Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Bina Sistem Tasarımını Etkileyen Temel Faktörler

Posted: 23 Jul 2022 03:07 AM PDT

Her bina operatörü veya sahibi, risklerin hafifletilebileceği alanları belirlemek için, kendi risk değerlendirmesini bağımsız olarak yapmak zorundadır.

Bu risk değerlendirmeleri, bina kullanıcılarının profili, bina içerisinde hangi faaliyetlerin gerçekleştiği ve binanın ölçeği ve karmaşıklığı dahil olmak üzere bir acil durum aydınlatma sistemi tasarlarken dikkate alınması gereken belirli risklere ışık tutar. Kullanım ömrü maliyetleri, bakım ve servis yaklaşımı, dikkate alınması gereken ek unsurlardır. Planlama sürecinde, aşağıdaki beş faktörü göz önüne almak önemlidir.

Bina kullanıcılarını tanıyın

Binanın kullanıcıları kaç yaşında? Bina kullanıcılarının sağlık durumu ve yaşam tarzları nasıl? Bina kullanıcıları, çevrelerini ne kadar iyi tanıyor? Örneğin, yaşlı bireyler görme güçlüğü yaşayabilir ve daha parlak armatürlere ihtiyaç duyabilir. Çevrelerini iyi tanımayan bireyler, acil bir durumda mevcut koşullara uygun olarak değişebilen kaçış yolları veya "adaptif" çıkış işaretlerinin daha fazla aydınlatılmasına ihtiyaç duyabilirler. Acil yönlendirme armatürlerinin görünürlüğünü ve aydınlatma seviyesini (parlaklığını) artırmak için bir dizi çözüm mevcuttur.

Bina kullanımını yönetin

Parlaklık seviyesi düştüğünde, bir bina içinde görevlerin ne kadar güvenli bir şekilde durdurulabileceği, endüstri tarafından tanımlanan üç "görev riski" seviyesiyle birlikte düşünüldüğünde, tasarım aşamasında önemli bir faktördür. Düşük riskli görevler, parlaklık çok düşük seviyelere (genellikle 0,5 lux seviyesine) düştüğünde, güvenli bir şekilde durdurulabilir. Düşük riskli görevler arasında ofisler, sirkülasyon alanları, ticari alanlar, perakende satış alanları, hizmet sektörüne ait işletmelerdeki görevler yer alabilir.

Yükse riskli görevler, depolar, kafeler/mutfaklar, yüzme havuzu ve küçük ölçekli fabrikalar gibi lokasyonlarda ışıklı kontrol paneli kullanılarak her zaman güvenli bir şekilde durdurulabilir. Yüksek riskli + görevler (bazı sürekli ağır üretim süreçleri gibi) hemen durdurulamaz ve tüm alan üzerinde tam aydınlatma sağlayan yedek aydınlatmaya ihtiyaç duyulur.

Binanın Ölçeği ve Yapısı

Binanın ölçeği ve yapısı (karmaşıklığı) tahliye sürecini zorlaştırabilir.

Ve bazı durumlarda, örneğin yalnızca bir ana kaçış yoluna sahip olan bazı eski binalarda olduğu gibi, binanın yaşı da sorun yaratabilir. Stadyumlar gibi büyük spor komplekslerinde, mevcut tüm kaçış yollarını kapsamak veya paniği azaltmak için yüksek düzeyde aydınlatma gerekebilir. Veya tahliyesi daha uzun süren (örneğin gökdelenler) veya aşamalı tahliye gerektiren binalar için daha uzun süreli aydınlatma gerekebilir.

Yaşam döngüsü maliyetlerine önem verin

Yaşam döngüsü toplam sahip olma maliyeti (TCO), planlama aşamasında temel bir faktördür. Toplam sahip olma maliyeti, pek çok ticari yatırımda olduğu gibi, sistemin başlangıçtaki tasarım ve kurulumuna ilişkin sermaye maliyeti (CAPEX) ile kullanım ömrü boyunca ilgili işletme maliyeti (OPEX) arasında bir köprü vazifesi görmektedir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

 

Vakıf Üniversitelerinde Öğretim Elemanlarına Eksik Maaş Skandalı !

Posted: 23 Jul 2022 02:29 AM PDT

Vakıf Üniversitelerinde Öğretim Elemanlarına Eksik Maaş Skandalı !

Vakıf Üniversitelerinde Öğretim Elemanlarına Eksik Maaş Skandalı ! Yüksek Öğretim Kurumu, bazı vakıf üniversitelerinin öğretim elemanlarına eksik maaş verdiği, devletteki ücret artışlarını yansıtmadığını açıkladı.  Eğitim fiyatına zam yaparken kendi öğretim elemanlarına hakkını vermeyen bu vakıf üniversitelerinin isimleri açıklanacak mı ? 

