Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Prof. Dr. Harzadın: “Yediklerimiz, Gelecek Nesilleri Etkiliyor”

Posted: 20 Apr 2022 02:16 AM PDT

Yapay Zeka Girişimlerinin Sayısı 5 Yılda 10 Katına Çıktı!

Gaziemir Belediyesi'nin düzenlediği “Fonksiyonel Beslenme ve Çocuk Sağlığı” söyleşisinde Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, annelere, fonksiyonel beslenme tekniklerini ve çocukları sağlıklı beslemenin yollarını anlattı.

 

Gaziemir Belediyesi'nin 23 Nisan Çocuk Şenliği kapsamında “Fonksiyonel Beslenme ve Çocuk Sağlığı” söyleşisi düzenlendi. Söyleşiye, fonksiyonel beslenme teknikleriyle doğru beslenme konusunda çalışmalar yapan Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, konuşmacı olarak katıldı. İnsanların neden beslenmeye ihtiyaç duyduğunu anlatarak sunumuna başlayan Harzadın, "Besinler bizim enerji ihtiyacımızı karşılıyor. Ama onun ötesinde etkileri var besinlerin. Bütün vücudumuza yeni, farklı bir madde sokuyoruz besinlerle. Yani farklı bir bilgi alıyoruz. Aldığımız bilgi doğru ise sağlığımızı olumlu, yanlışsa olumsuz etkiliyor. Olumlu gıdaları tüketelim, olumsuzlardan uzak duralım demek kolay ama uygulaması kolay değil. Beyindeki tat merkezin doyuramayınca yemekten memnun olmuyoruz ve ruhsal açlığımız devam ediyor. Sağlıklı beslenme, matematik işi değil. Sosyal çevremiz, yaşam şeklimiz beslenme alışkanlıklarımızı etkiliyor" diye konuştu.
Yapay Zeka Girişimlerinin Sayısı 5 Yılda 10 Katına Çıktı!"Besinler, hastalıklara neden olan, hastalıkları tedavide eden birer unsur" diyen Harzadın sözlerini şöyle sürdürdü: "Vücudumuz sürekli yenileniyor. Yediklerimiz doğrultusunda hücrelerimiz yenileniyor. Kaliteli beslenirsek kaliteli hücrelerimiz olur. Besin diye yediğimiz ama içinde besin olmayan gıdalarla karşı karşıyayız. Beslenmemiz, yaşam şeklimiz vücudumuzun iç dengesini etkiliyor. Bugün yediğimiz yiyecekler gelecek nesilleri de etkiliyor."

Vücudumuz harika bir makina

Herkesin vücudunu dinlemesi ve vücudun verdiği uyarıları dikkate alması gerektiğini ifade eden Harzadın, "Vücudun temel çalışmasını iyi bilmemiz ve hangi sorunların hangi hastalıklara yol açtığını iyi bilmemiz gerekiyor. Vücudumuz kendini sürekli yenileyen harika bir makine. İnsan vücudunda 34 trilyon hücre, vücudumuzda yaşayan 300 trilyon canlı var. Bu hücreler, vücudumuzun her yerindeler. Vücudumuzda çok iyi bariyer fonksiyonu, bir denge var. Bakterilerle bu dengenin korunması için kurallarımız olması gerekiyor. Yediklerimiz, yaşam şeklimiz, stres düzeyimiz bu dengeyi etkiliyor" dedi.

Çocuk beslenmesine dikkat

"Anne karnından itibaren maruz kaldıklarımız, yaşam şeklimiz vücudumuzu çok etkiliyor" uyarısı yapan Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, çocukların beslenmesinde dikkat edilmesi gereken noktalara da dikkat çekti. Şekerli yiyecekler, gazlı içecekler, kızartmalardan, fast food, paketli yiyecekler, kahvaltılık gevrekler, salam, sosis gibi yiyecek ve içecekleri çocuklara tükettirilmemesi gerektiğinin altını çizen Harzadın, şu önerilerde bulundu: "Bu yiyecekleri kesinlikle evlerinize sokmayın. Çocuk evde görünce bunları normalleştiriyor. Ayran, kasap sucuk ve pastırma tercih edin. Sütlü çikolata yerine bitter çikolata verin çocuklarınıza. Evde çikolatayı kendiniz yaparsanız çok sağlıklı ve daha uygun maliyetli olur. Çorbalarınızı mutlaka kemik sulu olsun. Her şeyin içine zerdeçal koyun. Margarin yerine tereyağı, zeytinyağı kullanın. Kavrulmamış kuruyemişleri çocuklarınıza tükettirin.  Haftada iki defadan fazla balık tüketmeyin. Dip balıkları yerine yüzey balıklarını, küçük balıkları tercih edin. Büyük balıklarda çok fazla metal var. Ağır metal analizleri yapılmış, onaylı balık yağlarını çocuklarınıza verin. Yeşil sebzeleri, renkli meyve ve sebzeleri mutlaka çocukların beslenmesinde kullanın."

Sağlıklı nesiller yetiştireceğiz

Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın'a çiçek takdim ederek teşekkür eden Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda "Gaziemirli yurttaşlarımızın sağlıklı beslenmesi bizim için çok önemli. Bu yüzden sizi burada ağırlamak bizim için çok önemli. Sağlıklı beslenme önerilerini mutlaka mutfaklarımıza asmalıyız. Çocuklarımıza sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırarak sağlıklı bir nesil yetiştirmeliyiz. Bu yöndeki eğitim ve çalışmalarımız devam edecek" diye konuştu.

Gebelikte Doğru Beslenmenin 9 Yolu!

Posted: 20 Apr 2022 01:54 AM PDT

Gebelikte Doğru Beslenmenin 9 Yolu!

