Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Tüp Bebek Tedavisinin Uygulanmasını Gerektiren Durumlar!

Posted: 28 Jun 2022 04:55 AM PDT

Tüp Bebek Tedavisinin Uygulanmasını Gerektiren Durumlar!

Anne baba olma hayali kuran bireylerin doğal yolla çocuk sahibi olamaması durumunda başvurulan en önemli yöntem olan tüp bebek tedavisinde gelişen teknolojiler ile beraber başarı oranları da yükseliyor.

 

 

Tüp bebek tedavisi, kadın veya erkeğe ait nedenlerle kendiliğinden gebelik elde edilemediğinde, tüp bebek öncesi tedavi seçenekleri ile sonuç alınamadığında ya da tüm bu alternatiler için uygun olmadığı düşünülen çiftlerde tercih ediliyor. Doç. Dr. Arzu Yurci, tüp bebek tedavisine başvurulması gereken durumlar hakkında bilgi verdi. Gebeliğin elde edilememe nedenlerinin üçte biri erkeğe bağlı nedenler, üçte biri kadına ait nedenler, kalan üçte biri ise hem kadına hem de erkeğe ait sebeplerden gerçekleşmekte ya da bazen hiçbir sorun saptanamamaktadır. Yani çiftlerin yaklaşık %15-20'sinde gebe kalmaya engel bir durum tespit edilmemektedir. Bu duruma "açıklanamayan infertilite" adı verilmektedir. Kadın yaşı 35 yaşın altında ise 1 yıl, 35 yaş üstünde ise 6 ay ve 40 yaşın üzerinde ise 3 aydan fazla beklenmemesi, tecrübeli bir üreme sağlığı uzmanına başvurulması ve bu konuda danışmanlık alınması önerilmektedir.

İleri Yaşta Düşük Riski Artıyor

Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen pek çok faktör vardır. Fakat bunların içinde anne yaşı başarı oranını en çok etkileyen faktörlerden biridir. Anne yaşı ilerledikçe gebe kalmak için geçen süre uzamaktadır ve meydana gelen gebeliğin de düşük ile sonuçlanabilme riski artmaktadır. Böyle sonuçlanmasının en büyük sebebi, üretilen yumurtalarda oluşan kromozom bozukluğudur. Bu durum hem gebe kalmayı geciktirir, hem de gebeliğin düşük olma olasılığını artırır. Bunun yanında anomalili bebek sahibi olma olasılığı da artmaktadır. 26-30 yaş arasındaki kadınlarda gelişen embriyolarda kromozomal sorun görülme olasılığı %20-25 iken, 44-45 yaş arasında %80-90'lara kadar çıkmaktadır. Anne adayları genç olduğunda başarı oranları daha yüksektir. Kadının yaşı ilerledikçe tüp bebekte başarı oranı azalmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisinin Uygulanmasını Gerektiren Durumlar!

47 Yaşına Kadar Anne Adaylarına Tüp Bebek Tedavisi Uygulanabiliyor

İleri yaşta tüp bebek tedavisinde karşılaşılan iki sorun vardır. Bunlardan birincisi anne adayının yumurta rezervinin azalması, ikincisi ise üretilen yumurtanın kalitesinde azalma görüldüğü için gebe kalma şanslarının genç yaş grubuna göre daha düşük olmasıdır. Bunun yanında şartlar uygun ise 47 yaşına kadar anne adaylarına tüp bebek tedavisi uygulanabilir. 35 yaş ve üzeri kadınlarda tüp bebek tedavisinde başarı oranı, kadının yumurta rezervinin yanı sıra başka faktörlerin olmasına da bağlıdır. Gebe kalmasına engel olabilecek ilave kadın veya erkeğe ait bir sorun olup olmaması da önemlidir. İleri yaşta tüp bebek tedavisinde kadının kendiliğinden adet görebilmesi ve yumurta rezervinin uygun olması başarı şansını çok etkilemektedir.

İleri Yaşta Genetik Taramalı Tüp Bebek Uygulanması Önemli Bir Seçenek

İleri yaşta tüp bebek tedavisinde genetik taramalı tüp bebek uygulanması (Preimplantasyon genetik tarama-PGT-A) da anne adaylarına uygun bir seçenek olabilir. Çünkü kadın yaşının artmasına bağlı olarak yumurta ve buna bağlı embriyoda oluşan kromozom anomali riski bu yöntemle tespit edilebilir. PGT-A yönteminde 5. ya da 6. günü gelmiş embriyolardan biyopsi yapılmakta ve alınan hücre örnekleri genetik laboratuvarında kromozomal dizilim açısından taranmaktadır. Bu yöntemle elde edilen sağlıklı embriyo transferiyle canlı doğum elde etme oranları % 60'lara kadar ulaşmaktadır.

Bu Durumlarda Tüp Bebek Tedavisine Başvurulması Önemli

  1. Kadında fallop tüplerinde tam tıkanıklık olması ya da tüplerin daha önce herhangi bir hastalık nedeniyle alınmış ya da bağlanmış olması
  2. Şiddetli sperm sayı ve hareketlilik problemi varlığı ya da menide hiç sperm bulunmaması (azosperm durumu)
  3. İleri anne yaşı
  4. Tüp bebek öncesi diğer tedavilerin başarısız olması (yumurtlama problemleri, PCOS, endometriozis varlığı, açıklanamayan infertilite olması durumunda)
  5. Yumurtalık rezervinin az olması ile gebe kalamama süresinin uzaması ya da gebeliğe engel olabilecek ek bir sorun olması
  6. Aşılama tedavisi ile sonuç alınamaması
  7. Ailede bilinen genetik hastalık varlığı (Spinal muskuler atrofi-SMA, talasemi, hemofili, kistik fibrozis, metabolik hastalıklar, kas hastalıkları vb.)
  8. Sağlıklı embriyonun seçilmesi için Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) yapılması gerekliliği
  9. Kromozomlarda kopma ya da değiştirme nedeni olan transloksyon varlığında preimplantasyon genetik tanı (PGT_SR) yapılabilmesi

Tüp bebek merkezine başvuran her çift ayrıntılı olarak değerlendirildikten sonra, kişiye özel tedavi seçenekleri hastaya sunulur. Üreme uzmanı çifte uygun olan tedavi seçeneklerini uygular. Amaç, başvuran her çiftin en az müdahalede bulunarak kısa sürede çocuk sahibi olmasını sağlamaktır.