Vakıf Üniversiteleri Öğretim Görevlisi Maaşları

Kendilerine eksik maaş verildiğini veya devletteki maaş zammının sözleşme tarihleri bahane edilerek yansıtıldığını savunan vakıf üniversitelerinde görevli öğretim elemanları yaşadıkları haksızlıkları Yüksek Öğretim Kurumuna şikayet etti. YÖK yaptığı araştırmanın ardından şu açıklamayı yaptı, “Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına ödenen ücretlere ilişkin tereddütleri gidermek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür:İncelemelerde “Bazı vakıf yükseköğretim kurumlarının Kananda açık düzenleme olmasına karşın görev yapan öğretim elemanlarına ödenen ücretlerde devlet üniversitelerindeki ücret artışının gözetilmediği ya da  ücret artışının sözleşme tarihleri bahane edilerek ilgili dönemlerde yapılmadığı anlaşılmıştır” Söz konusu tespitler çerçevesinde kurulumuzun yetki ve sorumlulukları çerçevesinde gerekli işlemler yapılmaktadır.”

Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Maaşları

Bilindiği gibi 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 8. maddesine 7243 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle "Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır” hükmü eklenmiş olup söz konusu hüküm Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlandığı 17.04.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

YÖK’ten Vakıf. Üniversitelerine Öğretim Üyesi, Öğretim Görevlisi Maaş Uyarısı

Bu süreçte vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alan akademisyenler tarafından ücret ödemelerine ilişkin Başkanlığımıza gelen şikâyet dilekçeleri ivedilikle değerlendirmeye alınmış olup konu hakkında 09.02.2022 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulunda; “Vakıf yükseköğretim kurumlarına öğretim elemanlarına ücretlerinin zamanında ve mevzuata uygun olarak ödenmesi konusunda gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunun hatırlatılmasına" karar verilmiştir. İlgili karar vakıf yükseköğretim kurumlarına 02.03.2022 tarih ve 14390 sayılı yazımız ile tebliğ edilmiştir.

Vakıf Üniversitelerinde İşten Çıkartma

Diğer taraftan basına yansıyan bazı vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin maaşları ve işten çıkarılması ile ilgili şikâyetler ile birlikte akademik personellerden ücretlerinin mevzuata uygun belirlenmediği ve maaşlarına zamların yansıtılmadığı hususlarında yapılan şikâyetler üzerine 03.03.2022 tarihli ve 05.04.2022 tarihli yazılarımızla toplam dokuz vakıf yükseköğretim kurumuna Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından inceleme başlatılmıştır. Söz konusu incelemeler Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından tamamlanmıştı. Diğer taraftan basına yansıyan bazı vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin maaşları ve işten çıkarılması ile ilgili şikâyetler ile birlikte akademik personellerden ücretlerinin mevzuata uygun belirlenmediği ve maaşlarına zamların yansıtılmadığı hususlarında yapılan şikâyetler üzerine 03.03.2022 tarihli ve 05.04.2022 tarihli yazılarımızla toplam dokuz vakıf yükseköğretim kurumuna Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından inceleme başlatılmıştır. Söz konusu incelemeler Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından tamamlanmıştır

YÖK Vakıf Üniversiteleri Hakkında İşlem Yapacak

İncelemelerde “Bazı vakıf yükseköğretim kurumlarının Kananda açık düzenleme olmasına karşın görev yapan öğretim elemanlarına ödenen ücretlerde devlet üniversitelerindeki ücret artışının gözetilmediği ya da  ücret artışının sözleşme tarihleri bahane edilerek ilgili dönemlerde yapılmadığı anlaşılmıştır” Söz konusu tespitler çerçevesinde kurulumuzun yetki ve sorumlulukları çerçevesinde gerekli işlemler yapılmaktadır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) Kaynak – YÖK

 

Bolu’da Meydana Gelen Salgın, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın Bir Sonucudur

Posted: 22 Jul 2022 12:20 PM PDT

Bolu İçme Suyu

Bolu'da Meydana Gelen Salgın, Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın Bir Sonucudur Türk Tabipler Birliği, Sağlık Bakanlığı’nın bir an önce Bolu’da bahsi geçen bölgedeki su depoları denetim raporlarını açıklaması gerektiğini belirtti.

TTB, Bolu Çaydurt Yuva Köyündeki zehirlenmeler hakkında bir rapor yayınlandı. Raporda şu ifadelere yer verildi.,  “Sağlık Bakanı 21 Temmuz 2022 tarihinde, Bolu Çaydurt Yuva köyü bölgesinde içme suyundan etkilenenlerin sayısı 45’i yetişkin, 53’ü çocuk olmak üzere 98’e ulaştığını duyurmuştur. 14’ü yoğun bakımda olan 43 hastanın tedavisinin devam ettiği; 17 hastanın başka şehirlerdeki hastanelere sevk edildiği; şu ana dek olayda can kaybı olmadığı açıklaması yapılmıştır. Olaydan sonra su deposunun boru sistemlerinin değiştirilmesi için çalışmalar başlatıldığı; kuyudan su çeken pompanın bulunduğu alandaki paslanmış boruların değiştirildiği belirtilmiştir. Hastaların tedavisi sürerken köyde bulunanlar, Kurban Bayramı'ndaki kurban atıklarının dereye bırakıldığını, bu nedenle atıkların içme suyuna karıştığını, ayrıca bu atıkların çevreye kötü koku yaydıklarını ve köydeki çocukların serinlemek için dereye girdiğini belirtmişlerdir. Başka ifadeyle zehirlenmelerin kurban atıklarından kaynaklandığını iddia etmişlerdir”

