Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Doktorlar İş Bırakma Eylemi Ne Zaman ?

Posted: 14 Jun 2022 06:55 AM PDT

Doktorlar İş Bırakma Eylemi Ne Zaman ? Hekimler, mecliste hazırlanan yasayı proteste etmek amacıyla 15 Haziran tarihinde iş bırakacak. Sağlık Bakanlığı henüz açıklama yapmadı.

Doktorlar İş Bırakma Eylemi Düzenliyor 

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve sağlık emek-meslek örgütleri; TBMM Genel Kurulu'na sunulan, hekimler ile sağlık çalışanlarının haklarını gasp eden yasa teklifine karşı 15 Haziran 2022 Çarşamba günü G(ö)REV kararı aldı. G(ö)REV ile ilgili 14 Haziran 2022 günü çevrimiçi bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantının açılış konuşmasını yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, sağlık hizmetini birlikte üreten hekimlerin ve sağlık çalışanlarının hakları için 11 örgütün büyük ve önemli bir yan yana gelişe imza attığını belirtti. Daha sonra her bir kurum temsilcisi kısa sözler alarak sağlık alanındaki krizi, kendi alanlarından yaşadıkları sorunları ve 15 Haziran G(ö)REV eylemine taşıdıkları taleplerini dile getirdi.

5 dakika hekimlik olmaz eylemi

Doktorlar İş Bırakma Eylemi Basın Açıklaması

“Tüm Hekimleri, Sağlık Emek-Meslek Örgütlerinin Bütün Bileşenlerini 15 Haziran’da 1 Günlük İş Bırakmaya Davet Ediyoruz” diyen Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, daha sonra ortak basın açıklamasını okudu.

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile piyasalaşan; hastayı müşteri, hastaneleri işletme, bizleri köle gören Türkiye sağlık sistemi; pandemi ve krizlerin etkisiyle gittikçe tıkanmaktadır. Sağlık sisteminin tıkanmışlığının çözümü için sistemi gözden geçirip değiştirmek yerine; bizlere şiddet, yoksulluk, istifalar, göç, liyakatsizlik, niteliksiz eğitim, performans dayatması, mobbing, baskılar halka ise evlerde oluşan sanal kuyruklar, aylarca sonrasına alınabilen randevular, gittikçe artan kalemlerle cepten ödemeler, kamusal sağlık hizmetlerini tüketen düzenlemelerle özel hastanelere teşvik, sağlıkta eşitsizlik reva görülmektedir. Bizler; şifa vermek için, sağlıklı bir toplum için bu meslekleri seçenler, sürekli sağlıksızlık dayatan ve bununla beslenen bu sistemin içinde görevimizi yapamıyoruz. Koruyan değil hastalık üreten bu sistem daha fazla hasta, daha fazla hastalık ile kâr etmeyi hedeflerken, bizlere de mesleki tatminsizlik, daha yoğun geçen çalışma saatleri, daha uzun mesailer, daha büyük duygusal yük olarak yansımaktadır. Bu yılın daha mayıs ayında hekim göçü 938 sayısına ulaşmış, giderek artan intiharların en son örneği daha dün 9 Eylül Tıp Fakültesi'nde yaşanmışken ekran başlarında, Meclis komisyon odalarında emeğimiz ve mesleklerimiz ile adeta alay edilmektedir. Oyalama taktikler ile mücadelemiz zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Ama yılmıyoruz, biz her bir can için inatla tedaviyi sürdüren, ısrarla yaşamı savunanlar, mesleğinin inadını, umudunu koruyanlar, haklarımız için mücadele vermeye devam ediyoruz, edeceğiz.