Bebeğin sağlıklı olarak dünyaya gelmesi annenin de yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için gebelik döneminde beslenme diğer dönemlerdeki beslenmeden çok daha önemlidir. Bebeğin tek besin kaynağının annenin tükettiği besinler olduğunu hatırlatan Diyetisyen ve Fitoterapi Uzmanı Buket Ertaş, söz konusu dönemde yapılan beslenme hatalarına işaret ederek doğru beslenme üzerine önerilerde bulundu.

 

 

 

Gebelik şüphesiz her annenin yaşadığı eşsiz bir dönemdir. "İki canlı" olma içgüdüsü ve annelik dürtüsüyle her istenileni yemenin yanlış bir algı olduğunu dile getiren Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Diyetisyen ve Fitoterapi Uzmanı Buket Ertaş, "Gebeliğin henüz ilk aylarından itibaren anne adayları fazla kalori almaları gerektiğini düşünür. Bebeğinin ihtiyaçlarını karşılayamamaktan korkar. Ancak bu genellikle görülen bir durum değildir. İlk trimester dediğimiz gebeliğin ilk üç ayında annenin ekstra kalori almasına ihtiyaç yoktur. Normalde de sağlıklı ve düzenli beslenen bir anne adayı hayatına aynı şekilde devam edebilir. Bunun yanı sıra tabii ki hekim kontrolünde bebeğin gelişimi izlenmeli, beslenme uzmanından doğru beslenme eğitimi alınmalı ve hekimin verdiği takviyeler düzenli kullanılmalı" diye konuştu. Annenin ekstra kalori ihtiyacı 4. aydan itibaren başladığı bilgisini veren Buket Ertaş, bebek gelişiminin hızlandığını ve annenin ihtiyaçları artmaya başladığını da vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak bu anne adayının her istediğini yiyebileceği anlamına da gelmez. Kalorinin nereden geldiği çok önemlidir. Esas meselenin doymak değil beslenmek olduğunun farkına varmak gerekir. İkinci trimester yani 4.-6. Aylar arasında annenin kalori ihtiyacı yaklaşık 300-350 kkal artar. Bu da yaklaşık ekstra 1 dilim ekmek, 1 dilim peynir, 1 porsiyon meyve, 1 kâse yoğurt tüketimine denk gelir.  Üçüncü trimester yani gebeliğin son 3 ayında ise ekstra kalori ihtiyacı 450 kkal'dir. Bu dönem annenin ve bebeğin en çok kilo aldığı dönemdir. Risk yok ise hafif egzersizler ve sağlıklı gıda seçimlerinin en önemli olduğu dönemdir."

Gebelikte Doğru Beslenmenin 9 Yolu!

Gebelikte sağlıklı beslenmek ve gerektiği kadar kilo alınmasını sağlamanın dünyaya gelecek olan bebeğin ileriki hayatında hastalıklarla savaşmasına katkı sunacağına işaret eden Uzm. Dyt. Buket Ertaş, gebelik döneminde yapılan beslenme hataları ve doğru davranış biçimlerinin nasıl olması gerektiği konusunda ise şu bilgileri verdi…

ŞEKERLİ VE PAKETLİ GIDALARIN TÜKETİMİ KESİNLİKLE SIFIRLANMALI

Rafine şeker tüketimi ile annenin kan şekerinde dalgalanmalar ve yükselmeler meydana gelebileceğini söyleyen Ertaş şu bilgileri verdi: "Şeker ve insülin dengesizlikleri bebeğin yüksek kan şekerine maruz kalmasına sebep olabilir. Bu da hem annenin diyabet riskini artırır, hem de bebeğin ileride veya doğumdan hemen sonra diyabete yakalanma riskini artırır."

MEVSİM SEBZELERİ TÜKETİLMELİ

"Dondurulmuş veya konserve gıdalar bozulma riski açısından tüketirken dikkatli olmalı" diye konuşan Uzm. Dyt. Buket Ertaş,  "Özellikle kapağı şişmiş ve hava almış konserveler hemen atılmalı, her kavanoz ayrı ayrı kontrol edilmeli. Ayrıca saklama süresi ve koşulları besin kaybının yaşanmasına neden olabilir. En iyisi mevsiminde sebze ve meyveleri tercih edip riski en aza indirmektir" diye konuştu.

MEYVE MİKTARI KİŞİNİN İHTİYACINA GÖRE PLANLANMALI, FAZLASINDAN KAÇINILMALI

Sağlıklı olsa da meyve demek früktoz (meyve şekeri) demektir. Meyvelerin bol miktarda vitamin barındırdığını ancak aynı zamanda gereğinden fazla tüketildiğinde kan şekeri yüksekliğinin, göbek çevresi yağlanmasının başlıca nedeni olabileceğinin de altını çizen Ertaş, "Aynı zamanda gereksiz früktoz karaciğer yağlanmasının da baş düşmanıdır. Özellikle kan yapması için tüketilen kuru meyveler annenin diyabet riskini yükseltiyor olabilir" dedi.

BİTKİ ÇAYLARI VE İÇERİĞİ BİLİNMEYEN ÇAYLAR TÜKETİLMEMELİ 

Uterus hareketlerini hızlandırmasında etkili olan, fitoöstrojenik etki gösteren bitkiler konusunda ekstra dikkatli olunmalıdır. Özellikle düşük tehdidi bulunan anne adaylarının içmek istediği her çayı hekimine danışması gerektiği uyarısında bulunan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, açık satılan veya kış çayı gibi farklı bitki karışımlarının tağşiş riski sebebiyle daha fazla risk taşıdığını aktardı.

AZ PİŞMİŞ ET VE İYİ YIKANMAMIŞ YEŞİLLİKLERE DİKKAT! 