Güvenli İçme ve Kullanma Suyu Temini

Bilindiği üzere sağlıklı, temiz ve güvenli içme-kullanma suyu temini, temin edilen suyun kalitesinde sürekliliğin sağlanması ve klorlanması, 5393 sayılı Belediyeler Kanunu, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu gereğince; belediyeler ve il özel idarelerin görev ve sorumluluğundadır. Tüketimi sunulan içme-kullanma sularının kalitesine yönelik denetleme ve izleme çalışmaları ise 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 1 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince Sağlık Bakanlığı'nca yürütülmektedir. Yani mevzuata göre olayın yaşandığı bölgede temiz ve güvenli içme-kullanma suyu sağlamak, atık su sorununu çözmek Bolu İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğü'nün hizmet alanındadır.

Sağlık Bakanlığı İvedilikle Denetim Raporlarını Sunmalıdır

Bolu'da salgının yaşandığı bölgede su kaynaklı salgınlarda ilk bakılması gereken noktalarından biri, su depolarıdır. Salgınlar için en önemli konulardan biri salgına neden olan koşulları ortadan kaldırmaktır. Su kaynaklı olası salgınların önüne geçebilmek için su depoları belirli periyotlarla denetlenmelidir. Denetlendiğinde; su deposunun koruma alanının yeterli olup olmadığına, su ile temas eden yüzeyin uygunluğuna, sabit merdivene, depo içinin temizliğine, havalandırma bacasının varlığına, haşere ve kemirgen girişini engelleme durumuna, kapı-pencere güvenliğinin yeterliliğine, klorlama cihazının uygun çalışıp çalışmadığına bakılmalıdır. Belirttiğimiz bu hususlarda saptanan eksikliklerin ne olduğu ve bunlarla ilgili ne gibi işlemlerin yapıldığı, günlük bakiye klor ölümünün yapılıp yapılmadığı, depodaki su için son iki yılda kaç sefer biyolojik ve kimyasal analiz yapıldığı konularında Bolu İl Özel İdaresi ve Sağlık Bakanlığı tarafından ivedilikle kamuoyuna bir açıklama yapılmalı ve denetim raporları sunulmalıdır.

Salgın geliştikten sonra ise salgına ani cevap vererek sönümlendirmek gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı, 2019 yılından “Ani Gelişen Halk Sağlığı Tehditlerine Yönelik Erken Uyarı Cevap Sistemi Uygulama Yönergesi”ni hayata geçirmiştir. Buna göre gıda, su yoluyla bulaşan hastalıklar için Bulaşıcı Hastalık Sürveyans ve Erken Uyarı Sistemi “İzci” devreye girecek ve sağlık kuruluşu başvuruları ile bulaşıcı hastalık tanıları 7 gün 24 saat takip edilecekti. Ancak Bolu salgınındaki vaka sayıları da Erken Uyarı-Cevap ve Saha Epidemiyolojisi uygulamasının başarısızlığını göstermektedir.

Salgının başlangıcı sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili aşağıdaki sorularımızın cevapları Bakanlık tarafından verilmelidir.

  1. Bolu'daki salgında sağlık kurumlarına ilk başvuru tarihi nedir? İlk başvurularda Zorunlu Bulaşıcı Hastalıklar Elektronik Vaka İnceleme Formu doldurularak vaka bildirimi yapılmış mıdır?
  2. Tespit edilen vakaların il sağlık müdürlüğüne bildirimi anında yapılmış mıdır? Anında bildirilmeyen vakalar, kaç gün sonra il sağlık müdürlüğüne bildirilmiştir?
  3. Sağlık müdürlüğü ilk vakanın tespitinden kaç gün sonra köye gitmiştir?
  4. İlk vakanın tespitinden kaç gün sonra su deposu ve şebeke suyu ile gıdalardan numuneler alınmıştır?
  5. Su deposundaki bakiye klor ölçümü ilk vakadan kaç gün sonra yapılmıştır? Sonuç ne olmuştur? Köylüler ilk vakadan kaç gün sonra depodaki suyu kullanmayı bırakmışlardır?
  6. Bu bölgede 12 yıl içinde su deposu kaynaklı başka salgın yaşanmış mıdır, yaşandı ise su deposu için iyileştirmeler ve bunların takibi yapılmış mıdır?
  7. İlk vaka tarihi ile ekiplerin köye ulaşması arasında kaç gün vardır?
  8. Sağlık kurumlarına gitmeyip sahada tespit edilen vaka sayısı kaçtır ve bu vakalar ilk vakadan kaç gün sonra tespit edilmiştir?