Doktorlar İş Bırakma Eylemi Hakkında Konuşan Fincancı : “Sağlık Sistemi Yürümüyor”

Taleplerimizi süreç boyunca dile getirdik, yollara düştük, memleketin her yanını beyaza boyadık. Ancak aylardır "çıktı çıkacak, müjdemiz var, yeni düzenleme kapıda, bu ay gelecek" sözleri ile oyalama taktikleri devreye konuldu. Komisyondan geçen ve bugün Meclis'e getirilecek, içinde bizlere, taleplerimize, haklarımıza yönelik hiçbir iyileştirme içermeyen bu yasayı kabul etmiyoruz. "Bu yasayı geri çekin" diyoruz. Yarın haklarımız için görevde olacağız, yarın üretimden gelen gücümüzü kullanacağız, yarın acil vakalar, yoğun bakım ve onkoloji vakaları dışında hizmet üretmeyeceğiz. Birçok kere söyledik, bir kere daha bilinsin; bu ne ilk ne de son eylemimizdir. Bu geçirilmeye çalışılan içi boş yasaya olan itirazın eylemidir. Daha uzun süreli görevlerden sakınmayacak bir krizin içinde olduğumuzdan kimsenin şüphesi olmasın. Topluma da çağrımızdır, öncesinde de olduğu gibi yanımızda olun, taleplerimiz hepimiz için, daha iyi bir sağlık sistemi için. Sizler de biliyorsunuz, farkındasınız; bu sağlık sistemi yürümüyor. Yarın tüm ülkede omuz omuza yan yana emek bizim söz bizim sağlık hepimizin diyeceğiz.

Doktorlar İş Bırakma Eylemi Hakkındaki Bildiriye İmza Atan Kuruluşlar

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF)

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN)

Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS)

Genel Sağlık İşçileri Sendikası (Genel Sağlık-İş)

Hekim Birliği Sendikası

Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (Hekim Sen)

Kamu Diş Hekimleri Derneği (KADHED)

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)

Tabip ve Diğer Sağlık Çalışanları, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kamu Görevlileri Sendikası (Tabip Sen)

Türk Dişhekimleri Birliği (TDB)

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 

(BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) Kaynak : Türk Tabipler Birliği Basın Bülteni

Yks Öncesi Ailelere Önemli Öneriler!

Posted: 14 Jun 2022 06:48 AM PDT

Yks Öncesi Ailelere Önemli Öneriler!

Öğrencilerin sınav sürecine hazır olmuşluğunun sağlanması için tam anlamıyla öğrenme gerçekleştirebiliyor olması gerekir. Peki, Yks sınavı öncesi aileler ne yapmalı?

Yks Öncesi Ailelere Önemli Öneriler! Ebeveynler bu dönemde çocukları ile kurdukları iletişimde çoğunlukla derslerine çalışıp çalışmadıkları, sınavlardan kaç puan aldıkları, dışarı çıkmak yerine ders çalışmaları ya da telefonuyla oynamamaları gibi neyi yapmaları ya da yapmamaları gerektiğine odaklanabilmektedirler.

Bu Dönemde Çocuklar Ne İster?

Bu dönemde öğrencilerin fark edilmek, desteklenmek, kabul görmek, değerli hissetmek, güvende hissetmek, saygı görmek keyif alanlarına yer açmak gibi duygusal ihtiyaçlarının fark edilmesi hem sınav sürecine hazır oluşluğu hemde gencin psiko-sosyal gelişimi açısından oldukça önemlidir.

Yks Öncesi Ailelere Önemli Öneriler!

Dikkat etmesi gereken 10 önemli nokta;

  • Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak, başarı ve başarısızlıktan ziyade gencin çabasına vurgu yapın
  •  Mevcut hedefe ek olarak birlikte esnek ve alternatif hedefler belirleyin
  • ''Kazanırsan alırım.'' ''Sınavı geçersen gidebilirsin.'' gibi başarı endeksli dilden uzak durun!
  • Çocuğunuz sınavdan çıktığında ona ''Sınavın nasıldı?'' yerine ''Nasılsın?'' şeklinde sorular sorarak onun duygularına odaklanın.
  • Ergenlik dönemi özellikleri her ne kadar benzer özellikler göstersede her ergenin öyküsü biriciktir. Dolayısıyla ötekiler ile kıyaslamak yerine ergeni biriciklik üzerinden yani kendi mevcut potansiyeli üzerinden değerlendirin
  • Stres ve kaygı gibi olumsuz duyular bu süreçte gence eşlik etmesi normaldir. Önemli olan stresi ortadan tamamen kaldırmak değil, işlevselliğini bozmayacak yoğunlukta yaşamasıdır. Tüm bu tutum ve davranışlar gencin hem gelişimsel sürecin oluşturduğu stresi hem de sınav döneminin oluşturduğu stresi azaltmasına yardımcı olur.
  • Bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını gözlemleyin.
  • Çocuğunuzun baş etmekte zorlandığı yoğun bir duygu durum içerisinde olduğunu fark ediyorsanız ya da kendisi dile getiriyorsa, duygunun yoğunluğu giderek artıyorsa ve bu durum gencin işlevselliğini olumsuz yönde etkilemeye başladıysa, uzman bir psikoterapiste baş vurarak destek alın. (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

 

Hipertansiyon Nedir?

Posted: 14 Jun 2022 06:37 AM PDT

Hipertansiyon Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi rahatsızlıkların en önemli risk faktörlerinden biridir. Tüm dünyada ve ülkemizde ölümlerin en önemli sebepleri arasında yer almaktadır.

Hipertansiyon birçok hastada ciddi belirtiler oluşturmasa da, inme ve kalp krizi gibi ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olan sinsi bir hastalıktır. 

Artan hava sıcaklığına yüksek nem de eşlik ediyorsa vücut dengesi üzerine daha yıkıcı bir etkiye sebep olmaktadır. Yüksek nem vücudun terleme ve soğuma ile vücut ısısı kontrol kabiliyetini önemli oranda bozmaktadır. Yüksek nem ile birleşen yüksek sıcaklıklar, ciltte daha fazla kan akışına neden olur ve bu da kalbin daha hızlı ve daha sert atmasını gerektirebilir. Böyle bir durumda, vücut serin bir güne kıyasla dakikada iki kat daha fazla kan dolaşımı yapmak zorunda kalabilir. Yüksek sıcaklık ve nem durumunda görülebilecek tehlike işaretleri;

Hipertansiyon Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi veya kafa karışıklığı
  • Bulantı ve/veya kusma
  • Halsizlik
  • Aşırı terleme
  • Çarpıntı
  • Kas spazmları veya krampları
  • Soğuk ve nemli cilt
  • Ayak bileklerinde şişlik
  • Koyu ve az idrar (BSHA-Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

Zona, Suçiçeğinin Yeniden Aktif Hale Gelmesidir

Posted: 14 Jun 2022 06:23 AM PDT

Zona, suçiçeğinin yeniden aktif hale gelmesidir

Zona hastalığının su çiçeğinin yeniden aktifleşmesi olduğunu söyleyen Dr. Songül Özer, virüsün 50 yaş üzerindeki kişilerde kendini gösterdiğine dikkat çekiyor.

Zonada halsizlik, yorgunluk, kırgınlık, baş ağrısı, kas ağrısı genel belirtiler olduğunu söyleyen Özer, "Tipik olarak sırtta, yüzde, göğüs kısmında bir anda kaşıntı, bıçak saplar gibi ağrı, batma ve o bölgede kendini hemen gösteren, aynı suçiçeği gibi içi sıvı dolu deri lezyonları – deri döküntüleri görülür." şeklinde uyarılarda bulundu.

Zona, suçiçeğinin aktifleşmesidir

Zonanın tek başına bir hastalık olmadığını kaydeden Özer, "Zona, suçiçeğinin tekrardan aktifleşmesidir. Suçiçeği döküntülü bir viral hastalıktır. Genellikle çocukluk döneminde geçiriliyor. Solunum yoluyla ya da döküntülerin içindeki sıvı teması ile bulaşır. Suçiçeği, nezle hali, grip, yüksek ateş, koliza dediğimiz burun tıkanıklığı, öksürük ile başlar sonrasında vücutta daha çok sırtta, yüzde, gövdede önce kızarıklık ardından içi su dolu şişkinler oluşur. Bazı hastalıklarda sıvılar koyu ve iltihaplıdır fakat suçiçeğinde sıvılar berraktır." dedi.

