Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Hipertansiyon Ancak Düzenli Ölçümle Teşhis Edilir

Posted: 17 Jul 2022 03:34 AM PDT

Hipertansiyon Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Hipertansiyon Ancak Düzenli Ölçümle Teşhis Edilir. Uzmanlar, Hipertansiyon Tanısı, Hipertansiyon Belirtileri, Hipertansiyon Tedavisi hakkında bilgi verdi.

"50'li yaşlardaki her 2 kişiden birinde, 60'lı yaşlardaki her 3 kişiden ikisinde hipertansiyon vardır."

Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artan hipertansiyon ülkemizde her 3 erişkinden birinde görülüyor. Hipertansiyonu olanlarda kalp damar hastalıkları riskinin de arttığını söyleyen Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder anlattı.

Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artan hipertansiyon ülkemizde her 3 erişkinden birinde görülüyor. Hipertansiyonu olanlarda kalp damar hastalıkları riskinin de arttığını söyleyen Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder anlattı.

Hipertansiyona Dikkat

Hipertansiyon Farklı nedenlerle ortaya çıkabilir

Hipertansiyonu olanlarda kalp krizi, kalp yetersizliği, inme ve ölüm riski kan basıncı normal olan bireylere göre daha sıktır. Diyabetten sonra kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedenidir. Farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilen kronik böbrek hastalıklarının da çok sık karşılaşılan bir sonucudur. Sebebi ne olursa olsun, hipertansiyonun başarılı bir şekilde tedavi edilmesi hem böbrek yetersizliğinin ilerlemesini yavaşlatır, hem de sıklıkla eşlik edebilecek kalp ve damar hastalıklarının gelişmesi riskini azaltır.

Düzenli olarak tansiyon ölçtürün 

Hipertansiyon çoğu kez hiçbir şikayet vermez. Kan basıncı çok yüksek düzeylerde olduğu halde, bunun farkında olmadan normal yaşantısını sürdürmeye devam eden milyonlarca insan vardır. Bu nedenle 'sessiz katil' de denir. Buna karşılık, birçok hipertansiyon hastası kan basıncının yükseldiğini hissettiğini belirtir. Her ne kadar ani kan basıncı değişiklikleri, ensede belirgin olan baş ağrısı ve kulak çınlaması gibi şikayetlere neden olsa da, kan basıncı yüksekliği çoğu kez hiçbir şikayet vermez. Bu nedenle asla şikayetlere göre kan basıncı konusunda yorum yapılmamalıdır. Hipertansiyonun fark edilmesi ancak kan basıncının ölçülmesi ile mümkündür.

Hipertansiyon Takibi
Hipertansiyon Takibi

Hipertansiyona Eşlik eden hastalık varsa daha da dikkat

Hipertansiyonu olan bir hastada eşlik eden başka risk faktörlerinin olması, diyabetin varlığı veya böbrek hastalığının eşlik etmesi kalp ve damar hastalığından ölüm riskini artırır. Ayrıca diyabeti olan birinde hipertansiyon olması durumunda böbrek yetersizliği gelişme riski artar ve böbrek yetersizliğinin ilerlemesi hızlanır. Kronik böbrek yetersizliği olan birinde de hipertansiyonun varlığı böbrek yetersizliğinin daha hızlı ilerlemesine yol açar.

Fazla kilo ve tuzlu beslenme böbreklere zarar

Hipertansiyonu ve böbrek hastalığı olanların, aslında herkesin dikkat etmesi gereken sağlıklı yaşam tarzına uymalarının ayrı bir önemi vardır. Tütün kullanımının, fazla kilolu olmanın ve tuzlu beslenmenin tüm damar sistemine ve böbreklere zararlı etkilerinin olduğu unutulmamalıdır. Bunun dışında kan basıncının sürekli normal düzeylerde tutulabilmesi için antihipertansif ilaçların düzenli olarak alınmasına önem verilmelidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Tüp Bebek Tedavisinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Posted: 17 Jul 2022 03:07 AM PDT

tüp bebek tedavisi

Tüp Bebek Tedavisinde Doğru Bilinen Yanlışlar. Uzmanlar, tekrarlayan tüm bebek başarısızlıklarının nedenleri hakkında bilgi verdi. 

