Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Çocuklara Uygun Protezler Nasıl Seçilmeli ?

Posted: 28 May 2022 10:48 AM PDT

Çocuklara Uygun Protezler Nasıl Seçilmeli?

Rehabilitasyon teknolojilerinde ve tıp alanındaki gelişmelerle birlikte çocuklara uygun protez uygulamalarının son 20 yılda artış gösterdiğini belirten Mert İlhan, çocuklara göre protezlere kapsamlı bir değerlendirme sonunda karar verilmesi gerektiğini belirtti.

Mert İlhan, çocuklara uygun protez kullanımının kriterlerine değindi ve ailelere tavsiyelerde bulundu. Doğuştan uzuv defektiyle doğan ya da travmatik sebeplerle uzuv kaybı yaşayan çocuklar için bu durumun hem ailesi hem de yaşları ilerledikçe kendileri için büyük bir problem olarak algılandığını belirten İlhan, "Doğuştan uzuv eksiklikleri, pediatrik uzuv kayıplarının en sık görülen nedenidir. Bunu travmatik sebepler ve edinsel ampütasyonlar takip ediyor. Uzuv kayıpları, çocukların normal motor gelişimlerinde limitasyonlara neden oluyor ve ciddi hareket kısıtlılıkları meydana getirebiliyor. Rehabilitasyon teknolojilerinde ve tıp alanındaki gelişmelerle birlikte çocuklara özel protez uygulamaları, son 20 yılda artış gösterdi. Çocukların kendilerine özgü protezler kullanarak kendi yaşıtlarıyla günlük yaşam aktivitelerinde katılımı ve önündeki engeller her geçen yıl daha da azalıyor." dedi.

Protezler fonksiyonel, sağlam ve hafif üretilmeli

İlhan, ampute çocukların yüksek aktivite düzeyinin protez bileşenlerini yüksek derece strese maruz bıraktığını belirterek, "Bu nedenle protezin tüm bileşenlerinin yüksek mukavemete sahip materyallerden yapılması, aktif yaşam tarzına uyumlu bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Çocuk protezlerinin üretiminde çocukların en aktif protez kullanıcıları olduğu göz önünde bulundurulmalı, tüm bileşenler çocukların zıplama ve koşma gibi yüksek aktivite düzeyine uygun olacak şekilde, fonksiyonel, sağlam ve hafif üretilmeli. Pediatrik protez kullanıcılarının yetişkinlerden en önemli farkının, sürekli büyüyen ve gelişim gösteren vücutlarının protez bileşenleriyle uyumunda yaşanacak problemler olacağı unutulmamalı. Bu nedenle protez parçalarının çocuk büyüdükçe değiştirilebilir ve yeniden düzenlenebilir şekilde üretilmesi büyük önem taşıyor. Protezin donanımlarının vücudun diğer eklemlerinde yaralanma meydana getirmeyecek modifikasyonlar içermesi gerekiyor." dedi.

Çocuklara Uygun Protezler Nasıl Seçilmeli?

Protez çocuğun büyüme ihtiyacına cevap vermeli

İlhan, "Protez kararı verilirken yetişkin ve çocuk protez kullanıcıları arasındaki en önemli ayırt edici faktör, protezlerin çocukların büyüme ihtiyacına cevap verme zorunluluğudur. Haliyle çocuklarda belirli bir yaşa kadar protez bileşenlerinin gelişimine uygun olarak değiştirilmemesi, çocukta aktivite sınırlılıkları yaratarak çocuğun hem lokomotor hem de psikososyal gelişimini sekteye uğratacaktır. Bu yüzden çocuklara uygun protezlere kapsamlı bir değerlendirme sonunda karar verilmesi, periyodik değerlendirmelerle protezin vücuda uyumu belirlenmesi ve yaşına uygun değişimleri yapmak çok önemlidir." diye konuştu.

Yanlış üretilmiş protezler vücutta sorunlar yaratıyor

İlhan, 'Protezin çocuğun gelişim evrelerine uygun, uzvunun antropometrisine tam uyum sağlayacak şekilde üretilmemesi, enerji tüketiminin artmasına, çocuğun proteziyle hareket ederken güven problemi yaşamasına ve günlük yaşam aktivitelerinde limitasyonlara neden olur. Çocuğun protez kullanan uzvunda deri problemleri, kas kısalıkları ve eklem hareket sınırlılıkları meydana gelebilir. Çocuk vücuduna uygun olmayan bir protezle yanlış hareket paternleri geliştirebilir. Ayrıca yanlış üretilmiş protezler vücudun diğer bölgelerinde kas iskelet sistemi sorunlarına neden olarak ağrı ve normal eklem hareketinde kısıtlılıklara neden olur ve bu problemler ilerleyici postür problemlerine yol açabilir. Protez teknolojileri oldukça gelişme gösterse de günümüzde hala her yaş için çocuğun kilosuna ve boyuna uygun protez bileşenleri bulmak mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle özellikle ergenlik dönemine erişmiş çocuklarda çoğu zaman hem çocuk hem de yetişkin bileşenlerinin tek bir protez üzerinde kullanılması tercih ediliyor." dedi.

