçişi uyarıcı etkinin azalmasını sağlayarak uykuyu düzenler. Migren ataklarının hem sayısını hem de şiddetini azaltıcı etki sağlar. Kalp-damar sağlığını desteklemede de etkilidir.
Magnezyum Sitrat: Sitrat mitokondriyal enerji üretimi döngüsünde ara madde olduğundan hücresel enerjinin vazgeçilmez bir faktörüdür. Birçok mineralin bağırsaktan emilimini artırır. Böbrek taşı oluşumunu azaltır. Magnezyum sitratın kas dokuya geçişi iyidir. Kas ile ilgili şikâyetlerde etkilidir. Nöronal ağrı eşiğini yükseltici etkisi vardır.
Magnezyum Oksit:  Vücudun bu magnezyumdan fayda görmesi oldukça düşüktür. İshal yan etkisi vardır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post