Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Saç Ekimi Nasıl Yapılır

Posted: 24 Jun 2022 06:20 AM PDT

Saç Ekiminde Doğru Bilinen 7 Yanlış!

Saç Ekimi Nasıl Yapılır ?  Uzmanlar  saç ekiminde her tedavinin kişiye özgü olduğunu belirtiyor.

Erkekler arasında en sık başvurulan estetik uygulamalarının başında gelen saç ekimi operasyonları hem kaybedilen saçları hem de özgüveni yeniden kazandırıyor. Kişinin saç tipine ve yüz formuna ve kök kalitesine uygun olarak yapılan bu operasyonun başarıya ulaşması ise kişinin doğru ellere emanet edilmesiyle mümkün oluyor. Çoğu zaman hastaların başkalarından duyduğu ya da internetten okuduğu yanlış bilgiler yüzünden endişeli olduğunu veya mümkün olmayan sonuçlar istediğini dile getiren Berkant Dural, bilgi karmaşasını önlemek için saç ekimi konusunda doğru bilinen yanlışları anlatıyor.

Yazın saç ekimi yapılır mı?

Çoğu kişi, yaz mevsiminin saç ekimi için uygun olmadığını düşünse de kışın en soğuğunda ya da yazın en sıcağında bile saç ekimi yapılabilir. Bu operasyon için zaman fark etmez, önemli olan kişinin 4 hafta boyunca güneşten kendini koruyabilmesidir. Özellikle de hastalara operasyon yapılan alanla teması olmayan şapka ve bereler önerilir.

İnce telli saçlara saç ekimi uygulanabilir mi?

En sık dile getiren yanlış bilgilerden biri de ince telli saçlara sahip olan kişilere saç ekimi yapılmayacağıdır. Ancak daha fazla greft uygulanarak bu hastalara saç ekimi yapmak mümkündür. Burada önemli olan doktorun saç analizini yaparak doğru tedavi yaklaşımını belirlemesidir. Sonrası ömür boyu kullanılacak sağlıklı saçlardır.

Saç ekimi için saçların tamamının dökülmesi beklenmeli mi?

Hayır! Saçının seyrekliğinden şikâyet eden herkes istediği zaman saç ekimi işlemi yaptırabilir. Hatta saç ekimi için belli bir saç oranının bulunması uygulanacak işlemin başarılı olmasında önemli bir etkendir. Dolayısıyla saç ekimi için kel kalmayı beklemeye gerek yoktur.

Saç ekiminden sonra denize girilmez mi?

Yazın habercisi baharın geldiği bugünlerde saç ekimi operasyonu ile tatil planları arasında kalanlar olabilir. Ancak doğru planlama ile ikisi de yapılabilir. Şöyle ki, ekim yapılan alanın 1 hafta süre ile korunması gerekir. Sonrasında yine dikkati elden bırakmadan normal hayata dönmek mümkündür. Bu süreçte uygulanan teknikte önemlidir. Ayrıca 4 hafta sonra da denize veya havuza girilebilir.

Beyaz saçlar ekim için uygun mu?

Uygun ekipman, donanımlı merkez ve uzman kişilerce dikkatli ve özenli bir şekilde yapıldığında beyaz saçlar da ekim için uygundur. Beyaz saç köklerinin görülmesi daha zor olacağından bunun için özel optik büyüteçler kullanılır ve saç ekimi operasyonu gerçekleştirilir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  Kaynak : Bülten

Diz Ağrılarına Ne İyi Gelir ?

Posted: 24 Jun 2022 05:00 AM PDT

Dinlenme İle Geçmeyen Diz Ağrılarına Dikkat!

Diz Ağrılarına Ne İyi Gelir ? İlerleyici bir hastalık olan kireçlenme, özellikle 50 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Eklemlerde ağrı ve hareket kısıtlılığına sebep olan diz kireçlenmesi, kişinin yaşam konforunu azalmasına yol açıyor.

Kadınlarda daha çok izlenen eklem kireçlenmesinde çağımızın vebası obezite önemli bir rol oynuyor. Gerekli tetkiklerle tanısı konulan diz kireçlenmesinin tedavisi ise kliniği uygun olan hastalarda yarım-kısmi olarak da bilinen unikondiler diz protezi cerrahisi ile gerçekleştirilebiliyor. Yüksek hasta konforu ve günlük yaşama daha erken dönebilme gibi avantajları bulunan unikondiler diz protezi cerrahisinden sonra genellikle kişinin fizik tedavi görmesine de gerek kalmıyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Ali Turgay Çavuşoğlu, diz kireçlenmesi ve yarım- kısmi (unikondiler) diz protezi cerrahisi ile ilgili bilgi verdi.

50 yaş üzeri kişilerde daha çok görülür

Kireçlenme, eklem kıkırdaklarının çeşitli sebeplerle kalıcı olarak zarar görmesidir. İlerleyici bir hastalık olan kireçlenme, eklemlerde ciddi ağrı ve hareket zorluğu yaşanmasına sebep olmaktadır. Genellikle 50 yaş ve üzeri yaş grubunda yani 4. ve 5. dekat denilen zamanlarda görülen kireçlenme daha az olarak genç yaş grubunda da izlenebilmektedir. Kilo fazlalığı ve obezitenin hastalığın oluşmasında ve hızlı bir şekilde ilerlemesinde önemli bir rolü bulunurken, hastalarda özellikle ilerleyen dönemlerde belirgin bir şekilde yürüme güçlüğü ve bacaklarda çarpılmalar görülmektedir.

Diz Ağrılarına Ne Yol Açar ? Obezite kireçlenmenin en önemli nedenlerinden biridir

Ailesel yatkınlığın kireçlenme oluşmasında rolü bulunmaktadır. Ancak günümüz dünyasında çağın vebası olarak nitelendirilen obezite sorunu kireçlenmenin en önemli faktörlerinden birini oluşturmaktadır. Geçirilmiş kazalar, hatalı ameliyatlar, aşırı mesleki ve sportif aktiviteler ve romatizmal hastalıklar bu hastalığın ana nedenlerini oluşturur.