 

Protez bileşenleri ne zaman değiştirilmeli?

Çocukların iskelet sistemleri olgunlaşana kadar her 12 ila 24 ayda bir yeni proteze ihtiyaç duyduklarını belirten İlhan, "Bu süre, yetişkinler için genellikle her 3- 5 yılda birdir. Çocuklarda ilk protez için doğru zaman, gelişim basamaklarına uygun olarak kol protezleri için oturma dengesinin sağlandığı, bacak protezleri için ise ayağa kalkmaya başlandığı zamandır. Protez bileşenlerinin değişimi 5 yaşına kadar yılda bir gerçekleştirilmeli, 5 ve 12 yaş arasındaki çocuklarda iki yılda bir ve 12 yaştan sonra 21 yaşına kadar üç ila dört yılda bir periyodik değerlendirmeler yapılarak değiştirilmeli" dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Sağlıkçıya Şiddete Karşı Önlemler Alınıyor

Posted: 28 May 2022 08:34 AM PDT

Kırşehir Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nde Sağlıkçıya Şiddet

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Twitterda sağlıkçıya şiddete yönelik yeni alınan kararı müjdeledi. Karara göre sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlara tutuklu yargılanmaları yönünde kanun maddesi onaylandı.

 

Sağlıkçıya şiddet suçlarının cezasız kaldığı ve sürekli sağlıkçıların şiddete maruz kaldığı bu dönemde Fahrettin Koca’dan müjdeli haber geldi. Koca Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet suçlarının cezasını artıran ve darp suçunda tutuklu yargılanmayı sağlayan kanun maddeleri Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanıp, Resmi Gazete’de yayınlanarak YÜRÜRLÜĞE GİRDİ. Sağlıkta şiddete karşı güçlüyüz. Hayırlı olsun.” dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Kırşehir Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nde Sağlıkçıya Şiddet

 

Hekimlerin Pandemi İsyanı

Posted: 28 May 2022 05:46 AM PDT

Aktif Vaka Sayısı Negatif Oldu !!!

Hekimlerin Pandemi İsyanı ! Hekimlerin yüzde 71’i pandemide çalışma ortamının yetersiz olduğunu söyledi.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sağlık çalışanları; pandemide en ağır yükü taşıyan grupların başında geliyor. Uluslararası çapta yapılan birçok çalışmada, sağlık çalışanlarının Covid-19 nedeniyle toplumun diğer kesimlerine göre daha çok hastalanıp öldüğü kaydedildi. Pandemiye karşı en önde mücadele eden sağlık çalışanlarının güvenli çalışma şartları oluşturularak korunmalarının sağlanması büyük önem arz ediyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Toraks Derneği, “Pandemi devam ederken; TTB'nin 2021 Eylül'de 6178 hekimle yaptığı ankete göre, hekimlerin %71'i çalışma ortamlarının pandemi koşullarına uygun olmadığını, yüzde 68'i çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle hastalarına yeterince vakit ayıramadığını, yüzde 45'i aylık gelirinin geçinmesine yetmediğini, yüzde 75'i salgın sürecinde herhangi bir ek ödeme almadığını, yüzde 84'ü ise çalışma hayatları boyunca en az bir defa sözel veya fiziksel şiddete uğradıklarını belirtmiştir” şeklinde açıklama yaptı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

 

Astım Tedavisinde Erken Tanı Çok Önemli!

Posted: 28 May 2022 04:58 AM PDT

Türk Toraks Derneği'nin 25. Yıllık Kongresinde açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Gülfem Elif Çelik astım tedavisinde erken tanının, doktor kontrolünde ilaç tedavisinin, hasta farkındalığının ve düzenli kontrolün önemini vurgularken Türkiye'nin astım tedavisinde oldukça iyi bir noktada olduğunu belirtti.

