Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Bilim ve Sağlık Haber Ajansı


Sağlık Personeli Ek Ödemelerine Yüzde 20 Zam Yapılsın

Posted: 05 Jul 2022 03:58 AM PDT

Sağlık-Sen

Sağlık Personeli Ek Ödemelerine Yüzde 20 Zam Yapılsın Sağlık-Sen, 6. Dönem Toplu Sözleşme hükmü olan "ek ödemelerin yüzde 20 artırımlı ödenmesine" ilişkin Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Başhekimliğine başvuruda bulundu.

Sağlık-Sen,"Ek Ödemelere Yüzde 20 Zam Uygulansın" talebinde bulundu.Genel Başkan Semih Durmuş ve Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Dural imzasıyla yapılan yazılı başvuruda, 6.Dönem Toplu Sözleşme'nin 45.maddesi gereği, ek ödemelerin yüzde 20 artırımlı ödenmesi gerektiğine dikkat çekildi. Başvuruda, "Ancak, ilgili toplu sözleşme hükmüne rağmen, fakültenizde ek ödemelerin yüzde 20 artırımlı ödenmesine ilişkin söz konusu toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmadığı hususunda sendikamıza müracaatlar olmuştur" denildi.

Sağlık-Sen

Başvuruda, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 yıllarını kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme"nin 25 Ağustos 2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığına ve 1 Ocak 2022 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiğine dikkat çekildi. Toplu sözleşmeye aykırı iş ve işlem yürütülmemesi için gerekli özenin gösterilmesi istenen başvuruda, "6.Dönem Toplu Sözleşme'nin Üçüncü Bölüm 45. Maddesi gereği, ayın 15'inde aylıklarla birlikte ödenmesi gereken ek ödemelerin, yüzde 20 artırımlı ödenmesi hususunda gereğinin yapılmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Sağlık Personeli Ek Ödemeleri 

Sağlık-Sen'in başvurusu üzerine, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Başhekimliği'nden açıklama geldi. Açıklamada, "6. Dönem Toplu Sözleşmenin ilgili maddesi gereği, ayın 15'inde aylıklarla birlikte ödenmesi gereken ek ödemelerin yüzde 20 artırımlı olarak ödenmesi gerçekleştirilecektir" ifadelerine yer verildi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Yazın Sıcak Çarpmasının Sebebi!

Posted: 05 Jul 2022 02:01 AM PDT

Yazın Sıcak Çarpmasının Sebebi!

Sağlıklı bir yetişkinin günlük su ihtiyacı ortalama olarak kilo başına 30 ml'dir. Ortalama 60 kilo olan birinin metabolizmasının işlevi için günlük tüketmesi gereken suyun 1,8 litre olması gerekiyor.

 

Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, "Bu miktar cinsiyet, yaş, kronik durum ve fiziksel aktivite gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Özellikle yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle terlemenin fazlalaşması sonucu vücuttan atılan su miktarı artar. Bu nedenle yaz mevsiminde su tüketimi daha da önem kazanır. Fazla su kaybı durumunda vücut ısısı kontrol edilemeyerek yükselir ve hipertermi yani sıcak çarpmasına neden olabilir" hatırlatmasında bulundu. Vücudun susuz kalması sonucunda baş ağrısı, yorgunluk, kabızlık, konsantrasyonda bozulmalar, düşük tansiyon, hızlı nefes alma, hatta ilerleyen evrelerde bilinç kaybı ve koma hali gibi önemli sağlık sorunlarının görülebileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, yaz döneminde su tüketimini destekleyecek tavsiyelerde bulundu.

Yazın Sıcak Çarpmasının Sebebi!

Limonata Ve Taze Sıkım Meyve Suları Tüketilebilir

Yaz döneminde alınan sıvı tüketimini artırmak için ev yapımı limonata, ayran, taze sıkım meyve ve sebze sularından yararlanılabilir. Özellikle sebze ve meyve suları hem vitamin-mineral açısından hem de kaybedilen elektrolit dengesini kazanmak için iyi bir seçenektir.

Maden Suyu Terleme İle Kaybedilen Elektrolit Dengesi İçin Önemli

Maden suları tüketilebilir. Burada önemli bir ayrım var, maden suyu ve soda birbirinden farklı ancak sıklıkla karıştırılan ürünlerdir. Bizim için aromasız ve sade tercih edilecek bir maden suyu terleme ile kaybedilen bu elektrolit dengesi için önemlidir.