Çikolata kisti olan kadınlarda uzun tedavi protokolleri yerine kısa tedavi protokollerinin de etkin olduğu, ayrıca tüp bebek öncesi çikolata kistine yönelik cerrahi işlemlerin tüp bebek sonuçlarına olumlu etkisinin olmadığı gösterildi. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları ile tekrarlayan düşüklerin birbirine benzer nedenlerden olduğu ve ilk sıradaki nedenin pıhtılaşma bozukluklarından değil embriyonun genetik yapısının bozuk olmasından kaynaklandığı gösterilmiştir. Tüp bebekte başarıyı arttırmak için herkese 'Genetik tanılı tüp bebek' değil ama 'Yapay zekalı embriyo seçimi'nin önerilebileceği belirtilirken, ileri kadın yaşında halen en güvenilir yöntemin ise genetik tanılı tüp bebek olduğu bildirilmiştir.

Donmuş Embriyo

38 yaşından ileri yaştaki kadınlarda ikiden fazla tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında ve genetik bozukluk öyküsü olanlarda klasik tüp bebek yerine genetik tanılı tüp bebek önerilmektedir. Tüp bebek başarısını arttırmada vajendeki iyi bakteriler embriyonun tutunmasında önemli iken bilinenin aksine propiyotik tüketiminin çok etkin olmadığı, vajinal laktobasil içeren fitillerin daha etkin olduğu bildirildi. Tüp bebekte stres faktörünün en az tüp bebek tedavisi kadar önemli olduğu ve genetiği normal, iyi bir embriyonun tutunamama nedenleri arasında stresin önemli yer tuttuğu belirtildi. Donmuş embriyo transferlerinin tüm dünyada giderek arttığı ve yeni yöntemler sayesinde embriyolara zarar gelmeden çözülebildiği gösterilmiştir. Donmuş embriyo transferlerinin de kişiselleştirilmesi gerektiği, klasik tedavi protokollerinin hormonlar ile kontrol edilip gerekirse değiştirilmesi gerektiği vurgulandı. Embriyo dondurma ile tüp bebekte en çok korkulan komplikasyon olan OHSS (Yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu) artık görülmezken yeni tanımlama olarak 'Aşırı uyarılmış yumurta' tanımlanması yapılmıştır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Diş Sağlığına Dikkat

Posted: 17 Jul 2022 03:00 AM PDT

Ağız ve Diş Sağlığı

Diş Sağlığına Dikkat. Uzun bir bayram tatili boyunca sevdiklerimizle birlikte yedik, içtik. Şimdi ağız ve diş sağlığına önem gösterme zamanı

Kurban bayramı hayatın keşmekeşinden sıyrılıp sevdiklerimizle bir araya gelebildiğimiz, iş stresinden uzaklaşıp tatil imkanı bulabildiğimiz ve hepimiz için lezzetli sofralarla bütünleştiğimiz zamanlar oldu. Uzun yemek sohbetleri boyunca yenen yemekler kadar,   tatlılar ve tabii ki kırmızı et tüketimi ağız ve diş sağlığımızı da ister istemez etkiledi. Dt. Alper Tunga Bahat bayram sonrası ağız ve diş sağlığına önem gösterilmesini söylerken kişisel bakımların yanı sıra, hekim kontrolünde yapılması gereken küçük uygulamaların da dikkate alınmasını belirtti. İşte alınması gereken o önlemler