Astım Tedavisinde Erken Tanı Çok Önemli! Astım her ne kadar kalıtsal bir hastalık olsa da özellikle çocukluk döneminde sigara dumanı, hava kirliliği, solunum yolu enfeksiyonu gibi çevresel uyaranların bu hastalığın ortaya çıkmasına sebep olduğunu belirten Prof. Dr Gülfem Elif Çelik, "Eğer hastalar nefes darlığı, öksürük ve hırıltı şikayetlerinden biri veya birkaçını birlikte görüyor; sigara dumanı, toz, koku ve stres gibi uyaranlarda nefes darlığı hissediyor, öksürüyorsa ve bu şikayetler tekrar ediyorsa bu astım olabilir. Bu hastalığın tedavisinde erken tanı son derece önemli olduğu için bu belirtileri taşıyan kişilerin bir uzmana başvurmasını tavsiye ediyoruz." dedi.

"Hastalar şikayetleri varsa doktora başvurmalı, düzenli kontrollerine devam etmeli"

Çelik: "Toplumda astıma dair negatif bir algı var ancak yıllar içindeki gelişmeler astım tedavisini çok iyi bir noktaya getirdi. Astımın az bilinen bir tarafı uygun tedaviyle hastaların yaşam kalitesinin yükseltilebiliyor olması. Astım hastaları uygun tedaviye başlandığında hastalıkları tamamen kontrol altına alınabiliyor, normal insanlar gibi sosyal aktivitelerini yapabiliyor, doğum yapabiliyor, seyahat edebiliyor, spor yapabiliyor.  Bunun tam tersi olarak şikâyeti olup doktora gitmeyen veya yeterli tedavi almayan hastalarda hastalık ilerleyebiliyor. Fakat bu az bir hasta grubunda çıkan bir tablo. Uygun tedaviye ulaşan hastalarımızın büyük çoğunluğu hastalıklarını iyi şekilde atlatıyor, yaşamlarına etkisi az oluyor." dedi.

"Astımı olumsuz etkileyen dış faktörlerden uzak durulması ilaç tedavisi kadar önemli"

Tedavi denince akla ilk ilaç tedavisi geliyor olsa da bunun yanında hastaların bazı çevresel faktörlerden de uzak durması gerektiğini vurgulayan Çelik, "Örneğin sigaraya maruziyet astımda çok ciddi bir risk faktörü. Günümüzde ebeveynler daha dikkatli ve bilinçli. Ancak yine de bebeklerin, çocukların ve hamilelerin yanında da sigara içilmemesi gerekiyor. Bununla beraber aile fertleri evlerde astımlı bireylerin yanında da asla sigara içmemeli. Hastaların astımını olumsuz etkileyen dış faktörleri bilip bunlardan uzak durmaları ilaç tedavisi kadar önem taşıyor." dedi.

alerjik astım
alerjik astım

"Hastaların astım hakkında bilgiye doğru kaynaklardan ulaşması önemli"

Astımın ülkemizde erişkinlerin yaklaşık yüzde 3 ila 6'sında; çocukların ise yüzde 10'nda görüldüğünü ekleyen Çelik "Bu hastalık Türkiye'de erişkinler arasında kadınlarda daha sık görülürken; çocuk yaş grubunda ise erkek çocuklarında daha sık rastlanıyor." Astım denilince akla alerji gelse de astım ve alerjik astımın aynı şey olmadığını söyleyen Çelik, alerjik astımın yetişkinlerin yüzde 50'sinde görülürken; çocuklarda yüzde 80-85 gibi bir oranda görüldüğünü belirtiyor.

"Astım düzenli tedavi altına alındığında hastalar istediği tüm aktiviteleri yapabilir"

Her hastanın astımının kendine özgü olduğunu söyleyen Çelik, “Astım kronik bir hastalık olduğu için uzun dönemde tedavi alınması zorlaşabiliyor. Genelde hastalarımız tedavi mantığını anladıklarında tedaviye uyumlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Bu yüzden tedavi sürecinde iyi iletişim önemli. Hastalarımızın bunun uzun soluklu fakat kontrol edilebilir bir hastalık olduğunu bilmesi gerekiyor. Düzenli doktor kontrolü, doğru ilaç kullanımı, hastalık konusunda farkındalık sahibi olmak ve en önemlisi hayatın içinde kalmak büyük önem taşıyor. Düzenli tedavi edilip kontrol edildiği takdirde astım hastaları günlük hayatta istediği aktiviteleri yapabilir. Örneğin bir olimpiyat esnasında Amerika Birleşik Devletleri takımının yüzde 30'u astım hastası idi. Bu da bize mevcut tedavilerin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor." dedi.

"Düzgün ilaç tedavisi ile astım atakları belirgin oranda düşüyor."