İçilen Her Bardak Çay-kahve İçin Fazladan Su İçilmeli

Soğuk bitki ve meyve çayları da tercih edilebilir. Ancak yeşil, beyaz ve siyah çay gibi kafein bulunduran çaylar bu kategorinin dışında kalmaktadır. Bu içecekler kafein içermesi sebebiyle vücutta diüretik etkiye sebep olarak su atılımını artırmaktadır. Aynı durum kahve tüketimi için de geçerli. Bu nedenle günlük su tüketimi hesaplanırken içilen çay ve kahvelerin de eklenmesi yapılan hatalardan biridir. Aksine içilen her bir bardak çay-kahve için fazladan bir bardak daha su tüketimi yapılmalı.

Su İçmek İçin Susuzluk Hissi Beklenmemeli

Ayrıca su tüketimi için susuzluk hissi beklenmemelidir. Eğer su içme unutuluyorsa çeşitli su hatırlatıcıları kullanılabilir, tadı sevilmiyorsa taze sebze ve meyveler ile tatlandırılabilir.

İstişare ve Değerlendirme Toplantısı Yapıldı!

Posted: 05 Jul 2022 01:52 AM PDT

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, İl Müdürleri ve Merkez Birimleri İstişare ve Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirdi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, İl Müdürleri ve Merkez Birimleri İstişare ve Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirdi.

 

İstişare ve Değerlendirme Toplantısı Yapıldı! Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık’ın katılımında, İl Müdürleri ve Merkez Birimleri İstişare ve Değerlendirme Toplantısı yapıldı. “Hayata geçireceğimiz projeler ile hizmetlerimizin ulaşılabilirliğini ve etkilerini artırmaya devam edeceğiz.”diyen Derya Yanık,”Biz bakanlık olarak, kendi müstakil bir disiplini olan, çalışma alanı olan, görev tanımı olan, içeriği, biçimi şekli olan bir Bakanlığız. Hem bakanlık hem taşra teşkilatı olarak yaptığımız çalışmaları da, karşılıklı bir sağlamasını yapmış oluyoruz. Yani, siz bakanlık merkez teşkilatının yaptığı çalışmaları, yerelin taleplerine ne kadar cevap verdiğini ya da vermediğini, bizde sahanın bakanlık merkez politikalarına ne kadar sahip çıkıp çıkmadığını birlikte değerlendirmiş oluyoruz.”diye konuştu.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, İl Müdürleri ve Merkez Birimleri İstişare ve Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirdi.

 

Derya Yanık sosyal medyasında “81 il müdürümüz ve merkez birim amirlerimiz ile birlikte istişare toplantımızı tamamladık. Hayata geçireceğimiz projeler ile hizmetlerimizin ulaşılabilirliğini ve etkilerini artırmaya devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

Otizmin İlk Belirtisine Dikkat!

Posted: 05 Jul 2022 01:47 AM PDT

Otizmin İlk Belirtisine Dikkat!

Otizmin görülme oranının son yıllarda artış gösterdiğine dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu artışın nedeninin öğrenilmiş otizm olduğuna vurgu yaptı.

 

Çocuklarda bilinçsiz ve kontrolsüz teknoloji kullanımının sosyal izolasyona ve tek yönlü uyarıma neden olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Çocuk sözcük üretme ihtiyacı hissetmediği için beynin o bölgesi köreliyor. Öğrenilmiş otizmin ilk belirtisi gecikmiş konuşmadır." uyarısında bulundu. Otizmin en büyük ilacının sosyal temas olduğunu belirten Tarhan, apartmanlarda tek başına büyüyen çocukların 3 yaşından itibaren kreşe gönderilmesini ya da oyun alanlarına götürülerek akranlarıyla iletişim kurulmasını tavsiye etti.

Sağlık Bakanlığı, otizmli bireylerin aileleri için 'Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) Aile Rehberi' hazırladı. Otizm sıklığının 20 yılda 200 kat arttığı belirtilen rehberde, fazla teknolojik alet kullanımına dikkat çekildi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, otizme ilişkin değerlendirmede bulundu. Otizm spektrum bozukluğu da denilen otizmin nöro gelişimsel bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hastalığın geniş bir yelpazede farklı özelliklerle görüldüğünü söyledi.