Patojen bakterilerden korunmak ve enfeksiyon riskinin önüne geçmenin bu dönemde oldukça önemli olduğunu hatırlatan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, "Bu risk sadece ette değil yumurta kabuğunda bile vardır. Yumurtaya dokunduktan sonra mutlaka elleri bol su ve sabunla yıkamak gerekir. Dışarda yemek yenilecek ise etin mutlaka iyi pişmiş olmasını söylemek gerekir. Mümkünse salata yerine iyi pişmiş sebze tercih edilmelidir" diye konuştu.

MEYVE SUYU VE HAMUR İŞİ AZ TÜKETİLMELİDİR

Gebelikte hızlı kilo artışının önüne geçilmesi gerektiğini hatırlatan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, "fazla kilo almak ve gebelik diyabetinin oluşma riskini minimize edebilmek için evde sıkılmış olsa bile meyve suyunun, hamur işlerinin tüketimi sınırlandırılmalıdır" diye konuştu.

Gebelikte Doğru Beslenmenin 9 Yolu!

YOĞURT EVDE YAPILIYORSA AÇIK SATILAN SÜT YERİNE PASTÖRİZE EDİLMİŞ SÜT KULLANILMALIDIR

Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinde brucella başta olmak üzere birçok patojenin barınma riski olduğunu ifade eden Ertaş, çiğ sütü evde kaynatmanın bazı patojenlerin öldürülmesinde etkili olmayabileceği uyarısında bulundu.

RENKLİ VE ÇEŞİTLİ BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİLMELİ

Sağlıklı olan her gıdaya sofrada yer vermenin önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, "Gün içerisindeki öğün dağılımları, haftalık yemek planlaması mutlaka farkındalıkla ve gıda çeşitliliği olacak şekilde yapılmalı. Bu sayede anne ve bebek için gerekli olan bütün vitamin ve minerallere erişilmiş olunacaktır. Tek yönlü beslenmenin malnutrisyona sebep olabileceği unutulmamalı" dedi.

YANLIŞ DİYET BESLENME EKSİKLİĞİNE SEBEP OLABİLİR 

Gebelik döneminde doğru bir şekilde diyet yapılması gerektiğini belirten Ertaş, gebelikte yapılabilecek en doğru diyet listesi kişiye özel olmalı uyarısında bulunarak mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerektiğini de önemle vurguladı.

Safra Kesesi Cerrahisinde Güven Veren Yöntem!

Posted: 20 Apr 2022 01:45 AM PDT

Safra Kesesi Cerrahisinde Güven Veren Yöntem!

Genetik yatkınlık, gebelik, doğum kontrol haplarının uzun süre kullanılması ile aşırı kilo alma ve hızlı kilo kaybına bağlı olarak gelişebilen safra kesesi taşları, safra kanalına düştüğünde tıkanıklığa yol açarak sarılık ve karaciğer işlev bozukluklarına neden olabiliyor.

 

Bu tablonun oluşmaması için yapılan ameliyatlarda altın standart olarak nitelendirilen laparoskopik yöntemle safra kesesinin çıkartılması gerekiyor. Laparoskopik kolesistektomi, karın bölümünün gazla şişirildikten sonra kamera ile karın içi organların görüntülenmesi ve cerrahi aletler yardımıyla safra kesesinin çıkarılması olarak tanımlanıyor. Genel Cerrahi Bölümü'nden Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, safra kanalı cerrahisinde uygulanan 'güvenli kolesistektomi' tekniği hakkında bilgi verdi. Günümüzde 1 santimetrelik kesilerle kapalı olarak gerçekleştirilen güvenli kolesistektomi ameliyatlarında safra kesesi alınırken, ana safra kanalının bütünlüğünün korunması ise hayati önem taşımaktadır. Safra kanalı yaralanmalarındaki riski en aza indirmek için ise 'güvenli kolesistektomi' tekniği kullanılmaktadır.

Her safra kesesi taşına müdahale edilmez

Safra kesesi taşları önemli bir sağlık sorununa neden olmuyorsa vücutta kalmasına izin verilir. Toplumun % 15'inde safra taşı bulunmaktadır. Bu kişilerin % 20'sinde safra kesesi taşı hastalık oluşturmaktadır. Herhangi bir bulgu vermeyen ve görüntüleme yöntemleriyle tesadüfen belirlenen taşlar için (taşın 3 santimetreden büyük olması, safra kesesinin tamamen taşla dolu olması, porselen safra kesesi gibi durumlar hariç) safra kesesi ameliyatı önerilmemektedir.

Safra Kesesi Cerrahisinde Güven Veren Yöntem!

Rahatsızlık veren taş alınmazsa sorun büyür

Laparoskopik kolesistektomi dünyada 1990'ların başından beri açık tekniğin yerini almıştır. Safra kesesindeki taş özellikle yağlı yemek yedikten sonra, karın sağ üst kadranında, göbek üst kısmında veya sırta özellikle sağ kürek kemiğine yayılan yoğun, bir ağrı ve rahatsızlık hissi oluşturabilir. Bu durum yemekten bağımsız gece saatlerinde de ortaya çıkabilmektedir. Ağrıya genellikle terleme, bulantı ve kusma da eşlik edebilmektedir. Bu durum söz konusu olduğunda zaman geçirmeden laparoskopik (kapalı) safra kesesi ameliyatı yapılmalıdır. Ameliyat ertelendiğinde ise safra kesesi taşı ani safra kesesi iltihabına, taşın ana safra kanalını tıkaması ile sarılığa, safra yolu iltihabı hastalığına veya taşın pankreas kanalını tıkaması senaryoları ortaya çıkabilmektedir. Pankreas kanalını tıkanması, pankreas iltihabına neden olmakta maalesef bu durum yaşamı tehdit etmektedir.

Kapalı cerrahinin 3 önemli avantajı

Ülkemizde her yıl 150 bin ila 200 bin arasında safra kesesi ameliyatı yapılmaktadır. Bunların çoğu laparaskopik yani kapalı yöntemle gerçekleştirilmektedir.