Toplumda panik yaratan bir durum olan astım krizleri hakkında da konuşan Çelik. "Astım krizlerinde rahatsızlık verici semptomlar artabiliyor, daha az olan nefes darlığı daha belirgin hissedilmeye başlanabiliyor, gece uykuları bozuluyor. Fakat bunun da bir tedavisi var. Örneğin nefes darlığında olağan dışı bir artış görülürse hemen doktorla temasa geçilirse atakların ilerlemesi önlenebiliyor. Özellikle düzgün ilaç tedavisi kullanan hastalarda ataklar belirgin oranda düşüyor" dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

İstanbul’da Yoksul Kesimde COVID-19 Ölüm Oranları Daha Yüksek Çıktı ! 

Posted: 27 May 2022 12:42 PM PDT

İstanbul'da Yoksul Kesimde COVID-19 Ölüm Oranları Daha Yüksek Çıktı ! 

İstanbul’da Yoksul Kesimde COVID-19 Ölüm Oranları Daha Yüksek Çıktı ! Türk Toraks Derneği çarpıcı bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı İstanbul bazlı yapılan çalışmada, “Sosyoekonomik düzey düştükçe COVID-19’dan ölüm oranlarının arttığı ortaya çıktı. Türk Torak Derneği tarafından yapılan bilimsel araştırmada, “E5 hattı ve sahil bölgesinde Covid-19 hastalığından ölüm daha az” denildi.

İstanbul E5 ve İstanbul Sahil Kesimi Covid-19 Ölümleri

24-28 Mayıs tarihleri arasında devam eden kongrede "Dijital Çağda Akciğer Sağlığı" başlığı, kongre mottosu olarak seçilerek yeni teknolojilerin sağlığa etkileri her yönüyle değerlendirildi. Tütünün neden olduğu akciğer hastalıkları, uyku bozuklukları, KOAH, Tele-Tıp ve kişiselleştirilen tıp uygulamaları, ileri tanı ve tedavi yöntemlerinin herkese eşit ulaşılabilirliği sosyo-ekonomik yönüyle yüzlerce akademisyen konuşmacı tarafından incelendi.  Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu, yaptığı çalışmada İstanbul'da gerçekleşen Covid-19 ölümlerinin sosyo-ekonomik düzey ve hava kirliliği ilişkisini ortaya koydu. Çalışmada, ilçe düzeyinde sosyoekonomik durumdaki her yüzde 20'lik kötüleşmenin ek ölümlerde yüzde 4'lük artışa yol açtığı saptandı. Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri de, “İstanbul'da E5 olarak bilinen bölgeye yakın ve sahilde yaşayanlarda bu oran daha az olarak belirlendi” oldu.

Covid-19 Pandemisi ve Hava Kirliliği İlişkisi

Araştırmada Covid-19 ve hava kirliliği ilişkisi de ele alındı. Covid-19 pandemisi sosyo-ekonomik eşitsizlik ve hava kirliliği sorununu yeniden gündeme getirdi. Bu çalışmada İstanbul'da gerçekleşen Covid-19 ölümlerinin sosyo-ekonomik düzey ve hava kirliliği ile olan ilişkisini ortaya koyulmuştu. Ekolojik tipte olan bu çalışmada, İstanbul'da ilçe düzeyinde Covid-19 ölümleri ile hava kalitesi ölçütlerinin ve sosyoekonomik durumun ilişkisi incelendi. Toplam ölümler arasında Covid-19 nedeniyle meydana gelen ölümlerinin yüzdesi, Covid-19 mortalite hızı, Covid-19 ölümleri arasında 65 yaş üstü kişilerin yüzdesi ve 2015-2019 yılları baz alınarak 2020 yılındaki ek ölümler araştırmanın bağımlı değişkenleridir. Hava kalitesi ölçütleri olarak PM10, SO2, NO2 ve NOx'in Ekim 2019 – Mart 2020 dönemindeki günlük ölçümleri dikkate alındı. Hava kirliliği ile ölüm ölçütleri arasında ilişki partial korelasyon ile analiz edildi, sosyoekonomik durum, 65 yaş üstü nüfus oranı, hane halkı büyüklüğü ise kontrol değişkenler olarak analize dahil edildi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) İstanbul'da yoksul kesimde covid-19 ölümleri daha fazla

 İlçe düzeyinde sosyoekonomik durumdaki her yüzde 20'lik kötüleşmenin ek ölümlerde yüzde 4'lük artışa yol açtığı saptandı. İlçedeki yaşlı nüfusun yüzde 10'un üzerinde olması, toplam nüfustaki Covid-19 ölümlerini yüzde 35, 65 yaş üstü nüfustaki ölümleri yüzde 3 oranında arttırdığı belirlendi. Ortalama hane halkı büyüklüğünün 65 yaş üstü nüfusta gerçekleşen Covid-19 ölümleri ile korele olduğu saptandı. 100.000 nüfusa düşen Covid-19 ölüm oranı ile PM10, SO2 ve NO2 arasında orta dereceli bir korelasyonun olduğu saptandı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

YÖNDER Okulları Bornova Kampüsü Törenle Hizmete Girdi  

Posted: 27 May 2022 10:35 AM PDT

Yönder Okulları Bornova Kampüsü, düzenlenen törenle hizmete girdi.