Duygusal Okuryazarlıkları Zayıf

Asperger sendromunda bireyin çok zeki olmasına karşın sosyal ilişkilerinin çok zayıf olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Asperger Sendromunda kişinin mantıksal zekâları çok yüksek. İki ay sonra ayın 28'inin hangi güne denk geldiğini hemen hesaplıyor ve söylüyor fakat oturup birisiyle sohbet edemiyor, konuşamıyor. Herkes gülüp espri yapıyor, o anlayıp gülemiyor, katılamıyor. Duygusal okuryazarlığı zayıf. Bu zihin kuramı sadece insanda var. Diğer canlılarda yok." dedi.

Otizmin İlk Belirtisine Dikkat!

Zihin Teorisi, Zihinüstü Gen Tarafından Üretiliyor

İleri düzeydeki otizmli çocuklarda genetik olarak zihin kuramı oluşturmayla ilgili gen olmadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Buna meta bilişsel gen yani zihinüstü gen diyoruz. Bu zihinüstü gen zihin teorisi üretiyor, teori teorisi üretiyor, anlam çıkarıyor, yorum yapıyor, tepki veriyor. İnsanı insan yapan bu temel özellik, otizmli bireylerde bulunmadığı için otizm ileri genetik bozukluk olarak da değerlendiriliyor." dedi.

Otizmde De Yatkınlık Geni Olabilir

Yapılan çalışmaların otizmin %10-15'inin genetik kaynaklı, %70-80'inin ise sonradan geliştiğini gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Otizmde iki türlü genetik faktör var. Biri %100 genetik olan yani kozatif gen olan vakalar. Bu gen nedeniyle kişi kaçınılmaz şekilde otistik oluyor. Ama bir de otizme yatkınlık geni olanlar var. Bu kişiler yanlış eğitilirse, yanlış ortamlarda bulunursa, aile ve sosyal çevresi sağlıklı değilse bu çocuklarda otizm sonradan çıkmaya başlıyor. Çünkü otizme yatkınlık geni var. Bunu şu örneğe benzetebiliriz. Akciğer kanseriyle ilgili kozatif gene sahip olan biri, 40 yaşına gelince sigara içmese bile kanser başlar. Kişide yatkınlık geni varsa sigara içmiyorsa o gen faaliyete geçmediği için o kişi de kanser başlamaz. Akciğer kanserinin %80-90'ı genom faaliyetidir yani genetiktir ve yatkınlık geniyle ilgilidir. " dedi.

Kutu Gibi, Tepki Vermiyorlar…

Otizmli bireylerde ince motor beceriler ve kaba motor becerilerin olmasına rağmen kişinin duygusal aktarım yapamadığını kaydeden Tarhan, "Otizmli bir çocuk zamanında yürüyebiliyor. Mesela 1 yaşında yürüyor ama gecikmiş konuşma ortaya çıkıyor. Çocuk sosyalliği ve duygusallığı öğrenemiyor. Herkes güldüğü zaman o gülemiyor. Duygusal aktarım yapamıyor. Göz teması kuramıyor. Beyni daha çok kolay öğrenmeye yönelik şeylerle ilgileniyor. Mesela ileri otistik bir çocuğu kucağınıza alınca kutu gibidir ve tepki vermez.  Ama sağlıklı bir çocuk kolayca bir ilişki kurabilir." dedi.

Aileler İyi Gözlem Yapmalı

Ailelerin çocuklarını çok iyi gözlemlemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Çocuk göz teması kuramıyorsa, duygulara karşılık veremiyorsa, anne ve babanın gülümsemesine karşılık veremiyorsa otizmden şüphelenmek lazım. Otizm, 1 yaşında bile yakalanabiliyor. Çocukta gecikmiş konuşma varsa genelde 3-4 yaşında yakalanıyor. Gecikmiş konuşmadan başka diğer öncül belirtiler de bulunuyor." dedi.

Çok İşe Yarayacak Bir Kitapçık…

Sağlık Bakanlığı'nın otizmle ilgili hazırladığı kitapçığa değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Çok başarılı bir çalışma, emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bu çok işe yarayacak bir kitapçık olacak. Aileler erken tanıyla ilgili Sağlık Bakanlığı web sayfasından indirip inceleyebilirler. Orada çok güzel bilgiler var." dedi.