  • Laparoskopik teknik sayesinde ameliyat sonrasında daha az ağrı olmaktadır.
  • İyileşme süresi kısaldığı için hasta daha kısa süre hastanede kalmaktadır.
  • Küçük kesilerle yapıldığı için daha kozmetik sonuçlar elde edilmektedir.
Safra yolu yaralanmalarındaki iki faktör

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de laparoskopik kolesistektomi ameliyatı olan 1000 hastadan 3-8 kişide ameliyat sonrası istenmeyen safra yolu yaralanmaları gözlenebilmektedir. Safra yolu yaralanmasının yönetiminde; endoskopik ek işlemler, tekrardan cerrahi yapılması ve bu yöntemlerle iyileşmeyen hastalarda karaciğer transplantasyonuna kadar değişen ek tedaviler gerekebilmektedir. Safra yolu yaralanmalarının oluşması çeşitli risk faktörleri ile ilgili olabilmektedir.

  • Hasta ile ilgili olan risk faktörlerinden en önemlisi safra yolu anatomisinin çok farklı yapıda olabilmesidir. Buna aşırı şişmanlık, safra yollarına yakın bölgede yapılan önceki ameliyatlar, altta yatan bir karaciğer hastalığı, daha önceden safra kesesi enfeksiyon ataklarının çok olması eklenebilir.
  • Ameliyatı gerçekleştiren cerrahi ekibin tecrübe eksikliği ve anatominin yanlış algılanması olarak belirlenmiştir.

 

 

Baharda Hamilelere Özel 10 Öneri!

Posted: 20 Apr 2022 01:27 AM PDT

Baharda Hamilelere Özel 10 Öneri!

Kışın soğuk ve kasvetli günlerinin ardından havaların ısındığı, doğanın uyandığı bahar mevsimi anne adayları için dışarıda daha fazla zaman geçirebilme imkanı sunarken, bazı önemli kuralları ihmal etmemek gerekiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Aysel Nalçakan "Pandemi sürecinde Covid-19 enfeksiyonu riskinin devam etmesi nedeniyle maske ve sosyal mesafeye dikkat etmek, bahar aylarında artan mevsimsel ve alerjik hastalıklara karşı da gerekli önlemleri almak gerekiyor" diyor.

 

 

Nalçakan, anne adaylarına bahar aylarında sağlıklı ve rahat bir hamilelik geçirebilmek için dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Polenden korunun

Havadaki polen miktarı bahar aylarında artmaya başlar. Özellikle alerjik bünyeye sahip   hamilelerin ağaç, çiçek ve ot polenlerinden uzak durmaya çalışması önemlidir. Bu alerjenler hapşırma, gözlerde sulanma ve kaşıntı, öksürük, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı yapabilir. Bu nedenle baharda güzel havaların tadını çıkarırken, rüzgarlı ve kuru havalarda mümkün olduğunca dışarı çıkmayın. Dışarıdan geldikten sonra bu alerjenlerden arınmak için duş alın. Ancak şikayetleriniz uzun sürüyor veya ilerliyorsa doktorunuza başvurun.

Düzenli egzersiz yapın

Hamilelikte egzersiz, hem siz hem hem bebeğiniz için oldukça önemlidir. Düzenli egzersiz kilo almayı engellemenin yanı sıra bel ve sırt ağrılarını azaltmak, fiziksel ve psikolojik olarak daha iyi hissetmenizi sağlamak, normal doğumu kolaylaştırmak, şişlik ve ödemi azaltmak, hamilelikte oluşması muhtemel vücut şekil bozukluklarının önüne geçmek ve doğum sonrasında kısa sürede eski vücut görünümüne tekrar dönebilmek açısından oldukça önemlidir. Hekiminiz yasaklamadığı sürece egzersiz yapmanızda bir sakınca yoktur. Bahar aylarında dışarda en rahat ve kolayca yapabileceğiniz egzersiz yürüyüştür. Yine yüzme, yoga, pilates, ağırlık olmayan fitness programları da iyi birer seçenek olabilir.

Baharda Hamilelere Özel 10 Öneri!

Ayakkabı ve terlikte görünüşe aldanmayın

Hamilelikte vücudun yapısal değişimine bağlı olarak; ağırlık merkezinin ve ayaklara binen yük dağılımının değişmesi, ayaklarda ödem oluşması nedeniyle ayakkabı seçimi sanıldığından daha fazla önem kazanıyor. Ayakkabıların ve terliklerin rahat, geniş ve yumuşak özel tabanlı seçilmesi, eğer topuklu ayakkabı seçilecekse 5 cm’i geçmeyecek yükseklikte olması önemlidir. Ayakkabı ve terlik seçiminde görüntüye kanmayıp, tercihi sağlıklı ve rahat olmasından yana yapmak büyük fayda sağlayacaktır.

Çok kalın ya da çok ince giyinmeyin

Bahar aylarında cildinizin terlemesine ve kuruluğun artmasına yol açabilecek sentetik, naylon kıyafetler yerine vücuda nefes aldıran pamuklu giyisilerin tercih edilmesi önerilir. Çok dar giysiler yerine içinde daha rahat hissedeceğiniz kıyafetler giymenizde fayda var. İç çamaşırı tercihlerinizde de pamuklu kumaşlardan üretilmiş olanların seçilmesi önemlidir. Hava güneşli olsa da yanınızda mutlaka ince bir mont bulundurun.