Açılışa YÖNDER Okulları kurucularından Prof.Dr. Üstün DÖKMEN, Yönder Okulları kurucularından Uzm.Klinik Psikolog ve Yazar Süleyman HECEBİL, Yönder Okulları Genel Müdürü Adem FİDAN, Yönder Okulları Bornova Koleji Kurucu Temsilcisi Serdar EROL, Yönder Okulları Genel Müdürlük yetkilileri, İzmir Bornova ilçesinde görev yapan okul müdürleri kampüs yöneticileri, öğretmenler ve veliler katıldı.

Yönder Okulları Genel Müdürü Adem FİDAN, Yönder diplomasının tüm dünyada geçerli olacağını belirterek, "Öğretmenlerimizin önderliğinde  çocuklarımızın meraklarını anaokuldan üniversiteye kadar hep taze tutan zengin içerikler hazırlamak istiyoruz. Yönder diplomasının tüm dünyada bir karşılığı olacak. Yönder diplomasının dünyanın çok farklı 550 üniversitesinde herhangi bir akreditasyona gerek olmadan bir geçerliliği olacak. Serdar Hocam ile birlikte çok güzel ve kaliteli çalışmalar yapacağız" dedi.

YÖNDER Bornova Koleji açılışındaki folklor gösterisi büyük ilgi gördü.

Yönder Okulları Bornova Kampüsü Kurucusu Serdar EROL, şu bilgileri verdi, "Hayatını eğitime ve bilime adamış kurucuların engin bilgi deneyimi ve vizyonu ile sağlam temeller üzerine inşa edilmiş Yönder Okullarının özgün eğitim yaklaşımı ile çocuklarımızın geleceğinde fark yaratacağımıza inanıyoruz. Akademik başarının yanı sıra sosyal, duygusal ve bedensel gelişimin bir bütün olarak ele alındığında bu eğitim anlayışında Prof.Dr. Üstün DÖKMEN ve Uzm.Klinik Psikolog ve Yazar Süleyman HECEBİL'in yön göstericiliği ile İzmir'de eğitimin yönderi olacağına inancımız tamdır"

Yönder Okulları Bornova Kampüsü Kurucusu Serdar EROL,
Yönder Okulları Bornova Kampüsü Kurucusu Serdar EROL, hedeflerini anlattı.

Okullar Çocukların Kendilerini Keşfettiği Yerdir

Yönder Kurucularından Uzm.Klinik Psikolog ve Yazar Süleyman HECEBİL ise konuşmasında  şunları söyledi, "Okul çocuğun merak, deneyim ve sevgi ve onay ihtiyacının karşılandığı yerlerdir. İlköğretim ve lisede çocuklarımızın dört temel ihtiyacı var. Bunlar, merak, deneyim, sevgi ve onaydır. Çocuk işler yolunda gitmediyse aileden sonra ikinci bir şans öğretmen veya okuldur. Okul çocuğun kendini keşfettiği yerdir,  çocuklar yaşadıkları deneyimlerle, derste aldığı bilgilerler, laboratuvarda, spor sahasında yaşadıkları deneyimler kendilerini keşfettiği faaliyetlerdir"

Yönder Okulları Bornova Kampüsü, düzenlenen törenle hizmete girdi.
Yönder Okulları Bornova Kampüsü, düzenlenen törenle hizmete girdi.