Öğrenilmiş Otizm Artıyor

Çocuğun otizm olma riskinin daha önceki yıllara oranla artış gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Son yıllarda resmi istatistiklere göre %200 arttı. Artan kısmı genetik olan otizm değil öğrenilmiş otizm. Kişi normalde otistik olmaz ama aile bağlarının zayıf olması, sosyal öğrenmenin zayıf olması, duygusal öğrenmenin zayıf olması, tek yönlü öğrenme olduğu için çocuk sadece belli bir alanda başarılı oluyor. Diğer alanlarda başarısız oluyor. İzole bir şekilde yalnız oluyor. Ve şu anda sosyal izolasyon ve yalnızlık insanlığın, gençlerin hastalığı durumunda. Otizm, aslında içe kapanıklık ve yalnızlık hastalığıdır. Otistik kişi ayrı bir dünyada ayrı bir hayat içerisinde yaşıyor. Temel ihtiyaçlarının karşılanması yeterli oluyor, otistik kişi başka bir şey aramaz." dedi.

Otizmin En Büyük İlacı Sosyal Temastır

Öğrenilmiş otizmin genellikle yatkınlık geni olanlarda hızla çıktığını ifade eden Tarhan, "Yatkınlık geni olmayanlarda çok ileri derecede uyaran mahrumiyeti varsa ortaya çıkabiliyor. Örneğin ormanlarda bulunan vahşi çocuklar ilk bulunduklarında otistik oldukları sanılıyor. Çünkü insan ilişkisi yaşamadıkları için sosyal öğrenme yok. Otizmin en büyük ilacı sosyal temastır. Birebir eğitimle eksikler tamamlanır ama kişinin sosyal ve fiziksel teması çok önemlidir. Sosyal medya kavramı yanlış kullanılıyor. Aslında sosyal medya, sosyal medya değil sanal medyadır. Orada sosyallik yok. Sadece sanal bir ortamda görüşme var. Sosyal olması için yüz yüze olması lazım, insanların birbirine dokunması lazım. Çocuk için de aynısı geçerlidir.  Çocuğun koşması, oynaması, eğlenmesi lazım."diye konuştu.

4 Yaşına Kadar Düzeltilmeli Yoksa Beyin Kendini Kapatıyor…

Çocuklarda teknoloji kullanımının sınırlı ve kontrollü olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tek yönlü uyarımın çocuğun üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti:

"Teknolojinin bilinçsiz kullanımı çocuğu sosyal izolasyona götürüyor. Tek yönlü öğrenme yapıyor. Öğrenilmiş otizmin ilk belirtisi gecikmiş konuşmadır ve bu durum popüler psikiyatride klip sendromu diye geçiyor. Klip sendromunda çocuk tek yönlü mesaja maruz kalıyor. Genellikle bir müzik kanalı açık oluyor ve çocuk sürekli dönen klipleri izliyor. Çocuk herhangi bir çaba göstermiyor. Kafa yorma ve öğrenme yok. Sadece eğlence var. Çocuk kendini oraya kaptırıyor. Bu nedenle ucuz bakıcı diyoruz. Anne de çocuğa tableti ya da akıllı telefonu veriyor ya da televizyonu açıyor. Çocuk tek yönlü maruziyet yaşıyor. Beyni sadece görsel algı alıyor. Sözcük üretme ihtiyacı hissetmediği için çocuk beyni, konuşma ihtiyacı hissetmediği için beynin o bölgesi köreliyor. 4 yaşına kadar bunu düzelttik düzelttik, düzeltmedik ondan sonra beyin kendini kapatıyor. Ondan sonra öğrenmek çok zorlaşıyor. Çok özel çaba ve eğitimlerle oluyor."

Teknoloji İle İlişkimiz Sağlıklı Olmalı

Günümüzde teknolojiden kaçınmanın mümkün olmadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Özellikle, teknoloji ile ilişkimiz bizim sosyal ilişkimizin bir parçasıdır. Teknoloji ile ilişkimiz sağlıklı değilse biz çocuklarımızı otizm adayı yaparız. Bunu kesinlikle çok açık söyleyebiliriz. Çocuklarımıza özellikle 0-3 yaş arasında telefon ya da tablet verip yalnız bırakmak onları otizm adayı haline getirir. Duygusal ihmal çocuğa zarar verir." uyarısında bulundu.