Sözleşmeli Çalışanlar İçin Sağlık Bakanlığı’na Başvuru!

Posted: 28 Jun 2022 02:57 AM PDT

Sözleşmeli Çalışanlar İçin Sağlık Bakanlığı'na Başvuru! (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş sözleşmeli çalışanların eski görev yerlerine dönme endişesi yaşadığını belirtti. Sağlık-Sen sözleşmeli çalışanlar için Sağlık Bakanlığı’na başvuruda bulundu.

 

Tayin hakkı kazanan sözleşmeli çalışanların eski görev yerlerine dönme endişesi yaşadığını kaydeden Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş, "Bu durumdaki çalışanlar aile birliğimiz bozulmasın diye çalmadık kapı bırakmıyor. Bakanlığa diyorlar, bize diyorlar. Annenin babanın suçu varsa çeksin diyelim ama olan çocuklara oluyor. Sözleşmeli çalışanların aile birliği bozulmamalı" dedi. Yargı kararıyla kadroya geçen ancak kararların Danıştay tarafından bozulmasıyla çalışanların eski görev yerlerine dönme korkusu yaşadığına dikkat çekmek için Sağlık Bakanlığı'na başvuru yaptıklarını hatırlatan Genel Başkan Durmuş, tayin hakkından yararlanan sözleşmeli personelin yerinde kalmasını talep ettiklerini dile getirdi.

Sözleşmeli Çalışanlar İçin Sağlık Bakanlığı'na Başvuru! (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

"Tayin Hakkı Elde Edenler Yeni Düzen Kurdu"

Durmuş, "Özellikle mahkeme kararı ile kadrolu statüye geçenlerden tayin hakkından yararlanmış olanlar da tayinlerinin iptal edilerek eski görev yerine dönme endişesi taşımaktadırlar. Aile birliğinin yeniden sağlanması için önem arz eden tayin hakkını mahkeme kararı sonrası kullanmış olanlar, aile bütünlüğünü sağlama imkanına kavuşmuş ve bu duruma göre yeni düzenlerini kurmuşlardır. Şimdi eş nedeni ile yapılan atama iptal edilecek ve sağlanan aile birliği tekrar bozulacak" diye konuştu.

"Çalışanlar Çalmadık Kapı Bırakmıyor"

Çalışanların yaşadıkları endişeleri kendilerine sürekli dile getirdiklerini belirten Durmuş, "Çalışanlar bizden çare umuyor. Aile birliğimiz bozulmasın diye çalmadık kapı bırakmıyorlar. Biz de onların dertleri ile dertlenip çözüm üretilmesi için taleplerini Sağlık Bakanlığı'na iletiyoruz. Annenin babanın suçu varsa çeksin diyelim ama olan çocuklara oluyor. Sözleşmeli çalışanların aile birliği bozulmamalı” dedi. Durmuş, çalışanların mağdur olmaması için bu konuda Sağlık Bakanlığı'na hem sözlü hem de yazılı başvuruda bulunduklarını ifade ettiç

Sağlık Bakanlığı'na Başvuru Yapıldı

Sağlık-Sen tarafından yapılan yazılı başvuruda:"Olumlu mahkeme kararına bağlı statü değişikliği akabinde tayin hakkından yararlanan personelin, kararların bozulmasına bağlı olarak tayinlerinin de iptal edilerek eski görev yerlerine döndürülmeleri, toplu sözleşme hükmünün hayata geçmesi sonrası yeni bir kaosa sebebiyet verecektir. Bozulan ailevi düzenler, yeniden adaptasyon süreçleri, toplu sözleşme sonrası yeniden tayin süreci, yeniden harcırah ödemesi ve buna bağlı mali diğer yükler. Tüm bu süreçlerin hem kamu kurum ve kuruluşlarını hem çalışanları yıpratmaması için, lehine yargı kararı sonrası tayin hakkından yararlanmış olanların, istinaftan kararları bozulsa da yeni görev yerlerinde kalmalarının sağlanması hususunda gereğinin yapılmasını talep ederiz." ifadelerine yer verildi.

Dış Kulak Enfeksiyonu Belirtileri Nelerdir?

Posted: 28 Jun 2022 02:45 AM PDT

Dış Kulak Enfeksiyonu Belirtileri Nelerdir?

Genellikle deniz ve havuz aktivitelerinin yoğunlukta olduğu yaz aylarında görülmekle birlikte yılın her mevsiminde görülebilen dış kulak yolu iltihabı, şiddetli ağrı, kaşıntı, işitmede azalma, kulak akıntısı ve bazen de ateş ile kendini gösterebilmektedir.

 

 

Dış kulak enfeksiyonu belirtileri nelerdir? Erken dönemde tedavi edilmeyen dış kulak iltihabı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Doç. Dr. Abdülkadir Özgür yaz mevsimiyle beraber artış gösteren 'dış kulak iltihabı' hakkında önemli bilgiler verdi

Kulak Kanalı Enfeksiyonu Nasıl Ortaya Çıkmaktadır?

Kulak kanalı dışardan gördüğümüz kulak deliği ile kulak zarı arasında ve bizim dış kulak yolu alarak adlandırdığımız alandır. Bu kanalın büyük bir kısmı deri ile kaplıdır ve bu deri enfeksiyonlar için bir bariyer oluşturmaktadır.  Kulak kanalı cildinde oluşan herhangi bir hasar bu bölgede enfeksiyon oluşumu için zemin hazırlar. Su ile temas, nemli ortam gibi tetikleyici faktörler ile enfeksiyonun şiddeti, artar.