Sağlıkta Dönüşüm Programı

Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla birlikte bölge tabanlı çalışma, koruyucu sağlık hizmetleri ve ekip anlayışı zayıflatılan; toplum sağlığı yerine kâr öncelenen bir sağlık sistemi oluşturulduğu ortadadır. Bu sağlık sisteminin; COVID-19 salgınında net biçimde görüldüğü gibi Bolu’daki su kaynaklı olduğu düşünülen mevcut salgında, salgını önleme; salgın başladıktan sonra ise anında güçlü cevap verme konularında etkili olamayacağı açıktır. Salgında Erken Uyarı-Cevap Sistemi işlememesi, tıp fakültesi olan bir ilden farklı bir ile sevk gerçekleşmesi gibi konular da sağlık sistemindeki tıkanmanın bulgularından oldu. Su kaynaklı salgınların önüne geçebilmek için Sağlık Bakanlığı'nın, il özel idarelerinin, belediyelerin belirlenmiş görevlerini, temiz suyun bir hak olduğu ve toplum sağlığının öncelenmesi gerektiği bilinciyle yapılması gerektiğini hatırlatıyoruz. Tıkanan bu sağlık sisteminin devamının, yeni salgınların önünü açacağını ve yıkımı derinleştireceğini belirterek, şeffaf ve bilimsel salgın yönetimi talebimizde ısrar ediyoruz. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Sağlıkta Ek Ödeme Ne Kadar Olacak ?

Posted: 22 Jul 2022 06:23 AM PDT

Sözleşmeli Hekim Nedir ?

Taban ek ödeme için bazı tablolar yayınlanmaya başlandı. Sağlık Profesyonelleri tablodan rahatsız! Sağlık Bakanlığı, Hekim Ve Sağlık Profesörleri İçin Belirleneceği Ek Ödeme Miktarlarıyla İlgili Yayınlanan Tablolar Sağlıkçının Tepkisini Çekti.

                  Ek Ödeme Miktarlarıyla İlgili Yayınlanan Tablo

  • Uzman Tabip  7.500 TL
  • Tabip    5.000 TL
  • Sağlık Personeli 3.000 TL
  • (Hemşire,Ebe,Sağlık Memuru,Sağlık Lisansiyeri, Sağlık Teknisyen ve Teknikerleri) 3.000 TL
  • ŞEF-VHKİ,ŞOFÖR,VB 2.000TL
  • Yardımcı Hiz.Sınıf,Hizmetli 1.000TL

(BSHA)

6. Dalga Uyarısı: Hiç Aşılanmamış Milyonlarca İnsan Var

Posted: 22 Jul 2022 02:43 AM PDT

6. Dalga Uyarısı

6. Dalga Uyarısı: Hiç Aşılanmamış Milyonlarca İnsan Var Dr. Can Kirişçi Covid pandemisinin devam ettiğini belirterek, herkesin aşılarını tamamlaması gerektiğini söyledi.

Covid salgınında 6. Dalga geldi. Sağlık Bakanlığı koronavirüs vaka sayısının günlük 40 kat, hastanelerin iş yükünün ise 3 kat arttığını açıkladı. Aile Hekimleri ve Sağlık çalışanlarının da üyesi bulunduğu Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Can Kirişçi Covid pandemisinin devam ettiğini belirterek, herkesin aşılarını tamamlaması gerektiğini söyledi. Dr. Can Kirişçi "Ülkemizde hiç aşı olmamış milyonlarca insan var" dedi.

Yaz aylarındaki hareketlilik ve tedbirlerin gevşetilmesi ile birlikte yeniden yoğun bir COVID dalgası ile karşı karşıyayız. Sağlık Bakanlığı koronavirüs vaka sayısının günlük 40 kat, hastanelerin iş yükünün ise 3 kat arttığını açıkladı. Salgında 6.dalganın başladığını belirten Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Can Kirişçi pandeminin devam ettiğini, herkesin aşılarını tamamlamasının çok önemli olduğunu söyledi.

Aile hekimleri ve sağlık çalışanlarının da üyesi bulunduğu Birlik ve Dayanışma Sendikası'nın Genel Başkanı Dr. Kirişçi "Ülkemizde hiç aşı olmamış milyonlara insan var. Hem kendimiz hem sevdiklerimiz için aşı, mesafe ve temizlik kuralını yeniden hayatımızda öncelikli hale getirmeliyiz. Lütfen henüz aşınızı olmadıysanız ya da eksik ise gecikmeden tamamlayın" dedi. Dr.Can Kirişçi uyarılarını şu sözlerle sürdürdü:

6. Dalga Uyarısı: Hiç Aşılanmamış Milyonlarca İnsan Var Dr. Can Kirişçi Covid pandemisinin devam ettiğini belirterek, herkesin aşılarını tamamlaması gerektiğini söyledi.

Özellikle sağlık kurumlarında maskenizi takın

"Salgının 6. dalgasındayız. Maske ve mesafe tedbirleri aksatılmış olabilir. Bir otobüste, kapalı bir mekanda maske takan sayısı az olabilir ancak COVID olan biri ile karşılaşma riskiniz yüksektir. Özellikle sağlık kurumlarında maskenizi takın. Kapalı yerlerde, kalabalık buluşmalarda maske ve fiziksel mesafe kurallarını yeniden hayatınıza katın."

Kimler ek doz aşı olmalı?