Zona, suçiçeğinin yeniden aktif hale gelmesidir

Bu belirtilere dikkat!

Zonada halsizlik, yorgunluk, kırgınlık, baş ağrısı, kas ağrısı genel belirtiler olduğunu söyleyen Özer, "Tipik olarak sırtta, yüzde, göğüs kısmında bir anda kaşıntı, bıçak saplar gibi ağrı, batma ve o bölgede kendini hemen gösteren, aynı suçiçeği gibi içi sıvı dolu deri lezyonları – deri döküntüleri başlar.

Zona bulaşıcı mıdır?

Zonanın bir başkasına geçmediğini ancak aşı olmamış ve daha önce suçiçeği geçirmemiş bir kişinin zonalı biriyle temas ederse o kişiye suçiçeği geçeceğini söyleyen Özer, "Zona, suçiçeği gibi solunum yoluyla bulaşmaz. İçi sıvı dolu deri lezyonlarının sıvı teması ile bulaşır." uyarısında bulundu.

Bebek ve çocuklarda zona olmaz

Özer, zona döküntüsündeki sıvıyla temas eden kişi daha önce suçiçeği geçirmişse hastalığın bu kişiye geçmeyeceğini belirterek "Kişinin vücudundaki zonanın reaktivasyonu için o sıvıya temas etmek işe yaramaz." dedi. (BSHA- Bilim Ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Yks Baraj Kalktı Mı ?

Posted: 13 Jun 2022 01:57 PM PDT

YKS Baraj Kalktı Mı ? YÖK Başkanı Özvar, yks barajı ile birlikte adayların psikolojik bariyerlerinin de kalktığını söyledi.

 

"Yks Barajı ile Birlikte Psikolojik Bariyer de Kalktı”

YKS’de barajın kaldırılmasının ve sınav süresinin uzatılmasının yansımalarının nasıl olduğunun sorulması üzerine Özvar, yansımaların çok olumlu olduğunu belirterek şunları söyledi,  "Öğrencilerimizden aldığımız ailelerinden aldığımız izlenimler aslında barajın büyük ölçüde psikolojik bariyeri de kaldırdığını gösteriyor. Öğrenciler barajı aynı zamanda psikolojik bariyer olarak görüyor. Baraj niçin kalktı? Barajın aslında kalkmasının çok basit mantığı var. Biz daha fazla sayıda tercih tabanını artırmak, genişletmek istiyoruz. Kalite üniversite kapılarında başlar. Üniversiteye girdikten sonra biz yükseköğretime katılan öğrencilerin kaliteli eğitiminden söz edebiliriz. Gerek TYT gerek AYT… Bu sınavlarda barajların kalkması olumsuz psikolojinin dağılmasına öncelikle yardımcı olacak. İkincisi şu: Çok sayıda öğrencinin kendi içinde rekabet etmesini sağlayacağız. Rekabet artacak. Üçüncü olarak; geçen seneler ve ondan önceki seneler öğrenciler nasıl sınavda başarılı olmuşlarsa bu sene de aynı başarı kriterleri geçerlidir. Bizim yapmaya çalıştığımız şey aslında sınavı daha dinamik hale getirmek. Yani sınavı başarı sıralamasına göre tanzim etmek olmuştur. Ama sınavın içeriğiyle ilgili herhangi bir değişiklik yok. Ne soru kalitesinde ne soru sayısında ne soruların niteliğinde herhangi bir değişiklik yok.”