Dinlenme ile geçmeyen ağrı hastalığın ilerlediğini gösterir

Kireçlenme rahatsızlığında en önemli belirtiyi dizlerde ortaya çıkan ağrı oluşturur. Hastalığın erken dönemlerinde bu ağrı katlanabilir, hafif ve ara ara olmakta; istirahat ile kolayca geçmekte iken hastalık ilerledikçe ağrının miktarı ve süresi uzamaktadır. Ayrıca dinlenmeye de daha az olumlu yanıt vermektedir. Bir diğer semptom ise dizin önden bakıldığında içe veya dışa doğru eğilmesidir (çarpılma). Bu bulgu hastalığın ciddi olarak ilerlediğini ortaya koymaktadır. Özellikle gece uykudan uyandıran ağrı bu hastalığın en ileri evreye ulaştığı konusunda kişiyi uyarır. Dizlerde şişlik hali giderek artarken, yürüme mesafesinin azalması, dizlerden krepitasyon denilen çıtırtı seslerinin gelmesi ve basit hareketlerde dizlerde su toplanarak ödem oluşması da diğer bulgular arasında yer alır.

Kadınlar risk grubunda 

50 yaş üstü kadın hastalarda oransal olarak daha fazla görülen kireçlenme, obez toplumlarda daha yaygındır. Bölgesel olarak ülkemizde daha az görülmesi ile birlikte özellikle Akdeniz coğrafyasında eklem kıkırdaklarında kireçlenme izlenme sıklığı artmaktadır. Obezite, genetik geçiş, bedensel aşırı aktivite, geçirilmiş kazalar ve ameliyatlar bu hastalığın risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Yarım protez cerrahisi hastalık ilerlemeden yapılmalı

Kireçlenmenin tanısı dikkatli bir hasta muayenesini takiben basit röntgen tetkikleri ile büyük oranda konulur. Ancak gerekli olan durumlarda bilgisayarlı tomografi ve MR incelemeleri ile de teşhis doğrulanır. Tedavi seçeneklerinden biri olan unikondiler diz protezi (yarım diz protezi) cerrahisi, kireçlenme hastalığının orta ve orta-ileri dönemlerinde, sadece dizin bozulan kısmına cerrahi olarak müdahale edildiği ve henüz bozulmayan kısımlarına dokunulmadan uygulanan bir cerrahi tedavi yöntemidir. Halk arasında kısmi ya da küçük protez olarak da bilinen bu yöntemin avantajlarından faydalanabilmek için hastalığın çok ileri evreye gelmeden uygulanması gerekmektedir.

Dinlenme İle Geçmeyen Diz Ağrılarına Dikkat!

Pek çok hastada operasyon sonrası fizik tedaviye gerek duyulmuyor

Spinal (belden uyuşturma) ya da genel anestezi altında uygulanan unikondiler (yarım-kısmi) diz protez işlemi, total (tüm) proteze göre daha küçük kesi açılarak ve daha az dokuya müdahale edilerek yapılan daha küçük (minör) bir cerrahi girişimdir. Bu cerrahide dizin sadece zarar görmüş bölgesi protez ile yenilenerek onarım yapılır. Ortalama 45 dakika süren bu operasyon, total diz protezine göre daha az kan kaybı, daha az enfeksiyon riski, günlük yaşama daha erken dönemde dönebilme ve pek çok hastada ilave bir fizik tedavi sürecine gerek duyulmaması gibi avantajlar sağlamaktadır. Normal diz protezleri ile aynı düzeyde başarı oranına sahip olan kısmi –yarım (unikondiler) diz protez işleminin ameliyat sonrası komplikasyon oranı da daha düşük olmaktadır.

Unikondiler protezler oldukça uzun süreli kullanılabiliyor

2-3 gün içerisinde taburcu olabilecek düzeye ulaşan hastalar 10. günden sonra yürüteç desteği olmadan bağımsız bir şekilde yürüyebilmektedir. Genellikle normal diz protezleri ile benzer kullanım süresi bulunan unikondiler (kısmi- yarım) protezler, sonrasında normal total protezler ile yenilenebilmektedir. Bu sayede normal diz protezi kullanım süreleri ikiye katlanarak , 25 – 30 yıllara ulaşılabilmektedir.

“Tıbbi Malpraktis Sigortası Uygulamasına Son Verilsin”

Posted: 24 Jun 2022 04:00 AM PDT

Sağlık-Sen:"Tıbbi Malpraktis Sigortası Uygulamasına Son Verilsin"

“Tıbbi Malpraktis Sigortası Uygulamasına Son Verilsin” Sağlık-Sen, geçtiğimiz günlerde çıkan Malpraktis Yasası ve buna bağlı olarak yayınlanan yönetmeliğe hitafen"Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası" uygulamasına son verilmesi için Sağlık Bakanlığı'na talepte bulundu.

Genel Başkan Semih Durmuş ve Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Dural imzasıyla Sağlık Bakanlığı'na yapılan yazılı başvuruda, 7406 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Ek 18. Maddesi ile Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun kurulacağı ve sağlık çalışanlarının yaptıkları her türlü tıbbi işlem ve uygumalar nedeniyle ödenen tazminatların sağlık çalışanlarına rücu edilip edilmeyeceğine kurul tarafından karar verileceği belirtildi. Başvuruda, bu maddeye istinaden "Sağlık Meslek Mensuplarının Tıbbî İşlem ve Uygulamaları Nedeniyle Soruşturulmasına ve İdarece Ödenen Tazminatın Rücu Edilmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in de 15 Haziran 2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiğine vurgu yapıldı.

Sağlık-Sen:"Tıbbi Malpraktis Sigortası Uygulamasına Son Verilsin"

Yönetmeliğin 4. Maddesi'nde "Rücu Usul ve Esasları"nın belirlendiğine dikkat çekilen başvuruda, "İdare tarafından ödenen tazminattan dolayı rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, görevini kötüye kullanıp kullanmadığı hususundaki kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile mahkûmiyetine karar verilen sağlık meslek mensubunun, tazminata konu olaydaki kusur oranı gözetilerek ceza mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren, bir yıl içinde (Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından) karar verileceği düzenlenmiştir" denildi.

"Sigorta Şirketlerince Karşılanacak Bir Riziko Kalmadı"

Tüm bu düzenlemeler çerçevesinde "Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası" uygulamasına son verilmesi istenen başvuruda: "Mezkûr düzenlemeler çerçevesinde, 'Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası' yeniden değerlendirilmelidir. Gerçekten artık, ilgili personele rücu kapsamında, sigorta şirketlerince karşılanacak bir rizikonun kalmadığı söylenebilir. Zira tabiplerin, 'kasten görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanması ve bundan dolayı bir zarara sebebiyet vermesi' söz konusu olamaz. Kaldı ki, böyle bir halin gerçekleştiği farz edildiğinde de, mevcut Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarına ve sigorta poliçelerine göre, bu durumun teminat dışında kaldığı ileri sürülecektir. Bundan dolayı, genel şartlarda ve poliçelerde, sigortalının poliçe kapsamında yer alan ve sınırları hukuk kuralları veya etik kurallar ile tespit edilen, mesleki faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri, teminat dışında kalan haller arasında sayılmıştır. Tabiplerin, kasten görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanması, 'hukuk kuralları veya etik kurallar dışındaki mesleki faaliyet' olarak addedilebilecektir." denildi.