Diş Sağlığını Korumak İçin Tatlı ve Asitli içeceklerden Uzak Durun

Kurban bayramı et tüketiminin arttığı bunun yanı sıra şeker tatlı ve asitli içeceklerin sık tüketildiği bir dönemdir. Özellikle bayramın birinci ve ikinci günü et dinlenmediği için daha sert olduğundan yerken dişlerimizi daha çok yormuş olabilir. Dişlerinde çürük sebebiyle boşlukları olanlar, uyumsuz protezleri veya dolguları sebebiyle diş aralarında boşlukları olanlar, dişeti çekilmesi sebebiyle dişleri etrafında doğal boşlukları oluşmuş olan kişilerde sert kurban etinin tüketilmesi diş eti problemlerine davetiye çıkarabilir. Bayram sonrası bu durumu düzenlemek adına diş bakımına özen göstermek için diş hekimlerinden yardım alabilirsiniz.

Ağız ve Diş Sağlığı
Ağız ve Diş Sağlığı

Diş Sağlığı ve Diş İpi Kullanımı

Hali hazırda dişeti problemleri yaşayan kişilerin bayram beslenme şekli bazı rahatsızlıkların alevlenmesine sebep olmuş olabilir. Bu da oluşan enfeksiyon ve diş aralarında kalan gıda artıkları ile kesif bir ağız kokusunu beraberinde getirmiştir. Bütün bunların temizlenmesi ve normal halini alması için,  dişlerin düzenli fırçalanması ve diş ipi ile diş aralarındaki kalıntıların temizlenmesi gerekir. Olası diş eti iltihaplanmalarının önüne geçmek için yapılan bu uygulama son derece önemlidir. Diş ipi kullanmakta zorlananlara alternatif olarak ağız duşu tavsiye edilebilir. En basit haliyle su tabancası gibi çalışan ağız duşları tazyikli suyun diş ve protez aralarına girerek yemek artıklarını çıkarmasını sağlar.

Diş Tamiri

ikramların bol olduğu tatlı, şeker, çay, kahve tüketiminin arttığı zamanlar olan bayram boyunca, yüksek şeker içeren gıdalar tüketildiğinde vücudun çürüğe karşı en güçlü silahı olan tükürüğün akış hızı artar. Çürüğe sebep olan asit oluşumunu nötralize etmek tükürüğün salgısının artarak ağız içinde kalan yemek artıklarını dişten yıkayarak temizlemesi için 40 dakikaya ihtiyacı vardır. Bayram boyunca her gün belki de, dört beş kez tekrarlanan ikramlar sonrası, tükürüğe asidi uzaklaştırıp dişleri tamir etmesi için gereken zamanı tanımamaktadır. Özellikle   çocuklarımıza şeker ve asitli içecekleri kısıtlamalı mümkünse ikramlar sonrası en azından su ile çalkalayıp artıkların uzaklaşmasına yardımcı olmalıyız.

Diş Sağlığı ve Ortodontik Tedavi

Ortodontik tedavi görenler, diş eksiklikleri sebebiyle sağlıklı çiğneme yapamayanlar, diabet, tansiyon gibi kronik hastalıklar sebebiyle düzenli ilaç kullananlar ağız sağlığı yönünden risk altındadırlar. Bayram döneminde artan riskler sebebiyle sonrasında ağız bakımını arttırmaları gerekmektedir. Ortodontik tedavilerde kullanılan teller beslenme sonrası yemek artıklarının tutunup kaldığı alanlar oluşturmaktadır. Bu sebeple her öğün sonrası diş fırçası ve ara yüz fırçalarıyla dişlerin etrafı ve teller güzelce temizlenmeli. Kronik hastalıklar için kullanılan ilaçlar genellikle tükürük akış hızını azaltmaktadır. Bu yüzden bu tür ilaç kullanan kişiler özellikle şeker hastalarının beslenme sonrası su ile çalkalayarak ağız içinde kalan gıda artıklarının temizlenmesine yardımcı olmaları gerekmektedir. Diş eksikliklerine bağlı çiğneme problemleri yaşayan kişiler çene eklemi hastalıklarına yatkın hale gelirler. Aynı zamanda düzgün çiğneme yapamamak mide bağırsak problemlerine de sebep olmaktadır. Bu sebeple su ile çalkalama ve gargara yapmanın önemini unutmayalım. Ağız sağlığının olmazsa olmazı 2×2 kuralını unutmayalım. Günde iki kere iki dakika boyunca diş fırçalayalım. Gece yatmadan mutlaka diş ipi ile diş aralarını temizleyelim. Mümkünse ağız gargaraları ile ağzı çalkalayalım. Bayram sonrasında ağız ve diş bakımımıza özen göstererek keyifli bir yaz tatili için kendimizi hazırlayalım. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Uyanık Beyin Tümörü Ameliyatı