Hastada Ne Gibi Şikayetler Olur?

En önemli şikayet kulak ağrısıdır. Bu ağrı çok şiddetlidir ve hastalar için oldukça rahatsız edicidir. Bu ağrı nedeniyle birçok hastamızın tatili kabusa dönüşebilmektedir. Bunun dışında kulak ağrısı, işitme azlığı gibi şikayetlerde olabilmektedir.

Bu Enfeksiyonlar İlerleyici Midir?

Hastanın bağışıklık sistemi normal ise bu enfeksiyonlar genellikle kulak kanalında sınırlı kalır. Ama şeker hastalığı (Diyabet), kanser tedavisi gibi bağışıklık sistemini zayıflatan ek bir sorun varsa bu enfeksiyonlar kafa kemiklerine ilerleyebilir ve yüz felci, menenjit gibi daha ciddi hasarlar oluşturabilir.

Dış Kulak Enfeksiyonu Belirtileri Nelerdir?

Nasıl Korunabiliriz?

Öncelikle kulak kanalımızda enfeksiyon için bir bariyer oluşturan kanal cildini korumamız lazım. Bunun için kulak kanalımızı kaşımak ve temizlemek için herhangi bir yabancı cisim kullanmamalıyız. Buna kulak çubukları ile temizlemekte dahil. Kulak çubukları ucunda pamuk olduğundan masum gibi görünse de kulak kanalında ciddi bir hasarlanmaya neden olabilmektedir. Ayrıca kulak kanalına uygun olmayan kulak tıkaçlarını da kullanmaktan kaçımalıyız. Zaten kişinin kulak zarı sağlam ise kulak tıkacına gerek yoktur. Eğer kulak zarında yırtık varsa nasıl koruyabileceği konusunda mutlaka doktoruna danışmalıdır. Bağışıklık sitemi zayıf olan kişiler (şeker hastası, kanser hastası gibi) ise çok daha dikkatli olmalıdır. Ayrıca sık kulak enfeksiyonu geçiren kişiler tatile çıkmadan önce mutlaka doktoruna muayene olmalı ve önerileri doğrultusunda önlemlerini almalıdırlar.

Kulak Zarında Delik Varsa Ne Yapılmalıdır?

Kulak zarında delik var ise kulağın su ile temas etmemesi çok önemlidir. Bunun için de banyo yapmak, yüzme gibi su ile temasın sık olduğu durumlarda mutlaka kulağın tıkanması gerekir. Bunun için silikon tıkaç kullanılabileceği gibi yağlı bir krem ve pamuk ile tıkaç hazırlanabilir. Fakat bu koruma sadece enfeksiyonların tekrarlamaması için geçici bir çözümdür. Kulak zarında delik var ise mutlaka ameliyat ile tamir edilmesi gerekir.

 

Migrene Ne İyi Gelir?

Posted: 28 Jun 2022 02:28 AM PDT

Migrene Ne İyi Gelir?

Nörolojik bozukluklar içinde en sık görülen ikinci hastalık olan migren, özellikle sıcak havalarda kendini daha fazla hissettiriyor. Uzmanlar yapacağımız ufak değişiklerle azaltmak mümkün diyor.

 

Atabay İlaç Medikal Direktörü Uzman Dr. Murat Yaycı, "Günlük yaşamı fazlasıyla etkileyen migrenin görülme sıklığını, alışkanlıklarımızda yapacağımız ufak değişikliklerle azaltmak mümkün" dedi. Sıcak yaz günlerine kavuştuk. Havaların ısınması, birçok hastalığa yakalanma riskini azaltsa da bazı rahatsızlıklar özellikle yaz aylarında kendini daha fazla belli ediyor. Migren de bu rahatsızlıklardan biri. Yapılan çalışmalar, sıcaklıklardaki her 5 santigrat yükselişin migren atağının gelişme riskini yüzde 7.5 oranında artırdığını gösteriyor. Uzman Dr. Murat Yaycı, bazı alışkanlıkların migreni tetiklediğinin altını çizdi.  Yaycı, "Migren, nörolojik bozukluklar içinde en sık görülen ikinci hastalık. Genel popülasyonda gözlenme sıklığı yılda yüzde 15. Kişilerin günlük yaşamlarını fazlasıyla etkileyen migrenin görülme sıklığını, alışkanlıklarımızda yapacağımız ufak değişikliklerle azaltmak mümkün" dedi.

Uykusuzluğa Ve Strese Dikkat

Uykusuzluğun migreni tetikleyen başlıca nedenlerden biri olduğunu vurgulayan Murat Yaycı, "Uyku hem vücudunuzun hem beyninizin dinlenmesi için şart. Ayrıca migreni olan kişilerin yüzde 70'i, tetikleyen neden olarak stresi belirtiyor. Strese neden olabilecek durumlardan uzak durmaya çalışmalı, stresle başa çıkabilmek için derin nefes alma gibi rahatlama yöntemleri uygulanmalı" dedi. Murat Yaycı migrenin bir diğer nedeni olarak durağan yaşamı gösterdi. Egzersizin, vücutta ağrıyı bloke eden ve anksiyete ile depresyonu azaltan maddelerin salınımını sağladığına dikkat çeken Yaycı, "Ayrıca sağlıklı kiloda kalmamızı da sağlayarak migrenin azalmasına yardımcı olur. Egzersize ilk zamanlarda yavaş başlanmalı,  ağır egzersiz de migrene neden olabilir" diye konuştu.

Migrene Ne İyi Gelir?