Yazı Sağlıkla Geçirmek İçin Bu Önerilere Dikkat!

Posted: 24 Jun 2022 02:53 AM PDT

Yazı Sağlıkla Geçirmek İçin Bu Önerilere Dikkat!

Yaz aylarında cildimizi güneşe karşı korumadığımız, sağlığımıza dikkat etmediğimiz takdirde bir çok sağlık sorunu da kaçınılmaz oluyor. Doç. Dr. Emin Özlü, yaz aylarında sıcaktan korunma, beslenme ve cilt sağlığı konularında önemli ipuçları paylaştı.

 

Yaz aylarında güneş daha fazla maruz kalıyoruz. Bu durum ciltte hızlı yaşlanma, leke oluşumu, deri kanserleri gibi birçok soruna neden olabiliyor. Emin Özlü, yaz aylarında mümkün olduğunca güneşten korunmayı, güneş altında kalma zorunluluğu varsa yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kremler kullanmayı, güneşin en etkili olduğu öğlen saatlerinde direkt güneş ışığına maruz kalınmamasını öneriyor. Çocukların ciltlerinin güneşe karşı daha hassas olduğunu belirten Doç. Dr. Özlü, bu nedenle çocukların uzun süreli direkt güneşe maruz kalmaması, ciltlerine uygun koruyucu kremler, giysiler ve şemsiye kullanılmasını gerektiğini hatırlattı.

Yazı Sağlıkla Geçirmek İçin Bu Önerilere Dikkat!

Güneş Koruyucunuz En Az 30 Faktör Olmalı

Güneşten korunurken kullandığımız ürünler de büyük önem taşıyor. Tercih edilecek güneş koruyucu kremlerin 30 ve üzeri koruyucu faktör içermesi, suya ve terlemeye dayanıklı olması, cildi tahriş etmemesi ve toksik olmaması gerekiyor. Güneşten korunmak için tercih edilecek koruyucu kremlerin cilt tipine göre değiştiğini söyleyen Doç. Dr. Özlü, "Kuru cilde sahip olanlar daha yoğun kıvamlı ürünleri, yağlı cilde sahip olanlar ise daha akışkan ve yağlı olmayan ürünleri tercih etmeli. Güneş koruyucu kremler suya girmeden en az yirmi dakika önce sürülmeli ve iki saatte bir tazelenmeli. Güneş maruziyeti ile ciltte alerjik reaksiyonlar oluşabilir. Yüksek faktörlü güneş koruyucuların kullanılmasıyla alerjik reaksiyonların önüne geçilebilir" diyor.

Mantar Enfeksiyonunu Önlemek İçin Hijyene Dikkat Edin

Yaz aylarında bazı cilt hastalıklarında artış görülebiliyor. Sıcaklık, terleme, yoğun güneş maruziyeti, deniz ve havuz sezonunun açılması gibi faktörler cilt yanıkları ve mantar hastalıklarına neden olabiliyor. Mantar enfeksiyonları bulaşıcı olduğu için hijyene dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Özlü, önerilerini şöyle sıralıyor: "Yaz aylarında mantar enfeksiyonunu önlemek için hava geçiren ayakkabılar tercih edilmeli, ıslak kıyafetler kurusuyla değiştirilmeli. Yine bu aylarda tuzlu suyun ciltte kalarak kuruması cilt kuruluğuna neden olabilir. Kuruluğu önlemek için denizden çıktıktan sonra duş alınmalı ve uygun nemlendiricilerin kullanılmalı. Yaz aylarında cilt sağlığının korunması için ağda, epilasyon ve kimyasal soyma gibi işlemlerden kaçınılmalıdır. Vücudun güneşten korunması için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Yine bu dönemde, yoğun ve cildi kapatan makyaj malzemelerinden kaçınılmalıdır. Yaz aylarında temizlenmesi kolay olan, cilde hava aldırabilecek, hafif ürünler tercih edilmelidir. Beslenme düzenine de dikkat edilmeli. Yaz aylarında bol bol su içilmeli, sindirimi kolay olan hafif gıdalar tercih edilmeli, baharat kullanımı azaltılmalı, paketli gıda tüketiminden kaçınılmalı, meyve ve sebzeden zengin beslenilmeli."

Sağlık-Sen’den TBMM’de “Yönetmelik” Ziyareti!

Posted: 24 Jun 2022 02:23 AM PDT

Sağlık-Sen'den TBMM'de

TBMM Sağlık Komisyonu Üyesi Mustafa Esgin'i ziyaret eden Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, önemli bir adım olan sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili kanunun içinin, çıkartılacak yönetmelikle boşaltılmaması gerektiğine dikkat çekti.

 

TBMM'de gerçekleşen görüşmede, Sağlık-Sen Genel Başkanı Durmuş ile Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Dural, çalışanların talep ve beklentilerini Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Mustafa Esgin ile paylaştı.

Sağlık-Sen'den TBMM'de

"Çalışanlar Arasında Ücret Adaleti Sağlansın"

Kanunun önemli bir adım olduğunu belirten Durmuş, çıkartılacak yönetmelik ile kanunun içinin boşaltılmaması gerektiğini söyledi. Ek ödemelerin merkezi bütçeden ödenecek olmasının önemine değinen Durmuş, çıkacak yönetmelikle çalışanların arasında ücret adaletinin sağlanması gerektiğine vurgu yaptı. Görüşmede, malpraktis ve şiddet yasalarının da ele alındığını kaydeden Durmuş, "Meclis'ten geçen son yasalarla, yıllardır mücadelesini verdiğimiz sorun alanlarının çözümü konusunda büyük ilerlemeler kaydedilmiş oldu. Destek veren herkese teşekkür ediyoruz. Ancak kanunun çıkmasıyla her şey bitmiş değil. Yönetmelik ayağı da oldukça önemli. Bunun yanında diğer sorunlara da el atılmalı. Aşırı iş yükü ve ücret adaletsizliği, pek çok soruna kapı aralıyor. Sayın Milletvekilimizle tüm bu hususlardaki hassasiyetlerimizi paylaştık" açıklamasında bulundu.

Yazın Kilo Vermenin 8 Etkili Yolu!

Posted: 24 Jun 2022 01:35 AM PDT

Yazın Kilo Vermenin 8 Etkili Yolu!