Devam eden pandemi koşulları ve aşılama hakkında Aile Hekimlerine bir çok soru yöneltildiğini anlatan Birlik Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr Can Kirişçi, bunların başında riskli gruplar geldiğini söyledi. Dr Kirişçi 50 yaş üzerinde olanlar ile COVID açısından risk grubunda olanların ek doz aşı olmasında fayda bulunduğunu açıkladı.

Hadi gençler, aşıya!

Ancak bundan da önemli olarak ülkemizde henüz hiç COVID aşısı olmamış milyonlarca insanın aşılanması olduğunu dile getiren Dr Can Kirişçi, "Öncelikle çocuklarımız aşılanamıyor. Ülkemizde henüz 12 yaş altına aşı sağlanamadı ancak 12 yaş ve üzeri çocuklarımızın da önemli bir kısmının aşıları eksik. Başta çocuklarımız olmak üzere aşıları eksik olanların COVID aşılarını olmaları, toplumda virüsün dolaşımını azaltmak ve hastalık riski yüksek olan kişileri korumak için önemli" diye konuştu.

Aşının yan etkilerine karşı ne yapılmalı?

Dr Can Kirişçi, Covid aşılarının yan etkileri hakkında sık sorulan sorulara da yanıt verdi. Aşının ardından kol ağrısı, hafifi bir ateş, kırgınlık, bazen koltuk altında beze ve benzeri yan etkilerin sıklıkla görüldüğünü ama kısa sürede geçtiğini anlatan Dr. Kirişçi, "Bunlar çok önemli etkiler değil. Eğer bu ve benzeri yan etkileriniz olduysa yeniden aşınızı olabilirsiniz. Ancak ciddi alerjik bir reaksiyonunuz olduysa bunu hekiminize söyleyip ona göre aşı randevunuzu oluşturmakta fayda bulunuyor" dedi.

Aşı nerede olunmalı?

184 ya da MHRS üzerinden randevu alarak aşınızı Aile Sağlığı Merkezlerinde ve hastanelerde olabilirsiniz. Tüm aşılar soğuk zincir kurallarına göre takip edilmekte ve güvenle korunmaktadır. Aile hekimleri olarak yeni COVİD dalgasında da görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye hazır olduklarını belirten Dr. Can Kirişçi, yığılmalar olmaması ve aşı takviminin aksamaması için mutlaka randevu alınması gerektiğini hatırlattı.

Covid geçirenler de aşı olmalı mı?

Aile hekimleri olarak en fazla yöneltilen sorulardan birinin de COVID geçirenlerin tekrar hastalanma riski olduğunu söyleyen Dr. Kirişçi "Onların da yeniden hastalanma riski var. Bu nedenle eksik aşıları varsa tamamlamalarını öneririz" yorumunda bulundu. (BSHA)

Marburg Virüsü İle İlgili En Çok Merak Edilenler

Posted: 22 Jul 2022 12:40 AM PDT

Okullar 'da Omicron Tedbirleri Nasıl Olmalı?

Marburg Virüsü İle İlgili En Çok Merak Edilenler Prof. Dr. Ayşegül Ulu Kılıç, Marburg virüsü ile ilgili merak edilenler hakkında bilgi verdi.

Dünyada yaklaşık 2,5 yıldır etkili olan koronavirüs pandemisi devam ederken, son dönemlerde Gana'da ortaya çıkan Marburg virüsü endişeye yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün salgın olarak tanımladığı Marburg virüsü, yüksek ateş, yoğun baş ve kas ağrısıyla kendini belli ediyor ve hayati riske neden olabiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Ayşegül Ulu Kılıç, Marburg virüsü ile ilgili merak edilenler hakkında açıklama yaptı.

Marburg virüsü nedir?

Ebolaya neden olan hastalığın virüsü ile aynı aileden olan Marburg virüsü, % 88'e varan ölüm oranıyla oldukça tehlikelidir. Batı Afrika'da yıllardır önemli bir sağlık sorunu olan Marburg virüsü, oldukça bulaşıcı ve yüksek ateşle başlamaktadır. Hastalık son evrede şiddetli kan kaybı ve şoka neden olmaktadır. Hastalık ilk olarak 1967 yılının Ağustos ayında Batı Almanya'nın Marburg şehrinde ortaya çıktığı için bu ismi almıştır. Marburg ve Frankfurt kentlerinde 30 kişide görülen bu hastalık daha sonra Belgrad'da 2 kişinin hastalanmasıyla seyrini sürdürmüştür. Yapılan laboratuvar çalışmalarında iki ayrı yerde eş zamanlı başlayan bu salgına neden olan virüsün Doğu Afrika'daki Uganda'dan Avrupa kıtasına getirilen Afrika yeşil maymunlarının neden olduğu belirlenmiştir. Daha sonra Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kenya, Güney Afrika, Zimbabve ve Angola'ya seyahat eden çok sayıdaki kişide de bu virüsün olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 2008 yılında Uganda'da Afrika meyve yarasalarını araştıran gezginlerde de bu virüs görülmüştür. Son dönemde Gana'da ortaya çıkan virüs can kaybına yol açmış ve dünyada yeni bir paniğe neden olmuş durumdadır.