Posted: 17 Jul 2022 02:34 AM PDT

uyanık beyin tümörü ameliyatı

Uyanık Beyin Tümörü Ameliyatı  27 yaşındaki Danyel Yousuf, beynindeki tümörden, KKTC'de ilk kez, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde beyin cerrahisi ekibi tarafından yapılan uyanık beyin tümörü ameliyatı ile kurtuldu.

Son dönemde sık sık havale geçiren ve sol tarafında güç kaybı yaşayan 27 yaşındaki Danyel Yousuf'a Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen tetkiklerde beyin tümörü teşhisi konuldu. Yousuf, beynindeki 6 santimetre büyüklüğündeki tümörden, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde Doç. Dr. Özgür Çelik ve Dr. Hüsnü Koşucu tarafından "Uyanık Beyin Tümörü (Uyanık Kraniotomi)" tekniği ile gerçekleştirilen operasyonla kurtuldu.

Hekim deneyimi ve yüksek teknolojik donanım gerektiren Uyanık Beyin Tümörü (Uyanık Kraniotomi) ameliyatı, dünyada sayılı merkezde uygulanabiliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen operasyon ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir ilk olma özelliği taşıyor.

Uyanık beyin tümörü ameliyatı ile kalıcı hasarların önüne geçiliyor!

Hasta ile iletişim halinde gerçekleştirilen Uyanık Kraniotomi; hareket, konuşma, güç kaybı gibi beyin fonksiyonlarını etkileyen sinirlerin korunmasını amaçlıyor. 27 yaşındaki Danyel Yousuf da Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen  2 saatlik operasyonla beynindeki tümörden herhangi bir fonksiyon kaybına uğramadan kurtuldu.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çelik başkanlığında gerçekleştirilen uyanık beyin tümörü ameliyatı, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Hüsnü Koşucu, Nöroloji uzmanı Dr. Nurhak Demir, Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanları Dr. Yeşim Taşeli ve Dr. Arda Yaman'ın da yer aldığı kalabalık bir hekim kadrosu ve ameliyathane ekibi tarafından gerçekleştirildi.

Uyanık Beyin Tümörü Ameliyatı

Beyin Tümörü Tedavisi

Doç. Dr. Özgür Çelik, tümörün beyinden çıkarılması sırasında Uzm. Dr. Nurhak Demir ile koordineli çalıştıklarını, cerrahi işlem devam ederken hastanın nörolojik durumunun sürekli takip edildiğini, yapılan muayenelerle hastanın sol kol ve sol bacaktaki hareket yeterliliğinin sürekli değerlendirildiğini söyledi. Yaklaşık 2 saat süren ameliyat sonunda vücudun sol tarafını hareket ettiren beyin bölgesinden yaklaşık den 6 santimetrelik tümör başarıyla çıkarıldı. Uyanık beyin tümörü ameliyatının, tümörün çıkarılması sırasında beynin zarar görmesini ve hastada kalıcı hasarlar oluşmasını engellemek için uygulanan sofistike bir teknik olduğunu söyleyen Doç. Dr. Özgür Çelik, "Bu ameliyatı, genel anestezi risklerinden korunmak için bölgesel anestezi uygulamalarıyla yapılan işlemlerle karıştırmamak gerekir. Uyanık ameliyat genel anestezi altında yapılan ameliyatlardan kat ve kat daha risklidir. Uyanık beyin tümörü ameliyatı ile işlem sırasında hasta nörolojik açıdan sürekli muayene edilir, fonksiyonel beyin dokusu haritalandırılarak, beyin fonksiyonları anlık değerlendirmelerle korunur. Böylece tolere edilemeyecek kalıcı ağır hasarların oluşma riski en aza indirgenir" ifadelerini kullandı.