Sağlıklı ve dengeli beslenin

Bahar aylarında meyve ve sebze çeşitlerinin artması daha sağlıklı ve çeşitli beslenme fırsatı sunar. Böylece hamilelerin ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri besinlerden karşılama şansı da artar. Ancak meyve ve sebzelerin iyi yıkanmadan tüketilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Kış aylarının aksine hareketsiz yaşamı terk ettiğimiz bahar aylarında enerji tüketimimiz de arttığından daha besleyici ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerekir. Proteinden zengin tavuk, yoğurt, yumurta ve mercimek, kalsiyumdan zengin olan badem, peynir ve balık, demir açısından zengin et, balık, üzüm tüketmeyi ihmal etmeyin. Hamilelikte aşırı yağlı, şekerli yiyeceklerden ve  konserve ürünlerden kaçınılması çok önemlidir.

Susamasanız da su için

Hamilelikte sıvı alımı çok önemli bir yere sahiptir. Bahar aylarında hava sıcaklıklarının da artmasıyla beraber günde 2-3 litre sıvı alınmalıdır. Alınması gereken sıvı ihtiyacı su dışında  ayran, meyve suyu ve soda gibi içeceklerin tüketilmesiyle de karşılanabilir. Su içmek için susamayı beklemeyin.

Baharda Hamilelere Özel 10 Öneri!

Ödemi azaltacak önlemler alın

Hamilelikte fizyolojik değişimler sonucunda artan kan ihtiyacını karşılamak için vücutta su tutulumu olur, vücutta daha fazla kan dolaşır. Dolaşımdaki kanın bir kısmı damar dışındaki dokulara sızar ve buradaki hücrelerin arasında birikir; buna 'ödem' denir. Özellikle hamileliğin ilerleyen haftalarında, hava sıcaklığının arttığı bahar ve yaz aylarında ödem daha sık görülür.  Ödemi atmanın en güzel yolu bol su tüketmektir. Bunun yanında egzersiz yapmak, proteinden zengin beslenmek, uzun süre ayakta kalmamaya çalışmak, yatarken sol yan pozisyonda olmak da ödem oluşumunu azaltmaya yardımcı olacaktır.

Kabızlıktan korunmak için bu kurallara dikkat edin

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aysel Nalçakan "Hamilelikte kabızlık çok sık rastlanan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Büyüyen rahmin bağırsaklara basısı, hormonal değişimlere bağlı bağırsak hareketlerinin yavaşlamış olması kabızlık sorununu artırıyor. Ancak hamilelerin kabızlık sorununun büyük bir sorun olmadığını bilmesi önemlidir. Aksi halde artan stres ile birlikte bu durum daha çözümsüz bir hal alabilir. Kabızlığın önlenmesinde bol su tüketimi, lifli gıdalardan zengin beslenilmesi, bol bol sebze meyve ve posalı gıdaların tüketilmesi önemlidir. Bahar döneminde meyve sebzelerdeki çeşitlilik arttığı için bu gıdaların tüketimini artırmak bağırsak hareketlerinin artmasına yardımcı olacaktır. Kabızlığı azaltmak için kayısı ve erik kompostosu içilebilir, sabahları bir bardak ılık su içerek bağırsak hareketleri hızlandırılabilir" diyor.

Cildinizi nemlendirin

Havaların ısınmasıyla terleme yoluyla nem kaybı artar. Hamilelikte zaten hormonal değişimlere bağlı oluşan cilt kuruluğunda daha fazla artış yaşanabilir. Cildi nemlendirmenin en iyi yolu bol su tüketimidir ama dışarıdan da cildinize düzenli olarak bakım vermeniz cildin nem dengesini korumakta önemlidir. Hindistan cevizi yağı, kakao yağı, badem yağı gibi doğal yağlar kullanarak veya kollagen   üretimini uyaran peptidler içeren ürünler ya da topikal hyalüronik asit içeren nemlendiricileri tercih edebilirsiniz. Nemlendiriciler cildi kurutan etkenlere karşı bariyer görevi yaparken aynı zamanda çatlakların oluşmasının azaltılmasına da yardımcı olur.

Güneşin zararlı ışınlarından korunun

Bahar aylarında güneşten faydalanırken, hamilelikte daha da hassas hale gelen cildinizi UV ışınlarına karşı korumaya da özen göstermek gerekir. Bu nedenle güneşe çıkmadan en az 20-30 dakika önce güneş kremi sürmeli ve güneşte kalınan süre uzayacak ise 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Hamilelik döneminde çinko oksit ve titanyum dioksit gibi cildin yüzeyinde bir tabaka oluşturarak güneş ışınlarını yansıtıp deriyi güneşin zararlı etkilerinden koruyan mineral bazlı fiziksel koruyucular tercih edilebilir. Mineral bazlı fiziksel koruyucular ciltten tam olarak emilmez bu nedenle hamilelik döneminde bu tip güneş koruyucu kremlerin tercihi önerilir. Güneş ışınları D vitamini sentezinde önemli olduğundan, sabah 07:00-11:00, öğleden sonra 16:00 itibariyle bahar güneşinden faydalanabilirsiniz.

 

Oruç Tutanlar Egzersiz Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?

Posted: 20 Apr 2022 01:20 AM PDT

Oruç Tutanlar Egzersiz Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?

Düzenli spor yapan sağlıklı yetişkinlerin Ramazan ayı boyunca egzersiz yapabileceklerini belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Nihal Özaras, ileri yaştaki bireylerin, diyabet ve kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olup ilaç kullananların egzersiz için doktorlarına danışmaları gerektiğini ifade ediyor.  Özaras, oruç tutan kişilerin egzersiz sonrası yeterli sıvı ve besin alımına dikkat etmelerini, düzenli spor alışkanlığı olmayanların ise iftardan 2 saat sonra egzersiz yapmalarını tavsiye ediyor.

 

 

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Nihal Özaras, Ramazan ayında en çok merak edilenler arasında yer alan egzersiz konusu hakkında görüşlerini ve tavsiyelerini paylaştı.