Prof.Dr. Üstün DÖKMEN'den Türkçe Uyarısı

Türkçenin doğru kullanımının çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Üstün DÖKMEN, şöyle devam etti, "Bir insanın tabiiyeti önemlidir. Bizim tabiyetimiz Türkiye Cumhuriyeti (TC) bu yüzden tabelamız da Türkçe olmalıdır. Türkçe yazmaktan çekinen, utanan bir millet haline geldik. Ankara’da büyük bir iş hanı var 20- 30 kat bir site, etrafı apartman, şimdi o yerin sahibi İngilizce bilmez, müteahhit bilmez, inşaatçı bilmez, mimar bilmez, oturanların yüzde 90’ı bilmez, yönetici ve kapıcı ingilizce bilmez ama sitenin adı İngilizce ! 'Türkçe yazarsak kalitemiz düşer, ben orada oturamam'  deniyor. Türkiye’deki sitelerin ve AVM’lerin %90’ının ismi Türkçe değil. Anneannesine saygısı olan anadiline de saygı duyar. Bizim ana dilimiz Türkçe. Çocuklarımız Türkçe metin okuyacaklar. Çocuklar sınava hazırlanırken en önemlisi bir paragrafı okuyup anlayacak, soruyu ondan sonra çözecek ama daha metni okuyamıyor. O zaman roman okuyacak. Bu konuda araştırmalar var, internette bir çocuk sürekli birşey okuduğu zaman okuma becerisi zayıflıyor, instagramda bir kelime yazı var çocuk habire aşağıya kayıyor, o kayıyor bizim de hayatımız kayıyor. İnternet hızlı görme becerisini geliştiriyor, yarım saniye baksan instagramı anlıyorsun. Ama okuyup sindirerek ana dilini kavrama becerisini kavrayamıyorsun"

Yönder Okulları Genel Müdürü Adem FİDAN
Yönder Okulları Genel Müdürü Adem FİDAN

Anne Adaylarına Yaz Önerileri

Posted: 27 May 2022 06:42 AM PDT

Anne Adaylarına Yaz Önerileri

Yaz ayların da etkisini gösteren sıcak hava, hemen hemen herkesin metabolizma düzenini değiştirir. Özellikle hamileleri büyük ölçüde etkileyen yaz mevsiminde, bazı noktalara dikkat etmek rahat bir gebelik için son derece önemli sayılır. Aşırı sıcak hava, nem ve güneş ışınları, gibi etmenler anne adaylarını daha fazla etkiler.

Yaz aylarında hissedilen bunaltıcı sıcaklıklar başta hamileler olmak üzere anne adaylarını yorar. Ciddi sıvı kaybının yaşandığı aşırı sıcak ve nemli havalarda hamileliği rahat geçirmek daha fazla önemli hâle gelir. Özellikle gebelik sürecinde görülen akciğer hacminin azalması, anne adaylarının daha güç nefes alıp vermesine neden olabilir. Anne adayının kan basıncının düşmesi, kandaki tuz ve şeker oranının bozulması, nabız hızlanması gibi problemlere yol açan bu durum, yeteri kadar sıvı tüketimi sayesinde dengelenir. Ayrıca sıvı eksikliği doğrudan bebeğin gelişimi üzerinde de etkili olur. Bebeği saran amniyon sıvısının azalması gelişimin yavaşlamasına hatta durmasına yol açabilir. Dolayısıyla özellikle yaz aylarında su tüketimi 3 ile 4 litre arasında olmalıdır.

 

Güneşin dik açılarla geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalıyız

Hamilelik sürecinde kandaki östrojen hormonun artması, güneş ışınlarına karşı hassasiyetin yükselmesine neden olabilir. Güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde dışarıda bulunmak hem anne adayı hem de bebek için zararlı etkenlere yol açar. Özellikle açık havada yapılan egzersizler sırasında dışarıya çıkma saatlerini düzenlemek son derece önemli.

Anne Adaylarına Yaz Önerileri

Hamilelerin beslenme konusunda dikkat etmesi gerekenler

Yaz aylarında meyve ve sebze çeşitliliği sayesinde hamiler için bol bol vitaminli gıdalar tüketmek hem bebeğin hem de anne adayının sağlığı açısından son derece önemli. Taze meyve suları, sebze yemekleri; vitamin ve mineral alımında oldukça etkili rol oynar. Bunların yanı sıra soda içmek de vücudun aşırı sıcaktan kaybettiği tuz ve minerallerin geri alınmasına yardımcı olur.

Bunların yanı sıra alınması gereken bileşenlerle ilgili konuşan Dr. Şefik Gökçe, ''İyot, çinko, selenyum, magnezyum, D vitamini, B vitaminleri, demir, kalsiyum gibi bileşenler anne karnındaki bebeğin gelişimine destek olur. Dolayısıyla bu tip faydalı bileşenleri doğal yollardan ve takviye ürünlerle almak da yaz aylarında sağlıklı bir hamilelik geçirilmesine yardımcı olur'' dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Hekimler “Emek Bizim Söz Bizim” Dedi

Posted: 27 May 2022 05:44 AM PDT

Hekimler

Tüm sağlık emekçileri sağlık haklarına sahip çıkmak için pandeminin başından bu yana gittikçe güçlenen bir mücadele programı yürüten sağlık çalışanları "Tükeniyoruz" diye başlattıkları, yaşamak ve yaşatmak için  "Emek Bizim Söz Bizim" dediler.