Çocuk Hayatı İletişim Kurarak Öğreniyor

"Çocuk iletişim kurmayınca hayatı öğrenemiyor" diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Çünkü insan beyni psikolojik olarak sonradan öğreniyor. Hayvan beyni öyle değil, hayvan beyni öğrenmiş olarak dünyaya geliyor. İnsan beyni öğrenmek üzere dünyaya geliyor. Sosyalliği, insanlığı, sevgiyi, muhabbetti, konuşmayı, arkadaşlığı yani bütün insani değerleri sonradan öğreniyoruz biz. Genetik değil, ahlak genetik değil, ahlaki olgu genetik değil. Bunları sonradan öğreniyoruz. Çocuğa bunları öğretmezsen çocuk bilemez ki. Çocuğun sosyal sınırları öğrenmesi lazım, kendini tanıması ve başkasını tanıması gerekiyor. Çocuğun empatiyi öğrenmesi lazım. Otizmin en büyük özelliği empati yoksunluğudur, başkalarının duygularını okuyamazlar. Kendi duygularını da çoğu zaman okuyamazlar. Empati yoksunluğu, bu asrın en büyük sorunudur. Şu anda dünyanın en çok yoksulluk ve fakirlik çektiği alandır. Bu manevi fakirliktir. Onun da ana konusu empati yoksunluğudur." diye konuştu.

Okul Öncesi Eğitim Otizmin Çaresi Olarak Düşünülüyor

Büyük şehir yaşamının çocukların sosyalleşmesindeki engellerden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Eskiden çocuğun yürümeye başladıktan sonra arkadaşları oluyordu. Mahallede arkadaşları ve komşuları vardı. Onlarla sosyal temas içinde hayatı öğreniyordu. Ama şimdi apartman çocuğu, annenin başka imkanı yok, çocuğu sosyal medya ya da akıllı telefona bağlıyor. Bu çocuğa zarar veriyor. O nedenle çocuğun sosyalleşmesi için 3 yaşında kreşe verilmesi öneriliyor. Çocuk annesi ve babası dışında başka kimseyi görmüyorsa her gün 2-3 saatlik sosyal alanlara götürülmesi lazım. Anaokulu ve okul öncesi eğitimler çok önemli. Okul öncesi eğitim iyiyse çocuk otizmle ilgili risk grubundaysa direk otizm başlamayabiliyor. Okul öncesi 0-3 yaş eğitim bütün dünyada otizmin çaresi olarak düşünülüyor."diye konuştu.

Oyun Ve Sevgi, Çocuğun En Önemli İki İhtiyacı

Oyununun çocuğun gelişiminde çok önemli bir yeri olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Çocuğun en ciddi işi oyundur. Çocuk, oyunda kendini ifade eder ve yaşar. Çocuğun en büyük iki ihtiyacı vardır. Biri oynamak diğeri de sevilmek. Bu ikisi varsa uyuyan otizm bile varsa canlanmıyor. Riski varsa da risk grubunda tetiklenmiyor. Otizmin en büyük nedeni birinci sırada bu. İletişimdeki insanların yalnızlaşması, sosyal, duygusal uyaranların zayıflaması. Ve insanların yalnızlık salgını nedeniyle otizmde çocukluk olarak eşlik etmesi." diye konuştu.

Kalp Anjiyosu Sonrası Ölen Hasta Hakkında Yeni İddialar ! (Özel Haber)

Posted: 04 Jul 2022 11:19 PM PDT

Kalp Anjiyosu Sonrası Ölen Hasta Hakkında Yeni İddialar Kontrol amaçlı kalp anjiyosu olduktan üç gün sonra yaşamını yitiren Abidin Karataş'ın kızı ve avukatı Gülşah Karataş, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada yeni iddialarda bulundu. Operasyonun gerçekleştiği Özel Medicana Hastanesi Yönetimi ise yaptığı yazılı açıklamada, “Bu olay özelinde de İddiaların aksine ilgili tüm hekimlerimiz görevlerinin başında olup, İddiaların tamamı mesnetsizdir” denildi. 

Türkiye’de bir kaç gündür gündem olan “anjiyo sonrası ölüm” haberleri hakkında yeni iddialar gündeme geldi. Kontrol amacıyla götürdükleri hastanede yine kontrol amaçlı anjiyo kararı verilen Abidin Karataş, uygulamadan üç gün sonra yaşamını yitirdi. İzmirli Abidin Karataş’ın kızı Avukat Gülşah Karataş, yeni iddialar gündeme getirdi.