Doğru Beslenme Ve Yeterli Su Tüketimi İle Ataklar Engellenebilir

Murat Yaycı migrene sebep olan diğer etkenlerle ilgili; "Birçok insan; çikolata, peynir ve süt ürünleri, işlenmiş et, yapay tatlandırıcılar ile histamin içeren yiyeceklerin migreni tetiklediğini belirtiyor. Kırmızı şarap, en sık bildirilen tetikleyiciler arasında yer alıyor. Bu, yanlış beslenmenin de migrene sebep olabildiğinin göstergesi. Yanlış yiyecekleri yemek kadar düzensiz beslenmek de migreni tetikliyor. Aç kalmak migren riskini artırıyor. Öte yandan bir aktiviteden diğerine koşmak çok streslidir ve migren riskini artırır. Fırtına, sıcak veya barometrik basınçtaki değişiklikler gibi hava değişiklikleri de migreni tetikleyebiliyor. Fırtınada veya günün en sıcak saatlerinde dışarıda olmamak migrenin tetiklenmesini önleyebilir. Migren geçirenlerin üçte biri tetikleyici olarak susuzluğu gösteriyor. Migrenin ilk belirtisinde bir bardak su içmek rahatlatacaktır. Ve ayrıca gereksiz yere alınan ilaçlar da migreni tetikleyebilir" ifadelerini kullandı.

 

 

Sağlıkta Mobbing Devam Ediyor !

Posted: 27 Jun 2022 05:53 AM PDT

Sağlıkta Mobbing Devam Ediyor !

Nevşehirli sağlık ve sosyal hizmet çalışanları, Sağlık-Sen Nevşehir Şubesi'nin düzenlediği piknikte buluştu. Pikniğe katılan Genel Başkan Yardımcısı Yasin Barutcu açıklamada bulundu.

Sağlıkta Mobbing Devam Ediyor! Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının pandemi sürecinde yorulduğuna dikkat çeken Barutcu, Sağlık-Sen teşkilatının pandemi sürecinde çalışanların yanında olduğuna vurgu yaptı. Barutcu, Sağlık-Sen'in tüm çalışanların refahı için mücadele ettiğini söyleyerek, "Biz hekiminden hemşiresine, teknikerinden teknisyenine, ebesinden 112 çalışanına tüm sağlık ordusunun sorunlarını çözmek ve taleplerini kazanıma dönüştürmek için mücadele ediyoruz. Bizim anlayışımızda ayrıştırma ve kutuplaştırma yok. Biz sağlık ordusunu bir bütün olarak görüyor ve bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Barutcu, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili çıkan kanun ile sağlıkta şiddet ve malpraktis kanunları hakkında da sağlık çalışanlarına bilgi verdi.

Şube Başkanı Gündüzpolat: Çalışanlarımızın Motivasyonunu Artıracak Bu Tür Organizasyonları Önemsiyoruz

Nevşehir Şube Başkanı Hakan Gündüzpolat da yaptığı konuşmada, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaptığı görevin ne kadar kutsal olduğuna vurgu yaptı. Gündüzpolat, "Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımız insanımızın her zaman yanında. Her zaman olduğu gibi pandemi sürecinde de buna herkes şahit oldu. Bu yüzden çalışanlarımızın moral ve motivasyonunu artıracak bu tür organizasyonları önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Nevşehir Şube'nin Pikniğinde Buluştu

Pikniğe ayrıca, Adana Şube Başkanı Bekir Nenioğlu ve Memur-Sen'e bağlı sendikaların yöneticileri katıldı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Nevşehir Şube'nin Pikniğinde Buluştu

PH Değeri Yüksek Alkali Sular Tüketin!

Posted: 27 Jun 2022 03:30 AM PDT

Suyun PH Değeri Yüksek Alkali Sular Tüketin!

Uzmanlar, vücut direncini artırmak ve mineral yetersizliğinden kaynaklanabilecek sağlık sorunlarının önüne geçilebilmesi için pH değeri 7'nin üzerinde olan alkali su tüketilmesini öneriyor. 

 

Beslenmenin en temel taşı ve vücudun en önemli kimyasal bileşeni olarak kabul edilen su, sağlığa ve vücuda son derece önemli faydalar sağlıyor. Sadece içtiğimiz suyun miktarı değil, sahip olduğu özellikler de sağlığımız için büyük önem arz ediyor. Satın aldığımız sularda belirtilen pH değerleri, suyun içerisinde bulunan hidrojen miktarını simgeler ve yüksek pH'a sahip sular, içerisinde daha fazla oksijen barındırdığı için tazeliklerini daha uzun süre korurlar. pH değeri 7'nin üzerinde olan ve alkali olarak da bilinen sular, vücuda zararlı asitlerin vücuttan daha hızlı atılmasını sağlar.  Prof. Dr. Neriman İnanç, insan kanının pH değerinin 7,4 olduğunu belirterek, vücuttaki pH değerini dengelemek ve vücut direncini artırmak için günde 2,5- 3 litre alkali su tüketilmesini öneriyor. Vücudumuzdaki hücrelerin büyük bir kısmını oluşturan suya ihtiyacımız, yaşa ve cinsiyete göre farklılık gösteriyor. Yaklaşık olarak insan kas dokusunun yüzde 70-75'i, beyninin yüzde 80'i, kalbinin yüzde 78'i, böbreklerinin yüzde 83'ü, kanının yüzde 85'i, yağ dokusunun yüzde 10- 15'i ve derinin yüzde 70'i sudan oluşuyor. Uzmanların önerilerine göre düzenli olarak içecek ve sıvı içeren besinlerin tüketilmesi, vücutta yaşanan su kayıplarının önüne geçiyor.

Suyun PH Değeri Yüksek Alkali Sular Tüketin!

Neriman İnanç, sadece yetersiz su tüketiminin değil, kalitesiz su tüketiminin de birçok hastalığa sebep olabileceğini belirterek şu açıklamalarda bulundu: "İyi ve kaliteli su, yaşamı sağlıklı bir şekilde idame ettirebilmek için çok önemli bir unsurdur. İçme suyunun temiz olması kadar, sertliği de insan sağlığı üzerinde önemli rol oynamaktadır. Günlük yaşantımızda kullandığımız suyu üç başlıkta değerlendirebiliriz: Doğal kaynak suları, şehir şebeke suları ve doğal mineralli sular. Doğal kaynak suları ve doğal mineralli sularda kalsiyum, magnezyum, bikarbonat, demir gibi elementler bulunur. Suyun sertliği, kalitesini belirler ve sert sular sağlıklı sulardır."