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla kıyafetlerin incelip kiloların ortaya çıkması pek çok kişide acil kilo verme isteğini beraberinde getiriyor. Bu nedenle şok diyetlere yönelmek, bilimsel olmayan yöntemlerle zayıflamaya çalışmak ise sağlık açısından ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilirken, hayati riske dahi yol açabiliyor.

 

Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, kilo vermek için izlenecek yöntemlerin; kişinin yaşı, metabolizması, hastalıkları, günlük yaşam alışkanlıkları, gün içerisindeki hareketliliği gibi bir çok faktöre göre değiştiğini, herkes için ortak bir formül bulunmadığını belirterek, şok diyetlerin hem sürdürülebilirliğinin olmadığını hem de çok ciddi sağlık sorunlarına hatta hayati riske yol açabildiğini vurguluyor. Herhangi  bir sağlık problemi ve metabolik hastalığı olmayan kişilerin bazı kurallara dikkat ederek ayda 5 kilo vermelerinin mümkün olduğunu söyleyen  Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, bunun için dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

  • Günde 2 litre su için

Günde iki litre su içerek vücudunuzdaki toksinlerin dışarı atılmasını sağlayabilirsiniz. Toksinlerden temizlenmiş bir vücut daha kolay yağ yakımı sağlarken, yeterli sıvı alımı iştah kontrolü de sağlayarak zayıflamanıza yardımcı olacaktır. Su tüketmek zor geliyorsa içine bir iki damla meyve suyu veya taze meyve parçaları, nane, limon ekleyin. Soğuk bitki çayları, şekersiz olarak meyvenin kendi tadıyla pişmiş kompostolar, limonata, ayran, kefir, maden suyu en doğru seçimlerdir.

  • Bol sebze tüketin

Sebzeler, birçok hastalıktan korunmada etkili olduğu gibi, içeriğindeki zengin lif yapısıyla sağlıklı kilo vermede de kritik rol oynuyor. Her öğünde salata veya zeytinyağlı sebze tüketimine özen gösterin. Lifli besinler bağırsakları çalıştırırken, tokluk hissini artıracağı ve tokluk süresini uzatacağı için; gereksiz kalori alımının önüne geçmenize yardım ederek kilo verme sürecini kolaylaştırır.

  • Meyveyi abartmayın

Yaz meyvelerinin sağlığa faydaları olduğu gibi, aşırı tüketiminde zarar verebildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik "Meyve suyundan ziyade meyvenin posasıyla yenilerek tüketilmesi gerekir. Porsiyon ölçülerine dikkat edilmesi de çok önemlidir. İnce 1 dilim karpuz, 10 orta boy erik, 10-12 orta boy çilek, 15 adet üzüm veya 10-12 kiraz 1 porsiyon meyve ölçüsüdür. 'Nasılsa zararsız' diyerek 1 kilogram meyve yemeyin. Porsiyonu kontrol ederek hem kan şekerinizdeki dalgalanmaların önüne geçebilir hem de gereksiz şeker ve kalori alımını önlemiş olursunuz. Meyvelerin içeriğinde bulunan fruktoz şekerinin de fazla tüketildiğinde kilo aldırabileceğini unutmayın" diyor.

Yazın Kilo Vermenin 8 Etkili Yolu!

  • Kızartmalardan, aşırı yağlı yiyeceklerden uzak durun

Yaz aylarında krema, mayonez, yağlı sos, katı yağ gibi yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağların kullanımı, yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara ve fırın gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişleri  günlük tükettiğiniz yağ miktarını azaltarak kullanabilir, kendinize ara öğünler oluşturarak ana öğünlerdeki kalori alımını azaltabilirsiniz. Böylece kilo kontrolünü de sağlamış olursunuz.

  • Yoğurt ve kefire sofranızda yer açın

Yoğurt,  bağırsak düzenleyici olması ve yararlı bakteri içermesi sebebiyle önemlidir. Aynı zamanda serinletici olan yoğurt içerdiği kalsiyumla sadece kemik ve dişler için değil, içeriğindeki magnezyum ve potasyumdan dolayı kas fonksiyonları ve sinir iletimleri için de önemlidir. Potasyum diğer taraftan vücuttaki su, asit ve baz dengesi için de gereklidir. Yoğurdu, cacık veya ayran şeklinde tüketmek daha fazla sıvı alımını sağlar. Özellikle terle kaybolan minerallerin başta sodyum olmak üzere yerine konmasında ayran ve cacık kimi zaman ilaç yerine geçer. İçeriğindeki karbonhidrat, protein ve yağ nedeniyle özellikle spor sonrası tercih edilebilecek fonksiyonel bir besin grubudur. Aynı zamanda içeriğindeki kalsiyumla özellikle karın çevresindeki yağlanmanın azalmasına yardımcı olacağından her gün bir kase yoğurt yemeye ya da 1 bardak kefir içmeye özen gösterin.

  • Şerbetli tatlılar yerine bu tatlıları tercih edin

Yaz aylarında  serinlemek ve tatlı ihtiyacını karşılamak için dondurma tüketilebilirsiniz. Ancak porsiyona dikkat etmekte fayda olacaktır. Akşamları yemekten en az 2 saat sonra 1 top dondurma yenebilir ama kilo vermek isteyenler için bu sıklık sakıncalı olacağından aşırıya kaçmamaya dikkat edin.

  • Açık büfelerde kontrolü kaçırmayın

Sağlıklı beslenmenin altın kuralı her zaman porsiyon miktarına dikkat etmektir. Ancak yaz aylarında özellikle tatillerde açık büfeden dolayı fazla besin tüketimine eğilim oluyor. Bu durumda ilk önce hazırlanan yemekleri gözden geçirmek, seçtiğiniz yemeklerden az az almak, tabağınızı doldururken salatalardan başlamak, özellikle bol yeşillik ve sebze tüketmek sizi bol kalorili yiyeceklerden koruyacaktır. Bu kontrolü sağlayarak hem gözünüz hem karnınızı doyurmuş olmanın yanında gereksiz kalori almadan zayıflama sürecini hızlandırmış olursunuz.

  • Spor yapmayı ihmal etmeyin!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik "Sağlıklı ve zinde bir vücut için haftanın en az 3 günü spor yapmayı ihmal etmeyin. Eğer insülin direnciniz ve hipogliseminiz yoksa sabah aç karnına yapılan egzersizler metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlayacaktır. Düzenli yapılan spor; vücuda giren fazla enerjinin tolere edebilmesi için vücuda yardım eder. Bunun yanında  yapılan sporla kas ağırlığının artması durumunda vücudunuzun enerji yakma kapasitesini artırarak ve kilo verme sürecinize yardımcı olur" diyor.