Uyanık Beyin Tümörü Ameliyatı sırasında hasta ve doktor iletişim halinde kalıyor

İnsan kafatası derisi, kemiği ve beyin zarı ağrı lifleri içerirken, beyinde ağrı lifi bulunmuyor. Bu ameliyat total skalp bloğu (kafatası cildinin tamamen ağrısız hale getirilmesi) denilen özel bir işlem uygulandıktan sonra başlıyor. Ameliyatın beyin zarı açılana kadar olan kısmında hastanın konforunu sağlamak için kişi oldukça yüzeysel bir anestezi ile uyutuluyor. Beyin zarı açıldıktan sonra hasta uyandırılıyor. Doç. Dr. Özgür Çelik, "Beyin içerisinde işlem yaparken ağrı ve acı hissedilmez. Bu nedenle ameliyat sırasında hasta uyanık haldedir. Konuşması, kol bacak hareketleri takip edilir. Ameliyat sonrası konuşma bozukluğu ve felç gibi risklerle karşı karşıya kalma riski en aza indirgenir. Beyin içi işlem tamamlandıktan sonra cerrahi katmanların kapatılması aşamasında ise hasta yeniden uyutulur" diyor.

Uyanık beyin tümörü ameliyatları dünyada sayılı merkezde yapılabiliyor

Uyanık beyin tümörü ameliyatları, dünyada üst düzey ameliyatlar sınıfında kabul ediliyor. Bu ameliyat tekniğinin dünyada sayılı merkezde yapılabildiğini hatırlatan Doç. Dr. Özgür Çelik, "Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi'nde bu ameliyatları gerekli ve uygun hastalarda rutin olarak uygulamaya başladık. Bu ameliyatlar sırasında, tümörle sağlam beyin dokusu arasındaki sınırı belirlemede nöronavigasyon, güçsüzlük gelişme ihtimali olan kas gruplarının elektrofizyolojik olarak takibine olanak sağlayan nöromonitörizasyon ve tümörün beyinden çıkarılmasını kolaylaştıran ultrasonik aspiratör teknolojilerini kullanmaktayız" dedi.

Uyanık beyin tümörü ameliyatı hastaya genel anestezi verilmeden yapılıyor

Uyanık beyin tümörü ameliyatı hastaya genel anestezi vermeden yapılan beyin ameliyatı anlamını taşıyor. Yöntem fonksiyonel beyin bölgelerinin gerçek-zamanlı ve tam olarak haritalanmasına olanak sağlayarak, ameliyat sırasında özellikle kalıcı felç ve konuşma bozukluklarının gelişme riskini en aza indirgiyor. Bu nedenle özellikle motor alan ve konuşma merkezinde yerleşen tümörlerin cerrahisinde genel anesteziye göre daha üstün özel bir yöntem olarak kabul ediliyor. Uyanık beyin tümörü ameliyatının kararı titiz bir değerlendirme sonucunda veriliyor. Ameliyat öncesinde çok detaylı radyolojik incelemeler yapılıyor. Özellikle çekilen fonksiyonel MR görüntüleriyle, tümörün fonksiyonel beyin bölgeleri ile olan ilişkisi ortaya konuluyor. Bu doğrultuda cerrahinin uyanık kraniotomi tekniği ile yapılıp yapılmayacağına karar veriliyor. Fonksiyonel bölgede yer almayan tümörler için uyanık kraniotomi tercih edilmiyor. Ameliyat sonrası fizik tedavi desteği de alan ve kendi başına yürüyebilir hale gelen Danyel Yousuf, sol kolunun da kuvvetlenmeye başladığını söyledi. Yousuf, ameliyatı ve ameliyat sonrası tedavisiyle ilgilenen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi doktor, hemşire, fizyoterapist ve tüm sağlık personeline teşekkür etti. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Çiftler İlişkideki Sorunlara Nasıl Yaklaşmalı?