Suyun Ph Değeri Neden Önemlidir?

Sağlıklı suyun en önemli özelliklerinin arasında mikrobiyolojik, fiziksel, kimyasal ve radyoaktif kirlenmeden arınmış yani saf olması ve pH değeri, mineral içeriği ve elektron yönünden de zengin olması yer alır. Suyun pH'ını belirleyen etkenler, suyun içerisindeki hidrojen ve hidroksil iyonlarının miktarıdır. Eğer suyun içerisinde hidrojen fazla ise su asidik, hidroksil miktarı fazla ise alkalidir. Sağlıklı suyun pH değeri mutlaka 7,4'ün üzerinde olmalıdır. Dışarıda satılan suların çoğunluğu düşük pH'a, yani asidik pH'a sahiptir. İnsanların düşük pH'a sahip su tüketmekten çekinmeleri gerektiğini belirten uzmanlar, ayrıca alkali suyu yüksek antioksidan özelliğe sahip su olarak nitelendiriyor. Suyun vücut için değerliliğini belirleyen bir diğer etmenin de suyun pH derecesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Neriman İnanç, magnezyum ve kalsiyum açısından güçlü olan alkali su tüketmenin bu minerallerin yetersizliğine bağlı sağlık risklerinin azaltılmasına yardımcı olacağını belirtiyor.

Su Tercihlerinize Dikkat Edin!

Uzmanların önerilerine göre özellikle baskılanmış olgulara ve geriatrik yaş grubuna tavsiye edilen su tüketimi konusunda halk arasında "hazır su" olarak tabir edilen sularda, piyasada bulunan markalar arasından tercih yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Prof. Dr. Neriman İnanç, susadığımızda ilk karşımıza çıkan suyun alınmaması gerektiğini ve suyun markasına, ambalajına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor: "İçtiğiniz kaynağı belli olmayan sular ile vücudunuza ağır metal veya toksin yükleyerek sağlığınızı bozabileceğinizi unutmayın".

Sağlık Sistemi İle İlgili Talepler Devam Ediyor!

Posted: 27 Jun 2022 03:18 AM PDT

Sözleşmeli Çalışanlar İçin Sağlık Bakanlığı'na Başvuru! (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) "Emek Bizim Söz Bizim, Sağlıklı Bir Gelecek Ellerimizde" sloganıyla düzenlediği 74. Seçimli Büyük Kongresi'nin ikinci günü 25 Haziran 2022 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası'nda başladı.

Öğle arasının ardından mali ve denetleme raporları okunup görüşüldü ve ibra edildi, tahmini bütçe ile karar önerileri okunup oylandı, 2022-2024 kurul aday başvuruları alındı. Kongre dilek, istek ve önerilerin sunulması ile son buldu.

Öğle arasında "Emek Bizim Söz Bizim, Sağlık Hepimizin" başlıklı bir basın açıklaması düzenlendi.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı tarafından okunan basın açıklaması metni şöyle:

“Emek Bizim Söz Bizim, Sağlık Hepimizin”

TTB Emek Bizim Söz Bizim, Sağlık Hepimizin diyerek şöyle konuştu;” Zor günlerden geçiyoruz. Yaşamak zor, insanca yaşamak çok daha zor, çalışmak zor, hekimlik yapmak zor. Kendiliğinden bir zorluk değil bu elbette; dayatılmış bir zorluk, başımıza örülmüş bir zorluk. Milyonlar kimi zaman sesli ama daha çok sessiz çığlıklarını keyfinden atmıyor. Bu çığlıklar bize ülkemizde siyasal, ekonomik ve sağlık ortamının artık tam olarak çöktüğünü tekrar tekrar hatırlatıyor. Eşitsizlikler had safhaya çıkmış, açlık yaygın bir durum haline gelmiş, şiddet gündelik hayatın olağan bir parçasına dönüşmüş, adaletsizlik alıp başını gitmiş, özgürlük ve demokrasiye dair söylenecekler sayfaları doldurabilecek düzeye gelmiştir. Tam da bu şartlarda çalışmaya ve hekimlik yapmaya çalışan bizler de kendi özgünlüğümüzle bu ortamdan payımıza düşeni fazlasıyla almaktayız. Kapitalist sistemin neoliberal politikalarının başta ekonomik, siyasal ve sağlık olmak üzere her açıdan çöktüğü bir süreci yaşıyoruz. COVID-19 pandemisi, böyle bir afetle başa çıkma konusunda Türkiye'de ve dünyada da var olan sistemlerin çözümsüz kaldığını, yeni bir toplumsal sistemin ve sağlık sisteminin inşa edilmesi gerektiğini işaret etmektedir. Neoliberal politikalar sağlığı metalaştırmış ve ticarileştirmiştir; hastanelerin ticarethane, hastaların ise müşteri olduğu sağlık sistemi artık tam olarak uygulamaya konmuştur. Sağlık harcamalarında her geçen yıl artış yaşanmasına rağmen, hasta ve hastalık sayısı giderek artmaktadır. Bunun temel sebebi mevcut sağlık sisteminin insan sağlığı yerine sermayenin karlılığını önceleyecek şekilde dizayn edilmiş olmasıdır. Şu an var olan ekonomik ve siyasal kriz toplum sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eder boyuta gelmiştir. Bunun için de yeni bir dünya, yeni bir Türkiye ve yeni bir sağlık sistemi gereklidir.”

Sağlık Sistemi İle İlgili Talepler Devam Ediyor!