Hekimler  "Emek Bizim Söz Bizim, Sağlık Hepimizin" diye tüm topluma yaptıkları çağrı ile ilgili olarak, “Ankara'da tüm sağlık emek ve meslek örgütlerinin, toplumun bir araya geleceği beyaz miting duyurusunu ve 29 Nisan itibariyle de miting alanı için başvurumuzu yapmıştık. Ancak iktidar nasıl bize insanca yaşayacak bir ücret, her türlü çalışma koşullarımızın düzeltilmesi ve topluma sağlıklı bir gelecek taleplerimizi yok saydıysa, Ankara Valiliği de bir araya gelmemizi, taleplerimizi demokratik yollardan güçlü bir şekilde dile getirmemizi engelleme çabası içinde olmuştur.” dedi.

“Engellendik”

Demokratik haklarının nasıl engellendiğini kamuoyuyla paylaşmak isteyen hekimler şunları söyledi;

29 Mayıs'ta Ankara'da Beyaz Miting kararını nisan ayında almıştır. Sağlık emek ve meslek örgütleri tertip komitesi tüm yasal prosedürleri tamamlayarak Ankara Valiliği'ne 29 Nisan 2022 tarihinde miting için başvurmuştur. Ancak Ankara Valiliği ile görüşme taleplerimiz sürekli çeşitli bahanelerle ertelenmiş, muhataplarımız tüm mücadele sürecimiz boyunca yaptıkları gibi adeta bizlerden kaçmıştır. Son bir haftada sürekli değişen muhataplarla yapabildiğimiz görüşmelerimizde de mitingimize yönelik olumlu ya da olumsuz karar verilmemiş ve biz örgütlerin mitinge yönelik saha çalışması ve somut adımlar atması engellenmeye çalışılmıştır.

Hekimler

Mitingimize yönelik başvurumuzun üzerinden bir aya yakın zaman geçmesinin ardından, mitingimize üç gün kala Ankara Valiliği miting için ısrarla Kolej alanını istediğimiz halde, hiç uygun olmadığını belirttiğimiz Anıtpark'ı bizlere miting alanı olarak göstermiştir. Ayrıca miting saatlerimizi kısaltarak, miting alanına yürüyüş mesafemiz ve fiziksel hazırlık taleplerimizi de yok sayarak bize bu kararını iletmiştir. Biz sağlık çalışanlarının taleplerini, çalışma koşullarının olumsuzluklarını; sağlık kurumlarımızdaki sorunları, artık ücretsiz ve nitelikli sağlığa ulaşamayan halkı görmezden gelen iktidarın bir yansıması olarak valilik de bizleri antidemokratik yollarla görmezden gelmeye, yok saymaya, engellemeye çalışmıştır. Ankara Valisi'ne hatırlatalım; valilik tüm yurttaşlara karşı sorumludur, iktidar partisinin il başkanlığı değildir!

Her seferinde yetkililerin bekleyin tavrıyla karşılaşan biz örgütlerin mitinge yönelik motivasyonunu kırma, enerjisini boşa çıkarma çabaları boşunadır. Kızılay'dan Sıhhiye'ye, Abdi İpekçi'den Kolej'e hak arama alanlarını yurttaşa kapatan, yasalarla güvence altına alınan gösteri ve yürüyüş özgürlüğü önündeki bu antidemokratik engellemeler toplumsal düzene zarar vermeye yönelik hak ihlalidir. Daha dün Resmî Gazete'de gösteri ve yürüyüşlerin yapılmasına yönelik kısıtlayıcı önlemlerin bir nebze olsun gevşetildiği bir dönemde yasal haklarımızın engellenmesini kınıyoruz ve kabul etmiyoruz.