İlaç kullananlar egzersiz için doktora danışmalı

Oruç tutan profesyonel sporcuların performanslarını ayrıntılı şekilde inceleyen çok sayıda araştırmanın olduğunu belirten Doç. Dr. Nihal Özaras, "Araştırma sonuçları bazen çelişkili sonuçlar verse de 2020 yılında yayınlanan bir derlemede sporcuların kas kuvveti ve aerobik kapasitelerinde ciddi bir etkilenme olmadığını bildirildi. İleri yaştaki bireyler, diyabet, kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olup ilaç kullananlar ve gebeler mutlaka doktorlarına sorarak egzersiz yapmalılar. Sağlıklı yetişkinler ise Ramazan ayı boyunca egzersiz yapabilirler." dedi.

Oruç Tutanlar Egzersiz Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?

Düzenli spor alışkanlığı önemli kriter

Düzenli spor yapan kişilerin egzersiz programını değiştirmelerine gerek olmadığını ifade eden Doç. Dr. Nihal Özaras, "Yine de egzersiz sırasındaki ve sonrasındaki durumu göz önüne alarak aktivite düzeyi azaltılabilir. Düzenli spor yapma alışkanlığı yoksa yürüyüş ve hafif tempoda sürdürülen egzersizler daha uygun olacaktır." diye konuştu.

Oruç tutanlar egzersiz sonrası sıvı ve besin almalı

Doç. Dr. Nihal Özaras, Ramazan'da hangi saatte spor yapmanın daha uygun olduğunu kesin olarak ortaya koyan araştırma verisi olmadığını söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: "Sağlıklı bireylerde açken spor yapmanın yağ yakımını artırdığı ve kilo vermeyi kolaylaştırdığı biliniyor. Ancak oruçluyken egzersiz sonrası sıvı ve besin alınamaması, gün içinde egzersiz yapmada dezavantaj olarak karşımıza çıkıyor. İftardan 2 saat kadar sonra egzersiz yapmak, özellikle spor alışkanlığı olmayan bireyler için daha uygun. Egzersiz sırasında kaybedilen sıvının yerine konması için sonrasında bol su içmeye dikkat etmek gerekiyor."

Hipertansiyonu Önlemek İçin Düzenli Tansiyon Ölçümü Şart!

Posted: 20 Apr 2022 01:12 AM PDT

Hipertansiyonu Önlemek İçin Düzenli Tansiyon Ölçümü Şart!

Hipertansiyon, dünya genelinde tek başına inme, kalp krizi, böbrek hastalıkları ve diyabete neden olan en büyük ölüm sebebi… Hem Avrupa genelindeki hem de Türkiye'de kardiyologların önerdiği 1 numaralı tansiyon ölçüm cihazı markası OMRON, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle bu önemli sağlık sorununa dikkat çekiyor.

 

 

Kan basıncının insan sağlığına zarar verecek düzeylere kadar yükselmesi hipertansiyon olarak tanımlanıyor.Türk Kardiyoloji Derneği verilerine göre her yıl 9.4 milyon insan hipertansiyon nedeniyle hayatını kaybediyor.Ülkemizde ise her 3 kişiden 1'inde hipertansiyon görülürkenkadınlarda erkeklerden daha sık rastlanıyor. Ancak T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de her 3-4 ölümden 1'inin tansiyonun kontrol edilmesiyle önlenmesi mümkün…  Avrupa genelindeki kardiyologların en çok önerdiği tansiyon ölçüm cihazı markası* OMRON, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle tansiyonunuzu düzenli olarak ölçerek, kontrol altında tutmanın önemini hatırlatıyor. OMRON'un sunduğu M7 Intelli IT, Akıllı Manşet ile tansiyon ölçümünüzden kolayca doğru sonuç alabilmenizi sağlıyor. Tansiyon ölçümü sırasında, atriyal fibrilasyon olasılığını tespit edebilen cihaz, sağlık verilerinizi izlemenizi ve paylaşmanızı sağlayan benzersiz OMRON connect uygulamasıyla uyumlu çalışıyor.

Hipertansiyonu Önlemek İçin Düzenli Tansiyon Ölçümü Şart!

  • Türkiye’nin 44 ilinde 200 Kardiyolog ile gerçekleştirilen 2016 GfK araştırma sonuçlarına göre kardiyologların en çok önerdiği marka Omron markası olmuştur.

Hava Kirliliği İşitme Kaybına Sebep Oluyor!

Posted: 20 Apr 2022 01:07 AM PDT

Hava Kirliliği İşitme Kaybına Sebep Oluyor!

İşitme kaybı dünyada 466 milyondan fazla insanı etkiliyor. Yaşlanan nüfus, gürültülü ortam ve birçok organı etkileyen stresin işitme kaybına sebep olabileceği söyleniyor.

 

 

 

Odyoloji Doktoru Bahtiyar Çelikgün, "Özellikle mega kentlerde oluşan hava kirliliğini önemli bir çevre sağlığı sorunu olarak tanımlıyoruz. Bu durum strese katkı sağladığı için bireylerin işitme sağlığını da riske atabiliyor. Toplumda işitme kaybını etkili bir şekilde önlemek için çevresel hava kirliliğine maruz kalmayı azaltacak çalışmalar önemli" açıklamasında bulundu.Yüksek hava kirliliği olan mega kentlerde hava kirliliğine bağlı çeşitli hastalıkların gözlemlendiğini söyleyen Demant İşitme Sağlığı Grup Şirketleri Eğitim Müdürü, Odyoloji Doktoru Bahtiyar Çelikgün, "Yapılan çalışmalar havadaki karbon monoksit oranının işitsel eşiği yükselttiğine ve buna bağlı olarak da işitsel duyarlılığın etkilediğine işaret ediyor. Yine bir başka araştırma ise çevredeki hava toz değerine uzun süre maruz kalmanın işitme kaybı için bir risk oluşturabileceğini söylüyor. İşitme kaybının artan oranı ve genel popülasyonda gözlemlenen mevcut hava kirliliği düzeyleri göz önüne alındığında, toplumdaki işitme kaybını etkili bir şekilde önlemek veya geciktirmek için çevresel hava kirliliğine maruz kalmayı azaltmaya yönelik çabalar önem kazanıyor" dedi.