Türk Tabipleri Birliği Yeni Bir Sağlık Sistemi için taleplerini şöyle sıraladı;

  1. Türk Tabipleri Birliği'ne göre toplumun sağlıklı olabilmesi; ancak sağlığa bütünlüklü yaklaşımla mümkündür. Bunun için toplumun ekonomik, siyasal, ekolojik, fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halinin tam sağlanacağı eşitlikçi, demokratik, toplumcu bir sağlık sistemi var edilmelidir.
  2. Emeğimizin değersizleştirildiği, çalışma koşullarının giderek kötüleştiği, özlük haklarımıza yönelik saldırıların şiddetinin arttığı bu bizleri tüketen, göçe zorlayan, intihara sürükleyen sağlık sistemi miadını doldurmuştur. Tüm sağlık çalışanlarının insanca yaşayabileceği, emeklerinin karşılığını alacağı, sağlık hizmeti üretmekten yeniden mutlu olacağımız çalışma koşulları sağlanmalıdır.
  3. Sağlık toplumsal bir olgudur. Türk Tabipleri Birliği, toplumcu sağlık perspektifinden politikalarını yürütür. Yeni sağlık sisteminde birinci basamak sağlık örgütlenmesi bütünlüklü, kamusal, toplum sağlığını önceleyen nitelikte yapılandırılmalıdır.
  4. Yeni sağlık sisteminde ilaç, tıbbi cihaz ve özel sağlık kuruluşları dahil olmak üzere özel sermayeye bağımlılık ortadan kaldırılmalıdır. Hıfzıssıhha Enstitüsü modernize edilerek tekrar açılmalıdır.
  5. Kamu-özel ortaklığı ile yapılan şehir hastaneleri kamulaştırılarak şirket hastaneleri politikasından tamamen vazgeçilmelidir. İkinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri; bilime ve toplum sağlığına uygun kamu hastaneleri ve üniversite hastanelerinde sunulmalıdır.
  6. Mezuniyet öncesi ve sonrası tıp eğitimi nitelikli hale getirilmelidir. Liyakat, bilimsel çalışma ve adalet duygusu ile kadrolar açılmalı, özgür ve özerk üniversite yapılarına kavuşmalıdır.
  7. Yeni sağlık sisteminde bilim ve teknoloji kâr amacıyla değil; mevcut ve gelecekteki toplumsal ihtiyaca göre kullanılıp geliştirilmelidir.
  8. Özelleştirmenin sonucu sayıları gittikçe artan özel hastaneler ise hekimler açısından tam bir emek sömürüsü merkezi haline gelmiştir. Özel hastaneler de kamulaştırılarak hekim ve sağlık çalışanlarının emek sömürüsüne son verilmeli, vatandaşların sağlığa erişim hakkı, ek ücret ödenmeden sağlanmalıdır.
  9. Özellikle genç hekimlerin yurtdışına göç etmesine neden olan tüm unsurlar ortadan kaldırılmalı, bu topraklarda hekimlik yapmanın gururu her bir meslektaşımıza geri verilmelidir.

Çocuklarınızda Yaz Hastalıklarına Karşı Önleminizi Alın!

Posted: 27 Jun 2022 02:54 AM PDT

Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Karşı Önleminizi Alın

Yaz aylarında okulların kapanması ve ısınan havanın etkisiyle çocuklar dışarıda, denizde ve doğada daha çok zaman geçiriyor. Bu da çocuklarda görülen yaz hastalıklarının artmasına zemin hazırlıyor.

 

Çocuklarda sık görülen yaz hastalıkları arasında kusma ve ishal ile seyreden bağırsak enfeksiyonları, deniz ve havuz enfeksiyonları, güneş yanıkları, sıcak çarpması, böcek sokmaları, üst solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, Hepatit A enfeksiyonu, alerjik reaksiyonlar, deri hastalıkları ve sıvı kayıplarına bağlı çeşitli hastalıklar geliyor. Uz. Dr. Canan Bilazer, çocuklarda görülen yaz hastalıkları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Güneşi Seviyoruz Ama Saatlere Dikkat!

Güneşin tam tepede olduğu ve yeryüzüne ışınların dik olarak geldiği öğle saatleri, güneş çarpması için en riskli zaman dilimidir. Özellikle bu saatlerde oyuna dalıp uzun süre güneşte kalınması sıvı kaybına neden olabilmektedir. Güneş çarpması durumunda halsizlik, baş dönmesi, ağızda kuruluk, baş ağrısı gibi belirtilerin yanı sıra ileri güneş çarpmalarında şuur kaybı ve bayılmalara varan sonuçlar olabilmektedir. Aşırı sıcaklar vücutta sıvı ve elektrolitlerin kaybına yol açar. Güneş çarpmasından çocukları korumak için birkaç basit önlem alınmalıdır. Bunların başında; bütün çocukların özellikle 6 aydan küçük bebeklerin saat 10.00- 16.00 arasında güneşe çıkartılmamaları, güneşte kalma süresinin 10 dakika ile başlayıp yavaş yavaş artırılması ve mutlaka yüksek koruyuculuğu olan güneş kremlerinin kullanılması gerekmektedir.

Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Karşı Önleminizi Alın

Güneş Yanıkları Tatilinizin Tadını Kaçırmasın

Güneş çarpması kadar önemli bir diğer konu da güneş yanıklarıdır. Özellikle sarışın ve açık tenli çocuklarda gelişebilecek cilt lezyonlarının şiddeti hem daha ağır hem de daha kalıcı olabilmektedir. Çocuklarda en az 30 faktörlü (SPF 30) kremler düzenli aralıklarla cilde sürülmeli ve güneşin altında olduğu süre içerisinde çocuğun bol sıvı almasına dikkat edilmelidir. Suyun içinde de güneş ışınlarından etkilenildiği unutulmamalı ve her ne olursa olsun özellikle çocukların en sıcak saatlerde direkt güneş altında olmamalarına özen gösterilmelidir. Güneş yanığı eğer sadece deride kızarıklık ve hafif ağrı hissi ile kendini göstermişse bu birinci dereceden yanıktır ve 48 saate kadar ağrı, deride gerilme, yanma hissi devam etmektedir. Derinin losyon tarzı kremler ile nemli tutulması ve ağrı kesici şuruplar kullanılması çocuklarda birinci derece yanığa karşı uygulanacak yöntemlerdir. Eğer güneş yanıkları çok ağrılı ve kabarcıklıysa, bu duruma yüzde şişme durumu eşlik ediyorsa, ateş ve titreme, baş ağrısı, bayılma, his kaybı, genel durum bozukluğu veya bilinç değişikliği varsa hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