Marburg virüsü semptomları neler?

Marburg virüsünün neden olduğu hastalık; yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve halsizlikle aniden başlamakta, kas ağrıları bu tabloya eşlik etmektedir. Hastalığın 3. günü genellikle şiddetli ishal, karın ağrısı ile bulantı ve kusma görülmektedir. İshal şiddetlenerek devam etmekte, sıvı kaybı ve birçok metabolik bozukluk ortaya çıkabilmektedir. Hastalarda belirtilerin başlamasından 2-7 gün sonrasında deri döküntüleri gözlenmiştir. Ölümcül vakalarda ise vücudun birden fazla yerinde kanamalar (diş eti, vajinal, bağırsak) eşlik edebilmektedir. Merkezi sinir sistemindeki tutulum nedeniyle bilinç bulanıklığı ve karışıklığı önemli bir belirtidir. Hayati kayıpların ise genellikle 8-9 gün sonra meydana geldiği bildirilmektedir.

Marburg virüsü nasıl bulaşır?

Bu virüsün doğrudan insandan insana bulaştığı ya da enfekte olanların kan, salgı ve diğer vücut sıvılarının yüzeylere, cisimlere bulaştığı bilinmektedir. Yani virüs bulaşan yüzey ve cisimlere temas ile geçmektedir.

Marburg virüsü nasıl teşhis edilir?

Marburg virüsünün neden olduğu hastalığın; sıtma, tifo, şigelloz, menenjit ve diğer viral hemorajik ateşli hastalıklardan ayırt edilmesi gerekir. Bu virüsün varlığını belirlemek için aşağıdaki laboratuvar testleri uygulanabilmektedir.

Antikor enzimine bağlı immünosorbent deneyi (ELISA)

Antijen tespit testleri

Serum nötralizasyon testleri

Ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR)

Marburg virüsü nasıl tedavi edilebilir?

Marburg virüsü ile ilgili belirlenmiş bir tedavi protokolü bulunmamaktadır. Hastalığın seyrini hafifletecek kanıtlanmış bir tedavi yöntemi henüz yoktur. Marburg için bir aşı bulunmamaktadır. Ancak hastalık süresince bağışıklığı destekleyici tedaviler ile bazı ilaçlar verilmektedir.

Bulaşıcı hastalıklar konusunda siz de kişisel önlemlerinizi alın

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için kişisel hijyen, çevre temizliği, sosyal mesafe gibi noktalara çok dikkat edilmelidir. Bununla birlikte bağışıklık sistemini güçlendirmek için sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ile hareketsizlikten uzak durmak, kaliteli uyku ve stres yönetimi konuları da öne çıkmaktadır. Salgın hastalıklar ile ilgili olan bilgiler yalnızca doğru kaynaklardan takip edilmeli, kulaktan dolma söylemlerle hareket edilmemelidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Dondurma Tüketmeniz İçin 5 Neden !

Posted: 21 Jul 2022 11:32 PM PDT

Dondurmanın Faydaları

Dondurma Tüketmemiz İçin 5 Nedin ! Tüm mevsim tüketilebilen dondurma, özellikle yaz aylarında 7'den 70'e hemen herkesin vazgeçilmezi olan bir tatlıya dönüşüyor.

Karbonhidrat, protein ve yağ gibi temel besin öğelerinin yanı sıra içerdiği kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum gibi önemli mineraller ile A, B, E ile K vitamininden de zengin olması sayesinde aynı zamanda şifa da sağlıyor! Üstelik bir top dondurma yaklaşık 50 gram ve sadece 100 kalori içeriyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Öngen, diğer tatlılar ile kıyaslandığında dondurmanın besin değeri yüksek ve daha düşük kalorili bir tatlı alternatifi olduğunu belirterek, "Ancak her ne kadar kalorisi düşük görünse de şeker içerdiği için dondurma tüketirken mutlaka porsiyon kontrolü yapmanız gerekiyor. Aksi halde, hem şeker içeriği hem kalorisi nedeniyle kilo alımına ve kan şekeri dengesinin bozulmasına neden olabiliyor" diyor.

Dünya Sağlık Örgütü; şeker tüketiminin günlük enerji alımının yüzde 10'unun altında olmasını öneriyor. "İki top dondurmanın da yaklaşık 14 gram şeker içerdiği düşünüldüğünde bu sınırı aşmamanız çok önemli" diyen  Öngen, dondurmayı hangi sıklıkta ve ne kadar tüketebileceğimizi, "Çocuklar dondurmayı haftada 2 kez, 2'şer top tüketebilirler. Yetişkinlerin de haftada 2-3 kez, yine 2'şer top dondurmayı aşmamaları gerekiyor. Kilo vermeye çalışan bireyler ise haftada bir kereden fazla dondurma tüketmekten kaçınmalılar" sözleriyle anlatıyor.  Öngendondurmanın faydalarını ve tüketirken dikkat etmemiz gereken noktaları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Kemik sağlığını koruyor

Öngen, 2 top dondurmanın 90 mg kalsiyum içeriğiyle günlük kalsiyum ihtiyacının yaklaşık yüzde 9'unu karşıladığına işaret ederek, "Kalsiyum, kemik ve diş sağlığı için çok önemli bir mineraldir. Başlıca kaynakları süt, yoğurt ve peynir gibi gıdalardır. Dondurma da içeriğindeki süt ile günlük kalsiyum alımına destek olabiliyor." diyor.