Hava Kirliliği İşitme Kaybına Sebep Oluyor!

İşitme kaybı riskini azaltacak öneriler

İşitme kaybı riskini azaltmak için önerilerde bulunan Demant İşitme Sağlığı Grup Şirketleri Eğitim Müdürü, Odyoloji Doktoru Bahtiyar Çelikgün, "Yüksek sesli ortamlardan kaçınmak, uzun süre kulaklık kullanmamak, kulak hastalıkları söz konusu olduğunda hızlıca bir Kulak Burun Boğaz hekimine görünmek, kulağa kulak temizleme çöpleri ile müdahale etmemek gibi önlemler alınabilir. Bunlar işitme kaybını engellese de hava kirliliği gibi yalnızca işitme sorununu değil, pek çok sağlık sorununa yol açabilecek ve bireysel kontrolü pek mümkün olmayan konularda da toplumsal önlemler alınmalı" açıklamasında bulundu.

Tümörün Karakterine Göre Tedavi Dönemi!

Posted: 20 Apr 2022 01:00 AM PDT

Tümörün Karakterine Göre Tedavi Dönemi!

Nesiller Genetik tümör profilleme testleriyle, onkoloji uzmanlarına kanserin oluşma nedenine yönelik genetik veriler sunarak tedavi planlama sürecine destek oluyor. Dr. Gülay Özgön, kanser tanısının hemen ardından yapılacak tümör profilleme testi ile öğrenilecek tek bir mutasyonun bile onkoloğun tedaviye olan tüm bakış açısını değiştirebileceğine dikkat çekti.

 

 

2009 yılından bu yana hastalara, uzman hekimlere, hastane, klinik ve diğer laboratuvarlara rutin ve kişiye özel genetik tanı hizmetleri, genetik danışmanlık ve sürekli eğitim hizmetleri sunan Nesiller Genetik, tümör profilleme testleri ile kanser tedavisi planlarına sağlıklı veri sağlıyor. Hastalara ve hekimlere, hastanın tümörüne ve/veya kanserin oluşma sebebi olan tümöre ait tüm detayları veren testler sayesinde, konu ile ilgili patoloji uzmanı, genetik uzmanı ve moleküler biyoloğun tedaviye olan katkısı artıyor. Dr. Gülay Özgön, kanser tanısı almış hastaların mutasyonlarının incelenmesi ile tedavi sürecinin nasıl hazırlanması gerektiği hakkında ayrıntılı bir yol haritası çizilebileceğini belirtti. Özgön, "Hekimlerimize kanser tanısının hemen ardından tümör profilleme testi talep etmelerini öneriyoruz. Tümörü tanıyıp, hangi özellik ve değişikliklere sahip olduğunu bilip tedavinin bu bilgiler doğrultusunda planlanması sonuçları değiştirebiliyor. Profilleme ile öğrenilecek tek bir mutasyon bile onkoloğun tüm bakış açısını değiştirmesini sağlayabiliyor" dedi.

Tümörün Karakterine Göre Tedavi Dönemi!

Yapay zekâ destekli analiz süreci

Nesiller Genetik tümör profilleme testlerinde, Illumina tabanlı Yeni Nesil Dizileme (Next Generation Sequencing – NGS) yöntemi kullanarak Roche ve Illumina testlerinden yararlanılıyor. Raporlama, yapay zekâ ile programlanmış olan analiz süreçleri sonucu oluşturuluyor. Bu analiz süreçleri ile hastanın mutasyonuna özgü akıllı ilaçlar ve immunoterapiye uygunluk kararı veriliyor. Nesiller Genetik çatısı altındaki görev alan patoloji ve genetik uzmanları, moleküler biyologlarla birlikte tedavi olasılıkları ile ilgili değerlendirmelerini oluşturuyorlar.

"Genetik veriler tedavinin her adımında kritik önem taşıyor"

Kurucusu Dr. Gülay Özgön, Nesiller Genetik tümör profilleme testlerinin Şubat 2021 tarihinden beri yapılmakta olduğunu ve son 1 yıl içerisinde 500 hastaya çeşitli paneller ile bu testlerin yapıldığını söyledi. Tümör profilleme testlerinin özgüllüğünün yüzde 100 olduğunun altını çizen Özgön, "Genetik veriler kanser tedavisinin her adımında kritik önem taşıyor. Erken tanı aşamasından tedavinin planlamasına kadar her süreçte genetik verilerden yararlanan onkoloji uzmanlarımız ve cerrahlarımız, bizimle sürekli iletişim halindeler. Bu güçlü paylaşım sayesinde bireyin yararı için çok verimli iş birlikleri yapıyoruz" dedi.

Ailedeki kanser hikayesine dikkat!

Dr. Gülay Özgön, aile bireylerinde kanser hastası olan, kendisinin de bu riski taşıyıp taşımadığını öğrenmek isteyen herkese kalıtsal kanser tarama testi yapılabileceğine dikkat çekiyor. Özgön, "Birey, eğer kansere yatkın bir genetik yapıya sahip ise doktor kontrollerini düzenli bir şekilde ayarlayarak, erken tanı ile hayatını kurtarabilir" dedi.

Eğitimcilerden Kadın ve Çocuk İstismarı Açıklaması !