Posted: 16 Jul 2022 05:05 AM PDT

Çiftler İlişkideki Sorunlara Nasıl Yaklaşmalı? Doğru bir ilişkinin anahtarı: İlişkide sınırlar korunmalı

İlişkilerde birçok sorun, farklı sorunları da dolaylı olarak temsil edebiliyor. Sorunları ciddi ya da önemsiz gibi nitelendirmenin doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, ilişkilerde sınırları korumak gerektiğini vurguluyor. Sorunların çözümü için çiftlerin uygun ortam belirlemelerinin önemine değinen Çetin, özellikle yargılayıcı cümlelerden kaçınılmasını ve kontrol edilemeyen öfke varsa konunun başka bir zaman diliminde ele alınmasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, çiftler arasındaki ilişki sorunlarına değindi ve önemli tavsiyeler paylaştı.

İlişkilerde mutlaka sınırlar belirlenmeli

Evlilikte birçok sorun başlıkları ile karşılaşıldığını belirten Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, "Çocuklarla iletişim ve onların sorumlulukları, ekonomik sorunlar, sorumluluklara dair rol dağılımları gibi sorunları ciddi ya da önemsiz gibi nitelendirmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Birçok sorun, farklı sorunları da dolaylı olarak temsil edebiliyor. Bu nedenle çiftlerin sorunlarını detaylı olarak birbirleri ile paylaşmaları ve ilerleyemedikleri durumda ise destek alması gerekiyor. Toplumumuzda sorunların kaynağını genelleyecek olursak ilişkilerde sınır koymama probleminden kaynaklandığını söylemek mümkün. İlişkilerimizde sınırlarımızı korumak gerekiyor." dedi.

Yargılayıcı cümleler ilişkiyi zedeliyor

Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, ilişkilerinde sorunlar yaşayan çiftlere tavsiyelerini şöyle paylaştı:

– Çiftler sorun çözümü için uygun ortamı belirlemeli. Ortamda başkaları varken problemin konuşulması sorun çözücü olmayabilir.

– Duygu ve düşüncelerin altında farklı bir anlam aranmamalı ve niyet okunmamalı,

-Sorunlar  o anki zaman diliminde ele alınmalı ve geçmiş sorunlar sürekli gündeme getirilmemeli,

– Uzun uzun açıklamalar iletişimi kuvvetlendirmez, yargılamalardan kaçınılmalı. Yargılayıcı cümleler ilişkiyi zedeler,

– En temelde duygu ifade edilmeli,

– Aktif dinleme olmalı,

– Tartışmada haklı olmaya odaklanmaktansa çözüm üretmek hedeflenmeli ve,

– Öfkenizi kontrol edemediğinizi düşündüğünüzde konu başka bir zaman diliminde ele alınmalı.

 Evlilikle ilgili kararlar çiftlerin olmalı

Aile içerisinde oluşan bir problemde diğer aile üyelerinin kararlarının önemli olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, "Evlilik ilişkisinde karar verecek olan kişiler çiftlerdir. Evliliğe ve ilişkiye dair kararlar çiftlerin kontrolünde olmalı. Toplumsal süreçlerimizden dolayı aile ilişkilerine yönelik partnerlerin ailelerinde karışmaya dair bir arzu olabiliyor ancak bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Bu koyulan sınır, partnerlerin de psikolojik açıdan bireyleşmiş olduklarını gösterir. Ayrıca kendi karar ve sorumluluklarımızı sadece romantik ilişkilerde değil, gündelik hayatın her noktasında almamız gerekiyor” şeklinde konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Ebeveynler Tatilde Nelere Dikkat Etmeli ?