HABER VİDEOSU 

https://youtu.be/Rjr7I6vL_fE

Hastanede doktorlar arasında (kardiyoloji-nöroloji) babasına konulan tanı konusunda fikir ayrılıkları bulunduğunu öne süren Karataş, “Kardiyoloji Uzmanı S.A.O. ile Nöroloji Uzmanı Doç.Dr. Y.A. arasında tanı konusunda fikir ayrılıkları vardı. Kardiyoloji uzmanı ‘babanızda pıhtı attı’ derken, gece nöbetçi Cumhuriyet Savcılığına ve SABİM’e yaptığımız başvurunun ardından hastaneye gelen nöroloji uzmanı ‘arest sonrası hipoperfizyon’ geliştiğini söyledi. Biz kime inanacağız. Peki tedavi hangi tanıya göre yapıldı” dedi.

Medicana Hastanesinde Babam İçin Mavi Kod Verildi

Babalarının anjiyo işleminden sonra hastanede “mavi kod” verildiğini anlatan Karataş, “Biz o esnada kantinde oturuyorduk. Birden herkes anjiyo ünitesine doğru koşmaya başladı. Bizde telaşla oraya doğru koştuk. O sırada bir sağlık çalışanı merdivenlerden koşar adım elinde bir oksijen tüpü ile anjiyo merkezine girdi. Bize kimse bir bilgi vermedi. Meğer babam için “mavi kod” verilmiş. Daha sonra babam ambu cihazı ile solutularak sedye ile yoğun bakım servisine alındı. Madem babamın durumu kritikti daha önce niye yoğun bakım veya genel servise alınmadı. Babamı ölüme götüren tüm süreçlerin araştırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

İhmal İddiası Hakkında Açıklama Yaptı

Medicana İzmir Hastanesi yönetimi, medyada yer alan haberlerin ardından yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi.

Kimi medya organlarında ve sosyal medyada; markamız ve Medicana İzmir Hastanemiz hedef alınarak "Medicana’da ihmal sebebiyle ölüm iddiası | Devlette randevu bulamadılar, özelde müşteri gibi davrandılar" şeklinde gerçeği yansıtmayan haber ve bot hesaplar kullanılarak yaygınlaştırılmaya çalışılan paylaşımlar sebebiyle  açıklama yapma gereği duyulmuştur. Hastamız 22.06.2022 tarihinde 00:24 de göğüs ağrısı ve çarpıntı şikayetleri ile acil servisimize  başvurmuştur. Acil kardiyak patoloji saptanmayan hastamızın Beyin MR ve BT sonuçlarında bir patolojiye rastlanmamıştır. İleri tetkikleri reddeden hastamız, polikliniğe müracaat edeceğini söyleyerek hastaneden ayrılmıştır. 

Medicana İzmir Açıklama

24.06.2022 tarihinde  göğüs ağrısı, göz kararması ve baş dönmesi şikayetiyle tekrar hastanemiz kardiyoloji Polikliniği'ne başvuran hastamıza detaylı muayene sonrası pozitif efor testi nedeniyle koroner anjiyo önerilmiş yapılan anjiyo başarılı geçip darlık olan damarına stent takılmıştır.  İşlem sonrasında baş ağrısı ve kusma şikayeti yaşayan hastaya emboli şüphesiyle gerekli tetkik ve müdahaleler yapılmıştır. Hasta genel durumunun kötüleşmesi üzerine eletkif olarak entübe edilip, yoğun bakım servisine alınarak tedavisine devam edilmiştir. Yoğun bakım süreci boyunca gerekli müdahaleler yapılmış ancak iki gün sonra subaraknoid kanama sonucu beyin ölümü gerçekleşen hastamız 27 Haziran 2022 tarihinde vefat etmiştir.

Tam, Etkin ve Eksizsiz Hizmet

Hastamızın tedavi sürecinde tüm çağdaş tıbbi ve deontolojik kurallar uygulanmış olup, tam, etkin ve eksiksiz hizmet verilmiştir. İddiaların hiçbir mesnedi bulunmamaktadır. Hastamızın vefatı sonrasında konu savcılığa intikal etmiş, İzmir Cumhuriyet Başsavcılık makamınca gerekli soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma neticesi kamuoyu ile tüm açıklığı ile paylaşılacaktır. Önemle belirtmek isteriz ki; 30 yılı aşan süredir, hastalarına güvenle sağlık hizmeti sunan Medicana Sağlık Grubu, bundan sonra da tüm hasta ve hasta yakınlarının sağlık sorunlarında yanında olacak ve destek olmaya devam edecektir. Bu olay özelinde de İddiaların aksine ilgili tüm hekimlerimiz görevlerinin başında olup, İddiaların tamamı mesnetsizdir. Kamuoyuna saygılarımızla (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

 

Post a Comment

Previous Post Next Post