Kas kütlesinin korunmasında etkili

Proteinler kasların yapıtaşlarını oluşturuyor. Bu nedenle yeterli protein alıyor olmak kas kütlesinin korunmasında büyük önem taşıyor. Proteinlerin başlıca besin kaynakları et ile süt grubu gıdalar oluyor ve bir bardak (200 ml) süt 6 gram protein içeriyor.  Öngen, "Tüketeceğiniz 2 top dondurmayla bir su bardağı sütteki proteinin yaklaşık yarısını alabilirsiniz. Bu etkisiyle dondurma, protein alımına destek olan bir kaynaktır" bilgisini veriyor.

Kalp sağlığını destekliyor 

Kalsiyum, potasyum ve fosfor gibi mineraller kalp ile damar sağlığının korunmasına yardımcı oluyorlar. Dondurma içerdiği bu mineraller sayesinde kalp sağlığını korumaya destek veren tatlılar arasında yer alıyor. Ancak içerdiği doymuş yağ ve şeker nedeniyle dondurmayı porsiyon kontrolü yaparak tüketmelisiniz.

Sağlıklı bir tatlı alternatifi 

Dondurmanın genel olarak kilo aldırdığı düşünülüyor, ancak doğru porsiyonlarla tüketildiğinde dondurma kilo aldırmıyor. Öngen, "Sanılanın aksine dondurma özellikle hamur işi ve şerbetli olan diğer tatlılar ile kıyaslandığında besleyici içeriği yüksek ve daha düşük kalorili bir tatlı alternatifidir" diyor.

Bazı hastalıklarda tedaviye katkı sağlıyor

Dondurmanın lezzetli olması tüketimini kolaylaştırırken soğuk olması bazı durumlarda tedavi edici olabiliyor. Öngen, örneğin bademcik operasyonu sonrası tüketilen dondurmanın yara yeri iyileşmesini hızlandırabildiğine işaret ederek, "Ayrıca çiğneme ve yutma güçlüğü olan hastalarda da dondurma iyi bir alternatif besin olarak karşımıza çıkıyor" diyor.

Dondurma tüketirken 7 kritik kural! 

  • Dondurma alırken üretim koşullarına dikkat edin. Hijyenik şartlarda üretilen, saklanan ve sunulan yerleri tercih edin.
  • Enfeksiyon riski nedeniyle dondurma mutlaka pastörize sütten yapılmış olmalı.
  • Satın alınan dondurma eriyip yeniden donarsa üzerinde kristaller oluşuyor. Üzerinde kristal olan dondurmaları satın almayın. Zira, süt kolay bozulan bir besin olduğu için erime -donma sırasında oluşabilen bakteriyel üremeler zehirlenmelere yol açabiliyor.
  • Hazır paketli dondurmaların tüketiminde, dış etkenlerden bulaşın önlenmesi için paketin hasara uğrama durumuna, sağlığa olan zararlı etkileri sebebiyle boya ve kimyasal içeriğine dikkat edin.
  • Bazı dondurmalar glukoz şurubu ve süt tozu içerebiliyorlar. Sıklıkla tüketiminin vücut fonksiyonlarını bozabilmesi sebebiyle bu içeriklere sahip ürünleri satın almayın.
  • Besin alerjisiniz varsa, alerjen besin içeriğini öğrenmek için etiketini mutlaka okuyun.
  • Dondurmanın kalorisini yükseltmesi nedeniyle dondurmaya sos, fındık/fıstık ekletmekten ve külah tüketmekten kaçının. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Akciğer Kanseri Kadınlarda Artıyor

Posted: 21 Jul 2022 10:31 PM PDT

Akciğer Kanseri Ameliyatlarında Etkinliği Kanıtlanmış Yöntem

Akciğer kanseri kadınlarda artıyor  Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım Akciğer kanseri hakkında Açıklama yapıyor

Akciğer kanseri tüm dünyada en sık görülen kanserler arasında yer alıyor.  "Erkek hastalığı" olarak bilinen akciğer kanserinin kadınlarda görülme sıklığının arttığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, "Yapılan araştırmalar kadınlardaki DNA tamir genlerindeki yetersizlik, farklı genetik mutasyonlar ve östrojen gibi kadınlık hormonlarının kadınlarda akciğer kanserinin görülme sıklığını artırdığına işaret ediyor" açıklamasında bulundu.

Her yıl 2.2 milyon insana tanısı konan akciğer kanseri, erkeklerde kansere bağlı ölümlerin birincil sebebi olurken kadınlarda ise meme ve kalın bağırsak kanserlerinden sonra sıralanıyor.