"Yks Sınavın süresinin uzatılmasının öğrencilerin motivasyonunu artırdığını gözlemliyoruz”

YÖK olarak önemli bir değişiklik daha yaptıklarını ve YKS’de sınav süresini 30 dakika uzattıklarını anlatan Özvar, "Biraz daha fazla vakit, daha fazla düşünme, daha hızlı düşünürken hata yapmama ihtimaline karşı aslında herkese tanınan bir hak bu. Çok başarılı öğrencilere değil, daha az başarılı öğrencilere de tanınan bir hak. Bu açıdan 30 dakika psikolojik olarak da öğrencilerin motivasyonunu artırdığını gözlemliyoruz. Süresi olan her şey sınavdır. Bizim derdimiz birazda öğrencileri daha rekabetçi hale getirmektir. Bu bakımdan öğrenciler nezdinde çok olumlu karşılandığını ifade etmem lazım. Yani öğrencileri sınava sokacağız diye onları hataya itmememiz lazım. Doğal akışı içerisinde becerileri, yetenekleri ve sınav vaktini kullanma yetkinlikleri ile biz öğrencilerimizi ölçmek istiyoruz” diye konuştu.

Yks Sınav Süresi

Sınav süresinin uzamasıyla soruların zorlaşacağı yönünde bir algı olmaması gerektiğine dikkati çeken Özvar, "Başta çok kıymetli ailelerimize ve çok sevgili müstakbel meslektaşlarım diye hitap ediyorum ben öğrencilerimizin her biri akademisyen adaylarına sesleniyorum: Sınavların soruları ve zorluğu YÖK’ün ya da ÖSYM’nin elinde olan bir husus değil. Bu konuda uzman yıllardır soru hazırlayan bir ekip, bu soruların zorluk kolaylık derecelerini belirliyorlar. Sınav soruları onlar hazırlıyorlar. Dolayısıyla ne YÖK olarak bizlerin sorulara müdahale etme ne de  ÖSYM yönetiminin sorulara bir müdahale etme yetkisi asla yok. Çok açık ve net. Ben de merakla bekliyorum doğrusu.” şeklinde konuştu.

 

Üniversite sayılarının arttığının hatırlatılıp kalitenin istenilen seviyede olup olmadığının sorulması üzerine Özvar, "Paydaşlarımız arasında kalite endişesinin var olması aslında bizim çalışmalarımızı daha çok motive ediyor.” dedi. Özvar şöyle devam etti: "Yani biz paylaşımlarımızdan kaliteyi sürekli bizleri hatırlatılıyor olması bizim de çalışmalarımızda bu konulara daha fazla hassasiyet göstermenizi sebebiyet veriyor. Önce şunu söylemem lazım, önümüzdeki yıllarda yükseköğretime çok daha fazla sayıda bir talebin olacağını öngörüyoruz. Bu sadece Türkiye’ye mahsus değil. Üniversitelerde okuma talebi bütün dünyada görmüş olduğunuz genel bir trend. Sebep: Demografi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekten son 15 yıl içerisinde yükseköğretime yönelik olarak ortaya koyduğu vizyon, çaba ve yatırımlar Türkiye’de bilhassa bakın içinde kadın nüfusunun çok daha son 10-15 yılda yükseköğretime ulaşmasına vesile oldu, yardımcı oldu. Eğer bu yatırım 2000’li yılların başında yapılmasaydı biz bugün ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilirdik. O açıdan Türkiye’de yükseköğretim yatırımları ve yükseköğretime ulaşma gayreti bütün dünya ile paralel gittiğini söyleyebilirim.”

Lisans Eğitimi 

Üniversiteye girme bakımında gençler arasında rekabetin en başında Türkiye’nin geldiğini belirterek rekabetin olduğu yerde kalitenin de artacağını ifade eden Özvar, "Türkiye’de ben size 10 tane üniversite sayabilirim. Bunlar lisans eğitiminde dünyanın herhangi bir yerinde alabileceğiniz eğitimi veren üniversitelerimiz. Biz 23 üniversiteyi araştırma üniversitesi olarak ilan ettik. Bizim amacımız sıralamalara girmek için strateji üretmek değil. Benim derdim şu, Türkiye’de üniversiteler, üniversite, öğretim elemanları daha kaliteli yayın yapsın, daha çok uluslararası yayın yapsınlar, daha fazla araştırma geliştirme projeleri üretsinler.  Daha fazla uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapalım. Biz o alanlarda performans ortaya koyalım dileyen bizi herhangi bir sıraya koysun, dileyen koymasın.” diye konuştu.