En Sık Turist İshali Görülüyor

Yaz aylarında sıcaklığın artması ile gıdaların bozulması ve bakteri üremesi artmaktadır. Sağlık kuruluşlarına en sık başvurulan vakalar arasında koli basilinin neden olduğu turist ishali gelmektedir. Daha çok kanalizasyon sularının karıştığı kirli sularda yüzmek veya bu suların bulaştığı gıdaların tüketilmesi sonucu oluşmaktadır. Yeşil renk, sulu dışkılama görülmektedir. İshal vakalarında hastalığın şiddetini belirleyen en önemli unsur dışkılama miktarı ve sıklığı yani sıvı kaybının şiddetidir. İshalin en önemli istenmeyen etkisi dehidratasyon adı verilen vücudun sıvı dengesinin bozulması halidir ve bu sıvı kaybına bağlı olarak derecelendirilmektedir. İdrar sıklığının azalması veya idrar çıkışının hiç olmaması, hafif ateş, susuzluk hissi, göz kürelerinin çökmesi, cilt elastik yapısının bozulup daha lastiksi bir kıvama gelmesi, tansiyon düşüklüğü başlıca belirtilerindendir. Eğer uzun süren ve sıvı kaybının çok olduğu bir ishal durumu varsa dehidratasyon riski de artmaktadır. İshallerde esas olan tedavi şekli vücudun kaybettiği sıvıyı ağız yolu ile geri alabilmektir. Çocuğun genel durumuna göre sıvı kaybı fazla ise ağızdan ishal diyeti uygulanmalıdır.

Havuz Enfeksiyonlarına Dikkat!

Yaz aylarında havuzların kalabalık ve sık tercih edilen yerler olması sebebiyle bulaşıcı hastalıkların yayılma riski çok artmaktadır. Sağlık ve hijyen kurallarına uyulmayan havuzlar çeşitli enfeksiyon hastalıklarının oluşumuna neden olmaktadır. Bununla birlikte fazla klorlanmış havuzlar çocuklarda deri, kulak ve gözde alerjik hastalıklara neden olabilmektedir. Özellikle 4 yaşın altındaki çocukların havuza sokulmaması önerilmektedir. Temizliği iyi yapılmamış havuzlarda bulunan bakteri ve enfeksiyonlar ciltteki küçük bir çizikten girerek iltihaplı yaraların oluşmasına neden olabilmektedir. İdrar yolları ve mantar enfeksiyonlarının yazın daha çok görülmesinin nedeni yine yeteri kadar temizlenmeyen havuzlardır. Havlu ve terlik gibi eşyaların ortak kullanımı da mantar enfeksiyonlarının hızla yayılmasına neden olmaktadır.

Türk Sağlık-Sen Sağlık Çalışanlarının Taleplerini TBMM’de Dile Getirdi!

Posted: 27 Jun 2022 02:51 AM PDT

Sözleşmeli Çalışanlar İçin Sağlık Bakanlığı'na Başvuru! (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Türk Sağlık-Sen,sağlık çalışanlarının beklentilerini TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda ifade etti.

 

Türk Sağlık-Sen sağlık çalışanlarının taleplerini TBMM’de dile getirdi.  Söz konusu kanun teklifi nedeniyle gerçekleştirilen toplantıda Türk Sağlık-Sen adına katılan Toplu Sözleşme ve Mevzuattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kazak tarafından yapılan konuşmada kanunla ilgili değerlendirmeler ve sağlık çalışanları adına talepler iletildi.

Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kazak tarafından yapılan konuşmada 5434 sayılı kanunda yapılacak düzenleme ile emeklilikte ele geçen ücretlerin hekim dışı diğer sağlık çalışanları da kapsaması, genel bir ücret artışı, tüm çalışanların ek ödemelerinde artış ve Sağlık Bakanlığı, Üniversite Hastaneleri ve Adli Tıp Kurumu'nda genel bütçeye aktarılan sabit ek ödemelerden mahsuplaşmanın kaldırılması istendi.  Sağlık Bakanlığı Merkez Teşkilatı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundaki ilgili personeller ve araştırmacı pozisyonlarında görev yapan sağlık çalışanlarının da 209 sayılı Kanunun 5. Maddesine göre yararlanmaları hususunda düzenleme yapılması dile getirildi. Sağlık çalışanlarının ek ödemelerini etkileyecek olan "Disiplin Durumu" ibaresinin kaldırılması talep edildi. Sabit ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, aile hekimliğinde taban ücretlerin arttırılması taleplerde dile getirildi.  Ayrıca sözleşmelilerin kadroya alınması, üniversite çalışanlarına tayin gibi diğer talepler ile ilgili de düzenlemelerin yapılması istendi. İcap Nöbetleri ile ilgili de yaşanan sorunlar dile getirilerek hem sağlık çalışanları, hem vatandaş hem de sağlık hizmetleri açısından icap nöbetlerini tutan tüm sağlık çalışanlarına ücret ödenmesi talep edildi.

Türk Sağlık-Sen Taleplerini TBMM'de Dile Getirdi!

Türk Sağlık-Sen “Tüm sağlık camiasının taleplerinin karşılanması adına söz konusu yasa teklifi ile ilgili olarak TBMM nezdinde girişimlerimiz devam edecektir.” diye ifade etti.

Yaz Aylarında Sağlıklı Beslenme Tüyolarına Dikkat!

Posted: 27 Jun 2022 01:20 AM PDT

Yaz Aylarında Sağlıklı Beslenme Tüyolarına Dikkat!