Posted: 19 Apr 2022 10:41 PM PDT

Kadın ve çocuk istismarı

Eğitimcilerden Kadın ve Çocuk İstismarı Açıklaması ! Eğitim Sen, Türkiye’de kadına ve çocuğa karşı baskı, şiddet ve istismarın yoğun biçimde devam ettiğini belirterek, “İstismar Faillerini Aklamanıza İzin Vermeyeceğiz” dedi.

Türkiye'de, adalet mekanizmasına olan güven hızla azalmakta, eğitim sisteminden memnuniyetsizlik ise giderek artmaktadır. Böyle bir ortamda, okullarda, devlet ve tarikat yurtlarında neredeyse her gün bir yenisinin ortaya çıktığı cinsel istismar skandallarının birisi de İzmir'in Dikili ilçesinde bulunan bir ortaokulda, 2019 yılının Kasım ayında yaşandığını belirten sendika yetkilileri, “Bir öğretmen 8 öğrenciyi taciz ettiği iddiasıyla, ailelerin ve çocukların şikâyeti üzerine başlatılan idari soruşturma ile görevden alındı. Sonrasında gözaltına alınan öğretmen E.S. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı, ancak Bergama Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın dördüncü duruşmasında "delil yetersizliği" gerekçesiyle tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Dava sürecinde, mağdur çocukların ailelerinin korkutularak sindirilmeye çalışıldığı, mağdur çocuklar lehine şahitlik yapacak olan sınıf arkadaşları ve ailelerine ulaşılıp tanıklıklarının geri çektirilmesine dair aile ve çocukların beyanlarına dayalı iddialar, yine bir failin aklanmasına çalışıldığına dair kuşkuları derinleştirdi. 12 Ekim 2021'de gerçekleşen duruşmada ise mağdur avukatlarının sanığın yeniden tutuklanması talebi, mahkeme heyeti tarafından "delil yetersizliği" nedeniyle reddedildi. Sanığın "delil yetersizliği" gerekçesi ile tahliye edilmesi, mağdur çocukların beyanlarının dikkate alınmadığını göstermektedir” dedi.

Devlet Memurlarını Koruyan Yargı Kararları

Açıklamada şu ifadelere yer verildi, “Oysaki çocuğa karşı istismar ve cinsel suçlarda somut delilin elde edilmesi her zaman mümkün olmazken, bu suçlar çoğunlukla mağdurun yalnız olduğu ve herhangi bir kayıt cihazının olmadığı ortamlarda işlenmektedir. Bu nedenle, çocuğa karşı cinsel istismar suçlarında mağdurun beyanının esas alınması gerekmektedir.   Aksi durum çocukların şiddet tehdidi altında yaşamasına, mağdurların şikâyetçi olmasının ve etkin soruşturma yürütülmesinin zorlaşmasına ve faillerin cezasız bırakılmasına sebep olmaktadır. Siyasi iktidarın şiddet ve istismar faillerinin elini kolaylaştıran yasal düzenlemeleri ve özellikle kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismardan yargılanan devlet memurlarını koruyan ve cezasız bırakan yargı kararları, toplumun her geçen gün adalete güvenini daha da zedelemekte, mağduriyetleri derinleştirmektedir. Eğitim Sen, 19 Nisan 2022'de kararın beklendiği bugünkü duruşmada, eğitimci kimliğini kullanarak çocuklara karşı istismar suçunu işleyen sanığın cezalandırılması için mağdur öğrencilerin tarafındadır. Kadını ve çocuğu her türlü şiddete karşı korumayı hükmeden uluslararası sözleşmelerde tanımlanmış tedbir, önlem ve sorumluluklar ile Türk Ceza Kanunu'nun kadını ve çocuğu koruyan yasa hükümleri derhal uygulanmalı, faillerin cesaret aldığı yargı kararlarına bir yenisi daha eklenmemelidir. Sendikamız kadınların ve çocukların haklarına yönelik her türlü müdahaleye karşı kararlılıkla mücadelesini sürdürecek, cinsel istismar suçlarının olağanlaştırılmasına izin vermeyecektir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Eğitimcilerden ‘Adil Yönetim’ Talebi !

Posted: 19 Apr 2022 10:24 PM PDT

Eğitimcilerden ‘Adil Yönetim’ Talebi. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, dış yapıların yönetime müdahale ettiğini öne sürdü.

Dışarıdan yapıların, kamuyu yönetme talep ve tasarruflarını da bir hadsizlik olarak gördüklerini; bu hadsizliğe göz yumanların da en az hadsizler kadar sorumlu olduğuna  inandıklarını ifade eden Talip Geylan, “Türk Eğitim Sen olarak, kamuyu yönetme sorumluluğu taşıyanlardan beklentimiz, her daim sadece adil yönetim anlayışı olmuştur” dedi. Geylan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Kamu yönetiminin ve kamusal alanın, liyakat üzerinden değil de mensubiyetler üzerinden tanzim edilmesini bu ülkeye yapılan en büyük kötülük olarak görürüz. Nitekim, 15 Temmuz fetö ihaneti, bu kötülüğün en bariz sonucu ve acı örneğidir. Dışarıdan yapıların, kamuyu yönetme talep ve tasarruflarını da bir hadsizlik olarak görür; bu hadsizliğe göz yumanların da en az hadsizler kadar sorumlu olduğuna inanırız. Denir ya; devletin dini adalettir. Türk Eğitim Sen olarak, kamuyu yönetme sorumluluğu taşıyanlardan beklentimiz, her daim sadece adil yönetim anlayışı olmuştur. Bizim ahlakımıza göre kamusal görevler; nefislerimize amade nimetler ya da talan edilmesi gereken ganimetler değil, aziz milletimize hizmet vesilesidir. Sıfatınız, unvanınız, makamınız ne olursa olsun; Her şey bittiğinde, "Sonu" geldiğinde, Yaptıklarınızla ya da yapmadıklarınızla anılırsınız. İsminiz, ya hayırla ya da kahırla dile dökülür” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post