"Uluslararası öğrenci sayısını daha da artırmayı hedefliyoruz”

YÖK Başkanı Özvar, Türkiye’nin yükseköğretim alanında yer alan uluslararası öğrencilerin en fazla tercih ettiği ülkeler arasında yer aldığını, sıralamada Avrupa’da beşinci, dünyada sırada olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Türkiye’nin ilk 5’te olması fevkalade önemlidir. Öğrenciler nereden geliyor? 150’yi aşkın ülkeden Türkiye’ye okumaya gelen öğrencimiz var. Papua Yeni Gine’den tutun da Singapur’a Avustralya’ya, Güney Afrika’ya… Neden Türkiye’yi tercih ediyorlar? Son zamanlarda bilhassa Türkiye’nin bütün dünyada popülaritesinin arttığını hepimiz gözlemliyoruz. İkincisi Türkiye uluslararası öğrencilerin beklentilerini karşılayacak programlar üretmeye başlamıştır. Bizim Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, Fransızca hatta Almanca lisans düzeyinde programlarımız var.  Dolayısıyla çok sayıda Afrika’dan, Türk dünyasından, uzak doğudan, Japonya’dan öğrencilerimiz var bizim.Sayın Cumhurbaşkanımız bize bir çıta sundu: 500 bine çıkaralım. Planlama ile bunun üzerine gidiyoruz.”

"Yurt dışına gitmeden önce okuyacağınız üniversitenin kalitesini, denkliğini ve akreditasyonunu kontrol edin”

Özvar, denklik konusuna ilişkin denkliğin karşılıklılık esasına dayalı olduğuna dikkati çekerek, "Bütün öğrenci kardeşlerime diyorum ki; yurt dışına gitmeden önce lütfen resmî kurumlarda denkliği kabul edilen üniversiteleri önce kontrol edin, denklik yoksa gitmeyin. Benim önerim şu arkadaşlarıma: Yurt dışına gitmeden önce okuyacağınız üniversitenin kalitesini, denkliğini ve akreditasyonunu kontrol etmeleridir.” dedi.

Denklik konusunda son yıllarda YÖK’ün bilhassa otomasyon konusunda çok önemli adımlarının olduğunu vurgulayan Özvar, "Denklik başvurularında ciddi bir mesafe kat etti. Bu konuda sorun yaşayan, başvuru konusunda gecikme yaşayan arkadaşlarımız varsa bize mutlaka ulaşsınlar.” şeklinde konuştu.

"50/d’li arkadaşlarımızın herhangi bir üniversiteye başvurabilecekleri gerekli yayınları üretebilecekleri bir süre daha üniversitelerde kalmaları için bir çalışma başlattık”

Özvar, 50/d’li araştırma görevlilerinin durumunun sorulması üzerine, Ramazan ayında konuyla ilgili akademisyenlere verdiği buluşma sözünü anımsatarak, "O sözüm bakidir.

Önümüzdeki günlerde inşallah Bursa’ya geldiğimde 50/d’li arkadaşlarımla bir araya geleceğim, onlarla sohbet edeceğim.” dedi. Özvar şöyle devam etti:

"50/d’li arkadaşlarımıza şunu söylememiz lazım. Arkadaşlar üniversitede kalmak istiyorsanız o üniversitenin atama yükseltme kriterlerini karşılayacak performans, çalışma ve yayınları bir araya getirmek durumundasınız. Yani 33/a’da olsa arkadaşlarımız 50/d’de kalsalar da asıl mesele şu: Eğer akademisyen bilim insanı olmak istiyorsa daimi doktora öğretim üyesi veya doçent kadrosuna atanmak istiyorsa öncelikle yapılması gereken şey her bir üniversitenin ayrı ayrı doktor, doçent ve profesörlerinden beklediği kriterleri öncelikle karşılamaları lazım. Hemen soru şu gelecek: ‘Hocam tamam, peki doktoramızı bitirdik. Peki doktoramızı bitirdikten sonra geçimimizi nasıl sağlayacağız? İşsiz kalabiliriz. Biz bu çalışmaları nasıl yerine getirelim?’ diyecekler.  Kesinlikle bu noktada da makul bir itiraz olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda arkadaşlarımızın herhangi bir üniversiteye başvurabilecekleri gerekli yayınları, üretebilecekleri bir süre daha üniversitelerde kalmaları için bir çalışma başlattığımızı buradan ifade edelim.”

"Üniversite dışında Ar-Ge faaliyeti yapan araştırmacıları da üniversiteye afiliye etmek istiyoruz”

Özvar, önümüzdeki dönemde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda öğretim elemanlarının pozisyonu ve kadrolarıyla alakalı bazı değişiklikler öngördüklerini ve bu konuda çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi. Özvar, şöyle dedi:

"2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlığı kadrolarıyla alakalı bazı değişiklikler öngörüyoruz. Meclisimiz de uygun bulursa, Sayın Cumhurbaşkanımızın da izniyle, bakanlıklarımızla tam bir istişare halindeyiz. Yakın zamanlarda öğretim elemanı profiline yeni zenginlikler katacağız. Doktor, doçent, profesör, bildiğiniz gibi kadrolar var. Türkiye’de 20 bin civarında doktorasını tamamlamış, nitelikle, AR-GE ağırlıklı patent sahibi araştırmacılar var. Biz şunu getirmek istiyoruz. Bu öğretim elemanı kadrolarının yanı sıra üniversite dışında AR-GE faaliyeti yapan araştırmacıları da üniversiteye afiliye etmek istiyoruz. Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz, dünyada olan araştırmacıların üniversitelerin bir parçası haline getirmek istiyoruz.”

"YÖK’ün Kaldırılması Tartışmaları Siyasi”

Özvar, YÖK’ün kaldırılması ile ilgili söylemlerin siyasî bir tartışma konusu olduğunu ve o tartışmaya girmeyeceğini ifade ederek "Adına isterseniz YÖK deyin, ister tersinden okuyun KÖY deyin, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yükseköğretim kurumlarıyla tam bir uyum içinde, onların eş güdümünü sağlayan ayrıca kamu kaynağı kullanan yükseköğretim kurumlarını denetleyecek ve onların devletin istikbale yönelik vizyonunu paylaşacak bir arayüze mutlaka ihtiyacımız var. Avrupa’da da bakanlıklar bu işi yapıyor.” dedi.

"Af Yetkisi Meclisimizindir”

Özvar, öğrenci affı ile ilgili bir soru üzerine "Af çıkarma, affı yürürlüğe koyma yetkisi Meclisimizindir.” dedi.

Meclis’teki ilgili partilerin bu konuda bir çalışma yapmaları halinde YÖK olarak kendilerinden istenen bilgi, belge, datayı paylaşabileceklerini belirten Özvar, "Sayın Cumhurbaşkanımızın burada iradeleri fevkalade önemlidir diye düşünüyorum. Burada gelen soru şu: Bu af kimleri kapsayacak? O kapsam büyük ölçüde Meclis’te yapılacak çalışma ile tayin olacak.  Olağan affın dışında biraz daha başka şeyleri kurcalayabilmemiz lazım. Af ile neyi hedefliyoruz? Mükerrer tekrar tekrar af yoluyla her seferinde bu yola gittiğimiz takdirde yine başka bir af gelebilir. Bu sefer aftan yararlanacak her insanın ikinci kez bir denemeye hakkı vardır.”​ (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  Kaynak : YÖK

Post a Comment

Previous Post Next Post