Posted: 16 Jul 2022 04:37 AM PDT

Ebeveynler Tatil Planı

Ebeveynler Tatilde Nelere Dikkat Etmeli

Tatilin değerlendirilme şeklinin çocuğun bütüncül gelişimini doğrudan etkilediğini belirten çocuk gelişimci Begüm Gamiş Çiftçi, bu süreç eğlenme ve dinlenme zamanı olarak görülse de ebeveynlerin zihinlerinde pek çok düşünce barındırdığını ifade ediyor. Çiftçi, tatilin amaçsızca ve sorumluluk almadan geçirilecek bir vakit olmadığını söylüyor ve ebeveynlere öncelikle yapılabilecek aktivitelerin yer aldığı bir plan oluşturmalarını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Arş. Gör. Begüm Gamiş Çiftçi, yaz tatilinin çocukların gelişimi üzerindeki etkilerinden bahsetti ve ebeveynlere önemli tavsiyeler paylaştı.

Tatil amaçsızca geçirilmemeli

Tatilin kesinlikle amaçsızca ve sorumluluk almaksızın geçirilecek vakit olmadığını vurgulayan çocuk gelişimci Begüm Gamiş Çiftçi, "Tatil yoğun bir çalışma temposu nedeniyle azalan enerjinin kazanılmasını sağlayan, kendini gerçekleştirme fırsatları ile dolu, stresin az olduğu, zihnen ve bedenen yeniden yapılanmayı hedefleyen bir süre olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla planlama yaparken bu tanımda yer alan kriterlere dikkat etmek önemli." dedi.

Tatilin kalitesi çocuğun gelişimini etkiliyor

Tatilin süresi kadar kalitesinin yani nasıl geçirildiğinin de çocuğun ve ailesinin yaşam kalitesini, dolayısıyla çocuğun bütüncül gelişimini doğrudan etkilediğini ifade eden Çiftçi, "Yaz tatili gibi süre bakımından uzun bir dönem çocuk için anne baba ile daha fazla geçirilecek, eğlence ve dinlenmenin olduğu zaman olarak görülse de ebeveynler sorumluluklarının arttığı düşüncesiyle zihinlerinde pek çok soru barındırıyorlar. Bu sorular ancak çocuğun ve ebeveynlerin bu süreç içindeki ihtiyaçları ve beklentilerini iyi bilmekten geçiyor." diye konuştu.

Ebeveynler tatilde nelere dikkat etmeli?

Çocuk gelişimci Begüm Gamiş Çiftçi, yaz tatilinin çocuklar açısından verimli geçirilebilmesi için şu tavsiyeleri paylaştı:

Öncelikle tatil programını çocuğunuzla birlikte hazırlayın. Planlamayı yaparken çocuğunuzun istek ve beklentilerine uygun tercihler oluşturun. Bu tercihlerin spor, sanat aktiviteleri içerikli; eğlenme, dinlenme, sorgulama, öğrenme ve sosyalleşmeyi sağlayıcı olmasına özen gösterin. Okul dönemi boyunca uzak kalınan aktivitelere yer verin. Kış boyunca zaman ve mekan kısıtları nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarınıza yer verin. Özellikle gezi planları, açık hava aktiviteleri ve ailece yapmayı düşündüğünüz planlar üzerine yoğunlaşın. Çocuğunuzla ilişkilerinizi güçlendirin. Okul dönemi boyunca ders çalışma, erken yatma gibi hususlarda çocuğumuza baskı kurduğumuz bir dönem olabiliyor. Bu nedenle yaz tatili çocuğunuzla ilişkinizi kuvvetlendirebilmek için bir fırsattır diyebiliriz. Bu fırsatı değerlendirirken çocuğunuzla mümkün olduğunuz paylaşım içinde olmanız hem sizin hem de çocuğunuzun süreci verimli geçirmesini sağlayacaktır.