 

“Mücadelemiz Daha Çok Büyüyecek”

Hekimler 29 Mayıs tarihinde Ankara'da Anıtpark meydanında düzenlenecek Beyaz Mitinge çağırı yaptı. Hekimler yaptıkları çağrıda, “Bizleri görmezden gelenlere, bizlerin emeğiyle ve geleceğimizle istediği gibi oynayabileceğini zannedenlere bundan önceki beyaz yürüyüşlerimizle, beyaz g(ö)revlerimizle verdiğimiz yanıtları, beyaz mitingimizle çok daha güçlü vereceğiz. Haklarımızı alana kadar pes etmeyeceğiz; topluma verdiğimiz nitelikli sağlık hizmeti için, emeğimizin karşılığını almak için mücadelemizi daha da büyüteceğiz.” ifadelerini kullandı. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Lise Öğrencileri ‘Sağlık’ İçin Yarıştı

Posted: 27 May 2022 03:44 AM PDT

Lise Öğrencileri 'Sağlık' İçin Yarıştı

İstinye Üniversitesi (İSÜ) ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, öğrencilerde doğru sağlık bilinci oluşturulması ve kronik hastalığa sahip öğrencilerin hayatlarının kolaylaştırılması amacıyla başlattığı 'Sağlık Elçileri Eğitim Programı'nda ödüller sahiplerini buldu. Programa başvuran lise öğrencileri ile öğretmenlerinden oluşan ekipler, kendi projelerini sundular.

İstinye Üniversitesi (İSÜ) ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, liseli öğrencilerde doğru sağlık bilincinin oluşturulması, sağlıklı toplum, sağlıklı gençlik ve akran dayanışması yoluyla kronik hastalığa sahip öğrencilerin hayatlarının kolaylaştırılması amacıyla başlattığı 'Sağlık Elçileri Eğitim Programı'nda ödüller sahiplerini buldu. Projeler Afiş Tasarımı, Dijital Oyun ve Sosyal Kampanya Düzenleme olmak üzere üç kategoride hazırlandı.

Dokuz Tanesi Dereceye Girdi

Üç öğrenci ve bir danışman öğretmenden oluşan ekiplerin oluşturduğu 40'ın üzerindeki proje grubundan dokuz tanesi dereceye girdi. Sunumlarında başarılı olan ekipler 24 Mayıs'ta İSÜ Kongre Merkezi'nde düzenlenen ödül töreninde açıklandı. birçok akademisyenlerin katıldığı ödül töreninde birinci olan ekibe bluetooth kulaklık, ikinci ve üçüncü olan ekiplere ise hediye çeki verildi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Lise Öğrencileri 'Sağlık' İçin Yarıştı

 

Gözlerde Bahar Alerjisi Başladı

Posted: 27 May 2022 03:31 AM PDT

Gözlerde Bahar Alerjisi Mevsimi Başladı

Prof. Dr. Uğur Emrah Altıparmak, gözlerde görülen bahar alerjisinin özellikle küçük çocuklarda zor geçebileceğine dikkat çekerek mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Altıparmak, gözlerdeki şiddetli kaşıntının, görme kaybıyla sonuçlanabilecek "Keratokonus" hastalığına yol açabileceğine dikkat çekerek uyardı.

Altıparmak gözlerde bahar alerjisi ile ilgili önemli bilgiler verdi. Altıparmak bahar aylarında açan çiçeklerden doğaya yayılan polenlerin insanlara da ulaştığını ve bahar alerjisinin çok yaygın olduğunu söyledi. Alerjinin çoğu hastada burun akıntısı ve tıkanıklığı ile burun bölgesinde kaşıntı şeklinde kendisini gösterdiğini belirten Altıparmak "Alerji bazı hastalarda solunum güçlüğü, hatta astıma neden olabilir. Bazı hastalarda ise gözlerde kaşınma ve sulanma şikayetlerine neden olur. Gözde bahar alerjisi olan hastalar bu mevsimin geldiğini hemen hissederler. Gözlerde kaşınma, kızarma, sulanma en tipik bulgulardır. Aileler çocuklarının gözlerinde beyaz tabaka (sklera) ile saydam tabaka (kornea) birleşiminde kızarıklık ve kabarıklıklar görebilirler. Bu ağır geçen alerjinin bir bulgusudur" diye konuştu.

Gözlerde Bahar Alerjisi Mevsimi Başladı

"Görme kaybıyla sonuçlanmasın"

Altıparmak, "Keratokonus" hastalığının, her ne kadar ışın tedavisi (Cornea cross-linking) ile durdurulabilen, sert veya hibrit lenslerle tedavi edilebilen bir hastalık olsa da görme kaybı ile sonuçlanabileceğine işaret ederek "Çocuğunuzda veya sizde gözlerde bahar alerjisi varsa, damlalarla tedavisi mümkündür. Bu amaçla anti-histaminik ve kortizonlu damlalar yaygın olarak kullanılır. Son yıllarda kortizonlu damlaların olası yan etkilerinden kaçınmamızı sağlayan ve bağışıklık sistemini daha güvenli şekilde baskılayabilen damlalar da mevcuttur" dedi.(BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post