Yaz mevsiminin gelişi ile artan sıcaklığın ve vücut ısısının su kaybı ve beslenme üzerindeki etkisi oldukça önemlidir.

 

Kilo kontrolü için dikkat edilmesi gerekenleri ve önemli noktaları açıklayan Diyet Uzmanı Renan Güneş, "Yaz aylarının gelmesi ile sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı da artmakta ve metabolizma bu duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir. Sıcakların artması ile artan terleme ile birlikte su ve mineral kaybı sonucu bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık sorunları da görülebilirdiye konuşarak, bu süreçte beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yaz Aylarında Sağlıklı Beslenme Tüyolarına Dikkat!

Yaz aylarında daha çok su için

Yaz döneminde oldukça sık karşılaşılan su kaybının önemine dikkat çeken Diyetisyen Güneş "Vücudumuzun % 55 ila 75'i sudan oluşmaktadır. Bu kadar önemli bir bileşenin kaybının vücutta ağır etkileri olabilmektedir. Vücut ağırlığının %10'u kadar su kaybetmesi sonucunda dehidrasyon durumu oluşmaktadır. Bu durum halsizlik ve yorgunluğa neden olmaktadır" dedi. % 20 su kaybı durumunda ise yaşam tehlikesi oluşabileceğini söyleyen Güneş "Bunu önlemek için özellikle yaz aylarında en az   2-2.5 litre su tüketilmesi gerekmektedir. Ancak yapılan egzersize, kafeinli içecek tüketimine bağlı olarak su miktarı artış göstermektedir. Yeterli sıvı alınıp alınmadığı idrar renginden kontrol edilebilir. İdrarın rengi açık sarı renk olmalı, koyu olması yeterli su içilmediğini göstermektedir" açıklamasında bulundu.

Sıcak havalarda nelere dikkat edilmeli?

Sıcak havalarda nasıl beslenilmesi gerektiğine dair detaylı bir açıklama yapan Renan Güneş, dikkat edilmesi gereken genel noktaları ise şöyle sıraladı:

 

  • Yaz ayları, besin zehirlenmeleri açısından da oldukça risklidir. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan, et, yumurta, süt, balık gibi besinler açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına dikkat edilmelidir,
  • Yeterli ve dengeli beslenme yaşamın her döneminde, sağlığın korunması için temel esastır. Bu nedenle, bütün besin gruplarından yeterli miktarda alınmalıdır,
  • Havanın geç kararması nedeniyle akşam yemeklerinin geç saate kalması, sindirim sıkıntıları ve enerji harcanması açısından sıkıntı yaratacağı için, yemekleri mümkün olduğunca erken saatte yemeye özen gösterilmelidir,
  • Sağlıklı beslenme kurallarını hayata geçirmek önemlidir. Az ve sık yemek yemeye ve uzun süre aç kalmamaya özen göstermek gerekir. Bütün besin gruplarından dengeli ve düzenli olarak tüketmek önemlidir.
  • Yaz aylarında egzersiz ve spor yapılırken kış aylarına göre daha fazla sıvı kaybı olacağı için egzersize başlamadan 15 dakika önce 1-2 bardak su tüketilmeli ve egzersiz sırasında da her 10-15 dakikada bir 1 bardak su içilmelidir. Ayrıca ter ile kaybedilen minerallerin yerine konması için maden suyu, ayran gibi içecekler de içilebilir,
  • Kahvaltı en önemli öğündür. Yaz aylarında yapılacak kahvaltıda; az yağlı peynirler, zeytin, yumurta ve taze sebze ve meyveler olmalı, kafein içeren içecekler yerine az yağlı süt ve taze sıkılmış meyve suları, ıhlamur gibi bitki çayları tercih edilebilir,
  • Yaz aylarında bağışıklığı artırmak için vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alımını artırmak için sebze ve meyve çeşitlerinden yeteri kadar alınması önemlidir. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi önerilir,
  • Yaz aylarında aşırı yağlı ve hamurlu yiyecekler vücutta yorgunluğa, baş ağrısına ve tansiyon problemine neden olmaktadır. Bu nedenle yağlı ve kızartılmış besinlerin tüketiminden kaçınılmalı. Yemekler; ızgara, haşlama, fırında veya buharda pişirilerek tüketilmelidir.
  • Yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Özellikle yiyecekler yağda kızartılmamalıdır.
  • Çay şekeri gibi kan şekerini hızlı yükselten ve hızlı düşüren besinler tercih edilmemeli, bunların yerine kan şekerini daha yavaş yükselten glisemik indeksi düşük tam buğday ekmeği, bulgur, makarna gibi karbonhidratlar tüketilmelidir.
  • Enerjisi tüksek hamur tatlıları yerine sütlü, meyveli tatlılar ve dondurma gibi tatlılar tüketilebilir,
  • Yaz aylarında terleme ile vücuttan daha fazla su ve mineral kaybı olacağından, yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. Ayrıca, yaşamın her döneminde yeterli su ve sıvı tüketimi vücutta oluşan toksinlerin atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışması için her gün en az 2-2.5 litre su içilmelidir,
  • Çay ve kahve tüketimi su yerine geçmez bu nedenle çayı ve kahveyi çok tüketmek su içiminin azaltılmasına neden olmamalıdır,
  • Sıcaklarda aşırı terleme ile vücuttan terle birlikte sodyum ve potasyum gibi minerallerde atıldığından, sodyum kaybını önlemek için tuzlu ayran, potasyum kaybını önlemek için de bol sebze meyve tüketilmelidir,
  • Öğünlerde zeytinyağlı yemekler, ızgaralar ve özellikle beyaz et ağırlıklı olmalıdır. Bol yeşillik ile yapılmış salatalar sofradan eksik olmamalıdır,
  • Kolesterol, şeker ve tansiyon, kabızlık üzerine olumlu etkilerinden dolayı lifli besinlerin tüketimine önem verilmelidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) Kaynak : Bülten

Post a Comment

Previous Post Next Post