Gözlerimizi Tehdit Eden Bu Alışkanlıklara Dikkat!

Posted: 24 Jun 2022 01:28 AM PDT

Gözlerimizi Tehdit Eden Bu Alışkanlıklara Dikkat!

Güneş sağlığımız üzerinde önemli faydalar sağlasa da, yaz aylarında yeryüzüne daha yoğun ve dik gelen zararlı UV ışınları cildimizin yanı sıra gözlerimizi de tehdit ediyor.  

 

Son yıllarda iklim değişiklikleri ve ozon tabakasındaki incelme nedeniyle güneş ışınlarının ve özellikle de ultraviyole (UV) ışınlarının etkisi artıyor. Bu nedenle uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak; gözde katarakt, sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), halk arasında kuş kanadı ya da göze et yürümesi denilen pterjiyum, gözlerde kızarıklık, yanma, batma ve sulanma gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Ayrıca göz çevresindeki ciltte lekelenme, kırışıklık ve cilt kanserine yol açabiliyor. Güneşin gözlerimizde oluşturduğu hasarlarda, hemen hepimizin sıkça yaptığı hatalar ise önemli bir rol oynuyor.  Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.  Dr. Mehdi Süha Öğüt,  yaz aylarında özellikle ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en yoğun ve dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneş gözlüğü olmadan asla dışarıya çıkmamamız gerektiği uyarısında bulunarak, "Eğer dışarıya çıkmaya mecbursanız mutlaka güneş gözlüğü kullanın. Zira, gözlerimizi güneşten korumadığımız takdirde ultraviyole ışınlarının oluşturduğu sorunlar geri dönüşü olmayan görme kaybına yol açabiliyor"dedi. Mehdi Süha Öğüt, yaz aylarında gözlerimizi tehdit eden hatalı alışkanlıklarımızı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Güneş Gözlüğü Kullanın

Yaz aylarında yapılan hatalı alışkanlıkların başında, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneş gözlüğü kullanmadan dışarıda olmak geliyor.  Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt, güneş altında uzun süre kalmanız gerekiyorsa UV ışınlarının bu tür zararlı etkilerinden güneş gözlükleri ve şapka ile korunmayı asla ihmal etmemeniz gerektiği uyarısında bulunuyor.

Kontakt Lens İle Havuza ve Denize Girmeyin 

Kontakt lens ile havuza ve denize girmek enfeksiyon riskini arttırıyor. Ayrıca havuz sularının dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasal maddeler hem kontakt lensin yapısını bozuyor hem de gözde alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Mutlaka kontakt lens kullanmanız gerekiyorsa üzerine yüzücü gözlüğü takmanız gerekiyor. Böylece gözün suyla temas etmesini önlemiş olursunuz.  Ayrıca enfeksiyon riskine karşı günlük kullanılıp atılan lensleri tercih etmenizde fayda var.

Gözlerinizi Ovuşturmayın

 Yaz aylarında kuru, sıcak, tozlu ve polenli ortam, gözlerde kızarıklığa ve kaşıntıya  yol açabiliyor. Kumsalda, oyun parkında ve kum havuzlarında yetişkinler ile çocukların gözlerine kum kaçması sıklıkla karşılaşılan bir tablo. "Bu durumda gözler mümkün olduğunca kaşınmamalı, ovuşturulmamalı ve bol suyla yıkanmalı" uyarısında bulunan Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt,  "Ayrıca sık sık ellerin göze götürülmesi de enfeksiyon riskini arttırıyor. Tablonun daha da ciddileşmemesi için enfeksiyon varlığında mutlaka bir göz hekimine muayene olunmalıdır" bilgisini veriyor.

Gözlerimizi Tehdit Eden Bu Alışkanlıklara Dikkat!

Klimanın Karşısında Durmayın

Göz kuruluğuna karşı sıcak yaz aylarında serinlemek için klimanın karşısına asla geçmeyin. Klimaların bulunduğu ortamlarda göz kuruluğundan etkilenmemek için klimanın üfleme yönü yüzünüze doğru olmamalı. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt, gözyaşı fonksiyonunda   sorun varsa yapay gözyaşı desteği gerektiğini belirterek,  "Göz kuruluğu olan hastaların özellikle uzun süreli uçuşlarda yapay gözyaşı damlaları kullanmaları rahatlatıcı olacaktır. Klimalı ofislerde bilgisayar karşısında çalışan bireylerin belirli aralıklarla molalar vererek çalışmalarında fayda var. Ayrıca araçlarda da klima fanları doğrudan yüze çevrilmemelidir" diyor.

UV Bloke Edici Özelliği Bulunmayan Gözlük Kullanmayın

Güneş gözlüğü denildiğinde aklımıza ilk olarak 'koyu renkli' camlar geliyor. Normalde, güneşli, parlak ve ışıklı ortamlarda göz bebeklerimiz küçülerek göze zararlı ve fazla ışığın girmesini engelliyorlar. Ancak ışınlar koyu renkli bir camdan geçerek geliyorsa göz bebeklerimiz yeterince küçülmüyor. Bir anlamda gözün savunma mekanizması devre dışı bırakılmış oluyor. Bu durumda kullanılan gözlüğün UV bloke edici etkisi yeterli değilse, gözümüz için zararlı olan ışınlar gözümüze daha fazla zarar veriyor. "Dolayısıyla UV bloke edici özelliği bulunmayan koyu renkli gözlükler göz için zararlıdır" uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehdi Süha Öğüt, sözlerine şöyle devam ediyor: "Parlamadan koruma ile UV koruma arasında fark vardır. Gözlüğün koruyucu özelliği camın rengine ve koyuluğuna değil, cam kalitesi ve UV filtresi bulunmasına bağlıdır. Gözlük camları UV ışınlarını 400 nm değerine kadar engellemelidir. Yani, UV400 etiketi olan camlar tercih edilmelidir. Ayrıca gözlüğün çerçevesi yüze tam olarak oturmalıdır. Küçük camlar göz çevresini tamamen kapatmamaları nedeniyle kenarlardan güneş ışınlarının girmesine izin verdikleri için büyük camlı gözlükleri tercih edilmelidir"

 Bulutlu Havalarda Gözlerinizi Koruyun

Genellikle güneş gözlüğünün sadece güneşli havalarda kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak ultraviyole ışınları açık ve güneşli havalarda olduğu gibi kapalı ve bulutlu havalarda da aynı oranda etkili oluyor. Bu nedenle gözlerinizin korunması açısından özellikle risk grubundaysanız bulutlu havalarda da güneş gözlüğü kullanmanız büyük önem taşıyor.