Yaz Tatilinde İş

Yaz tatilinde iş rutininiz devam ediyorsa; kalan zamanınızı çocuğunuzu dinleyerek, onunla oyun oynayarak, doğada yürüyüşe çıkarak belki minik bir kamp yaparak, çocuğunuzun ilgisi dahilinde keşif gezileri ya da deneyler, okumalar yaparak, film izleyerek geçirin. Unutmayın ki önemli olan zamanın niceliği değil niteliğidir. Çocuğunuzun ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda çeşitli kurslara, aktivitelere yönlendirme yapın. Böylelikle çocuğunuzun eğlenerek öğrenmesini sağlayın, bütüncül olarak gelişimini destekleyin. Çocuğunuzu tüm duyularını geliştirici oyunlara ve programlara yönlendirin. Bunlar mutlaka kurallı oyunlar ya da planlanmış kurslar olmak zorunda değildir. Örneğin, bir meyvenin oluşumunu çocuğunuzun görerek, dokunarak kısacası yaparak yaşayarak öğrenmesi için fırsatlar yaratın. Kış boyunca hareketleri daha sınırlı olduğundan çocuğunuzun yaz tatilinde bol bol fiziksel aktivite içinde olmasını sağlayın. Bu konuda çocuğunuzun ilgi duyduğu sporlara yönelik yönlendirme yapabileceğiniz gibi ev içerisinde de hareket temelli küçük sorumluluklar verin.

Evde Televizyon, Tablet, Bilgisayar ile Tatil

Özellikle tatilde evden çıkmak istemeyen, gününü televizyon, tablet, bilgisayar gibi teknolojik araçlarla geçirmek isteyen çocuklar olacaktır. Bu noktada çocuğunuzun açık alanda olmasını ve sosyal ilişkilerini güçlendirici planlamalar yapın. Örneğin çocuğunuzun arkadaşları ile ilgileri dahilinde bir gezi, piknik ya da kamp planlayabilirsiniz. Ek olarak çocuğun odası başta olmak üzere yaşam alanından teknolojik cihazları çıkarın; yerini kitaplara, kutu oyunlarına, spor araç gereçlerine, keşif malzemelerine verin. Günün planlamasında tablet, televizyon zamanlarını çocuğunuzla birlikte sınırlayın. Kış döneminde okula gitmek istemeyen ya da okula yeni başlayacak çocuğunuz varsa; pandemi sonrası evden çıkmak ve okula uyum sağlamada yardımcı olmak için çocuğunuzun gelişimsel ihtiyaçlarına yanıt verebilen, eğlenme ve dinlenme temelli öğretici akademik ve sosyal becerileri barındıran aktivite programı olan yaz okulları size yardımcı olacaktır. Böyle bir yaz programı hem çocuğunuzun pandemi nedeniyle desteğe ihtiyaç duyduğu noktaları tamamlamasını hem de sizin ve çocuğunuzun gelecek okul dönemi rutinine kolay uyumlanmasını sağlayacaktır.

Tatilde Sürekli Kurs Doğru Değil

Tatil süresince çocuğunuzun kendi kendine kalması için fırsat verin. Tatili dolu dolu geçirmek için sürekli kurstan kursa koşturmak, aktiviteler geziler planlamak doğru değildir. Özgür kalıp gerekiyorsa sıkılmaları için onlara zaman verin. Bu noktada çözüm önerilerini çocuğunuz bulsun, siz yönlendirmeyin. Sadece yardım istediğinde ufak desteklerle, konuşarak yanında olduğunuzu hissettirin. Ayrıca çocuğunuza gelişimsel seviyesine uygun sorunluluklar verin. Özellikle sosyal ilişkilerini güçlendirici, aile bireyleri ile ilgili çeşitli yardımlara destek olması konusunda rol model olun. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

Post a Comment

Previous Post Next Post