Son 40 yılın verilerinin kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığının yüzde 73'lük bir artış gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, "Sanılanın aksine akciğer kanserinin daha sık görülmesinin sebebi sigara içiciliği ile sınırlı değil. Yapılan araştırmalar sigara içmeyen kadınlarda da akciğer kanserinin görülme oranının arttığını ve kadınların erkeklere oranla evde daha çok pasif içiciliğe maruz kaldığını gösteriyor" dedi.

Prof. Dr. Yıldırım, "İngiltere Kanser Araştırmaları sonuçlarına göre kadınlardaki DNA tamir genlerindeki yetersizlik, farklı genetik mutasyonlar ve östrojen gibi kadınlık hormonları bu sıklığı artıran etkenler arasında yer alıyor" diye konuştu.

Hedefe yönelik ilaçlar sağ kalım oranları artırıyor

Akciğer kanserlerinin tedavisinde birçok yeniliğin ve yöntemin kullanıma girdiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, "Özellikle son 10 yıllık dönemde ileri evre hastalıkla hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi gibi yeni tedavilerle hastaların sağ kalım oranları 2-3 kat arttı, hastalıksız yaşam süreleri uzadı ve yaşam kaliteleri yükseldi. Artık ilaç tedavilerinde de kişiselleştirilmiş tedaviler kullanılıyor. Diğer bir deyişle tümörlerin genetik ve moleküler yapıları patolojide detaylı incelenerek kişinin tümörüne özgü tedavi seçeneği; immünoterapi, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ya da kemoterapi kombinasyonları belirleniyor" dedi. (BSHA)

Sıcak yaz günlerinde su tüketimine dikkat!

Posted: 21 Jul 2022 09:39 AM PDT

Sıcak yaz günlerinde su tüketimine dikkat Bağışıklığı güçlendirmek için 'güvenli ve kaliteli' su için

Yeterli miktarda su tüketimi, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde en önemli doğal kaynaklardan biri. Yaz sıcaklarının başlamasıyla özellikle fiziksel aktivitesi yüksek işlerde çalışanlar, sporcular, hamileler, bebekler, çocuklar ve yaşlılar için gün boyu sağlıklı, güvenli ve kaliteli su tüketimi büyük önem taşıyor.

Günlük su tüketimi, yaşamın her döneminde ve her mevsimde sağlıklı bir yaşam sürmek için büyük önem taşıyor. Gün boyunca vücudun sıvı ihtiyacının yeterli miktarda karşılanması hem bağışıklık sistemini koruyor hem de terleme yoluyla kaybedilen sıvının yerine konmasını sağlıyor. Sıcak yaz günlerinde ise güvenli ve kaliteli su ihtiyacı daha da öne çıkıyor.

 

"Günde en az 2,5 litre su tüketilmeli"

Su ihtiyacının karşılanması için güvenilir, hijyenik, kaliteli ve dengeli içeriğe sahip suların tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, "Vücudumuzun yüzde 60-70 'i sudan oluşmaktadır. Su içmenin faydaları saymakla bitmez" diye konuştu. Aktepe, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: "Su, günlük 2-2,5 litre tüketilmelidir. Alınması gereken su miktarı tek seferde değil, güne bölünerek yavaş yavaş alınmalıdır. Bazı durumlarda ise su miktarını artırmak gerekebilir. Enfeksiyon varlığı, sıcak iklim, gebelik, fazla yapılan fiziksel egzersiz, tuzlu ve tatlı tüketimi, alkol alımı, kusma-ishal durumu ve protein ağırlıklı beslenmelerde daha çok su tüketilmelidir. Özellikle çocuklar, hamileler, yaşlılar ve sporcular, aşırı su kaybettiklerinde ciddi sağlık sorunları yaşayabilecekleri için günlük su tüketimine çok dikkat etmelidir."

 

"Vücudun birçok işlevi su ile sağlanır, doğal kaynak ve doğal mineral suları tercih edin"

Suyun sağlık açısından çok sayıda faydası olduğunu hatırlatan Aktepe, bunları şöyle sıraladı: "Su içmemiz terleme ile kaybettiğimiz sıvıyı yerine koymak dışında, cilt güzelliğimiz, kabızlığın önlenmesi, metabolizmanın hızlanması, ödem atılması, yağların parçalanıp idrarla atılmasını sağlayarak fit görünmemizi de sağlar. Vücut sıcaklığını ayarlar, vücutta elektrolit dengesini sağlar. Toksik maddelerin atımını hızlandırır. Eklem sağlığını korumada yardımcıdır ve solunum sistemi için gereklidir. Ayrıca kaliteli ve güvenli su tüketimi böbrek temizliğinde ve taş oluşumunu önlemede yardımcıdır. Yeterli su alımı; zihinsel faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde devamlılığını da sağlar." Aktepe, tüketicilerin özellikle yaz aylarında sıklıkla karşılaşılan enfeksiyon hastalıklarından korunmak için de kesinlikle sağlıklı, kaliteli, güvenilir ve gerekli tüm denetimlerden geçen ambalajlı suları tercih etmesinin önemini vurguladı. (BSHA)

Post a Comment

Previous Post Next Post