Güneşe Doğrudan Bakmayın

Güneşe doğrudan bakma sonucunda çok kısa sürede makula (sarı nokta) hasarı oluşabiliyor. Bu durum da görme kaybına yol açabiliyor. Özellikle güneş tutulmasını izlerken koruyucu gözlük kullanmayı asla ihmal etmeyin güneşe direkt olarak bakmaktan kaçının.

Trigeminal Nevralji Hastalığı Nedir ?

Posted: 24 Jun 2022 01:27 AM PDT

'trigeminal Nevralji'hastalığı Artık Çözümsüz Değil

Trigeminal Nevralji Hastalığı Nedir ?  Halk arasında delirten hastalık olarak bilinen trigenal nevarji, şiddetli ve ani yüz ağrısı yaşanmasına neden olabiliyor. Genellikle diş ve kulak ağrılarıyla karıştırılan hastalık, gereksiz diş çekimlerine neden olabiliyor.

Ağrıların ağız içinde başlaması nedeniyle hastalar bu bölgelere dokunmaz, dokundurtmaz; yüz yıkama, diş fırçalama, hatta yeme gibi işlevlerden kaçınır. Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünden, Prof. Dr. Mete Karatay 'trigeminal nevralji' hastalığı hakkında merak edilenleri cevapladı.

1.Trigeminal nevralji (Delirten hastalık) nedir?

Trigeminal nevralji, direkt olarak beyinden çıkan 12 çift sinirden beşincisi olan “trigeminal sinir”in tutulduğu, çok şiddetli ağrılarla seyreden bir hastalıktır.

Trigeminal Sinirin 3 Dalı Vardır

Bunların birincisi göz çevresinin, ikincisi üst çene ve yanağın, üçüncüsü ise alt çenenin duyusunu beyne iletir. Ayrıca üçüncü dal bazı çiğneme kaslarının hareketlerinden de sorumludur. Trigeminal nevralji de an çok üçüncü ve ikinci dallar tutulur. Birden fazla dalın aynı anda tutulduğu da görülür.

2. Trigeminal nevraljinin (delirten hastalığın) belirtileri nelerdir?

Trigeminal nevraljinin karakteristik görünümü, şiddetli ve ani başlangıçlı bir ağrı olmasıdır. Birkaç saniyeden bir dakikaya dek uzayabilmekte ve çoğunlukla yüzün bir yarısında trigeminal sinirin dağılım alanına uymaktadır. Ancak ağrı genelde yüzün alt yarısını tutar. Spontan olarak başlayabilir veya yüzde ve ağız içindeki bir tetik noktasının uyarılması sonucu ortaya çıkabilir. Bu tetik noktaya dokunmakla veya soğuk ve sıcak sıvıların alınmasıyla veya da rüzgara maruz kalmakla stimüle edilebilir. Ayrıca konuşma, çiğneme veya diğer yüz hareketleriyle de başlayabilir. Tekrarlaması tipik olarak aralıklıdır. Ağrı periyotları zamanla sıklaşır ve bir trigeminal daldan daha geniş alanlara yayılabilir.

'trigeminal Nevralji'hastalığı Artık Çözümsüz Değil

3.Trigeminal nevralji kimlerde daha sık görülür?

50 yaş üzeri ve bayanlarda daha sık görülür.

4.Trigeminal nevraljinin sebepleri nelerdir?

Trigeminal nevraljinin en sık sebebi sinirin komşuluğundaki damarsal oluşumlardaki yapısal farklılıklar ve bozukluklar nedeniyle trigeminal sinirin basıya uğramasıdır. Bunun yanı sıra kafa içindeki iyi veya kötü huylu kitleler de trigeminal nevralji nedeni olabilirler.

5.Trigeminal nevraljide ağrı nasıl olur?

Ağrı, trigeminal sinirin yayıldığı yüz bölgesinde, kısa süreli (birkaç saniye ile bir-iki dakika arası), tekrarlayan, elektrik çarpması tarzındadır. Genellikle yüzün dış kısmında, ağız içinde ağrının başlamasını tetikleyen noktalar bulunur. Bu sebeple hasta bu bölgelere dokunmaz, dokundurtmaz; yüz yıkama, diş fırçalama, hatta yeme gibi işlevlerden kaçınır.

6.Trigeminal nevralji baş, diş ve kulak ağrısı yapar mı?

Trigeminal nevralji baş ağrısı yapmaktadır. Baş ağrısı yaptığı için de migren ya da küme tipi baş ağrısı ile karıştırılabilmektedir.  Trigeminal nevralji  diş ağrısı yapmaz. Ancak neden olduğu ağrı genellikle diş ağrısı ile karıştırılabilir. Birçok hasta ne yazık ki birkaç dişini çektirdikten sonra doğru tanıyı alır. Trigeminal Nevralji kulak ağrısı yapmamaktadır. Ancak hastalar yüzlerindeki ağrıyı kulak ağrısı ile karıştırabilirler.

7.Trigeminal nevralji tanısı nasıl konulur?

Trigeminal nevraljinin tanısı öyküden konabilir. Tetik noktanın hasta tarafından gösterilmesi anlamlıdır. Fizik ve nörolojik muayene ile birlikte yer kaplayan bir oluşumu ekarte etmek amacıyla gelişmiş beyin MR yapılmalıdır. Ayrıca hastalığın başlangıç safhasında bir epilepsi ilacı olan karbamazepin ile ağrının şiddetinin azalması da trigeminal nevraljiyi düşündürür.

8. Trigeminal Nevralji Ağrısı Nasıl Geçer?

Trigeminal nevralji hastalığının tedavisinde farklı yöntemler kullanılabilmektedir. İlaç, trigeminal cerrahi ameliyatı, sinir blokajı veya radyo cerrahi gibi tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Tedavi seçeneği hastaya ve hastalığın durumuna göre şekillendirilebilir.

9.Trigeminal nevralji ameliyatı nedir ve nasıl yapılır?

Trigeminal cerrahi tedavisinde kullanılan en önemli cerrahi işlem Mikrovasküler dekompresyon işlemidir. Mikrovasküler Dekompresyon tedavi yönteminde kulağın arka kısmına küçük bir kesi yapılarak kafatasında bir delik açılır ve   cerrahi  mikroskopik görüntüleme altında trigeminal nevralji'nin nedeni olan  bir atardamarın yüz duyu sinirine olan basısını ortadan kaldırılmasıdır.

10. Ameliyat sonrası hastaların ağrısı geçer mi?

Yapılan cerrahi tedavi yönteminde hastaların % 80′ den  fazlasında  ağrılar tamamen ortadan kalkmaktadır. Tedavi  başarısı ağrının ortadan tamamen kalkması ya da   basit ilaçlarla tedavi edilebilir duruma gelmesidir.

“Öğretmenlerin Atama ve Yer Değişikliği Sürecindeki Aksaklıklar Giderilmelidir”

Posted: 24 Jun 2022 01:19 AM PDT

Eğitim-Bir-Sen,"Öğretmenlerin Atama ve Yer Değişikliği Sürecindeki Aksaklıklar Giderilmelidir"

Eğitim-Bir-Sen,”Eğitimin temel sorunları çözülmeli, kalıcı politikalar üretilmelidir”diyerek eğitimin temel sorunlarına dikkat çekti.

Salgının hayatı olumsuz etkilediği zor günlerde,eğitim çalışanlarının ortaya koyduğu azim ve kararlılık, önemli bir dönem olarak tarihe geçti, diyen Eğitim-Bir-Sen “Salgının sonlarına doğru okulları açık tutmak iradesi, devamlılığın sağlanması ve ortaya çıkacak telafi yükünün azaltılması açısından yerinde bir karar olmuştur. Zor dönemlerde bile üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirmeye çalışan eğitimcilerin çözüm bekleyen sorunları, getirilen yenilikler ve tanınan haklarda eksik bırakılan tarafların varlığı, şiddet karşısındaki savunmasızlığı gibi, eğitimin niteliğini ve verimliliğini doğrudan etkileyen tüm konularda, başta hükûmet yetkilileri ve kanun koyucular olmak üzere, sorumluluk sahibi herkes üzerine düşeni, elinden geleni yapmalı; eğitim çalışanlarının içinde bulunduğu durum göz önüne alınmalı, 'mutsuz mecburlar' üretme potansiyeline sahip gidişata dur denilmelidir. Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun çıkarılmış olması çok önemli bir adım olmakla beraber, muadil meslek kanunlarıyla mukayese edildiğinde kapsamının dar, tanınan hakların da geride olduğu bir gerçektir. Toplu sözleşme masasında 'çalışma yapılmasını karara bağladığımız' konulardan biri olan 3600 ek gösterge konusunda yapılan çalışma reform niteliğindedir, ancak adaletin gereği olarak bazı eksikliklerinin giderilmesi gerekmektedir.” diye konuştu.

Eğitim-Bir-Sen,"Öğretmenlerin Atama ve Yer Değişikliği Sürecindeki Aksaklıklar Giderilmelidir"

“Eğitim Çalışanlarının Düşen Alım Gücü Telafi Edilmelidir”

Türk-Eğitim-Bir-Sen, eğitim çalışanlarının ve kamu görevlilerinin ücretlerinde oluşan kayıplar ve düşen alım güçleri telafi edilmesi gerektiğini vurguladı. Türk-Eğitim-Bir-Sen “Enflasyonun arttığı, hayat pahalılığının sabit gelirlileri ve tüketicileri bunalttığı, temel tüketim maddeleri ve emtia fiyatlarının yoksunluk eşiğini yükseltip yoksulluk sayısını artırdığı bir eşikteyiz. Günlük hayatı zorlaştıran, yoksulluk hissini artıran, yokluk eşiğine yaklaştıran, güven azaltıcı etkisini yoğunlaştıran ekonomik sarsıntı, kamu görevlileri başta olmak üzere, en çok sabit gelirlileri olumsuz etkilemektedir. Ekonominin mikro ve makro düzey rakamları, enflasyon ve döviz oranları dikkate alındığında, kamu görevlilerinin alım gücünün düştüğü net bir şekilde görülmektedir. Bu çerçevede, eğitim çalışanlarının ve kamu görevlilerinin ücretlerinde oluşan kayıplar ve düşen alım güçleri telafi edilmelidir.”diye ifade etti.

“Ek Gösterge Konusundaki Eksiklikler Giderilmelidir”

Ek gösterge konusundaki eksikliklerin giderilmesine dikkat çeken Türk-Eğitim-Bir-Sen “Ek gösterge rakamlarının artırılması konusundaki kararın, Memur-Sen'in çalışmaları ve çabaları neticesinde yardımcı hizmetler sınıfı başta olmak üzere, hem bütün kamu görevlilerini kapsaması hem de 1992 yılından bugüne gerçekleştirilen en kapsamlı çalışma olması bakımından şüphesiz reformist bir özelliğe sahiptir. Ortaya konan bu önemli çalışma sonrası, halen açıklık getirilmesi gereken konular, giderilmesi gereken eksiklikler mevcuttur. Bunların giderilmesi kamu görevlileri arasında hiyerarşik ve adil düzeni sağlayacak ve memnuniyet üretecek bir sonuç ortaya çıkaracaktır. Bu minvalde yönetici sınıfında yer alan enstitü-yüksekokul sekreteri, şube müdürü, ilçe müdürleri ve şeflerin ek gösterge rakamları da 3600'e çıkarılmalı; ek gösterge rakamı 3600'ün altında olan bütün kamu görevlilerinin tazminat yansıtma oranları artırılmalıdır.”ded,.

Sözleşmeli Ve Ücretli Öğretmenlik Kaldırılmalı, Kadrolu İstihdam Esas Alınmalıdır

Eğitim-Bir-Sen” Kamu personel sisteminin temel yaklaşımı; insan onurunu öncelemek, insan haklarına saygılı olmak, saygın iş ilkesine dayanan mali, sosyal ve özlük hakları ile çalışma şartları olmalıdır. Bu eksende öğretmen istihdamında sözleşmeli öğretmenliğin temel istihdam şekli olarak kabul edildiği algısını güçlendiren adımlar ve uygulamalar, büyük Türkiye iddiası ve hedefiyle bağdaştırılabilir değildir. Öğretmenlerin anayasal haklarını sınırlayan, aile bütünlüğünü bozan, eşleri birbirinden, çocukları da anne babalarından ayrı bırakan, öğretmeni eşi ile işi, sağlık ile işsizlik arasında tercihte bulunmaya zorlayan, öğretmenler odasında ayrımcılık oluşturan, öğretmenlik mesleğini ve öğretmenin itibarını zedeleyen sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına derhal son verilmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir.”diye konuştu.

Eğitimcilere Şiddete Karşı Yasal Düzenleme Yapılmalıdır

Eğitim-Bir-Sen”Eğitim ve öğretim hizmeti sunumu esnasında veya verilen eğitim ve öğretim hizmetinden kaynaklanan nedenlerle eğitim çalışanlarına karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişilere hapis cezası verilmesi; eğitim kurumlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve eğitim çalışanlarına karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemlerde ve davalarda personelin talebi üzerine Millî Eğitim Bakanlığı'nın hukuki yardımda bulunması noktasında düzenleme yapılmalıdır.” diye konuştu.

Yönetici Görevlendirme Mevzuatı Kalıcı Ve Sürdürebilir Hâle Getirilmelidir

Son yıllarda eğitim kurumları yönetici görevlendirme yönetmeliğinin sürekli değiştirilmesi, yeniden değiştirileceğine ve görevlendirme usulünün yeni baştan ele alınacağına dair her söyleme hayat vermekte; yöneticiler arasında huzursuzluğa ve tedirginliğe yol açmaktadır” diyen Eğitim-Bir-Sen konuşmasına şöyle devam etti:”Eğitim yöneticiliği alanında sürdürülebilir ve kabul edilebilir bir sistem inşa edilmelidir. Eğitim kurumu yöneticiliğinin eğitim liderliğine dönüştürülmesi, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak ele alınarak 'ikincil görev' ve 'görevlendirme' kapsamından çıkarılarak kadro unvanlı bir uzmanlık mesleği hâline dönüştürülmesiyle mümkündür. Eğitim kurumu yöneticilerinin bir eğitim ve okul lideri olarak inisiyatif alanları genişletilmeli, mevzuat kuşatmasından kurtarılmalı, bürokratik rolleri azaltılmalı, yetkilendirilip güçlendirilerek eğitim-öğretimle ilgili rolleri öne çıkarılmalıdır. Eğitimin niteliğinin artırılması ve okullar/bölgeler arasındaki nitelik farkının kapatılması, okullarda boş ders kalmamasına ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin bulunmasına bağlıdır. Halen Türkiye'nin OECD ortalamalarında öğretmen başına düşen öğrenci sayılarına ulaşması için toplamda 100 bini aşkın öğretmen açığı var. İhtiyaç olmasına rağmen yeterli atama yapılmamakta, yeterli aday bulunduğu hâlde atama yapılarak ihtiyaç karşılanmamakta; bu durum 'önce eğitim' iradesiyle çelişmektedir. Eğitimde fırsat eşitliği vurgusu yapılan bir sistemde, öğretmen açığını kapatmaya yönelik nitelikli politikalar yürürlüğe konulmalıdır. Öğretmen atamaları için uygulanan seçme, değerlendirme ve atama yöntemi işlevini yerine getirememektedir. Öğretmen atamaları için mevcut durumda uygulanan, KPSS ve sözlü sınavdan oluşan atama yöntemi uzun yıllardır devam eden, toplumsal maliyet üreten, mağduriyetler oluşturan kronik sorunlar ve soru işaretleri barındırmaktadır. Komisyonlar veya yetersiz değerlendirmeler marifetiyle adayların sıralamasına esas teşkil edecek eş değerliliği sağlayamayan, amacını yerine getirmekte teknik kusurlarla mücehhez mülakat yöntemi, öğretmen adayı öğütmekte, mağdur üretmektedir. Bu nedenle, öğretmen atamaları ile ilgili karar verme süreçlerinde mülakat yöntemi kaldırılmalıdır.”.

Öğretmenlerin Yer Değişikliği Sürecindeki Aksaklıklar Giderilmelidir

Eğitim hizmeti bir bütün olarak değerlendirilmeli, hizmetli ve memurlarımızın hakları iyileştirilmelidir diyerek eğitimin bir bütün olarak değerlendirilmesine dikkat çeken Türk-Eğitim-Bir-Sen” Eğitimin kalitesi için ter döken memur ve hizmetlilerin özlük hakları iyileştirilmelidir. Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında genel idare hizmetleri sınıfı, teknik hizmetler sınıfı, yardımcı hizmetler sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların eğitim-öğretim hizmetinin aksamadan en etkin şekilde yürütülmesi için emek sarf ettiği gerçeği görülmeli; eğitim-öğretim sınıfı çalışanlarına tanınan haklar kendilerine de verilmelidir. Bu çerçevede, hazırlık ödeneği, öğretmenlerle birlikte eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da ödenmelidir. Memur ve hizmetliler başta olmak üzere, genel idare hizmetleri sınıfı, teknik hizmetler sınıfı, yardımcı hizmetler sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında yer alan eğitim çalışanlarının liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde mesleki ilerlemelerini sağlayan en önemli araçlardan biri olan görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları konusunda somut adım atılmalı, sınav ve atama takvimi Bakanlık çalışma takvimine alınarak belirsizlik giderilmelidir.” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  Kaynak : Bülten

Türk Sağlık-Sen’den Sağlık Çalışanları İçin Cumhurbaşkanlığı’na Başvuru!

Posted: 24 Jun 2022 01:12 AM PDT

Türk Sağlık-Sen'den Sağlık Çalışanları İçin Cumhurbaşkanlığı'na Başvuru!

Türk Sağlık-Sen sağlık çalışanlarının ücretsiz ulaşım hizmetinden sürekli olarak faydalanması için Cumhurbaşkanlığı'na başvuruda bulundu.

 

Türk Sağlık-Sen sendikası tarafından Cumhurbaşkanlığı'na yapılan başvuruda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği 30.06.2022 tarihine kadar Belediyeler tarafından karar alınmak suretiyle ücretsiz ulaşım hakkından faydalanabildiklerine dikkat çekildi. Yapılan başvuru da kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan asker, polis, öğretmen gibi bazı personellerin sürekli olarak ücretsiz/indirimli olarak bu hizmetten yararlandıklarına dikkat çekilerek,7/24 esasına dayalı olarak hizmet veren sağlık çalışanları için ulaşımın iller bazında sürekli hale getirilmesinin birçok açıdan önemli olduğu belirtildi.

Türk Sağlık-Sen'den Sağlık Çalışanları İçin Cumhurbaşkanlığı'na Başvuru!

Sağlık Çalışanlarının Ücretsiz Ulaşım Hizmetinden Sürekli Olarak Yararlanmaları İstendi!

Cumhurbaşkanlığı’na yapılan başvuruda kamu mali bütçesine herhangi bir mali yük getirmeksizin ülke çapında görev yapan tüm sağlık çalışanlarının ücretsiz ulaşım hizmetinden sürekli olarak yararlanmaları yönünde hukuki çalışmaların yapılarak hayata geçirilmesi istendi.

BSHA(Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Post a Comment

Previous Post Next Post